Hayra ve şerre sadece bu dünyaya aitmiş gibi bakmaktır bizi yanıltan. Bu dünyada katlanmamız gereken acıların Rabbimizden gelen bir imtihan olduğuna, mükafaatının da ahirete kaldığına inanmamak bilinçli bir Müslüman için düşünülemez. Bir Gazze var karşımızda, gönlümüzde…
İlkin ve öncelikle Kur’an’a bakmamız, onu hakem kılmamız, aramızdaki ihtilafı Allah ve resulüne götürmemiz gerekiyor. Başka yolu var mı? ‘Nesnel bir anlamdan’, ‘muradı ilahiden’, ‘Resulce örneklendirilmiş, uygulanmış bir usul ve üsluptan, yol ve yöntemden’ bahsedemiyorsak o zaman kişi adedince bir din ortaya çıkmaz mı?!
Anlatırken zaman zaman sesi titredi ve gözleri doldu. “Peki sebebi neydi onun kitaplarına bu kadar düşmanlık?” diyemedim. Daha neler neler demek istedim ama diyemedim. Sadece, “Onun kızı olmam yasağı bittirdi mi yani?” diyebildim.
Said-i Nursi de, dönemin İslamcılarının ortak karakteri olan iktidara karşı müsamaha ve muhabbet çizgisinde yol almış, çatışmadan ziyade uyum içerisinde davranmaya çalışmıştır. Özellikle 31 Mart Vakasında bütün İslamcı kesimin takındığı tavrı takınmıştır.
Medyanın belirleyiciliği ile ilgili klasik düşünce “medya ne düşüneceğimizi söylemede başarılı olmayabilir ancak ne hakkında düşüneceğimizi söylemede son derece başarılıdır” görüşünden ortaya çıkmıştır. Bu görüş sosyal mecra için de geçerlidir…
Zamanımdan yiyor ama kuvvetleniyor yedikçe, / Serpiliyor adım adım, sabır, ha gayret dedikçe. / Bu gidişle umuyorum, koca bir fil olacak…
Bir bulantıdır gözlerimin yaşı sevdamın kucağına kundaklanıyor. Dünyamızın kurtarılmış topraklarına henüz şiirlenmemiş lirikten bir meskendir kuş kanatlarım…
Günümüz toplumlarında, çıkar birliktelikleri, etnik-ideolojik birliktelik, hizip birliktelikleri, partizan birliktelikleri, kirli ve karanlık birliktelikler, İslami birlikteliğe hayat hakkı tanımıyor. Bir toplumda siyasetin emperyalist himaye ve meşruiyete ihtiyaç duyuyor olması, o toplumun yanlış yolda olduğunu gösterir.
Bedenin oruç tutuşu kalbe beyaz bir nokta vuruşu / Algılanır ruhun benlik karşısında muhteşem duruşu…
Şair Cevat Akkanat’ın, Mayıs ayı boyunca tuttuğu günlüklerinden bir demet…
Hayatta her şey olabilir. İyi ya da kötü, güzel ya da çirkin, haklı ya da haksız, her şey. Mesele buradaki hikmeti kavrayabilmek ve bunun altında yatan derin mevzuyu/mantığı kavrayabilmektir.
Rabbimiz Allah kendisi hakkında ne kadar bilgi veriyorsa, o bilgiler ile yetinmek Allah’a inanan bir insan için yeterlidir… Yazımızın konusu olan “Rabbca Allah’ın lisanı mıdır?” sorusuna vereceğimiz tek cevap vardır.
Yaşarken oldu olanlar. Tarih bir ileri bir geri devam etti yoluna. Sessiz şarkıların çaldığı zamanlar da oldu zihnimde, gürültüyle geçilen sokaklar da oldu. Neyi nereye koyacağımı karıştırdığım onca delilikler sökün etti hayatımda. Eski ve yeni sürekli geldi gitti.
Amerikan savaş gemilerinin Basra Körfezi’ndeki varlığı, sadece İran’a değil, tüm dünyaya verilmiş bir mesajdır: “Güç bende, karar bende.” Ama tarih bize şunu defalarca gösterdi: Hiçbir güç sınırsız değildir. Hiçbir imparatorluk sonsuza kadar ayakta kalmaz. Dün firavunlar vardı, bugün başka isimler var.
Her davanın bir lider kadrosu olduğu gibi isimsiz kahramanları da vardır. Filistin davasının da en başından beri birbirinden kıymetli liderlerinin yanı sıra kendilerini bu uğurda feda eden korkusuz mücahitleri olagelmiştir. Yahya Sinvar bu kitapta, 18 yaşındaki Hamas mücahidi Eşref el-Be’lucî’nin hikâyesini anlatmaktadır.
Özümüz, bizi biz yapan o şey nedir? Adı irade mi, kalp mi, vicdanın sesi mi, bilinç mi, ne dersek diyelim bizi kurtaracak olan O’dur. Ahirette aklımıza gelen düşüncelerden değil, davranışlarımızdan değil (insan gösteriş için de yardım yapabilir), duygularımızdan değil, içimizdeki o temiz niyetlerimizle ve amellerimizle çıkacağız Allah’ın huzuruna.
İtalyan düşünür Niccolo Machiavelli’nin (1469-1527) Prens” isimli kitabından mülhem geliştiği varsayılan bir düşünüş, bir inanış biçimidir ve daha çok devlet…
Yaşadığımız zaman bizler için çok daha fazla bedeller ödemeyi gerektiriyor. Çok daha fazla çabalar, gayretler istiyor. Unutulan davet çalışmalarımıza tekrardan daha bir gayretle yeniden başlamalıyız. Bu konuda ısrarcı olmalıyız…