Hayır ve Şer

Hayır ve Şer

Hayra ve şerre sadece bu dünyaya aitmiş gibi bakmaktır bizi yanıltan. Bu dünyada katlanmamız gereken acıların Rabbimizden gelen bir imtihan olduğuna, mükafaatının da ahirete kaldığına inanmamak bilinçli bir Müslüman için düşünülemez. Bir Gazze var karşımızda, gönlümüzde…

Mukaddes Özkan

Ey müminler! Hoşunuza gitmese de size saldıran müşrik ve kafirlerle savaş size farz kılındı. Fakat iyi bilin ki hoşlanmadığınız bir şey sizin için hayır olabilir. Çokça sevip hoşlandığınız bir şey de sizin için şer olabilir. Siz bilemezsiniz. Her şeyin doğrusunu bilen Allah’tır. (Bakara/216)

İnsanoğlu hayır ve şerri işine geldiği gibi belirler hep. Bilmez ki hayrın ve şerrin de kendisini yaradandır belirleyicisi. Bize düşen sadece Allah’ın emirlerini yerine getirip kayıtsız şartsız O’na sığınmak, O’ndan gelecek her hale şükretmek ve olaylar karşısında Kur’an’da gösterilen yoldan ayrılmamaktır. Yeter ki, Rabbimizin koyduğu kurallardan şaşmayalım. İşte o zaman görürüz ki, Rabbimiz bizim şer saydığımızdan hayır çıkarır. Buna yalnızca onun gücü yeter. Bizim hayırlı diye düşündüğümüz pek çok olayın sonucundan canımızı yakacak, hoşlanmadıklarımızdan ise beklenmedik güzellikler çıkabilir.

Hayra ve şerre sadece bu dünyaya aitmiş gibi bakmaktır bizi yanıltan. Bu dünyada katlanmamız gereken acıların Rabbimizden gelen bir imtihan olduğuna, mükafaatının da ahirete kaldığına inanmamak bilinçli bir Müslüman için düşünülemez. Bir Gazze var karşımızda, gönlümüzde. Orada yaşananlar pek çoklarına göre daha doğrusu her gerçeği sığ, derinliksiz, laf olsun diye yorumlayanlara göre şer odaklı olaylar olarak görüldü. Kimliklerinde Müslüman yazanların bazıları çıkıp siz neyinize güvendiniz de İsrail gibi bir gücün karşısına çıktınız diye Hamas militanlarını suçladılar.

İşte tam da burada, hiç kimseye değil de Rablerine güvenerek yola çıkanlara Allah’ın yardımının bütün teknolojileri geride bıraktığını gördü dünya. Gerçek Müslümanların terörist olmadıklarını, aldıkları esirlere bile merhametle muamele ettiklerini gördü görmek isteyen sağduyu sahipleri. Yüreklerimiz sızlayarak, Gazzelilere hayran olduk. Onlarla gurur duyduk, duyuyoruz. Hiçbir şey yapamazsak da dualarımız onlarla. Onlar yıllardır hasret kaldığımız başarılarıyla bizleri onurlandırdılar. Onlar İslam’ı dünyaya anlattılar. Başlarını hiç eğmediler. Kanlarıyla, canlarıyla, Allahın dinini duymayanlara da duyurdular. En etkili tebliği kanlarıyla, canlarıyla yaptılar.

İsrail’in Gazze’de yaptıklarına şer dememek mümkün değil. Fakat Rabbimizin muradı o şerden bir hayır çıkarmaksa buna kim engel olabilir. Nitekim o şerden Müslüman için sabrın ne kadar önemli olduğunu ve bizim şer sandığımızdan hayrın nasıl çıkabileceğini gördük. Bazılarının o yere göğe koyamadıkları batının, içinin de dışı gibi nasıl kokuşmuş olduğunu gördük. Adil olmak gibi iddialarının sadece güçlüden yana olduğunu gördük. İnsan hakları söylemlerinin nasıl boş sözlerden ibaret olduğunu gördük. Demokrasi dedikleri safsataya sığınıp canlarının istediklerini eşit sayıp istemediklerini nasıl aşağılayıp ötekileştirdiklerini gördük. İki yüzlülüklerini zaten biliyorduk ama anlatamadıklarımıza kendileri Gazze’de işledikleri suçları örtbas etmek için söyledikleri yalanlarla bir iyice anlattılar sağ olsunlar! Dünyaya hükmetmeye çalışan koca koca devletlerin nasıl da içlerinin kararmış olduğunu gördük, bizim çabamıza gerek kalmadan kendi kendilerini açık ettiler.

Allah Gazzelilerden razı olsun. Zaferler üzerine zaferler nasib etsin Rabbimiz onlara. Ülkelerinde dalgalandıramadıkları bayrakları dünyada dalgalanıyor. Ne mutlu. Darısı diğer Müslümanların başına.

Paylaş :

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *

1 Comment

  • Saceddin Merttürk
    26 Mayıs 2024, 21:38

    Âmîn âmîn

    REPLY