Kahramanmaraş Olayı Üzerine

Kahramanmaraş Olayı Üzerine

Edebiyatçısı, şairi, ince ruhlusu ve kahramanı bol kentimizde bir okula yapılan saldırı ve onun neticesine bakıldığında, üzülmemek elde değildir! Ne oluyor, neler oluyor da Amerika da olup bitenler artık Türkiye’de olup bitiyor!

Hüseyin Alan

İlk elde bunun bir güvenlik zaafiyeti sorunu olmadığını, sorunu böyle düşünmenin olayı basite indirgeyerek geçiştirmek olacağını söylemeli. Dolayısıyla olay tek başına ele alınırsa asıl sorunun kendisinin ve bağlantılarının anlaşılmayacağını söylemek icap eder…

Evvel emirde söylemeli ki, sorun tek başına olup biten bir sorun değildir, birçok açıdan toplumsal yapıdaki çürümeden kaynaklı, bu nedenden doğan benzer sorunlardan birisidir.

Olay özelinde bazı nedenleri şöyle sıralamak mümkündür:

*Uyuşturucu bağımlılığı öğrenciler arasında hayli yaygınlaşmıştır.

*Uyuşturucu ticareti neredeyse alenen yapılır hale gelmiş ve ekonomik koşullar nedeniyle cezbedici, çok karlı ve çok taraflı ticari bir sektöre dönüşmüştür. İçişleri Bakanlığı buna benzer olaylarla ilgili sürekli operasyonlar yaptığı halde sorun çözülmüyor.

*Mafya özentili diziler ve gerçek hayatta karşılığı olmayan lüks yaşantı çok fazla yaygınlaşmış, reklam edilmiş, kanallarda yemek programlarında, sabah programlarında, bilbordlarda, bulvarlarda reklam panolarında bu hayat özendirilmiştir.

*Yöneticiler, dünya görüşleriyle uyumlu milli ve dini kurumlar ve gruplarla iç içe olan kesimlerin, orta dereceli okullarda faaliyet yürütmesine göz yummuştur…

Şimdi her okulun önüne bir polis dikip kontrol yapılması istenecekse, bu tedbirin kanayan yaranın üzerine yara bandı yapıştırmaktan başka şeye yaramayacağı anlaşılmalıdır.

Hiçbir güvenlik tedbiri, toplumsal bir düzenleme yapılmadan bu olayları durduramaz…

Maraş’taki okula yönelik saldırıyı gerçekleştiren çocuğun herhangi bir inanç sistemine, bir ideolojiye, bir tarikata, bir çeteye dahil olup olmamasının hiçbir önemi yoktur. Nitekim daha önce bazı olaylarda, farklı yer ve gruplarda da benzer hadiseler yaşanmıştır.

Herhangi bir parti ayırmaksızın demeli ki, Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi ahlaksızlık ve kamplaşma, ehliyetsiz liyakatsız bürokrasi, ekonomik istikrarsızlık ve sefalet, kültürel çürüme ve özenti, toplumsal çürümeye ve ilişkiler ağına yansımış, hiç kimsenin uzak kalamayacağı kültürel-psikolojik bir iklim yaratmıştır. Bundan da inanç ve sosyal yapı fark etmeksizin her çocuk ister istemez etkilenmiştir…

Meseleye İslami noktadan bakıldığında şunlar söylenebilir:

“Siyasal İslamcıların” toplumsal düzenleme diye bir kavram/konu sorunu ve görüşü, dolayısıyla politikası var mıdır?

Yahut bir toplum projesi ve tasarısı var mıdır?

Bir tarih, bir devlet, bir yönetim kuramı ve politikası olmadığı açığa çıkan siyasal İslamcının, bir toplum kuramı ve politikası olmadığı da açığa çıkmıştır!

Siyasal İslamcının bu başlıklardan ve konulardan anladığı tek şey “dini eğitim”dir. Buna göre memlekette dinsiz eğitim var, Kemalist ve dinsiz nesil yetiştiriliyor! Biz gelince dini eğitim yaygınlaştırılacak, dindar nesil yetiştirilecektir!

Ve bu oldu: Çeyrek yüzyıllık islamcı iktidarda, İmam Hatip okulları, İlahiyat Fakülteleri sayısal olarak, Diyanet kadroları memuriyet olarak artırıldıkça artırıldı, tarikatlar ve dernekler yayıldıkça yayıldı.

Bugüne gelindiğindeyse dini eğitim denenin, dindar nesil denenin ortaya koyduğu sonuçlar ortada! Ve hala bu sorunların sorumlusu olarak, iktidar kitlesi için CHP, okumuş yazmışlar içinse Batı gösteriliyor!..

Maraş’taki olay eğitim alanında veya okullarda görünen bir sonuçtur! Ama tek başına ele alınarak tahlil edilecek bir sonuç olmayıp sorunlar yumağının bir parçasıdır!

Görebilene diyelim benzer sonuçları, aynı nedenlere dayalı olarak toplumun her yanında gözlenmektedir: Siyasette, ekonomide, iş hayatında, meslek gruplarında, bürokraside, medyada, ailede. En köklü olanıyla insanda..

Paylaş :

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *

2 Comments

  • Yıldır Arslan
    25 Nisan 2026, 16:21

    Üstat, ilgiyla ve yararlanarak okudum, olanaklarına sağlık. Analiz ve tespitlerine olduğu gibi katılıyorum, sağlıcakla ve hoşçakal var_oluş_ma çabası seruveninde…:)

    REPLY
  • Ibrahim
    21 Nisan 2026, 15:37

    Baris ve selametle

    Huseyin Alan, yaziya iyi baslamissin, bir cok guzel tespitlerin var, bitirisinde baslangicin gibi guclu olmaliydi. Zira hem co kisa hemde sebeb ve sifadan uzak kalmis bir yazi. Sebeb ve netice olarakdan eksik. Ne olduda ABD de de olanlar Turkiyede olmaya basladi sualini sorman guzel olmus lakin vecabi i vermek farz oldu. Belkide bu suale verilecek cevabi baska bir sualde aramali; NE OLDUDA KENDINI MUSLUMAN ADDEDEN MILLETLER DEVLETLER SIYONISMIN GAZZEDE SOYKIRIMINA SESSIZ KALDI, IZLEDI, SADECE KINAMA YAYINLADI, KABEDE HAC EDEN MUSLUMANLARIN YIYEYECEK OLARAKDAN KESMESI FARZ OLAN KURANDA AYETLE SABIT BU GEREKLILIGI HER SENE ET KESME HAYVAN KESME FESTIVALINE, ORUC YANI KURAN AYINIDA YEMEMK YEMEME, DIYET YAPMA, HANGI YEMEGI YERSEM KILO ALMAM AYINA CEVRILDI , NE OLDUDA BINLERCE CAMI ACILDI FAKAT TERSINE BINLERCE INSAN ISLAMDAN BIR HABER OLDU, DAHA KURANIN, ALLAHIN BIRICIK MESAJININ HEM SAHIS YONUNDE HEMDE TOPLUMSAL SOSYAL YONDE IDRAK EDILMESI, ANALIZ EDILMESI VE TOPLUMUN KURAN ELIYLE DIZAYN EDILMESININ ONUNE GECILDI?

    REPLY