Çelik: ‘Avrupa demokrasisi Türkiye’ye borçludur’

Çelik: ‘Avrupa demokrasisi Türkiye’ye borçludur’

“Avrupa Birliği’nin yapması gereken ilk iş, Türkiye’ye karşı bu yaptırım dilini kullanmaktan vazgeçmesidir.” diyen Ömer Çelik, ‘Türkiye’ye karşı yaptırım uyguladığınızda güvenlik meselesini nasıl yöneteceksiniz?’ diye sordu.

Ak Parti Sözcüsü Ömer Çelik, parti genel merkezinde, Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) ve Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı devam ederken düzenlenen basın toplantısında Avrupa’nın tutumuna ilişkin konuştu. Çelik, şöyle dedi:

‘Avrupa’nın en büyük yanlışı, Türkiye’ye karşı yaptırım dili kullanılması’

“Türkiye Cumhuriyeti Devleti kendi gündemine sahip, bağımsızlığı olan, vakar sahibi bir devlettir. Müzakere masasına oturursa kazan-kazan temelinde Türk diplomatlarının kabiliyetlerini göstereceği siyasi irade Türkiye’de mevcuttur ama masaya oturmaktan kaçan ve sürekli şantaj siyaseti uygulayan Yunanistan tarafıdır. Dolayısıyla Yunanistan’a bir kere daha söylüyoruz; ‘Komşuyuz, ve bu coğrafyada beraber yaşayacağız, bu coğrafyadan çok uzak kimselerden medet umarak Türkiye’ye herhangi bir dayatmada bulunmanız hiçbir şekilde sonuç almaz.’ Başkalarından medet ummak yerine Türkiye ile sağlıklı bir ilişki geliştirdiğiniz zaman çözülemeyecek problem yoktur. İşbirliği ve diyalog bu sorunun çözümünün temelidir. Avrupa Birliği açısından ise en vahim konu belki Avrupa Birliği tarihinde en vahim konu, Avrupa Birliği kuruldu kurulalı en yanlış siyaset, Türkiye’ye karşı yaptırım dilinin kullanılmasıdır.

Bakın mülteci meselesi geldiği zaman Avrupalı liderler bir ay içerisinde 4 kere Türkiye’ye geldiler. Türkiye olmadan Avrupa’nın güvenliği olmaz. Sadece NATO’yu bir kenara bırakıyorum, etrafımızdaki tehditleri Türkiye’nin nasıl bertaraf ettiğini bir tarafa bırakıyorum, sadece mülteci meselesinde bile Türkiye bu kadar mülteciyi misafir ederek Avrupa demokrasilerini kurtarmıştır. Tabii ki Türkiye bunu Avrupa demokrasilerini kurtarmak için yapmıyor. Türkiye, vicdan temelinde ölümden kaçan mazlum insanları korumak için yapıyor ama Türkiye’nin yürüttüğü vicdan ve ahlak temelli bu siyasetin yan etkilerine baktığınızda 300-500 mülteci bile Avrupa’ya gittiğinde Avrupa aşırı sağcıları, faşistleri, ırkçıları bunu öyle bir istismar ettiler ki Avrupa’nın merkez sağ ve merkez sonu bunun karşısında direnemedi, hepsi zayıfladı.

‘Mülteci meselesi faşist partileri yükseltti’

Mülteci meselesi çıktıktan sonradır ki faşist partiler Avrupa’da pek çok ülkede ikinci parti haline geldiler. Hatta ilk defa İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Nazi bağlantılı kişilerin olduğu bir parti Alman parlamentosuna girmiştir. Hollanda’da Wilders’ın, Fransa’da Le Pen’in yükselişi Avrupa demokrasisi için büyük bir tehlikedir. Sadece 300-500 mülteci neticesinde bu faşistler, ırkçılar bunu istismar ederek ortaya koydular. Tabii ki Avrupa merkez siyasetçileri de çok zayıf bir tavır ortaya koyarak buna direnemediler.”

Türkiye’nin, bu insani ve vicdani politika çerçevesinde ölümden kaçan mazlumlara kucak açmamış olsaydı, aynı Kavimler Göçü gibi Avrupa’nın jeopolitik haritasının alt üst olması gibi bir tablo ile karşı karşıya kalınacağına dikkati çeken Çelik, şunları söyledi:

‘Avrupa demokrasisi Türkiye’ye borçludur’

“Avrupa reel politiği alt üst olacaktı. Avrupa demokrasileri tamamen çökecekti. Hatta şunu söyleyebilirim, bugünkü liderlerin çoğu iktidarda olamayacaklardı. Çünkü siyaset tamamen şekil değiştirmiş olacaktı. Aşırı sağcıların, ırkçıların Avrupa’da başbakan, cumhurbaşkanı olduğu bir tablo ortaya çıkacaktı. Dolayısıyla Avrupa demokrasisi, Türkiye’ye borçludur. Sadece güvenlik açısından değil, siyasi paradigma açısından da borçludur. Buna karşılık kalkıp da Türkiye’ye yaptırım dili kullanmak tamamen bir akıl tutulmasıdır.”

Çelik, Avrupa’nın gerçek bir Avrupa Birliği olmaktan geriye gittiğini, siyasi değerlerini kaybettiğini savundu.

‘Avrupa Birliği krizi fırsata çeviremez halde’

İlk defa Avrupa Birliği’nin, kuruldu kurulalı bir krizi yönetemez ve fırsata çeviremez halde olduğunu dile getiren Çelik, köprüler kuran bir Avrupa’nın yeniden dirilmesinin, duvarlar kuran Avrupa’ya karşı hep beraber mücadele etmekle mümkün olacağını söyledi.

Bugün duvar örmekle uğraşan Avrupalıların, ırkçıların, Avrupa Birliği’ni yok etmek istediğini aktaran Çelik, şöyle konuştu: “Halbuki köprüler kuran, diyalog geliştiren, iş birliği geliştiren bir Avrupa, dünyanın geleceği için, herkes için bir referans kaynağıydı, demokrasiler için bir umut kaynağıydı. Biz o Avrupa’nın, o Avrupa Birliği’nin parçası olma konusundaki irademizi koruyoruz. Demokratik değerlere sahip, iş birliği, diyalog mekanizmalarını artıran, kazan-kazan ilkesi çerçevesinde siyasi değerleri ve demokratik değerleri pekiştiren bir Avrupa Birliği, Türkiye’nin de içinde yer almak istediği bir birliktir. Dolayısıyla bunun yolu, o birliğin hayatiyetini sürdürmesi, genişleme politikasını sürdürmesi ile mümkündür. Bu genişleme politikası sadece mekanik olarak belli ülkeleri içermekle ilgili politika değil, siyasi değerler konusunda daha çok iş birliği ve demokrasi oluşturarak, daha çok müzakere alanı oluşturarak, bütün bunların, daha genişleyen bir Avrupa vizyonunun ortaya çıkması gerekiyor.”

‘Türkiye’ye karşı yaptırım uyguladığınızda, güvenlik meselesini nasıl yöneteceksiniz?’

Çelik, Avrupa Birliği açısından da köprüler kuran bir Avrupa yerine, duvarlar ören bir Avrupa şeklinde ikiye bölünmenin söz konusu olduğuna işaret etti.

Köprüler kuran Avrupa’nın kıymetli ve değerli olduğunu söylediklerini dile getiren Çelik, şöyle devam etti: “Burada Türkiye ile Avrupa arasındaki köprünün bu yanlış ajandalara mahkum olarak zedelenmemesi lazım. Onun için de Avrupa Birliği’nin yapması gereken ilk iş, Türkiye’ye karşı bu yaptırım dilini kullanmaktan vazgeçmesidir. Türkiye’ye karşı yaptırım uyguladığınızda, Türkiye bu diyalogların dışında kaldığında, bu diyalog masalarını önemsemediğinde, güvenlik meselesini nasıl yöneteceksiniz? Doğu Akdeniz’deki meseleleri nasıl yöneteceksiniz? Mülteci meselesini nasıl yöneteceksiniz? Yani Avrupa Birliği açısından ilk 5 mesele olarak hangi meseleleri sayarsanız, Türkiye olmadan Avrupa Birliği’nin bunu yönetmesi mümkün değil. Bütün bunları nasıl gerçekleştireceksiniz?”

Çelik, Avrupa’nın sağduyulu siyasetçilerinin sesini dinlemesinin zamanının geldiğini belirterek, “Avrupa Birliği sağduyulu davranmalıdır. Sağduyulu davranırken de Türkiye ile diplomatik mekanizmaları çalıştırmalıdır. Yapmaması gereken tek şey vardır, o da yaptırım dili kullanmak. Avrupa Birliği’nin kurumlarından yaptırım dilinin çıkması demek, Avrupa Birliği’nin faşistler, ırkçılar, neonaziler karşında yenilenmesi demektir.” dedi.

Paylaş :

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *