Kendi Peygamberine İftira Edene Müslüman Denilebilir mi?

Kendi Peygamberine İftira Edene Müslüman Denilebilir mi?

Allah, dinini, “Kur’an’ı” korumayı kendi üzerine almıştır. Ama bizim yapıp ettiklerimizi korumak bizim üzerimize vaciptir.

Kendi Peygamberine İftira Edene Müslüman Denilebilir mi?

Ali Göçmez

Günümüzde İslami eğitimin eksikliği ve bilmeden konuşmanın yaygınlığı sebebiyle insanlar arasında bir yığın hurafe, batıl inanç ve uyduruk sözler bir hayli yaygındır. Ayete hadis diyen vaizlerden tutunuz da, Allah’ın; “lev lake lev lake, lema halaktül eflake -Şayet sen (ey Muhammed) olmasaydın ben felekler(gezegenler, kainat)’i yaratmazdım”(*) dediği iftirasına varıncaya kadar bir yığın iftira halk müslümanlığının ölçüleri halindedir. Kitap’tan bir ayet bilmeyenler, okumayanlar bile yukarıdaki sözü biliyorlar.

Güya Peygamber(s.a) “Kişi abdest aldığı zaman, bedeninden kirin döküldüğü gibi günahları dökülür” demişmiş!!!

“Abdest alan, abdest aldığı zaman bütün günahları dökülür” diyenle, “Ganj nehrinde yıkandığı zaman bütün günahlarından kurtulduğuna inanan kimse arasında fark var mıdır?

Veya nasıl oluyor da bir ineğe tapan birisiyle, sadece Allah’a tapan birisinin temizlik inancı aynı olabiliyor?

Abdest veya yıkanmak, sadece bedeni kirleri temizler. Diğer kirlerden bu şekilde kurtulmak mümkün değildir.

İtikadi kirlilik olan şirk ve küfr niteliği, vasfı taşıyan düşünce, fikir ve sözlerden, bunları terketmekle temizlenmek mümkün iken, suç vasfı taşıyan, Allah’ın emirlerine uymamak ve yasakladığı fiilleri yapmaktan temizlenmek de, talimatlara uygun davranmanın yanı sıra kefaret niteliğindeki hususları yerine getirmekle mümkündür. 

Yıkanmakla kişinin günahlarından kurtulduğu iddiasının hurafe olduğu şuradan belli ki, Kur’an’da günahlardan kurtulmak, bir diğer anlamıyla kefaret için tevbe-i nasuh, maddi iyilik (infak) yapmak, öldürülenin ailesinin kısas hakkından vazgeçmesi, köle azad etmek, iki ay ard ard’a (fasılasız) iki ay oruç tutmak, fakir insanları doyurmak, kurbanlık bir hayvan ve mali cezaları (diyet, kan parası) ödemek gibi yollar gösterilmiştir. Ama Kur’an’ın hiçbir yerinde Hindu dinlerinde olduğu gibi “yıkanmakla günahlardan kurtulmak” yoktur.Hele çok basit bir abdest ile, aşağıdaki ayetlerde anlatılan büyük suçlardan kurtulmak nasıl mümkün olabilir? Kur’an gibi bir kitabı bize ileten peygamberin bu iddiada bulunması mümkün müdür?

Değildir.

Öyleyse nasıl oluyor da insanlar, müslümanız dediği halde Kur’an’da olmayan, başka dinlerin itikadlarına göre davranıyorlar?

Bakınız, Allah hangi suçu işleyenlere, hangi kurtuluş yolunu, keffareti tavsiye ediyor. Yani kirliliklerden temizlenmenin doğru yöntemi nasılmış okuyalım:

“Onda (Tevrat’ta) üzerlerine şunu da yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş kısas edilir. Yaralar da kısasa tabidir. Kim de bu hakkını bağışlar, sadakasına sayarsa, o kendisi için keffaret olur. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler zalimlerin ta kendileridir.”(5.45)

“Kadınlarından zıhar yaparak ayrılıp sonra da söylediklerinden dönecek olanlar, eşleriyle birbirlerine dokunmadan önce, bir köle azat etmelidirler. İşte bu hüküm ile size öğüt veriliyor. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.”(58.3)

“Kim (köle azad etme imkânı) bulamazsa, eşine dokunmadan önce ard arda iki ay oruç tutmalıdır. Kimin de buna gücü yetmezse altmış fakiri doyurmalıdır. Bunlar, Allah’a ve Resûlü’ne hakkıyla iman edesiniz diyedir. İşte bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kâfirler için elem dolu bir azap vardır.”(58.4)

“Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. (Bu ceza) Kâ’be’ye ulaştırılmak üzere, öldürdüğünün dengi olup, içinizden iki âdil kimsenin takdir edeceği bir kurbanlık hayvan; veya yoksulları yedirmek suretiyle keffaret; yahut onun dengi oruç tutmaktır. (Bu) yaptığı işin kötü sonucunu tatması içindir. Allah, geçmiştekileri affetmiştir. Fakat kim bir daha böyle yaparsa, Allah ondan intikam alır. Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir.”(5.95)

“Bir mü’minin bir mü’mini (kasten) öldürmesi olacak şey değildir. Ancak yanlışlıkla olması başka. Kim bir mü’mini yanlışlıkla öldürürse, bir mü’min köleyi azad etmesi ve bağışlamadıkları sürece ailesine diyet ödemesi gerekir. (Öldürülen kimse) mü’min olur ve düşmanınız olan bir topluluktan bulunursa, mü’min bir köle azad etmek gerekir. Eğer sizinle kendileri arasında antlaşma bulunan bir topluluktan ise, ailesine verilecek bir diyet ve mü’min bir köle azad etmek gerekir. Bunlara imkân bulamayanın, Allah tarafından tövbesinin kabulü için iki ay ard arda oruç tutması gerekir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.”(4.92)

“Allah (gerektiğinde) yeminlerinizi bozmayı (ve kefaret ödemeyi) size meşru kılmıştır. Allah, sizin yardımcınızdır. O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.”(66.2)

Rasulullah da Kur’an’dan öğrendiği şekilde davranmış ve kendisine gelerek “Şu günahın cezasından nasıl kurtulurum ey Allah’ın elçisi?” diyenlere duruma göre, fakirlere infak etmeyi tavsiye etmiştir. “Gidin abdest alın. Böylece günahlarınız dökülür temizlenmiş olursunuz ” dememiştir.

Yukarıdaki ayetleri okuduğu halde, hadis denilen ama bir rivayet ve iddia olan sözleri, Kur’an eleğinden geçiremediği için reddedemeyenlerin, “Ne yani bu da peygamberin görüşü” diyecekler varsa biz de ona Hadis usulü alimlerince tek manevi, lafzi değil, manası mütevatir olan şu hadisi hatırlatmak isteriz.

“Kim, benim adına yalan bir söz uydurursa, o kimse cehennemdeki yerine hazırlansın.”

Bu hadisi yumuşatmak için hadiste olmayan bir kelimeyi parantez içine alarak “kasıtlı olarak yalan söyleyen” ilavesini yapanlar da yukarıdaki uyarının muhatabıdır.

İslam’ı bozmak isteyenlerin Kur’an’daki müteşabih ayetleri ve lafızları kullandığı, hadisler yazdırılarak korunmadığı için de sahte hadis imal ederek peygambere isnad edildiğini biliyoruz. Rasulullah, Allah’ın kitabına olan ilgiden daha fazla ilgi görür ve mişna haline getirilir korkusuyla yazdırmadığı hadislerinin, bugün sahteleri piyasada, ayetlerden daha çok okunuyor, biliniyor ve yayılıyor maalesef.

Dinimizi, yani inanç ve tavırlarımızı koruyalım müslümanlar. Allah, dinini, “Kur’an’ı” korumayı kendi üzerine almıştır. Ama bizim yapıp ettiklerimizi korumak bizim üzerimize vaciptir. Kendimizi korumanın, hurafelerden arındırmanın yolu, aklımızı kullanmak, Kur’an’ı düşünerek okumak ve karşılaştığımız sözleri Kur’an eleğinden geçirmekten geçtiğini hatırlatmak istiyoruz.

Veyl olsun Allah’a ve Rasulü’ne iftira edenlere!

Dipnot

(*) Allah böyleleri için şöyle diyor: “Bak, Allah’a karşı nasıl yalan uyduruyorlar. Apaçık bir günah olarak bu yeter.”(41.50)

” ‘Rabbim ancak, açık ve gizli çirkin işleri, günahı, haksız saldırıyı, hakkında hiçbir delil indirmediği herhangi bir şeyi Allah’a ortak koşmanızı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır’ de “(7.33) ν

Paylaş :

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir *

İptal