İLLALLAH

Allah, kâinatın yoktan var edenidir, yaratıcısıdır. Uzaya, zamana ve mekana O hükmetmektedir. Yağmuru yağdırmakta, bitkileri bitirmekte, canlıları dilediği gibi bezletmektedir. Buraya kadar, hemen hemen bütün kültürler hemfikirdir. Lakin insan hayatında kim egemen olacak sorusuna gelince, yollar ayrışmaktadır.

İLLALLAH

Mehmed Durmuş

…İllallah.

Lâ ilahe illallah.

İlah yoktur; ancak Allah vardır.

“Allah’tan başka ilah yoktur” cümlesi, kelime-i tevhidin, olabilecek en iyi tercümesidir.

Kelime-i tevhid, iki esas önermeden oluşmaktadır: Allah tek ilahtır; O’nun dışında ilahlık taslayan ya da ilah yerine konulanların hiçbiri bu sıfatı haiz değildir.

Önceki yazımızda, ‘lâ ilahe’nin anlamı üzerinde durmaya çalışmıştık. Şimdi de, ‘illallah’ı açımlamayı deneyeceğiz.

‘La ilahe!’ diyen, tevhid arsasını temizlemiş, tesviye etmiş, şirk dinine ait ve şirk kültüründen kalma her türlü kırıntıyı, bilumum çer-çöpü temizleyip, arındırmış olur. Allah’tan başka ilah olmadığını beyan etmenin inandırıcı ve makbul olması için, öncelikle böyle bir temizliğin yapılması gerekir. Tevhid binası, haricî kirlerden arındırılmış bir fıtrat üzerine, temiz bir zihin ve kalp arazisine ancak inşa edilebilir. Tevhid akidesinin saf ve arı-duru olması için hiçbir kirlilik, bulaşıklık olmamalıdır. Tevhid, kir götürmez, uzlaşma kabul etmez, şirke tolerans göstermez, “neyse bakalım” demez. Hayatta ya tevhid vardır, ya da şirk. Kişinin, hayatına ya Allah egemendir, ya da tanrılar.

Böyle saf bir tevhid akidesi de ancak Kur’an’la elde edilebilir.

Bir mü’min, öncelikle akidesinden her türlü itikadi yanlışları çıkartmalı, daha doğrusu baştan, hiçbir yanlışı akidesine karıştırmamalıdır. Allah’ı, seve seve, büyük bir kalp huzuru ile itaat edeceği yegâne ilah olarak kabul etmedikçe kişi, iman etmiş olmayacaktır. Mü’min, Allahın nizamı yanında başka hiçbir nizamı aziz bilmemelidir. Allah’ın koyduğu iman esaslarıyla, ibadet ölçüleriyle, haram-helal sınırlarıyla, ahlak ilkeleriyle yetinmelidir insan. “Lâ ilahe illallah” diyen insan, kendisi gibi bir insan olan birilerini, Allah gibi şaşmaz, yanılmaz, hatasız, geleceği gören, her sözünde ve her hareketinde bir keramet/hikmet bulunan ‘yüce insan’ olarak görmemelidir. Aksi inanış, tevhidi bozar.

İnsanların edindiği ilahların ekseriyeti, yine insanlardır. Bir insanın, kendisi gibi bir insanı la yuhtî kabul etmesi ne kötüdür! “Lâ ilahe” diye reddedilen ilahlar zümresi içinde ve hatta başında, Allah katında özel yeri olduğuna, seçilmişliğine, Allah’tan özel yetki aldığına, istediği zaman Allah’la görüşüp konuştuğuna, rüyalarla, vizyonlarla daima Allah’la rabıtalı olduğuna inanılan insanlar bulunmuyorsa, bu, gerçek bir tevhid akidesi olabilir mi? İlah demek sadece put demek midir? Tanrılar, bir heykeltıraşın taştan, ağaçtan, madenden yonttuğu timsaller demek midir? İlahlar, geçmiş çağlarda kalmış ucube yaratıklar değildir. İlahlarla her gün aynı havayı teneffüs ediyoruz, onlarla aynı mahallede, aynı sokakta, aynı binada oturuyoruz; aynı ülkede (aynı gemide!) yaşamaktayız. Yani ilahlar, yine bizim cinsimizdendir. Bütün mesele, onları tanıyabilmektir.

İlahları tanımak ise, anca Kur’an’la olur. Kur’an’ı bilmeyenler, insan-ilahları tanıyamazlar.

İnsan-ilahlar, insan hayatına hükmetmekte, kurallar koymakta, normlar ve değer yargıları, ahlakî ilkeler belirlemekte, haram-helal tayin etmekte, cennet ya da cehennem dağıtmaktadırlar.

Allah, kâinatın yoktan var edenidir, yaratıcısıdır. Uzaya, zamana ve mekana O hükmetmektedir. Yağmuru yağdırmakta, bitkileri bitirmekte, canlıları dilediği gibi bezletmektedir. Buraya kadar, hemen hemen bütün kültürler hemfikirdir. Lakin insan hayatında kim egemen olacak sorusuna gelince, yollar ayrışmaktadır. İnsan, ibadet, ahlak, hukuk, siyaset ve ticaret hayatında Allah’ın buyruklarını yegane geçerli nizam saymadıkça, “la ilahe illallah”ı söylemiş sayılmayacaktır.

“La ilahe illallah” diyen herkes cennete gider mi? Böyle bir soru var. “Lâ ilahe illallah” diyenin cennete gideceğine kim inanmayabilir? Onun yeri cennetten başka neresi olabilir ki? Tek sorun şudur: Lâ ilahe illallah demek, sadece bu sözcükleri terennüm etmek demek değildir. Bu bir davadır, lâ ilahe illallah davası! “Allah’tan başka ilah yoktur” demenin manası, Allah’tan başka ilah edinmemeyi hayatın en esaslı düsturu edinmek, bu en yüce akideyi hayatının her alanına taşıyabilmek; hayatın hiçbir karesine ilahları, sahte tanrıları, sanal veya elle tutulur gözle görülür ilahları/rableri girdirmemek demektir. Rabbim Allah’tır diyebilmek ve Allah’ın adından başka hiçbir adı azizleştirmemek… Cennet böyle kimseler için değil de, ne için hazırlanmıştır? Kısacası lâ ilahe illallah diyen kimse, yeni bir din olma hevesindeki bütün beşeri ideolojileri elinin tersi ile itebilmektir.

Allah’tan başka ilah edinmeyenlere selam olsun.

Paylaş :

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir *

İptal