Avrupa, mahkemesini korumak için ‘mekanizma’ kullanabilir

Avrupa, mahkemesini korumak için ‘mekanizma’ kullanabilir

ABD-AB çekişmesinin önemli bir yansıması olan UCM’ye ABD yaptırımlarına karşı, uzmanlar, Avrupa Birliği’nin yeterli tepkiyi veremediğini ve “Engelleme Mevzuatı”nı devreye alması gerektiğini söylüyor. Bu mevzuat, yabancı mahkemelerin Avrupa şirketleri hakkında vereceği kararların engellenmesini sağlıyor.

Washington yönetiminin UCM’ye yönelik küresel finans sistemine erişimini kısıtlayabilecek kapsamlı yaptırımlar hazırladığına dair haberlerin ardından, AB’nin UCM’ye yönelik önceki ve olası yeni yaptırımlara karşı tutumu yeniden gündeme geldi.

Eski İnsan Hakları İzleme Örgütü Direktörü, Princeton Üniversitesi Misafir Profesörü Kenneth Roth ve Hollanda Açık Üniversitesinden Uluslararası Ceza Hukuku Uzmanı Prof. Dr. Sergey Vasiliev, konu hakkında AA muhabirine açıklama yaptı.

ABD’nin UCM’ye yönelik yaptırımlarının amacının “savaş suçu işleyen ABD personeli ve İsrail gibi müttefikler için dünyayı daha güvenli hale getirmek” olduğunu söyleyen Roth, bu hamlelerin UCM personelinin görevleri nedeniyle tehdit edilmesini yasaklayan Roma Statüsü’nün 70. maddesinin açık ihlali olduğunu dile getirdi.

Roth, UCM’nin ABD Başkanı Donald Trump’ı ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio’yu “adaletin tesisini engelleme suçundan yargılayabileceğine” işaret ederek, “Mahkeme bu konuda yargı yetkisine sahiptir, zira söz konusu yaptırımlar, özellikle Filistin-Gazze bağlamında mahkemenin yargı yetkisinin halihazırda tesis edilmiş olduğu davalarla ilişkilidir.” dedi.

AB’nin yaptırımlara yönelik tutumunun “hayal kırıklığı” oluşturduğunu vurgulayan Roth, Birliğin “Engelleme Mevzuatı”yla bugüne kadar yaptırıma uğrayan UCM personelini koruyabileceğine dikkati çekti.

Roth, “Avrupa ülkeleri şu ana kadar, Engelleme Mevzuatı’nın işletilmesi halinde özellikle UCM ile ilişkili Hollanda bankalarının Trump yönetiminin misillemede bulunacağı korkusuna boyun eğmiştir.” diye konuştu.

Kenneth Roth, bu yaklaşımın, uluslararası adalet yerine Hollanda bankalarının karlarını ön planda tutmak anlamına geldiğini kaydetti.

AB’nin tutumu “gerekenin çok gerisinde kaldı”

Vasiliev de AB’nin Trump’ın UCM’yi hedef alan yaptırımlarına karşı tutumunun “gerekenin çok gerisinde kaldığını” belirtti.

AB’nin mevcut yapısını oluşturan 1993 Maastricht Antlaşması uyarınca Birliğin dış politikasının ve eylemlerinin uluslararası hukuk ilkelerine saygı doğrultusunda yürütülmesi gerektiğini kaydeden Vasiliev, UCM ile AB arasında imzalanan anlaşma gereğince de Mahkeme’ye destek verilmesi gerektiğine dikkati çekti.

Vasiliev, “Bu nedenle, AB yetkililerinin zayıf ve basmakalıp açıklamaları ile ABD’nin UCM’yi zayıflatmaya yönelik girişimlerine karşı kararlı, anlamlı ve somut bir yanıtın verilmemiş olması yetersiz ve hayal kırıklığı oluşturuyor.” ifadesini kullandı.

ABD’nin UCM’yi kuran Roma Statüsü’ne taraf olmamasına rağmen Mahkeme’ye yönelik yaptırımlarının uluslararası hukuk uyarınca yasa dışı olduğunun altını çizen Vasiliev, taraf olmama durumunun Washington’a UCM’yi zayıflatmak için sınırsız hareket alanı sağlamadığını belirtti.

Vasiliev, “Söz konusu yaptırımlar, sıradan bir uluslararası kuruluş değil, mahkeme niteliğinde olan UCM’nin yargı ve savcılık bağımsızlığına yönelik bariz ve sistematik saldırı niteliğindedir.” değerlendirmesini yaptı.

Roma Statüsü’ne taraf olan ülkelerin UCM hakim ve savcılarını seçtiğini, Mahkeme’yi finanse ettiğini hatırlatan Vasiliev, bazı ülkelerin ABD’nin yaptırımlarını egemenlik yetkilerine “müdahale olarak” değerlendirebileceğini belirtti.

Vasiliev, AB üyesi ülkelerin ABD yaptırımlarına maruz kalan UCM yetkililerini destekleme konusunda yasal yükümlülüğü bulunup bulunmadığı sorusuna, “Bu yükümlülük, bizzat kendilerine karşı olan bir sorumluluktur, tabii eğer kendi egemenliklerini ciddiye alıyorlarsa.” yanıtını verdi.

Roma Statüsü’nün 86. maddesinin taraf ülkelerin UCM ile tam işbirliği yapmasını öngördüğünü hatırlatan Vasiliev, “ABD’nin gözdağı verme girişimleri anlamlı bir karşılık görmezse, ortada ne bağımsız bir UCM kalır ne de uluslararası adalete kalıcı saygıdan veya adaletin icrasından söz edilebilir.” şeklinde konuştu.

Vasiliev, Avrupa ülkelerinin AB Komisyonuna “Engelleme Mevzuatı”nı devreye alma çağrısında bulunması, UCM’nin korunması için bankalar, sigorta şirketleri ve diğer finansal işletmeler ile gerekli anlaşmaları yapması gerektiğini kaydetti.

“Engelleme mevzuatı”

AB’nin Engelleme Mevzuatı, ilk kez 1996 yılında ABD’nin Küba, İran ve Libya’ya ambargo uygulama kararının ardından gündeme gelmişti. Bu mevzuatla, söz konusu ülkelerle iş yapan Avrupalı şirketlere yönelik yabancı mahkemelerin verebileceği kararların engellenmesi ve böylece bu şirketlerin korunması amaçlanmıştı.

Ancak mevzuatın uygulanması, daha sonra AB ve ABD’nin konuyu müzakere ederek çözüm bulmasıyla rafa kaldırılmıştı. Söz konusu mevzuat, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile 2015’te imzalanan nükleer anlaşmadan çekilme kararı üzerine ise 7 Ağustos 2018’de yürürlüğe girmişti.

Paylaş :

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *