Eski Diyanet İşleri Başkanı Görmez, yaklaşık iki yıl önce İslam Düşünce Enstitüsü’nde yüksek lisans ve doktora öğrencileriyle yaptığı bir dersten alınan görüntülerin sosyal medyada yeniden dolaşıma girmesi üzerine açıklama yaptı. Görmez, videonun izni dışında yayımlandığını ve konuşmasının “maksadı dışında değerlendirildiğini” belirtti.
Eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, sosyal medyada yayılan ve “şer‘iyyet” ile “meşrûiyyet” kavramları üzerine yaptığı değerlendirmelerin yer aldığı video hakkında yazılı açıklama yaptı. Görmez, görüntülerin yaklaşık iki yıl önce İslam Düşünce Enstitüsü’nde yüksek lisans ve doktora öğrencileriyle gerçekleştirilen bir derse ait olduğunu belirtti.
Karar’ın aktardığına göre, Görmez, “Zaruri Bir Açıklama” başlığıyla yayımladığı mesajında şu ifadeleri kullandı:
“İki yıl önce İslam Düşünce Enstitüsünde yüksek lisans ve doktora öğrencileriyle gerçekleştirdiğimiz bir dersin kısa bir bölümü, iznimiz olmaksızın sosyal medyada yayımlanmış ve konuşmayı maksadı dışında değerlendiren çeşitli yorumlara, yer yer hakarete varan ifadelere konu olmuştur.”
Görmez, yayımlanan bölümün tarih boyunca tartışılmış bir usul meselesine ilişkin olduğunu belirterek, konunun “her ikisi de geçerliliğini İslam’dan alan şer‘iyyet ve meşrûiyyet kavramları üzerinden” ele alındığını ifade etti.
Görmez açıklamasında, İslam ilahiyatına ilişkin meselelerin kendi kavramları ve bağlamları gözetilmeden sosyal medya üzerinden tartışılmasının sakıncalarına işaret etti.
Görmez, şu ifadeleri kullandı:
“Ortaya çıkan yorumlar, din-i mübîn-i İslam’ın ilmî meselelerini, İslam ilahiyat müktesebatının kavramlarına ve özgün bağlamlarına riayet etmeden, müminler arasındaki hüsnüzannı ve dinî-ahlâkî bir erdem olan güzel söz söyleme âdâbını gözetmeden sosyal medya mecralarında tartışmanın ne kadar sakıncalı olduğunu bir kez daha göstermiştir.”
Sosyal medya üzerinden kişisel cevaplar vermeyi ilkesel olarak doğru bulmadığını belirten Görmez, eleştiri ve değerlendirmede bulunanlara teşekkür ettiğini ifade etti.
Görmez açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Konunun ilmî mahiyetini müzakere ortamında ele almak isteyen bütün kardeşlerimize Enstitümüzün kapısı açıktır. Rabbimiz bizleri istikametten ayırmasın. Âmin.”
VİDEODA NE SÖYLEMİŞTİ?
Sosyal medyada dolaşıma giren videoda Görmez, “şer‘iyyet” ve “meşrûiyyet” kavramları arasındaki fark üzerine değerlendirmelerde bulunuyor.
Görmez videoda, “Şer‘i olan her şey meşru mudur?” sorusunu yönelterek, kendi görüşünü şöyle dile getiriyor:
“Benim acizane kanaatim her şer‘i olan meşru değildir. Ama her meşru olan şer‘idir. Şer‘i olan tikel naslara dayanır. Meşru olan külli istikra yöntemiyle vardığımız büyük ilkedir. Şer‘i olan yasaldır. Meşru olan adildir.”
Görmez, konuşmasının devamında kölelik, aile içi şiddet, hırsızlık cezası ve Ehl-i Kitap mensuplarıyla evlilik gibi çeşitli örnekler üzerinden şer‘iyyet ve meşrûiyyet ayrımını anlatıyor.
Görmez videoda, bir hükmün yalnızca bir ayet veya hadiste yer almasının onun doğrudan uygulanabilir olduğu anlamına gelmediğini savunarak şu değerlendirmeyi yapıyor:
“Şer‘i bir hükmün meşruiyet kazanması için kat edeceği mesafeler vardır. İçinden geçeceği aşamalar vardır.”
Görmez, nasların hükme, hükmün de uygulamaya dönüşmesi sürecinde çeşitli aşamalardan geçilmesi gerektiğini belirtiyor.
Görmez’in açıklamasının tamamı şu şekilde:
“Zaruri Bir Açıklama
İki yıl önce İslam Düşünce Enstitüsünde yüksek lisans ve doktora öğrencileriyle gerçekleştirdiğimiz bir dersin kısa bir bölümü, iznimiz olmaksızın sosyal medyada yayımlanmış ve konuşmayı maksadı dışında değerlendiren çeşitli yorumlara, yer yer hakarete varan ifadelere konu olmuştur.
Yayımlanan kısım, tarih boyunca tartışılmış bir usul meselesinin, her ikisi de geçerliliğini İslam’dan alan şer‘iyyet ve meşrûiyyet kavramları üzerinden ele alınmasından ibarettir.
Ortaya çıkan yorumlar, din-i mübîn-i İslam’ın ilmî meselelerini, İslam ilahiyat müktesebatının kavramlarına ve özgün bağlamlarına riayet etmeden, müminler arasındaki hüsnüzannı ve dinî-ahlâkî bir erdem olan güzel söz söyleme âdâbını gözetmeden sosyal medya mecralarında tartışmanın ne kadar sakıncalı olduğunu bir kez daha göstermiştir.
İlkesel olarak sosyal medya üzerinden kişisel cevaplar vermeyi uygun bulmuyorum. Bununla birlikte, ihtilaf ahlâkına riayet ederek eleştiri ve değerlendirmede bulunan herkese teşekkür ediyorum.
Konunun ilmî mahiyetini müzakere ortamında ele almak isteyen bütün kardeşlerimize Enstitümüzün kapısı açıktır.
Rabbimiz bizleri istikametten ayırmasın. Âmin.”
(Karar)













Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *