Bu soykırım kimin eseri?

Bu soykırım kimin eseri?

İnsan bir şey yap/a/mayınca, gerçeğin hatta ışığın gözleri kamaştırdığı durumda dahi karanlığı tercih etme ısrarını sürdüren müzmin bir münafıklık karşısında yılınca, artık bir şey söylemek istemiyor. Ancak bu da bir çözüm olmuyor ve bazen tam tersine, yeniden ve her şeyi söyleme görevini hatırlayıveriyor.

İsa Dervişoğlu / Gazete İpekyol

Bu soykırım, Gazze’yi aç bırakanları doyuranların eseridir.

Aslında sözün bittiği yeri bile çoktan geçtik…

İnsan bir şey yap/a/mayınca, gerçeğin hatta ışığın gözleri kamaştırdığı durumda dahi karanlığı tercih etme ısrarını sürdüren müzmin bir münafıklık karşısında yılınca, artık bir şey söylemek istemiyor. Ancak bu da bir çözüm olmuyor ve bazen tam tersine, yeniden ve her şeyi söyleme görevini hatırlayıveriyor. Hani mahkemede ihaneti ortaya çıkana; söylesene, böyle olmadığını, gördüklerini anlatsana diye haykırılan sahneler olur ya. Bizim münafıklar da batının münafıkları da aynı durumda. Aslında söylüyorlar, hareketleri ile gösteriyorlar ama biz görmek istemiyoruz. Umudumuzu yitirdiğimiz Müslüman Siyonistlere; hadi görsenize, baksanıza, söylesenize diyoruz ama nafile. Ne yazık ki bu inadın, yaşanan soykırımda büyük payı var. Üzülerek görmekteyiz ki; bu soykırım, Gazze’yi aç bırakanları doyuranların eseridir. Allah, her şeyi görendir…

*

ABD’nin İsrail’e silah takviyesi devam ediyor. Müslüman ülkeler ise bir bardak suyu bile ulaştıramıyor Gazze’ye, ulaştırmak istemiyor çoğu. Zira Gazze’nin kaybetmesi üzerine kurmuşlar iktidar ve bekalarını. ABD ve muhtemelen batının diğer ülkeleri Refah’a kapsamlı bir saldırı ve diğer nedenlerden dolayı bu silah sevkiyatını sürdürmekteler. Rafah’a saldırı olasılığı var. Olasılık diyoruz zira niyetlerini/planlarını kesin olarak kestirebilmiş değiliz. Aslında tüm bu olasılıklar başka bir olasılığın da belirleyicisi niteliğinde. Örneğin, İsrail-Hizbullah karşılaşması. Zira Hizbullah da Ensarullah da tempoyu yükseltmiş durumda. Irak direniş güçleri de tabii. Mesela dün(7 Mart 2024) tek hedefe birlikte bir saldırı gerçekleştirdiler. Öte yandan özellikle Aşkelon’u daha yoğun vurmaya başlayan Hizbullah, henüz Aşkelon’u terk etmemiş olanların da şehri terk etmeleri yönünde yetkililerin çağrı yapmasına neden oldu ve muhtemelen tamamen boşaltılacak.

Batıda devam eden ve İsrail destekçisi Müslüman ülkelerde de yükselen sivil tepkilerin de Soykırımcı küresel irade tarafından hesaplandığını not düşmeliyiz. Tüm bunlar sahadaki tempoyu ve tarzı etkilemektedir.

Bir yandan yerel seçim bahanesiyle bazı parti adaylarının kolalarla donatılmış masaları dikkatten kaçmazken ve Soykırım devam ederken seçim propagandalarında çiftetelli oynayabilecek bir ruh haline sahip olduklarına toplumu şahit kılarken, seçim kalabalıklarına katılan halkın onda biri dahi Gazze için aynı şeyi yapmaz iken öte yandan tüm bu duruma rağmen büyük resmin daha görünür kılındığının da işaretleri belirmekte ve tüm bunlar aynı zamanda bir bilincin de doğmasına neden olabilmektedir.

Türkiye’de sivil toplum kuruluşları, İsrail ile ticaretle soykırıma destek olma ısrarından vazgeçmedikleri gerekçesi ile bazı firmalar hakkında suç duyurusunda bulundu. Değişik sivil toplum gruplarının ve toplum kesimlerinin daha yüksek sesli etkinlikleri ve tepkileri dikkat çekici.

Sahadakiler için zayıf bir etkileyiciliği olan ama orta ve uzun vadede insanlık vicdanı ve küresel resmin/sistemin doğru okunmasında büyük etkilere sahip sivil girişimlerin de bu belirleyicilikte payı olduğu/olacağı söylenebilir. Sivil gösteri ve protestolar dışında kalan ama bir bakıma sivil nitelikleri olan mahkeme davaları da dikkat çekici. Nikaragua da Almanya hakkında bu yönde girişimde bulundu.

Her ne kadar çoğu batı mahkemelerine, batı değer yargılarıyla ve batıyı temsilen yapılmış olsa bile örneğin, Güney Afrika’nın İsrail’e açtığı soykırım davasının, mahkemece kabul edilip ele alınması bile büyük bir başarı sayıldı. Düşük bir olasılık bile olsa; mahkeme adil davranıp İsrail’i soykırımcı ilan ederse, yeni bir süreç başlayabilir ve ABD, Almanya, İngiltere gibi direkt işin içinde olan ve her türlü tedarikle soykırıma destek olan, çoğu Müslüman ülke için de bu yönde bir mahkeme yapılması gündeme gelebilir. Mevcut konjonktürde, yakın vadede bu ihtimal düşük görünüyor.

*

Sahada durum, insani açıdan çok kötü. Çocuklar başta olmak üzere Gazze’de açlıktan ölümler de hız kazandı. Öte yandan batı, Mahmut Abbas tarzı veya sıradan bir körfez ülkesi gibi bir arayışla Filistin’deki bu raundu şimdilik kotarmanın peşinde. Yani Hamas’sız/direnişsiz/onursuz. Onların tek derdi, insanlığın vicdanında yer etmeye başlayan direniş bilinci. Bunu hepimiz çok önemsemeliyiz. Zira bu vicdani uyanış ve direniş, küresel bir model olmaya doğru gitmektedir.

*

Refah ile ilgili belirsizlik ve Ramazan ayında nasıl bir gidişatın yaşanacağı merak konusu.

ABD, Britanya, Almanya, İsrail ve batı, Refah’ta yeni bir soykırıma girişecek mi, Refah ve tüm Gazze, açlıkla mı soykırıma uğratılacak yoksa bir ara çözüm üzerinde mi uzlaşılacak? Tempo yükselecek ve savaş bölgeselleşecek mi? İsrail, Hizbullah ile direkt bir savaşa girişmeye başlarsa bu ve buna benzer tüm soruların cevabının evet olması büyük ihtimal. Ancak, her iki taraf da şiddetle arzu ettikleri halde henüz bu ihtimal, başka nedenleri de olmakla birlikte, daha çok İsrail tarafının hazır olmaması nedeniyle zayıf ihtimal. Zira İsrail de çok yıprandı. Onun da askeri kayıpları çok arttı ve manevra yetenekleri oldukça zayıfladı.

Aslında askeri bir çözüm kitlenmiş durumda ve siyasi çözüm ise batının lehinde olmadığı için sürüncemede.

*

Ne diyelim. Furkan günlerinden geçiyoruz. Rabbim, münafıklara karşı bize basiret versin. Hüseyin’i, İslam’ı, Kuran’ı, Gazze’yi yalnız bırakmanın, ona ihanet etmenin altın çağını yaşadığını görmemizi sağlasın. Fark etmeksizin amellerinin boşa gittiklerinden kılmasın.

Paylaş :

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *