Rekabet Kurulu Başkanı Küle: 13 ayrı tipte kartel yapılanması tespit ettik

Rekabet Kurulu Başkanı Küle: 13 ayrı tipte kartel yapılanması tespit ettik

Rekabet Kurulu Başkanı Küle, tedarikçilere kesilen cezaya ilişkin “İkinci dosyamızda bu yapıyı genişleterek tamamlayan 13 ayrı ‘topla-dağıt karteli’ dediğimiz tipte kartel yapılanması daha olduğunu gördük.” dedi.

Tedarikçi niteliğindeki 13 teşebbüse 878,6 milyon lira idari para cezası

Rekabet Kurulu, zincir marketlere 2,7 milyar liralık ceza verilen soruşturmanın devamı kapsamında, 13 teşebbüse 878,6 milyon liralık idari para cezası uygulanmasını kararlaştırıldı.

Rekabet Kurulunca, hızlı tüketim malları sektöründe faaliyet gösteren üretici-tedarikçi niteliğindeki 15, perakendeci niteliğindeki 5 teşebbüs hakkında Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un ihlal edilip edilmediğinin tespiti amacıyla yürütülen soruşturma tamamlandı.

Rekabet Kurumunun internet sitesinde yer alan duyuruya göre, soruşturma tarafı tedarikçilerden Coca Cola Satış Dağıtım AŞ, Doğanay Gıda Tarım ve Hayvancılık San. Tic. AŞ, Düzey Tüketim Malları Sanayi Pazarlama ve Ticaret AŞ, Eti Gıda San. ve Tic. AŞ, Frito Lay Gıda Sanayi ve Ticaret AŞ, Glaxosmithkline Tüketici Sağlığı AŞ, Haribo Şekerleme Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti, Pasifik Tüketim Ürünleri Satış ve Ticaret AŞ, Pepsi Cola Servis ve Dağıtım Ltd. Şti, Red Bull Gıda Dağıtım ve Pazarlama Ticaret Limited Şirketi, Şölen Çikolata Gıda Sanayi ve Ticaret AŞ, Unmaş Unlu Mamuller Gıda Sanayi ve Ticaret AŞ’nin kendi ürünlerinde soruşturma tarafı perakendeciler arasında satış fiyatları ve fiyat artışları konusunda koordinasyonun sağlanması ve bu koordinasyonun sürdürülmesi, yine bu çerçevede perakendecilerin geleceğe yönelik fiyatları ve fiyat artış tarihleri gibi rekabete hassas bilgilerin paylaşımına aracılık ederek, perakende satış fiyatlarının tespiti amacına sahip “topla-dağıt karteli” niteliğindeki anlaşmalar veya uyumlu eylemlerle Kanunun 4. maddesini ihlal ettikleri belirlendi.

Teşebbüslerin, bu ihlalden perakendecilerle birlikte ve eşit derecede sorumlu olduklarına, bu nedenle idari para cezası uygulanmasına karar verildi.

Kent Gıda Maddeleri Sanayi ve Ticaret AŞ hakkında ise yeterli bulguya ulaşılamazken, firmaya idari para cezası verilmesine gerek görülmedi.

Marketlere ikinci cezaya gerek görülmedi

BİM Birleşik Mağazalar AŞ, CarrefourSA Carrefour Sabancı Ticaret Merkezi AŞ, Migros Ticaret AŞ, Şok Marketler Ticaret AŞ, Yeni Mağazacılık AŞ (A101) arasında ortak tedarikçiler aracılığıyla dolaylı temaslar yoluyla fiyatların veya fiyat artışlarının koordinasyonunun sağlandığı, yine ortak tedarikçiler aracılığıyla geleceğe yönelik fiyatlar, fiyat artış tarihleri, dönemsel aktiviteler ve kampanyalar gibi rekabete hassas bilgilerin paylaşıldığı, fiyat indirimine giden veya pazar genelinde fiyatların arttığı dönemde henüz fiyat artışı yapmayan perakendecilerin fiyatlarına tedarikçiler aracılığıyla müdahale edilmek suretiyle söz konusu fiyatların tüketiciler aleyhine yükseltilmesinin sağlandığı, rakip fiyatlarının yükselmemesi halinde ürün özelinde fiyat düşürme (bozma) gibi çeşitli stratejiler yoluyla teşebbüsler arasındaki danışıklılığa uyumun sürekli olarak gözetildiği saptandı.

Böylelikle adı geçen perakendecilerin satışa sundukları pek çok ürünün perakende satış fiyatlarının tespiti amacına sahip, topla-dağıt karteli niteliğindeki anlaşmalar veya uyumlu eylemlerle Kanunun 4. maddesini ihlal ettikleri belirlendi. Bu nedenle adı geçen teşebbüslere idari para cezası uygulanması gerektiğine, ancak 2021 yılındaki Kurul kararı ile ceza verildiğinden “aynı fiilden dolayı iki kez yargılama olmaz” hukuk genel ilkesi çerçevesinde söz konusu teşebbüsler bakımından mevcut soruşturma kapsamında yeni bir idari para cezasına hükmedilmesine yer olmadığına karar verildi.

Beypazarı İçecek Pazarlama Dağ. Amb. Tur. Pet. İnş. San. ve Tic. AŞ’nin kendi ürünlerinde soruşturma tarafı perakendeciler arasında satış fiyatları ve fiyat artışları konusunda koordinasyonun sağlanması ve bu koordinasyonun sürdürülmesi, yine bu çerçevede perakendecilerin geleceğe yönelik fiyatları ve fiyat artış tarihleri gibi rekabete hassas bilgilerin paylaşımına aracılık edilmesi suretiyle perakende satış fiyatlarının tespiti amacına sahip topla-dağıt karteli niteliğindeki anlaşmalar veya uyumlu eylemlerle kanunu ihlal ettiğine ve bu ihlalden perakendeciler ile birlikte ve eşit derecede sorumlu olduğuna karar verildi. Ancak teşebbüse bu yıl başka bir kurul kararı ile ceza verildiğinden, mevcut soruşturma kapsamında yeni bir idari para cezası uygulanmadı.

Soruşturma tarafı tedarikçilerden Coca Cola Satış Dağıtım AŞ, Doğanay Gıda Tarım ve Hayvancılık San. Tic. AŞ, Eti Gıda San. ve Tic. AŞ, Frito Lay Gıda Sanayi ve Ticaret AŞ, Haribo Şekerleme Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti, Kent Gıda Maddeleri Sanayi ve Ticaret AŞ, Pasifik Tüketim Ürünleri Satış ve Ticaret AŞ, Pepsi Cola Servis ve Dağıtım Ltd. Şti, Şölen Çikolata Gıda Sanayi ve Ticaret AŞ ve Unmaş Unlu Mamuller Gıda Sanayi ve Ticaret AŞ’nin perakende seviyesinde faaliyet gösteren teşebbüslerin yeniden satış fiyatlarını belirlemek suretiyle de Kanunun 4. maddesini ihlal ettiği belirlenirken, bu nedenle adı geçen teşebbüslere idari para cezası verilmesi kararlaştırıldı.

Düzey Tüketim Malları Sanayi Pazarlama ve Ticaret AŞ, Red Bull Gıda Dağıtım ve Pazarlama Ticaret Limited Şirketi ve Horizon Hızlı Tüketim AŞ’nin ise Kanunu ihlal ettiklerine ilişkin yeterli bulguya ulaşılamazken, ilgili teşebbüsler hakkında idari para cezası uygulanmadı.

Soruşturma sonucunda,

• Coca-Cola’ya 272.159.349,36 TL,
• Eti’ye 173.263.933,89 TL,
• Pasifik Tüketim’e 106.002.255,94 TL,
• Pepsi’ye 92.506.885,85 TL,
• Frito Lay’e 87.954.615,82 TL,
• Düzey Tüketim’e 48.190.012,34 TL,
• Red Bull’a 25.711.530,05 TL,
• Unmaş’a 24.223.008,88 TL,
• Şölen’e 15.680.173,63 TL,
• Haribo’ya 10.204.678,30 TL,
• Kent Gıda’ya 8.775.984,66 TL,
• Glaxosmithkline’na 8.424.667,29 TL,
• Doğanay’a 5.553.551,61 TL
olmak üzere toplamda 878 milyon 650 bin 647,62 lira idari para cezası verildi.

Bu arada, Rekabet Kurulu, 2021 yılında 5 zincir market (BİM, A101, ŞOK, Migros, Carrefour) ve bir tedarikçi firmaya (Savola) 2,7 milyar lira idari para cezası kesmişti.

Bu soruşturma ise söz konusu soruşturmanın ikinci aşaması olarak değerlendiriliyor. Bu soruşturmada, yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda soruşturma tarafı bazı tedarikçilerin beş büyük zincir marketle fiyat artışlarına yönelik koordinasyonu sağlayarak marketlerin raf fiyatlarını belirlemeye yönelik “kartel” oluşturdukları tespit edilmiş oldu. Ayrıca, soruşturma konusu bazı teşebbüslerin marketlerdeki raf fiyatlarını doğrudan belirlemek suretiyle de Kanunu ettikleri sonucuna ulaşıldı.

Birol Küle: 13 ayrı ‘topla-dağıt karteli’ dediğimiz tipte kartel yapılanması olduğunu gördük

Rekabet Kurulu Başkanı Birol Küle, AA muhabirine, soruşturma sonucuna ilişkin değerlendirmede bulundu.

Bu soruşturmanın marketlere 2,7 milyar liralık ceza kesilen ilk soruşturmadan benzer ve ayrışan tarafları olduğunu belirten Küle, iki dosyanın en önemli ortak yönünün, başta gıda ve hijyen ürünleri olmak üzere hızlı tüketim ürünlerine yönelik inceleme, şikayet, araştırma ve gözlemlerin ürünü niteliği taşıması olduğunu söyledi. Küle, “Yapılan yerinde inceleme ve analizler bizleri maalesef hem alt pazar olan organize perakende ve bilhassa büyük ulusal süpermarket zincirlerin hem de üst pazarda önemli markaları kontrol eden ekonomik birimlerin dahil olduğu birbirine paralel kartel yapılanmalarına götürdü.” diye konuştu.

Küle, ilk dosyada 5 büyük ulusal zincir marketin hem kendi aralarında koordine ettikleri hem de üst pazardaki bir tedarikçinin koordinasyona dahil olduğu iki taraflı bir kartel yapılanmasının söz konusu olduğunu anımsatarak, “İkinci dosyamızda bu yapıyı genişleterek tamamlayan 13 ayrı ‘topla-dağıt karteli’ dediğimiz tipte kartel yapılanması daha olduğunu gördük.” ifadesini kullandı.

“Organize pazardaki yoğunlaşma giderilmeli”

Hukukun en temel genel prensiplerinden olan “aynı eylemin iki kez cezalandırılmaması” ilkesi gereği ilk dosyada toplam ciroları üzerinden ceza uygulanan alt pazardaki zincirlerin, topla-dağıt kartel yapılanmasının aktörleri olmalarına rağmen bu dosyada tekrar ceza almadıklarına işaret eden Küle, şöyle devam etti:

“Bununla birlikte, ikinci dosyamızla maalesef sektördeki bazı önemli gerçekleri bir kez daha ve güçlü bir şekilde görmüş olduk. Yüksek paya sahip tedarikçiler ile yine yüksek paya sahip perakende şirketlerinin mevcut ticari ilişkilerini kullanarak refah dağılımını nasıl bozdukları, suni fiyat artışları ile moral da dahil toplumsal adaleti nasıl tahrip ettikleri, yoğunlaşmanın olduğu piyasalarda rekabet ihlallerinin kolaylaştığı, kritik dönemlerde özellikle alt pazardaki darboğazın tüketiciler üzerindeki baskısını artırdığı görüldü. Hükümetin her türlü teşvik ve iktisadi desteklerine rağmen kar feragati ve sürdürülebilir yatırım yerine aşırı karlılık odaklı çalıştıkları, Fransa örneğindeki gibi belli dönemlerde fiyatları dondurabilecekken bu tür dayanışma ruhundan uzak kaldıkları, kısa, orta ve uzun vadede tüketicinin hep dezavantajlı olduğu ortaya çıktı. Tüm bu gözlemler organize pazardaki bu yoğunlaşmanın mutlaka giderilmesi gerektiğine işaret etmektedir.”

Başkan Küle, “hub and spoke” olarak ifade edilen “topla-dağıt karteli” kavramına ilişkin de bu kartellerin normalden en önemli farkının, aktörlerin dikey ticari ilişkilerden faydalanarak koordine olmaları ve bu şekilde rekabetçi seviyenin üstündeki fiyatlarda anlaşıp bunu sürdürebilmesi olduğunu anlattı. Kartellerin uzun süre stabil kalabilmesi için rakiplerin birbirini aşırı maliyetlere katlanmadan izleyebilmeleri ve fiyat kırarak satışlarını artırmak isteyen yani karteli bozan üyelerine yaptırım uygulayabilmesi gerektiğini belirten Küle, “Bunu en az maliyetle yapabilmelerinin bir yolu da rutin ticari ilişkileri ve iletişimleri bulunan bir ‘hub’ı kullanmaktır. Şayet hem ‘hub’ hem de ‘spoke’lar karteli kendi faydalarına görürse dikey ilişkileri kullanarak genel fiyatların tüm piyasada yüksek kalmasını garantileyeceklerdir. Yani ‘hub and spoke’ dediğimiz kartel tipini sürdürmek, standart bir karteli sürdürmekten daha kolay ve etkin oluyor.” diye konuştu.

Bu kartel tipini dünya örneklerine paralel şekilde ülkede de görmüş olduklarını vurgulayan Küle, şu değerlendirmede bulundu:

“Belçika, Kanada, İngiltere dahil pek çok ülkede yine bizim dosyalarımızın kapsamına benzer dosyaların yanında farklı sektörlerde ciddi ve 15-20 yıllık periyotlara varan kartel yapılanmaları tespit edilmiştir. Bunların bazıları da pişmanlık müessesesiyle otoriteye duyurulmuştur.”

5 zincir marketin pazar payı yüzde 85

Küle, zincir marketlerden ilk 5’inin toplam yaklaşık yüzde 85 pazar payına sahip olduğuna dikkati çekerek, “Her ne kadar ölçek ve kapsam ekonomileri bir dereceye kadar etkinlik yaratıcı olsa da aşırı yoğunlaşma ve marketlerin büyüme spiralinin gıda-tüketim ürünleri zincirine olan olumsuz yansımaları belli bir noktadan sonra ağır basmaktadır.” dedi.

Yapılan bilimsel çalışmalarda, piyasadaki her yüzde 1 yoğunlaşmanın yüzde 0,2 fiyat artışına sebep olduğu bulgusu olduğuna işaret eden Küle, şöyle konuştu:

“Bu zincirler mağaza sayılarının binlerle ifade edilmesi ve ülkemizin tamamına yayılmalarının yanında alımlarını ve kararlarını çok büyük ölçeğe dayalı olarak merkezi yapıyorlar. Bu da üst pazarlar ne kadar rekabetçi olursa olsun alt pazara gelindiğinde çok ciddi bir alıcı ve pazarlık gücü demek. Rekabetin olduğu ortamda bu zincirlerin toptan seviyede fiyat kırması ve bunu da tüketiciye yansıtmaları beklenir ancak maalesef az sayıda oyunculu bu yapıda dosyalarımız bu darboğazın tüketicinin kaybettiği bir yapı haline gelmiş olduğunu net bir şekilde kanıtladı. 5 grup, asimetrik fiyatlama (değer zincirinde değer-fiyat ilişkisinin zincirlerin avantajına olması) ve değer zincirindeki asimetrik risk paylaşımı sayesinde neredeyse sıfır riskle karını maksimize ederken özellikle küçük ölçekli tedarikçilerin çok düşük marjla çalışmak zorunda kaldığı görüldü.”

“Çiftçinin bağımsızlığını bitiriyor”

Özellikle tarım piyasalarında dikey zincirde büyük marketler tarafından pazar gücünün kullanılmasının hem çiftçinin bağımsızlığını bitirdiğini hem de ciddi refah yarattığını belirten Küle, şunları kaydetti:

“Bunun sonucu olarak ekonomilerdeki şokların etkisi tamamen çiftçiler ve küçük ölçekli oyuncular üzerinde kalmaktadır. Meselenin bir başka boyutu da büyük zincirlerin üst pazardaki tedarikçilerden daha elverişli koşullarda alım yapabilmesi karşısında tedarikçilerin bu kaybı dengelemek amacıyla geriye kalan marketlere/esnafa daha yüksek fiyatlardan satmak, daha kısa vadeli satmak durumunda kalması. Bu durum yerel marketler ve küçük esnaf için sürdürülebilir olmaktan çok uzaktır. Bu tablo ayrıca büyük zincirlerin rakiplerinin maliyetlerini de artırıyor. Gördüğünüz gibi risk hep küçüklerde ya da tüketicide kalmış oluyor. İşte tüm bu sebeplerle organize pazarda yoğunlaşmanın ve alt pazarda dar boğazın sebebi olan aktörlerin mevcut durumlarının rekabetçi bir piyasanın oluşmasına engel olduğu ve mutlaka dikkatli bir şekilde düzenlenmesi gerektiği yadsınamaz bir gerçektir. Burada asimetrik bir düzenlemeyle 5 büyük zincir marketin dikey ticari ilişkilerinin ve entegrasyonunun mutlaka alt ve üst pazarlardaki rekabet endişelerini giderek şekilde yeniden düşünülmesi gerekiyor.”

Paylaş :

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *