‘Gelişmiş’ ülkeler ile ‘Kırılgan’ ülkelerin katıldığı, İklim zirvesinde ilk hafta tamamlandı

‘Gelişmiş’ ülkeler ile ‘Kırılgan’ ülkelerin katıldığı, İklim zirvesinde ilk hafta tamamlandı

Gelişmiş ülkeler sayılan Batılı devletlerin konforunu koruma, iklim değişikliğinde sorumluluğu en az olmasına rağmen bunun etkilerine karşı en kırılgan durumdaki ‘Gelişmekte olan’ devletlerin ise hayatta kalma mücadelesine dönüştüğü iklim müzakerelerinde ilk hafta geride kaldı. ABD temsilcisi “sorunun çözümü için destekçi olmaya devam edeceğiz” ifadesini kullandı.

​​​​​​​Bu yıl Mısır’ın başkanlığını yaptığı, Kızıl Deniz kıyısındaki Şarm el-Şeyh’te düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 27. Taraflar Konferansı’nın (COP27) ilk haftasına, gelişmekte olan ülkelerin iklim değişikliğinden kaynaklanan zararlarının tazmin edilmesi için kayıp ve zarar mekanizması kurulması yönündeki çağrılarının yanı sıra, şehir ve konferans alanındaki yüksek fiyatlar damga vurdu.

Zirve başlamadan önce Şarm el-Şeyh’te özellikle konaklama fiyatlarındaki fahiş artış nedeniyle birçok iklim aktivisti ve sivil toplum örgütü temsilcisi katılım sağlamayacağını açıklamıştı.

Öğle yemeklerinin 20 dolar olduğu konferans alanında pahalılık ve su tedarikindeki sıkıntı ciddi eleştirilere sebep oldu.

Batılı ülkelerden gelen katılımcılar için bile yüksek sayılabilecek fiyatlar, birçoğu ekonomik sorunlarla mücadele eden Afrika ve Asya ülkelerinden katılımcıları zor duruma düşürdü.

Etkinliğin ikinci gününde, Tonino Lamborghini Uluslararası Konferans Merkezi’nin x-ray cihazlarından geçen meyve dolu poşetler, katılımcıların kendi hazırladıkları sandviçler, fiyatlar karşısındaki memnuniyetsizliğin göstergesi olarak dikkati çekti.

Bu konudaki rahatsızlığın giderek artmasıyla zirvenin 5. günü konferans alanındaki su ve soğuk içecekler ücretsiz dağıtıldı, menü fiyatları ise yarıya düşürüldü.

Zayıf ekonomiler iklim kaynaklı zararlarının tazmin edilmesini istiyor

Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki eşitsizlik sadece konferans alanındaki fiyatlarda değil, devlet liderlerinin mesajlarında da kendini gösterdi.

Gelişmiş ülkelerin 2020’den itibaren zayıf ekonomilere sağlamayı taahhüt ettiği 100 milyar dolarlık iklim finansmanı henüz istenilen seviyeye ulaşmazken, iklim felaketleri karşısında can ve mal kayıpları giderek artan Pakistan, Sri Lanka, Bangladeş ve Barbados gibi ülkelerin liderleri mevcut finans sistemini ve iklim finansmanının yetersizliğini eleştirdi.

Son dönemde sel felaketleriyle sarsılan Pakistan’ın Başbakanı Şahbaz Şerif, Liderler Zirvesi’ndeki konuşmasında, “Selden etkilenen insanları daha fazla sefalet ve zorluktan korumak için milyarlarca dolar harcamak zorundayız. Bu devasa görevi tek başımıza üstlenmemiz nasıl beklenebilir?” ifadelerini kullandı.

Barbados Başbakanı Mia Mottley ise yaklaşık 1,5 yıldır rekor kıran fiyatlar nedeniyle fosil yakıt şirketlerinin artan karlarına dikkati çekerek, “Nasıl olur da şirketler son 3 ayda 200 milyar dolar kar ederken, her bir dolarlık karın en az 10 sentini bir kayıp ve zarar fonuna aktarmayı düşünmezler?” sorusunu yöneltti.

Destekler konusunda umudunu yitiren Bangladeş, Gana, Maldivler ve Sri Lanka gibi bazı yoksul ülkeler iklim planları üzerinde çalışırken, Bangladeş Başbakanı Şeyh Hasina hazırladıkları iklim planıyla 2030’a kadar 183 milyar dolarlık yatırım planlandığını söyledi.

Bu plan olmadan Bangladeş’in iklim değişikliği ve afet kaynaklı ekonomik kayıplarının 2030’a kadar 40 milyar doları bulabileceği hesaplanıyor.

Finansman taahhütleri ihtiyacın çok altında

Gelişmekte olan ülkelerin kayıplarının iklim değişikliğinde sorumluluğu yüksek olan gelişmiş ülkeler tarafından tazmin edilmesi anlamına gelen “kayıp ve zarar” konusu ilk kez bir COP ajandasının resmi gündemi olarak kabul edilse de gelişmiş ülkelerin liderleri iki gün süren açılış konuşmalarında bu konuya işaret etmedi.

ABD Başkanı Joe Biden ülkesindeki seçimler nedeniyle zirveye Cuma günü katıldı. Konuşmasında ABD’nin “küresel bir iklim lideri” olduğunu söyleyen Biden, 2030 iklim hedefine ulaşacaklarına söz verdi ama kayıp ve zarar konusuna değinmedi.

ABD İklim Özel Elçisi John Kerry’nin hiçbir ülkenin iklim krizinin getirdiği maliyetleri finanse edebilecek parası olmadığını belirterek yeni sermaye yaratmak için Afrika ülkelerine yönelik açıkladığı “karbon denkleştirme” planı ise uzmanlar tarafından yoğun eleştiri aldı.

Birleşmiş Milletler Çevre Programı, gelişmekte olan ülkelerde iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerine karşı 2030’a kadar yıllık 340 milyar doları, 2050’ye kadar ise 565 milyar doları bulabileceğini öngörüyor. Mevcut finansman ise yıllık 29 milyar dolar seviyesinde bulunuyor.

Kayıp ve zarar konusu ana gündem maddelerinden biri olarak öne çıkmasına rağmen, zirvenin ilk haftasındaki finansman taahhütleri ihtiyacın çok uzağında kaldı.

Emisyonlarda düşüş belirtisi yok

Zirvenin ilk haftasında küresel sera gazı emisyonlarına yönelik açıklanan veriler, sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlandırmak için gereken emisyon azaltım seviyelerinin başarılamadığını gösteriyor.

Dünya nüfusunun yüzde 80’ini oluşturan 138 ülkenin 2050’de net sıfır emisyona ulaşma taahhüdü bulunmasına rağmen, bu taahhütler henüz emisyon verilerine yansımış değil.

COP27 kapsamında öne çıkan veriler

1,15 derece: Dünya Meteoroloji Örgütü’ne göre, küresel sıcaklık artışının bu yıl 1850-1900 dönemine göre artış seviyesi.

Yüzde 235: Climate Action Tracker’a göre 2030’a kadar devreye girmesi beklenen doğal gaz kapasitesindeki artış. Bu artışın meydana gelmesi halinde, küresel ısınmanın 1,5 dereceyle sınırlandırması imkansız hale gelebilir. Yapım aşamasında, onaylanan veya önerilen gaz projelerinin yüzde 70’i Kuzey Amerika’da.

636: Global Witness’e göre COP27’deki fosil yakıt lobicilerinin sayısı. Bu rakam, iklim krizinin yıkıcı etkileri karşısında en kırılgan olan 10 ülkenin toplam delege sayısından fazla.

9 yıl: Küresel Karbon Bütçesi raporuna göre, sıcaklık artışını yüzde 50 ihtimalle 1,5 dereceyle sınırlandırmak için kalan yıl. Emisyonların mevcut seviyesinde devam etmesi halinde, 1,5 derecelik sıcaklık artışı 9 yıl içinde aşılabilir.

227 milyar dolar: Sigorta şirketi AON’un hesaplamalarına göre, bu yıl doğal afetlerden kaynaklanan küresel ekonomik kayıpların ulaştığı miktar.

İklim müzakereleri, 18 Kasım’a kadar devam edecek ve konferans sonunda bir bildiri yayımlanacak. Türkiye, zirvenin ikinci haftasında iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında güncellenmiş ulusal katkı beyanını açıklayacak.

ABD İklim Özel Temsilcisi Kerry: Kayıp ve Zarar konusu 2024’ten önce çözülebilir

ABD İklim Özel Temsilcisi John Kerry, iklim değişikliği ile mücadelede “Kayıp ve Zarar” konusunun öncelikli konular arasında olduğunu savundu.

ABD İklim Özel Temsilcisi John Kerry, Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 27. Taraflar Konferansı (COP27) kapsamında düzenlenen basın toplantısında, iklim değişikliği ile mücadelede geçen yıl Küresel Metan İttifakı’nın kurulduğunu ve ittifaka katılan ülke sayısının 140’a ulaştığını anımsattı.

COP27’da küresel ısınma ve sonuçları ile mücadelede birçok konunun ele alındığını belirten Kerry, birçok ülke, STK, özel sektörden tarafların beraber hareket etmek adına Mısır’da çözüm arayışında olduğunu anlattı. Kerry, ABD Başkanı Joe Biden’ın COP17’deki konuşmasında iklim değişikliği ile mücadelede ABD’nin etkin rol alacağını söylediğini anımsatarak, şöyle devam etti:

“Bizim niyetimiz, uluslararası işbirliklerin arttırılması için mücadele olacak. ABD, sadece kendi iklim hedefleri için mücadele etmiyor. Bu gibi toplantılarda diğer ülkelere de mücadelesinde destek olmak için çalışmalar yapıyor. Temiz enerji teknolojilerindeki maliyetleri azaltmak ve daha fazla yaygınlaşmasını sağlamak için çalışıyor. ABD ayrıca özel sektörün üretim ve tedarik zincirinde karbonsuzlaştırma hedeflerine ulaşması için milyarlarca dolar yatırımın önünün açılması için mücadele ediyor.”

İklim finansmanı ve iklim değişikliğine uyum politikalarının geliştirilmesi için küresel çalışmalara destek verildiğinin altını çizen Kerry, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Burada iklim değişikliği ile adaptasyon çalışmaları kapsamında Afrika ülkelerine desteklerimiz devam ediyor. Bu kapsamda burada da yeni destek paketleri açıkladık. Ayrıca COP27 kapsamında ciddi işbirliklerine imza attık. Bunların başlıca amacı iklim değişikliği ile mücadelede finansman olanaklarını ve miktarını artırmak üzerine oldu. Norveç’le küresel denizcilik endüstrisinde yaşanan zorluklarla mücadele için anlaştık. Hükümetlerden, limanlardan ve sektördeki diğer oyunculardan küresel denizcilik faaliyetlerinin karbonsuzlaştırılmasına yönelik 40’tan fazla bağış topladık. Almanya ile enerji anlaşması imzaladık. Bunların yanında gıda temini ve sürdürülebilirliğini amaçlayan destek mekanizması oluşturduk.”

John Kerry, iklim değişikliği ile mücadelede “Kayıp ve Zarar” konusunun detaylarının henüz ortaya çıkmadığını aktardı. “Kayıp ve Zarar” için bir yapı oluşturulması konusunda henüz kesinleşmiş bir açıklama olmadığının altını çizen Kerry, şunları anlattı:

“Çözümü oldukça zor bir konu. Bununla mücadelede nasıl bir yapı oluşturulacağına ilişkin henüz bir netlik yok ancak mücadelenin nasıl olması gerektiğine ilişkin birçok görüş var. Bu konu 2024’ten önce çözülebilir. Çözüleceğine güvenim tam. Ülkelerin tamamen ayrıntıları belirtilmemiş bir karara imza atacaklarını düşünmüyorum. Fakat biz söz verdik ve böyle bir oluşumda nasıl destek olabiliriz, nasıl yapabiliriz konusunda diyalog kurmayı hedefliyoruz. Bu konu biraz karmaşık bir konu. Örneğin birçok ülke uzun bir süredir yaklaşık 70-80 yıldır kömür yakmaya devam ediyor. Bugün mevcut durumdaki probleme onlar da katkı sağladı. Bu ve benzeri detaylar sorunun çözümünde, bu ülkelerin nasıl değerlendirileceği konusunda zorluk olarak karşımıza çıkıyor. Biz sorunun çözümü için destekçi olmaya devam edeceğiz.”

ABD ve Mısır’dan Afrika’nın iklim değişikliğiyle mücadelesine 150 milyon dolarlık destek

ABD ve Mısır’ın, Afrika kıtasının iklim değişikliğiyle mücadele çalışmalarını hızlandırmak amacıyla 150 milyon dolar destek sağlayacağı bildirildi. Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 27. Taraflar Konferansı (COP27) kapsamında yapılan açıklamaya göre, söz konusu destek Afrika’daki hava, su, iklim gözlemleri açığını kapatmak ve iklim adaptasyonu merkezi ile alt yapı çalışmaları için kısımlar halinde kullanılacak.

Ayrıca, Afrika’daki ekonomileri zayıf ülkelere destek ve temiz enerji kurulumları için özel sektörün hareketlendirilmesi de desteğin kapsamı içerisinde yer alacak.

Mısır’daki yeni inisiyatif çerçevesinde 5 gigavatlık verimsiz doğal gaz üretim santralleri de kapatılarak, 10 gigavat kapasiteli güneş ve rüzgar enerjisi santrali yapılacak.

Açıklamada görüşlerine yer verilen ABD İklim Özel Temsilcisi John Kerry, iklim değişikliği ile mücadelede paydaşlarla yakın temas içinde çalıştıklarını belirterek, şunları kaydetti:

“İklim değişikliği, gelişmiş, gelişmemiş ve gelişmekte olan tüm ülkeleri etkiliyor. İklim değişikliğinin öldürücü etkilerini azaltmak ve sıcaklık artışını 1,5 derece ile sınırlandırmak için daha fazla temiz enerji yatırımına ihtiyaç duyuluyor. 2030’a kadar yıllık temiz enerji yatırımlarının 3 kat artış göstermesi ve 2030’da 4,2 trilyon dolara ulaşması gerekiyor.”

Fosil yakıt lobileri BM iklim zirvesine akın etti

Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 27. Taraflar Konferansı’na (COP27), geçen yıla göre yüzde 25 artışla 636 fosil yakıt lobisi kayıt yaptırdı.

Sivil toplum kuruluşu Global Witness’in verilerine göre, Mısır’ın Şarm el-Şeyh kentinde düzenlenen iklim zirvesine 33 bin 449 kişi katılım sağladı.

Bu yılki zirveye 636 fosil yakıt lobisi kayıt yaptırırken, bu sayı, geçen yıl İskoçya’nın Glasgow kentinde düzenlenen COP26’ya göre yüzde 25 artış olarak kayıtlara geçti.

Petrol ve doğal gaz etkisinin COP müzakerelerinde arttığını gösteren verilere göre, fosil yakıt lobilerinin sayısı, iklim değişikliğinin etkilerine karşı en kırılgan 10 ülke olan Myanmar, Haiti, Filipinler, Mozambik, Porto Riko, Bahamalar, Bangladeş, Pakistan, Tayland ve Nepal’in temsilcilerinden daha fazla. “Afrika zirvesi” olarak nitelendirilen COP27’de, fosil yakıt lobilerinin sayısı Afrika kıtasından katılan ülke delegelerinden de yüksek seviyede bulunuyor.

Gelecek yıl COP28’e ev sahipliği yapacak Birleşik Arap Emirlikleri 1070 delegeyle en yüksek katılımcı sayısına sahip ülke ve bunların 70’ini fosil yakıt lobileri oluşturuyor. Birleşik Arap Emirlikleri’nden sonra en yüksek fosil yakıt lobisi 33 katılımcıyla Rusya delegasyonunda yer alıyor.

İklim değişikliğinin etkilerine karşı en kırılgan durumdaki Afrika ve Asya ülkelerinin temsilcileri, yerel topluluk ve aktivistler, fosil yakıt lobilerinin iklim müzakerelerini baltalamasından endişe ediyor.

Global Witness’in açıklamasında görüşlerine yer verilen Corporate Accountability and Public Participation Africa Program Direktörü Philip Jakpor, zirvenin Afrika odaklı olduğuna işaret ederek, “Buna rağmen, Afrika ülkelerinin katılımcılarının sayısından daha fazla fosil yakıt lobisinin bulunduğu bir iklim zirvesinde, iklim değişikliğinin kıta üzerindeki derin etkileri için ne yapılabilir? Zirvenin ilk gününden beri dünyanın her yerinden 450 kuruluş devlet liderlerine yapılması gerekenler için çağrıda bulunuyor. Büyük kirleticileri kovmanın zamanı çoktan geldi.” ifadelerini kullandı.

İklim krizine karşı 5 büyük sektörü içeren uluslararası eylem planı

Mısır’ın Şarm el-Şeyh kentindeki BM iklim zirvesi kapsamında, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu ülkeler enerji, ulaşım, çelik, hidrojen ve tarım sektörlerini ilgilendiren 25 öncelikten oluşan eylem planı hazırladı.

COP26 ve COP27 Üst Düzey İklim Şampiyonları (COP26 and COP27 High-Level Climate Champions) tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 27. Taraflar Konferansı’nda (COP27) bir araya gelen ve gayrisafi yurt içi hasılalarının toplamı, küresel ekonominin yarısından fazlasını oluşturan ülkeler enerji, ulaşım ve çelik sektörlerinin karbonsuzlaştırılması, düşük emisyonlu hidrojen üretimi ve sürdürülebilir tarıma geçiş için gelecek yıl düzenlenecek COP28 zirvesine kadar hayata geçirilecek 25 öncelikli eylem belirledi.

Geçen seneki COP26 zirvesi kapsamında oluşturulan, aralarında G7 ile Avrupa Komisyonu üyelerinin de yer aldığı, “Atılım Gündemi Ülkeleri” olarak adlandırılan ülkelerce hazırlanan ve küresel sera gazı emisyonlarının yüzde 50’sinden fazlasını oluşturan 5 sektöre odaklanan eylem planı, enerji maliyetlerinin azaltılması ile gıda güvenliğinin artırılması açısından önem taşıyor.

Ortak eylem paketi kapsamında Türkiye, çelik sektörüne yönelik öncelikli eylemleri destekleyen ülkeler arasında yer alıyor.

Eylem paketinde, yatırımların tedarik ve ticarete yönlendirilmesine yardımcı olmak için düşük emisyonlu ve neredeyse sıfır emisyonlu çelik, hidrojen ve sürdürülebilir piller için ortak tanımlar geliştirilmesi ile temel altyapı projelerinin hızlandırılması gibi kararlar bulunuyor.

Eylem paketinde yer alan kararlardan bazıları şöyle:

“Paris Anlaşması ile uyumlu olarak, çevreyi kirleten taşıtların aşamalı olarak kaldırılması için ortak bir hedef tarih belirlenmesi, İklim Yatırım Fonları kapsamında, gelişmekte olan ülkelere yönelik finansal ve teknolojik yardımın sistematik olarak güçlendirilmesi, gıda güvensizliği ile iklim değişikliği ve çevresel bozulmanın getirdiği sorunlara çözümler üretmek için tarımsal araştırma ve geliştirmeye yönelik yatırımların teşvik edilmesi.”

İnşaat ve çimento sektörlerindeki eylemlerin gelecek yıl gündeme eklenmesi planlanıyor.

Biden, iklim zirvesinde Paris İklim Anlaşması’ndan çekildiklerinden dolayı özür diledi

ABD Başkanı Joe Biden, Mısır’ın Şarm El Şeyh kentinde düzenlenen 27. BM İklim Konferansı’nda yaptığı konuşmada, iklim krizinin insani, ekonomik, çevre ve ulusal güvenlik ile ilgili olduğuna işaret etti, selefi Trump’ın Paris İklim Anlaşması’ndan çekildiğini anımsattı.

Biden, “Ben göreve gelir gelmez hemen anlaşmaya geri döndük. Büyük iklim zirveleri yaptık. Bu anlaşmadan zamanında çekilmiş olmamızdan dolayı özür diliyorum.” dedi.

ABD’nin karbon emisyonu hedeflerine 2030’a kadar ulaşması için elinden geleni yaptığını belirten Biden, Rusya-Ukrayna savaşının da fosil yakıtlara bağlılığın bir an önce bitirilmesinin aciliyetini gösterdiğini belirtti.

Biden ayrıca, Afrika ülkelerinin iklim kriziyle mücadele etmesi için 150 milyon dolarlık katkı yapacaklarını sözlerine ekledi.

Öte yandan Biden’ın konuşmasının sonuna doğru salonda bulunan bir grup, fosil yakıt karşıtı protesto başlattı. Ellerinde pankartlar tutan protestocuların konuşmaya müdahale etmesinin ardından Biden bir süre durdu ve protestocular dışarı çıkarıldı.

Enerji krizi, küresel iklim değişikliğiyle mücadeledeki hedeflerin çıtasını düşürüyor

Avrupa Birliği ülkeleri 2030 yılı itibarıyla enerji kaynaklarını yüzde 45’e ulaştırma yönündeki hedefi yüzde 40’a düşürdü.

Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın etkilerinden biri olan enerji krizi, dünya genelinde karbon salınımının 2050 yılına kadar sıfıra indirilmesi başta olmak üzere Paris İklim Zirvesi’nde belirlenen hedefleri düşürmesinin ötesinde çevreyi en çok kirleten enerji kaynağı kömüre talebi artırdı.

Aralık 2015 tarihindeki Paris İklim Zirvesi’nde 2050 itibarıyla tüm gezegende karbon-nötr başta olmak üzere birtakım hedefler belirlendi. Ancak istatistikler, Rusya’nın Ukrayna’ya açtığı savaşın da etkisiyle oluşan küresel enerji krizi nedeniyle söz konusu hedeflere ulaşılamayacağını gösteriyor.

Europe Active sitesine göre, Avrupa Birliği ülkeleri 2030 yılı itibarıyla enerji kaynaklarını yüzde 45’e ulaştırma yönünde koyduğu hedefi yüzde 40’a düşürdü.

Avrupa kıtasında 2022 yılı iklim değişikliği açısında olağan dışıydı. Kıtada geniş tarım alanlarını sulayan ve bazılarının hidroelektrik santralleriyle enerji ürettiği nehirler kurudu.

Bundan daha kötüsü ise iklim değişikliğinin etkili olduğu Afrika Boynuzu bölgesiydi. Bu ülkelerdeki kuraklık, insanları göç ve açlığa sürüklediği gibi çatışmaları da alevlendirdi.

Afrika kıtasındaki Çad Gölü’ndeki durum iklim değişikliğinin insan hayatının üzerindeki etkisinin en açık örneği olarak dikkati çekiyor. Çad Gölü’nün suyu, on binlerce insanın hayatını tehdit edecek derecede çekilmiş durumda. Bölgede on binlerce insan için içme suyu kaynağı olmasının yanı sıra balıkçılık ve tarımsal sulama imkanı sağlayan Çad Gölü havzası, terörist gruplar ile hayvan hırsızı çetelerin yuvası haline dönüştü.

Bu arada 2021 yılında Cezayir başta olmak üzere Akdeniz’in birçok ülkesinde onlarca kişinin hayatını kaybetmesine yol açan büyük yangınları unutmak mümkün değil.

Öte yandan kuraklık ve yangınların tam aksine bu yıl Pakistan topraklarının üçte birini sular altında bırakan sel felaketleri, can kayıplarının yanı sıra korkunç maddi hasarlarla sonuçlandı.

Uzmanlar da iklim değişikliğini, özellikle kömür ve petrol gibi fosil yakıtlardan kaynaklanan sera gazları emisyonunun yol açtığı küresel ısınmaya bağlıyor.

Rusya Ukrayna savaşı sonrası Avrupa ülkeleri kömür tüketimine olan kısıtlamaları hafifletti

Ukrayna savaşından sonra Rusya’nın Avrupa’ya enerji ihracatını kısması ve karşı tarafın da hem Rusya’ya olan bağımlılıktan kurtulma hem de Moskova’ya yaptırım çabaları, doğal gaza olan talebi artırdı. Bunun sonucunda küresel piyasalardaki doğal gaz fiyatları, ülkelerde evlerin elektrik ve doğal gaz faturalarına doğrudan yansıyacak şekilde arttı.

Avrupa Birliği ülkelerindeki hükümetler de elektrik üretimi için doğal gaz ve nükleer enerji tüketiminin yanı sıra kömür tüketimine olan kısıtlamaları hafifletmeye gitti. Öyle ki Avrupa’daki hükümetin bu yöndeki adımları çevrecilerin öfkesine yol açtı.

Dolayısıyla enerji krizi gölgesinde çevresel öncelikler geriledi ve yenilenebilir enerji konusunda planlanan hedeflere ulaşılamadı. Sonuç itibarıyla dünyadaki enerji kaynakları arasında hala fosil yakıtlar ilk sırada yer alıyor.

Aslında Ukrayna savaşı, dünyadaki enerji üretimindeki yenilenebilir enerji payının yükselmesine ve uluslararası şirketlerin temiz enerjiye yönelmek üzere petrol ve doğal gaz arama yatırımlarını azaltmasına rağmen dünyanın hala enerji dönüşümüne hazır olmadığını gözler önüne serdi.

Aralık 2015 tarihinde düzenlenen Paris İklim Zirvesi’nde küresel ısınmayı 1,5 santigrat dereceye düşürme hedefi konulmuş olsa da mevcut konjonktür bunun pek mümkün olmayacağını gösteriyor.

Dünya Meteoroloji Örgütü Genel Sekreteri Petteri Taalas, BBC’ye yaptığı bir açıklamada, “Bazı ülkeler hala küresel ısınmayı 1,5 derece yükseltme hedefine ulaşma mücadelesi veriyor. Dolayısıyla 1,5 santigrat dereceye gerileme yerine halihazırda 2,5-3 dereceye doğru ilerliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Uygulamadaki zorluk

Mısır’ın Şarm el-Şeyh kentinde düzenlenen iklim zirvesinin önündeki en büyük zorluk, yeni kararlar almaktan ziyade, 2015 Paris Anlaşması başta olmak üzere önceki zirvelerde üzerinde anlaşmaya varılanları uygulamak.

Mısır Dışişleri Bakanı ve COP27 Başkanı Samih Şukri Zirve’de yaptığı konuşmada, bu konuyla ilgili, “Müzakere ve taahhüt aşamasından ‘uygulama’nın öncelikli olduğu bir aşamaya geçmenin zamanı geldi. Bu yaklaşıma devam etme lüksümüz yok.” değerlendirmesinde bulundu.

BM’ye göre, 190 ülkeden 100’ün üzerinde devlet ve hükümet yetkilisi ile 40 binden fazla katılımcının beklendiği COP27 Zirvesi’nin amacı “iklim acil durumunun çözümü” için kararlı adımları uygulamaya geçirmek.

Uygulamaya acilen geçmesi beklenen adımlar arasında; sera gazı emisyonlarının azaltması, iklim değişikliğinin kaçınılmaz etkilerine uyum sağlanması ve gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkelerdeki iklim değişikliğiyle mücadele eylem planını finanse etme (yaklaşık 100 milyar dolar) taahhütlerini yerine getirmesi yer alıyor.

Petrol ve gaz ihraç eden Afrika ülkeleri, uluslararası şirketlerin iklim değişikliği ile mücadele çerçevesinde hidrokarbon sektöründeki yatırımlarını azaltarak güneş enerjisi, rüzgar, hidroelektrik ve deniz dalgası enerjisi gibi temiz enerjilere daha fazla yatırım yapmaya yönelmesinden dolaylı olarak etkilenmiş durumda.

Uluslararası şirketlerin yatırımlarını yenilenebilir enerjilere kaydırması, ekonomilerinin temel kaynağı hidrokarbon ihracatına bağlı olan Nijerya, Cezayir ve Angola gibi ülkelerde petrol ve gaz sahalarının geliştirilmesinde zorlukları da beraberinde getirdi.

Enerji piyasasındaki değişimin petrol ve gaz ihraç eden gelişmekte olan ülkeler üzerinde olumsuz etkileri olacaktır. Bu durum ise onların temiz enerji üretimine geçmesi için mali ve teknolojik olarak desteklenmesini gerektiriyor.

Ancak, küresel enerji krizi, Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika’daki büyük ekonomilerde yükselen enflasyon göstergeleri, küresel ekonomik durgunluk ve Rusya-Ukrayna savaşının devam ediyor olması gibi etmenler sanayileşmiş ülkelerin az gelişmiş ülkelerin iklim değişikliği ile mücadelede destekleme taahhütleri konusunda şüphe uyandırıyor.

Paylaş :

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *