Müslümanlar Gavurla İş Tutabilirler mi?

Müslümanlar Gavurla İş Tutabilirler mi?

Muhafazakâr demokrat liderlerin ABD-İsrail ölçülerine uygun siyasetini hiç Allah korkusu taşımadan destekleyip yücelten ekran rahipleri hem kendilerini hem liderlerini hem de koca bir ülkeyi ateşe sevk etmekte ama bunun farkına varmamaktadırlar.

Mehmed Durmuş

Türkiye gibi ülkelerin yöneticileri ne kadar “dünya beşten büyüktür” gibi söylemler tertip etseler de küçücük bir terör devletinin Müslüman kırımcı, kan içici başkanı BM Genel Kuruluna, dolayısıyla dünya gündemine tesir edebilmekte, yanında getirdiği küçücük bomba ile tüm dünyayı tehdit edebilmektedir. Tehdidin asıl muhatapları da ‘Müslüman’ ülkeleredir.

Bu nasıl olmaktadır? Çünkü İsrail terör şebekesi oyunu kurallarına göre oynamaktadır. Oyunun kuralları şöyledir: ABD İsrail’in en büyük destekçisi, argo tabiriyle dayısıdır. Amerika var olduğu için İsrail vardır ve Amerika İsrail’e tam destek vermektedir. Yani İsrail ABD’ne, AB’ne ve Yahudi sermayesine dayanmaktadır. ‘Müslüman’ ülke rejimlerine gelince, onlar da ABD’ne ve AB’ne dayanıp güvenmektedirler. Halbuki onların Allah’a dayanıp güvenmeleri gerekirdi. O halde burada imanda bir sapma söz konusudur.

ABD, İsrail ve AB ülkelerinin yararcılık, fırsatçılık, amaç uğrunda her türlü aracı meşru sayma gibi ilkeleri vardır. Müslümanların ise dürüstlük, yalan söylememe, kimseyi kandırmama gibi ilkeleri olmak zorundadır. Müslümanlar Allah’a ibadet ederler ve sadece Allah’tan yadım dilerler. İsrail, oyunu kurallarına göre oynamakta ama ‘Müslüman’ ülkeler yönetimleri ABD-İsrail’in kurduğu oyunu yol-yordam edindikleri için, oyunu gavurla birlikte oynamaktadırlar. ABD gibi ülkeler ‘Müslüman’ liderlerden kanmalarını istemekte, onlar da “kandım!” demektedirler.

Müslümanların, İslam’ı bir millet, küfrü de bir millet; Müslümanları kardeş, Yahudi-Hristiyanları da kardeşlerin düşmanı bilmeleri gerekirken, İslam’la küfrü bir millet sayar hale gelmişlerdir. Küfür milletinin dost-düşman algısında ise değişme yoktur.

‘Müslüman’ ülke rejimleri pakt kurmaktadırlar ama paktları gâvurla değil, Müslümanlarla savaşmaktadır. Ve yeryüzünde, bir devlet ve ortakları haricinde İsrail’le savaşan bir tane İslam ülkesi bulunmamaktadır. Savaşmak şöyle dursun, İsrail siyasi-askerî kayıtlarında düşman olarak bile gözükmemektedir. Çünkü Müslümanlar oyunu İslam’ın kurallarına göre değil, düşmanlarının kurallarına göre oynamaktadırlar. Allah Rasûlü’nün sünneti içinde, arzı kirletip ifsat eden Yahudileri beldelerinden kovup çıkarmak gibi hamleler vardı. Buna, Yahudilerin çok güvendikleri sağlam kalelerden oluşan Hayber de dahildi. Sünnet ehli Müslümanlar İsrail’i haritadan silmekten bahsedememektedirler.

Muhafazakâr demokrat liderler, BM Genel Kurul kürsüsünden tüm dünyayı, cebinden çıkardığı bomba ile tehdit eden Yahudi başbakana, “onun buna hakkı var” diyerek tam destek veren, katilin oradaki konuşmasının dünya için faydalı ve gerekli olduğunu söyleyen NATO genel sekreteri ile can-ciğer kardeş, ABD Başkanıyla dostturlar.

Muhafazakâr demokrat liderlerin ABD-İsrail ölçülerine uygun siyasetini hiç Allah korkusu taşımadan destekleyip yücelten ekran rahipleri hem kendilerini hem liderlerini hem de koca bir ülkeyi ateşe sevk etmekte ama bunun farkına varmamaktadırlar. Çünkü görünen o ki, kalplerine ABD-İsrail sevgisi içirilmiştir. Adeta sekir halindedirler. Bütün insanların Allah’a teker teker hesap vereceği o zorlu gün gelmeden önce herkes inancını gözden geçirmeli, hiç kimse Allah’a hesap vereceğini unutmamalıdır. Müslüman halklar hamasi nutukların aziz hatırası adına, hıyanet siyasetlerine ortak olmamalıdırlar. Allah’ın hatırı (rızası) önüne, başka hiç kimsenin hatırı geçirilemez. 

Paylaş :

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *