İngiltere ve Fransa öncülüğünde 12 devletin İsrail’e yaptırım uygulanmasına ilişkin ortak açıklamasının Beyaz Saray tarafından sessizlikle karşılanması sonrası 8 devlet de yayınladıkları ortak açıklama ile İngiltere’nin adımından duydukları memnuniyeti belirterek, Trump’ın planının uygulanmasını istediler.
İngiltere ve Fransa öncülüğünde Kanada, Danimarka, Finlandiya, Fransa, İzlanda, İrlanda, Norveç, Polonya, Portekiz, İspanya ve İsveç Dışişleri Bakanları önceki gün yayınlanan ortak yazılı açıklamayla, işgal altındaki Filistin topraklarındaki yahudi yerleşimleriyle yaptıkları ticareti yasaklayacaklarını duyurdu.
Açıklamada, İsrail’in Batı Şeria’daki eylemleriyle iki devletli çözümü baltalayan adımlar attığı belirtilirken, durumun her geçen gün daha da kötü hale geldiği kaydedildi. Filistin topraklarını gasbeden yahudilerin sebep olduğu şiddet olaylarına işaret edilen açıklamada, iki devletli çözüm fikrinin korunması gerektiği vurgulandı.
Trump, İngiltere öncülüğünde İsrail’e uygulanan yeni yaptırımlara karşı çıkmadı
İsrail merkezli Kanal 12 televizyonunun bilgi sahibi kaynaklardan aktardığı haberine göre, İngiltere Başbakanı Andy Burnham yaptırım kararını açıklamadan önce ABD Başkanı Trump ile görüşerek süreç hakkında bilgi verdi. Görüşmeye vakıf iki kaynak, Trump’ın herhangi bir itirazda bulunmadığını ve Burnham’dan bu hamleden vazgeçmesini talep etmediğini kaydetti.
Haberde, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Florida eyaletinin Miami kentinde, Kolombiya’ya hareket etmeden önce gazetecilerin konuya ilişkin sorularını yanıtlarken İngiltere’nin kararını kınamaktan kaçınmasına dikkat çekildi.
Beyaz Saray’ın bu tutumu, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetinin işgal altındaki Batı Şeria’ya yönelik politikalarından duyulan rahatsızlığın bir göstergesi olarak değerlendirildi. Haberde, ABD’li yetkililerin, yaptırım paketini doğrudan onaylamasalar dahi Netanyahu hükümetinin politikalarına ilişkin duydukları endişeleri İngiliz mevkidaşlarıyla paylaştıkları belirtildi.
ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee de BBC’ye verdiği mülakatta İngiltere’nin yaptırım kararının “mantık dışı ve Yahudi halkına karşı ayrımcılık” olduğunu savunmuştu. Huckabee’nin “İngiltere samimiyse Kuzey Kore, Çin ve Rusya’ya yönelik yaptırımlar nerede?” sözlerine karşılık Kanal 12’ye konuşan üst düzey bir Beyaz Saray yetkilisi, “Büyükelçi Huckabee’nin ifadeleri Beyaz Saray veya Dışişleri Bakanlığı ile koordine edilmemiştir.” diyerek büyükelçinin sözleriyle aralarına mesafe koyduklarını bildirdi.
8 devlet, İngiltere’nin açıklamasına ortak oldu
İngiltere’nin İsrail’e kısıtlama kararının ABD tarafından sessizlikle karşılanması sonrası, 8 devlet, ortak açıklamaya destek veren yeni bir ortak açıklama yayınladı. Açıklamaya dahil olan devletler arasında Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan, Mısır, Katar, Ürdün, BAE ve Endonezya bulunuyor.
Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Türkiye Cumhuriyeti, Birleşik Arap Emirlikleri, Endonezya Cumhuriyeti, Katar Devleti, Mısır Arap Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Suudi Arabistan Krallığı ve Ürdün Haşimi Krallığı Dışişleri Bakanları, Birleşik Krallık Hükümeti’nin İşgal Altındaki Filistin Topraklarındaki yasadışı İsrail yerleşimlerinden mal ithalatını yasaklama ve bu yerleşimlerle bağlantılı hizmetlere yönelik kısıtlamalar getirme kararını memnuniyetle karşılamakta; bu kararın, uluslararası hukuka uygun şekilde uluslararası toplumu benzer adımlar atmaya teşvik etmesini ve yasadışı yerleşim faaliyetlerinde bulunan yerleşim kuruluşları ile bu faaliyetlere karışan kişilerle ilgili olarak hesap verebilirliğin sağlanmasına katkıda bulunmasını temenni etmektedir.
Bakanlar ayrıca, Kanada, Danimarka, Finlandiya, Fransa, İzlanda, İrlanda, Norveç, Polonya, Portekiz, İspanya, İsveç ve Birleşik Krallık Dışişleri Bakanları tarafından yayımlanan ve bu ülkelerin uluslararası hukuka göre yasadışı olan yerleşimlerle yapılan mal ticaretine yönelik ulusal düzeyde ve/veya Avrupa düzeyinde kısıtlamalar getirme ya da kendi ulusal usulleri çerçevesinde bu ve diğer tedbirleri aktif biçimde değerlendirme yönündeki niyetlerini teyit eden İki Devletli Çözüme İlişkin Ortak Bildiri’yi de memnuniyetle karşılamaktadır. Bakanlar, uluslararası toplumu bu adımlar çerçevesinde, İşgal Altındaki Filistin Topraklarındaki yasadışı İsrail yerleşimlerini destekleyen veya sürdürülmesine katkı sağlayan faaliyetlere son verilmesi amacıyla somut tedbirler almaya teşvik etmektedir. Bakanlar, açıklanan bu niyetlerin, tüm Devletlerin, İsrail’in İşgal Altındaki Filistin Topraklarındaki hukuka aykırı işgalinden kaynaklanan durumu yasal olarak tanımama ve İsrail’in işgaliyle oluşturulan durumun sürdürülmesine yardım veya destek sağlamama yükümlülüğünü içerecek şekilde, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2334 (2016) sayılı Kararı ile Uluslararası Adalet Divanı’nın 19 Temmuz 2024 tarihli İstişari Görüşü dahil olmak üzere uluslararası hukuk ve ilgili Birleşmiş Milletler kararlarıyla uyumlu olduğunu değerlendirmektedir.
Bu çerçevede Bakanlar, İsrail’e, yerleşim faaliyetleriyle bağlantılı olarak aldığı tüm tedbirleri ve İşgal Altındaki Filistin Topraklarının coğrafi ve demografik yapısını değiştirmeyi amaçlayan diğer tüm uygulamaları geri çekmesi yönündeki çağrılarını yinelemektedir. Bakanlar, Gazze’nin İşgal Altındaki Filistin Topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulamakta ve güvenlik ile istikrarın sağlanması, insani durumun ele alınması, yeniden imar ve toparlanma sürecinin kolaylaştırılması ve kalıcı barışın temellerinin atılması amacıyla ABD Başkanı Trump’ın Gazze İhtilafını Sona Erdirmeye Yönelik Kapsamlı Planı’nın tam olarak ve derhal uygulanması çağrısında bulunmaktadır. Bakanlar, adil, kalıcı ve kapsamlı bir barışın sağlanmasının tek uygulanabilir yolunun, uluslararası hukuk ve ilgili Birleşmiş Milletler kararları doğrultusunda, başkenti Doğu Kudüs olan, 4 Haziran 1967 sınırları temelinde bağımsız, egemen, toprak bütünlüğüne 1/2 sahip ve yaşanabilir bir Filistin Devleti’nin hayata geçirilmesi suretiyle iki devletli çözümün uygulanması olduğunu bir kez daha vurgulamaktadır.”
İngiltere Dışişleri Bakanının açıklaması
İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband da İngiltere Parlamentosu’nda yaptığı açıklamada, işgal altındaki Filistin topraklarından İngiltere’ye gelen malların ithalatının yasaklanacağını açıkladı.
Kendisinin de bir Yahudi olduğunu ve Tel Aviv’de yaşadığı çocukluk günlerini özlemle andığını kaydeden Miliband, İsrail’in 7 Ekim 2023’ten sonra kendisini savunma hakkını kullandığını savundu.
İran’ın İsrail’i ve Yahudileri tehdit etmeyi sürdürdüğünü öne süren Miliband, İranlı kurum ve kişiler ile İran’ın etkisindeki gruplara yaptırımlar uygulandığını kaydetti.
Miliband, İran’ın nükleer silaha sahip olmaması gerektiğini savunarak, İran’ın nükleer konusundaki ihlallerini Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne taşıyacaklarının altını çizdi.
İran ve Hizbullah’a yönelik yeni yaptırımlar açıklayan Miliband, “Bu tehditlerle mücadele, İsrail’le ortak ulusal güvenlik sorunlarımızdır. Bunlarla mücadelede işbirliğini sürdüreceğiz.” dedi.
Miliband, İngiltere’de ve dünyada Yahudilerin korku içinde olduğunu, çocukların okullara korku içinde gittiğini savunarak, “Yahudi olmakla gurur duyuyorum. İsrail’e desteğim sarsılmazdır ancak bu durum, Filistin Devleti’ne desteğimle çelişmiyor.” diye konuştu.
İki devletli çözümün hem Filistinliler hem de İsrailliler için tek yol olduğunun altını çizen Miliband, Gazze’de yaşananların ise “dünyanın ve İngiltere’nin vicdanından silinmeyecek bir leke” olduğunu söyledi.
Miliband, İsrail’in Batı Şeria’daki eylemlerinin “Filistin Devleti” fikrini yok etmeyi hedeflediğini de vurgulayarak, “İşçi Partisi hükümetinin tarihi bir adım atarak Filistin Devleti’ni tanımasından gurur duyuyoruz ancak İşçi Partisi yaşananlar karşısında hala yeterli adımları atmadı.” ifadelerini kullandı.
Yaşananları kınamak dışında somut adımlar atacaklarını da kaydeden Miliband, bugün 770 bin İsraillinin işgal altındaki Filistin topraklarında inşa edilen yasa dışı yerleşim yerlerinde yaşadığını kaydetti.
İsrail devletinin ve Filistin topraklarını gasbetmek isteyen İsraillilerin saldırıları sonucunda yaklaşık 4 bin Filistinlinin kısa sürede yerlerinden edildiğini anlatan Miliband, İngiltere’nin uzun süredir işgal altındaki Filistin topraklarına inşa edilen yasa dışı yerleşim yerlerini kınadığını ancak bu işgalin yasa dışılığını tamamen sorgulamadığını da vurguladı.
Miliband, şunları söyledi:
“Bugün, İngiltere hükümetinin resmi görüşünün, İsrail’in (Filistin topraklarındaki) işgalinin, kontrolü kalıcı hale getirmesi, egemenliğini kalıcı olarak genişletme niyeti taşıması ve yasa dışı yerleşimler yoluyla izlediği yayılmacı politika nedeniyle hukuka aykırı olduğu yönünde olduğunu açıklıyorum. Hükümet, işgalin hukuka aykırı olmasının işgal altındaki topraklarla kurmayı tercih ettiğimiz ekonomik ilişkilerde de karşılık bulması gerektiğine inanmaktadır. İngiliz halkının, iş yerlerimiz ve süpermarketlerimizde yasa dışı yerleşimlerden gelen ürünleri kabul ederek işgali desteklememizi istediğine inanmıyorum. Bu nedenle bugün, işgal altındaki topraklardaki yasa dışı yerleşimlerden gelen malların ithalatını yasaklayacağımızı açıklıyorum.”
Miliband, kapsamlı bir yaptırım rejimi ortaya koyacaklarını da belirterek, “Yerleşimlerin genişletilmesine yönelik inşaat, altyapı, finansman veya gayrimenkul gibi hizmetler sağlayan belirli şirketler ve kişilere karşı da harekete geçeceğiz. Bu nedenle yasa dışı yerleşimleri finanse eden veya bunların kurulmasını ya da genişlemesini kolaylaştıranlara şunu söylüyorum: İngiltere yaptırımlarının tüm gücüyle karşı karşıya kalacaksınız.” ifadelerini kullandı.
Gasbedilen Filistin topraklarında inşa edilecek yerleşim yerlerinin yasa dışı olduğunu yineleyen Miliband, bu yerlerin tanıtımının İngiltere’de teşvik edilmemesi gerektiğini söyledi.
Bloomberg: İngiliz diplomatlar ABD’ye “sembolik” olduğunu söyledi
Bloomberg’in haberinde, bu yaptırımların ABD-İngiltere ilişkilerine etkilerine dikkat çekilerek, şu ifadeler kullanıldı:
“İngiliz yetkililer, yaptırım duyurusunun (İngiltere Başbakanı Andy) Burnham’ın ABD Başkanı Donald Trump ile ilişkilerinde gerilemeye yol açabileceğinden endişe duyuyor. Konuya yakın kaynaklara göre, Trump yönetiminin tepkisini yumuşatmak adına İngiliz diplomatlar yaptıkları özel görüşmelerde, ABD’ye bu yaptırımlarının büyük oranda ‘sembolik’ olduğunu ve İngiltere’nin İsrail ile ticari ya da güvenlik alanındaki ilişkilerine somut bir etkisi olmayacağını bildirdi.”













Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *