1961 anayasası ile kurulan Anayasa Mahkemesinin kuruluş yıldönümünde konuşan Başkan Kadir Özkaya, “Mevcut uluslararası sistemin ve özellikle uluslararası yargı kurumlarının daha adil, daha kapsayıcı ve daha etkili bir yapıya kavuşturulması bir zorunluluk olarak gözükmektedir.” ifadesini kullandı.
Anayasa Mahkemesinin 64. Kuruluş Yıl Dönümü nedeniyle Anıtkabir’in ziyaret edilmesinin ardından Yüce Divan salonunda tören düzenlendi. Törene Cumhurbaşkanı, TBMM Başkanı, Bakanlar ile Danıştay ve Yargıtay başkanları katıldı.
Törende konuşma yapan Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Yüksek Mahkemenin hukukun üstünlüğünün sürekliliğini ve anayasal düzene ilişkin kuralların öngörülebilirliğini güvence altına alan temel unsurlardan biri olarak öne çıktığını söyledi.
Anayasa Mahkemesinin, anayasal düzenin merkezinde yer alan temel hak ve özgürlüklerin en üst düzeyde korunmasını sağlayan bir güvence mekanizması işlevi gördüğünü belirten Özkaya, Yüksek Mahkemenin, Türk milleti adına verdiği kararlarla yalnızca hukuki uyuşmazlıkları çözmekle kalmadığını, aynı zamanda adalet ve hakkaniyet ilkelerini gözeterek ulusal ve uluslararası insan hakları standartlarını birlikte değerlendiren bütüncül bir yaklaşımı hayata geçirdiğini vurguladı.
AYM’ye başvuru sayısı 700 bini geçti
Özkaya, bireysel başvuru sisteminin kabul edildiği tarihten bu yana Anayasa Mahkemesine yapılan başvuru sayısının 700 bini geçtiğine dikkati çekerek, bu süreçte karşılaşılan en önemli zorluklardan birinin, her yıl artan başvuru sayısının oluşturduğu yoğunluk olduğunu ifade etti.
Anayasa Mahkemesinin karşı karşıya olduğu yoğun iş yükünün, bir yönüyle bireysel başvuru mekanizmasına duyulan güvenin bir göstergesi olarak değerlendirilebileceğini ancak bu durumun aynı zamanda mahkemenin mevcut kapasitesini zorlayan yapısal ve pratik sorunları da beraberinde getirdiğini vurgulayan Özkaya, şöyle devam etti:
“Mahkememiz, artan iş yüküne rağmen başvuruların etkin ve makul sürede sonuçlandırılabilmesi amacıyla çeşitli tedbirler almaya devam etmektedir. Bu kapsamda yargı süreçlerinde teknolojinin daha etkin kullanımı, yapay zeka destekli analiz imkanlarının geliştirilmesi, dijital başvuru sistemlerinin güçlendirilmesi ve başvuruların daha hızlı işlenmesine yönelik uygulamalara ağırlık verilmiştir. Ayrıca yapay zekanın yargı alanında kullanımı konusunda da ciddi çalışmalar yürütüyoruz. 2026 Eylül ayı itibarıyla bireysel başvuru formlarının okunması, özetlenmesi ve kategorize edilmesi aşamasında yapay zekayı devreye almayı hedefliyoruz.”
Hakimlik ve savcılığın, salt teknik bir hukuk uygulamasının ötesinde, derin bir ahlaki ve vicdani sorumluluk alanına işaret eden bir meslek olduğunu kaydeden Özkaya, tarihin en köklü mesleklerinden biri olan hakimlikte terazinin, kural ile değer, adalet ile vicdan arasında hassas bir dengeyi temsil ettiğini ifade etti.
Hakim ve savcıların temel işlevlerinin, adaleti tesis etmek olduğunu vurgulayan Özkaya, “Hakim ve savcılar, iç dünyalarındaki öznel duygu ve düşünceleri de dahil olmak üzere herhangi bir dışsal etki ve baskı altında kalmadan, çekinmeden, endişe duymadan, tarafsız bir tutumla, pozitif hukuk düzeninin öngördüğü çerçeve içinde aklı ve bilimi daima başat konumda tutarak, hukuka ve vicdani kanaatlerine göre özgürce karar vermelidirler. Hem bireysel hem de kurumsal yönleriyle her daim yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını muhafaza etmelidirler.” diye konuştu.
Hakim ve savcılar ile akıl, vicdan, adalet, ahlak, hak ve devlet kavramları arasında sıkı bir bağ olduğunu belirten Özkaya, “Hakim ve savcılar daima cesur olmalıdırlar, doğru olmalıdırlar. Hiçbir zaman beklenti ve kaygılarının etkisiyle doğruluktan sapmamalıdırlar. Oturdukları makamda daima doğru karar vermek için oturduklarını unutmamalıdırlar. Bunun asli görevleri olduğunu hiç hatırlarından çıkarmamalıdırlar.” değerlendirmesinde bulundu.
‘Uluslararası toplum ile yargı kurumları, çoğu zaman gözünü kapatıyor’
Kadir Özkaya, dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşanan savaşlara ve çeşitli krizlere uluslararası toplum ile yargı kurumlarının çoğu zaman geçici çözümlerle yaklaştığını, hatta çoğu zaman gözünü ve vicdanını kapattığını bildirdi.
Birleşmiş Milletler’in dünya barışını koruma misyonuna rağmen, yapısal sorunları nedeniyle Gazze başta olmak üzere dünyanın pek çok yerindeki zulümleri durduracak kararları alamadığını aktaran Özkaya, bu durumun milyonlarca insanın evsiz kalmasına, çok sayıda insanın hayatını kaybetmesine neden olduğunu ifade etti.
“Bütün bunlar, toplumlar arasındaki uçurumu derinleştirmekte birlikte yaşama kültürünü zehirlemektedir.” görüşünü paylaşan Özkaya, sürdürülebilir kalkınmanın ve küresel istikrarın önündeki en büyük engelin, savaşlar ve yapısal adaletsizlikler olduğunu dile getirdi.
‘Mevcut düzen yetersiz kalıyor’
Ortaya çıkan sorunların tek bir aktör tarafından çözülemeyeceğini, mevcut uluslararası sistemin artık sorunları çözmekte yetersiz kaldığını belirten Özkaya, “Mevcut uluslararası sistemin ve özellikle uluslararası yargı kurumlarının daha adil, daha kapsayıcı ve daha etkili bir yapıya kavuşturulması bir zorunluluk olarak gözükmektedir. Zira ortada giderilmesi gereken birçok adaletsizlik bulunmaktadır. En büyük adaletsizlik de savaştır. Çünkü savaş en çok çocukları, kadınları vurmakta, kalkınmayı ve refahı durdurmaktadır. Nefreti büyütmektedir. Nesiller boyunca sürecek travmalar bırakmaktadır.” diye konuştu.
Güç ve kudretin, Allah tarafından insanlara ve toplumlara adalet, barış ve huzur içinde daha mutlu, müreffeh ve güzel yaşamalarına imkan sağlansın diye verildiğini belirten Özkaya, şöyle devam etti:
“Hazreti Süleyman’ın varisi olduklarını düşündükleri halde onun misyon ve adaletine uygun davranmayanlar başta olmak üzere, Gazze ve dünyanın birçok yerinde bebeklere, çocuklara, kadınlara ve herkese en ağır zulümleri yapanlar, savaş suçu işleyenler, yapılan zulümlere gözlerini ve vicdanlarını kapatanlar, zalimlere destek olanlar, sahip oldukları güce güvenerek adaleti hiçe sayan davranışlarını sürdürmekte ısrarcı olanlar, bir an önce adalete dönmedikleri takdirde, sahip oldukları güç ve kudretin kısa zamanda ellerinden çıkıp gideceğini, yaptıkları zulmün orada kalmayacağını, kendilerine mutlaka döneceğini unutmamalıdırlar.”
‘Firavun, Nemrud ve Karun helak edildi’
AYM Başkanı Özkaya, Firavun, Nemrud ve Karun gibi güç sahiplerinin “helak” olduklarını anımsatarak, “Kanaatimce güç, adaletli olursa hangi inançtan olursa olsun her şeyi başarır ancak acımazsızca giderse ne kadar büyük olursa olsun, nihayetinde hasmı karınca da olsa yenilir. Yani ne kadar zengin olursa olsun, ne kadar güçlü olursa olsun haksız oldu mu, adil olmadı mı hepsi elinden çıkar.” ifadelerini kullandı.
Adaletli olmayan hiçbir devletin uzun ömürlü olamayacağını ve sonunda yenileceğini dile getiren Özkaya, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Salt güç politikasıyla, bencil çıkarlarla kalıcı güvenlik ve barış sağlanamaz. Adalet üzere hareket etmeyen hiçbir devlet ne kadar güçlü olursa olsun uzun ömürlü ve kalıcı olamaz. Ancak adaletli olursa, hak ile olursa, hangi inançtan olursa olsun her şeyi başarır ve uzun ömürlü olur. Acımasızca adaletten uzak bir şekilde kullanılan güç ise ne kadar büyük olursa olsun nihayetinde hasmı karınca da olsa yenilir. Adil olmazsan, hak ile olmazsan, dünyada ne kadar güçlü olursan ol, gücün ne kadar büyük olursa olsun nihayetinde Cenabıallah’ın yanında bir sinek kadar bile olamazsın. Ancak gerçek hak ile olursan, adalet üzere olursan bir gün dünyadaki en süper güç bile senin yanında sinek kadar olur.”
AYM Başkanı Özkaya, Yüksek Mahkeme üyeliğine seçilen Şaban Kazdal’a başarı dileğinde bulundu.
Özkaya’nın konuşmasının ardından Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilen Kazdal için yemin töreni düzenlendi. Öz geçmişi okunan Kazdal yemin etti. Şaban Kazdal’a kisvesi, Özkaya tarafından giydirildi.
Anayasa Mahkemesinde Hasan Tahsin Gökcan’ın emekliye ayrılmasıyla boşalan üyelik için Yargıtay Büyük Genel Kurulunda seçim yapılmıştı. 317 üyenin katıldığı oylama sonucunda Mustafa Karayıldız 48 oy, Oğuz Dik 45 oy, Şaban Kazdal ise 44 oy almıştı. Cumhurbaşkanı, bu isimler arasından en düşük oy almasına karşın Şaban Kazdal’ı AYM üyesi olarak atadı. Kazdal, Rizeli ve Milli Görüş çizgisinden bir isim.
Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkan Vekili Hasan Tahsin Gökcan, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından 2014 yılında AYM üyeliğine getirilmişti.
Anayasa Mahkemesi ilk kez 1961 Anayasası ile kurulmuştur. Anayasa Mahkemesinin kuruluşu, görev ve yetkileri, yargılama ve çalışma usulü ile kararlarının niteliği 1961 Anayasası’nın 145 ila 152. maddelerinde düzenlenmiş; buna bağlı olarak 44 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ise 22/4/1962 tarihinde kabul edilmiştir.













Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *