Charles: Biz olmasaydık şimdi Fransızca konuşuyordunuz

Charles: Biz olmasaydık şimdi Fransızca konuşuyordunuz

Kral Charles, Beyaz Saray’daki düzenlenen akşam yemeğinde, İngiltere’nin tarihteki rolü olmasaydı ABD’nin “Fransızca konuşuyor” olabileceği şeklinde espri yaptı. Trump da, “Amerika’da başlayan Britanya İmparatorluğu elbette burada sona ermedi” dedi.

ABD’ye dört günlük ziyaret gerçekleştiren İngiltere Kral Charles’ın ABD Kongresi’ndeki hitabının ardından onuruna verilen yemekte önce Trump konuştu.

Trump, İngiliz monarşisinin İran’ın nükleer emelleri konusunda kendisiyle aynı fikirde olduğunu söyleyerek geceye beklenmedik bir boyut kattı.

Trump, konuklarına hitap ederken Orta Doğu’daki gelişmeler konusunda kendinden emin bir ton sergiledi. “Şu anda Ortadoğu’da biraz çalışma yürütüyoruz ve çok iyi gidiyoruz” dedi.

Düşmana karşı askeri başarı elde edildiğini iddia eden Trump, ABD’nin bu rakibin nükleer silah edinmesine “asla” izin vermeyeceğini de sözlerine ekledi ve Kral Charles’ın da bu görüşü paylaştığını ima etti, “Charles benimle benden daha çok hemfikir” diyerek espri yaptı ve İran’ın nükleer silah geliştirmesine izin verilmeyeceğini yineledi.

Kral Charles’ı, Kongre’deki konuşması için tebrik eden Trump, “Demokratları ayağa kalkmaya ikna etti. Ben bunu hiç başaramamıştım. İnanamadım. Aslında, onu herhangi bir Cumhuriyetçi veya Demokrat’tan daha çok sevdiler.” dedi.

Trump, iki ülke arasında “ebedi ve olağanüstü” bağ olduğunu, tarihin “Amerikan vatanseverliği ve İngiliz gururunun birleşiminden daha güçlü bir güç görmediğini” belirtti.

Trump, “Amerika’da başlayan Britanya İmparatorluğu elbette burada sona ermedi. Britanya Adaları’nın evlatları, daha önce hiçbir ulusun yapmadığı kadar çok ülke kurdular ve daha fazla medeniyet yaydılar. Güneşin asla batmadığı İngilizce konuşulan bir dünya inşa ettiler ve özgür insanların her zaman örnek alacağı bir model oluşturdular.” diye konuştu.

İngiltere Kralı: Biz olmasaydık İngilizce değil Fransızca konuşurdunuz

Trump’ın düzenlediği akşam yemeğinde konuşan Kral Charles ise, Trump’ın ardından yaptığı açıklamalarında, İran veya İran savaşı hakkında hiçbir şey söylemedi.

Bunun yerine, “Gerçekten de, Sayın Başkan, yakın zamanda Amerika Birleşik Devletleri olmasaydı Avrupa ülkelerinin Almanca konuşuyor olacağını söylemiştiniz” dedi.

“Söylemeye cesaret edebilir miyim ki, biz olmasaydık Fransızca konuşuyor olurdunuz!” diyen Charles, hemen ardından “elbette ikimiz de Fransız kuzenlerimizi çok seviyoruz” diye ekledi.

Gülümseyerek yapılan bu söz, salondakileri güldürdü.

Charles, başkan için seçtiği hediyede daha neşeli bir yaklaşım sergileyerek Donald Trump’a, adını taşıyan eski bir İngiliz Donanması denizaltısının çanını hediye etti. Kral, hediyeyi –1944’te denize indirilen II. Dünya Savaşı dönemine ait bir denizaltı olan HMS Trump’tan bir çan– açarken “Umarım bu, ulusumuzun ortak tarihine ve parlak geleceğine bir tanıklık olarak kalır.” dedi.

“Ve eğer bir gün bize ulaşmanız gerekirse bizi aramanız yeterli.” diye ilave etti.

Charles ayrıca, Trump’ın NATO’dan ayrılma tehditlerine rağmen ABD-Avrupa ittifakını övdü.

Trump: Amerikalıların ‘İngilizlerden daha yakın dostu yok

Trump, Salı günü erken saatlerde, Beyaz Saray’da Kral III. Charles ve Kraliçe Camilla’yı ağırladığı törende İngiltere ve ABD arasındaki “özel ilişkiyi” övdü. Trump, “Bağımsızlığımızı kazandığımızdan bu yana geçen yüzyıllarda, Amerikalıların İngilizlerden daha yakın dostu olmadı” dedi.

“Aynı köke sahibiz, aynı dili konuşuyoruz, aynı değerleri paylaşıyoruz ve birlikte, savaşçılarımız aynı olağanüstü medeniyeti kırmızı, beyaz ve mavi renkli iki bayrak altında savundular.”

Trump, övgülerinin büyük bir kısmını Charles’a yöneltti ve Amerika’nın 250 yıllık bağımsızlığıyla ilgili kutlamalara bir İngiliz kralını onurlandırarak başlamayı seçmesinin bazıları için ironik bulunabileceğini ancak “bundan daha uygun bir övgü olamayacağını” vurguladı.

Trump, “Bağımsızlığımızı ilan etmeden önce bile, Amerikalılar içlerinde en nadir armağanlardan birini, ahlaki cesareti taşıyorlardı ve bu, denizin ötesindeki küçük ama güçlü bir Krallıktan geliyordu” diyerek “İngilizlerin asil ruhuna” övgüde bulundu. Charles’ı “zarif” bir adam olarak nitelendirdi ve merhum Kraliçe II. Elizabeth’i “inanılmaz bir kadın” olarak andı.

Trump, İran savaşına aktif olarak katılmadığı için defalarca alenen eleştirdiği İngiliz Başbakanı Keir Starmer’dan doğrudan bahsetmedi. Ancak, II. Dünya Savaşı’nın büyük bölümünde İngiliz Başbakanı olarak görev yapan Winston Churchill’e atıfta bulundu, “Başbakan Winston Churchill ve Başkan Franklin Roosevelt, II. Dünya Savaşı’ndan sonra özgür bir dünya için bir vizyon belirlemek üzere Kuzey Atlantik’te bir gemide bir araya gelmişlerdi” dedi. “Ulusumuzun tarihteki eşsiz bağının ve rolünün bu anlayışı, özel ilişkimizin özüdür ve umarız ki her zaman böyle kalır.” diye devam etti.

Trump, Starmer’a yönelik daha önceki eleştirilerinden birinde, “İlişkileri mahvediyor. Çok şaşırdık. Karşımızda Winston Churchill yok.” demişti.

Trump’ın kraliyet ailesine duyduğu uzun süreli hayranlık nedeniyle gerilimlerin azalmaya başladığı sanılıyor. Ancak baştan beri Trump Kraliyet ile ilişkileri yakın tutmuş, solcu ve küreselci başbakan Starmer’i hedef alıyor.

Charles’ın gelişinden önce Trump, bu devlet ziyaretinin yıpranmış ilişkileri onarmaya yardımcı olabileceğini belirtmişti.

Trump törende yaptığı konuşmada, “Birkaç saat içinde Majesteleri, Amerika Birleşik Devletleri Kongresi’nin ortak oturumuna hitap eden ilk İngiliz kralı olarak ABD Kongre Binası’nın kalbinde yer alacak” dedi ve bu onura daha önce sadece bir başka İngiliz hükümdarının (Charles’ın annesi Elizabeth) sahip olduğunu belirtti. “Yani Kongre’ye hitap edecek ve ben de izleyeceğim. Gitmeyi düşünüyordum ama ‘Bilmiyorum, bu biraz fazla ileri gitmek olabilir’ dediler. Gitmeyi çok isterdim. Protokole aykırı olsa da, sizinle birlikte olmayı çok isterdim” diye ekledi Trump.

İngiliz basını, Charles’ın ABD ziyareti öncesinde Epstein’i öne çıkardı

Paylaş :

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *