28 Şubat’tan bu yana kesintisiz devam eden ABD-İsrail saldırılarına misilleme olarak İran’ın Hürmüz Boğazını kapatması, günlük petrol arzı kaybı açısından petrol piyasalarında bugüne kadar görülen en büyük arz şokuna yol açması bekleniyor. İTO Başkanı Avdagiç, iş dünyası için şu an en kritik konunun Hürmüz Boğazı olduğunu söyledi.
Küresel petrol ticaretinin en kritik geçiş noktalarından Hürmüz Boğazı’nda gemi trafiği, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı ortak saldırıların ve Tahran’ın misillemelerinin ardından durma noktasına geldi. Sigorta şirketleri bölgedeki gemiler için savaş poliçelerini iptal ederken, önde gelen konteyner ve tanker şirketleri Boğaz’dan geçişleri askıya aldı.
İngiltere Deniz Ticaret Örgütü verilerine göre, tarihsel ortalamaya bakıldığında Boğaz’dan günlük 138 ticari gemi geçiş yapıyordu. Ancak İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun özellikle ABD ve İsrail bağlantılı ticari gemilere yönelik saldırılarının ardından, gemi geçişlerinde ciddi düşüş gözlemlendi.
Basra Körfezi’nin çıkışında yer alan Hürmüz Boğazı, Orta Doğu’daki petrol üretimini Umman Denizi ve Hint Okyanusu üzerinden dünya pazarlarına bağlıyor. AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, geçen yıl Boğaz’dan günlük ortalama 15 milyon varil ham petrol ve 5 milyon varil petrol ürünü sevk edildi. Bu da Hürmüz üzerinden geçen toplam hacmin günlük yaklaşık 20 milyon varile ulaştığını gösteriyor.
Boğazdaki petrol akışını aksatan mevcut krizin devam etmesi durumunda küresel petrol talebinin yaklaşık yüzde 20’sini oluşturan arzın fiilen etkileneceği hesaplanıyor. Bu büyüklükte bir kesintinin modern petrol piyasalarında bugüne kadar görülen tüm arz şoklarını geride bırakabileceği değerlendiriliyor.
Geçmiş krizler riskin boyutunu ortaya koyuyor
Geçmişte yaşanan başlıca petrol krizleri, mevcut tabloyu daha da çarpıcı kılıyor. 1973’te yaşanan petrol ambargosunda küresel piyasadan günlük yaklaşık 4,3 milyon varil petrol çekildiği ve bu kaybın dönemin günlük talebinin yaklaşık yüzde 7,4’üne tekabül ettiği belirtiliyor.
1978-1979 İran Devrimi sırasında günlük yaklaşık 5,6 milyon varil arz kaybı yaşandığı, bunun da küresel talebin yaklaşık yüzde 8,6’sına karşılık geldiği ifade ediliyor. 1980’deki İran-Irak Savaşı’nın günlük yaklaşık 4,1 milyon varil petrol arz kaybına yol açarak küresel talebin yaklaşık yüzde 6,8’ini etkilediği değerlendiriliyor. 1990’da başlayan Irak-Kuveyt Savaşı’nda ise günlük arz kaybının yaklaşık 4,3 milyon varil olduğu, bunun dönemin küresel talebinin yaklaşık yüzde 6,5’ine denk geldiği aktarılıyor.
Daha geriye gidildiğinde, 1956’daki Süveyş Krizi sırasında günlük yaklaşık 2 milyon varil petrol arzının devre dışı kaldığı ve bunun dönemin küresel talebinin yaklaşık yüzde 11,4’üne karşılık geldiği hesaplanıyor. Ancak mutlak hacim açısından, bu kaybın günümüzde Hürmüz Boğazı’nda ortaya çıkabilecek potansiyel kesintinin oldukça gerisinde kaldığı görülüyor.
Geçmiş krizlerle karşılaştırıldığında, Hürmüz Boğazı’nda yaşanan mevcut risk, hem küresel talebe oranı hem de mutlak hacim açısından petrol piyasalarında bugüne kadar görülmüş en büyük arz şokuna işaret ediyor.
“Kısmi kesintiler aylarca devam edebilir”
Avrupa merkezli Montel Analytics’in Jeopolitik Enerji Analisti Andres Cala, “1973 Arap petrol ambargosundan bu yana en kötüsü olabilecek yeni bir enerji şoku kapımızda.” ifadesini kullandı.
Cala, Hürmüz Boğazı kaynaklı arz kaybı, bölgedeki enerji altyapısındaki hasarların onarılması ve üretimin yeniden başlatılması için en iyi ihtimalle birkaç hafta gerektiğini belirterek, “Ne kadar süreceği kimsenin bilmediği bir konu. Ancak büyük olasılıkla, ilk ‘şok ve dehşet’ hava harekatı ve İran’ın sonuna kadar mücadele kararının ardından, kısmi kesintiler aylarca devam edebilir.” diye konuştu.
Kritik dönüm noktasının kasımda yapılacak ABD ara seçimleri olduğuna dikkati çeken Cala, “Bu seçimler, Trump yönetimini şu anda sahip olduğu Kongre kontrolünü kaybetmemek için erken çıkış yolu aramaya zorlayabilir, özellikle yüksek enerji fiyatları halihazırda yüksek olan enflasyonu daha da artıracak ve faiz indirimlerini geciktirecektir.” dedi.
Cala, ABD’nin saldırılarını küresel petrol ve gaz piyasalarında arz fazlası tahminleriyle aynı zamana denk getirmiş olsa da bu şokun daha derin olacağının altını çizerek, şunları kaydetti:
“Kesinti herhangi bir krizden daha büyük, piyasanın önemli bölümünü temsil ediyor ve hem petrol hem de gaz için daha uzun sürebilir. Arap ambargosu yaklaşık 6 ay sürdü ve küresel petrol arzını yaklaşık yüzde 9 azalttı. Gaz söz konusu bile değildi. Buna karşın, devam eden Hürmüz kesintisi küresel petrol talebinin ve gaz ihracatının yaklaşık yüzde 20’sini aksatmakta ve enerjiye bağımlılığı nedeniyle Asya’yı orantısız şekilde daha fazla etkiliyor. Dolayısıyla bu noktada ekonomik etki çok daha derin. Arap petrol ambargosu gibi sadece 6 ay sürse bile, fiyatlar üzerindeki etkisi, talep düşüşü, upstream yatırımlardaki gerileme ve enerji akışlarının fiyatlardan çok arz güvenliğini önceleyecek şekilde yeniden yapılandırılmasıyla küresel enerji piyasalarında köklü dönüşüme yol açacaktır.”
Stratejik rezervlerin ve alternatif rotaların geçici çözüm olduğunu, kayıpları telafi etmeyeceğini belirten Cala,”Basitçe söylemek gerekirse, dünya, özellikle kesintiler uzun süre devam ederse, Basra Körfezi’nden gelen arzı kolayca ikame edemez ve yeni gerçekliğe uyum sağlamak için yıllara ihtiyaç duyacaktır.” dedi.
Cala, ülkelerin, özellikle küresel enerji piyasalarına bağımlı olanların enerji portföyü yönetimi açısından en kötü senaryoyla karşı karşıya kalacağını, bunun ise yeni enerji paradigmalarının ortaya çıkmasını gerektireceğini dile getirdi.
Bakan Uraloğlu: Hürmüz Boğazı’nda 15 Türk sahipli gemi var
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, partisinin meclis grup toplantısı öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Orta Doğu’da devam eden riskler nedeniyle Irak, Suriye, Lübnan ve Ürdün uçuşlarının iptal edilmesi kararının uzatılıp uzatılmayacağına dair soru üzerine Uraloğlu, hava trafiğinde ciddi risk olduğuna ve bu riskin yönetilmesi gerektiğine işaret etti.
Bakan Uraloğlu, “Bizim bütün gayretimiz Umman’dan ve Suudi Arabistan’dan bölge ülkelerine kara yoluyla gidip, gerek Türk vatandaşları gerekse yabancı vatandaşların İstanbul’a, İstanbul üzerinden de dünyaya gitmeleri noktasında ilave seferler noktasında ilgili ülkelerle anlaştık ve seferler devam ediyor. Önemli bir aksama olmadığını söyleyebilirim.” diye konuştu.
İran, Suriye ve Irak’la kara yoluyla ulaşımda bir sorun olmadığını kaydeden Uraloğlu, “Oradan geçişler devam ediyor. İran’da kalan Pegasus ve THY’nin iki uçağı var. Onların ekiplerini getirdik, bir problem yok. Savaşın seyrine göre uçakların da alınması söz konusu olacak. Şu an yakından takip ediyoruz.” ifadesini kullandı.
Uraloğlu, “Hürmüz Boğazı’nda 15 Türk sahipli gemi var. Türk bayraklı değil. Onların bütün personeliyle irtibat halindeyiz. Bunlar bekleme noktasında. Sadece orada olma mağduriyetleri var, onun haricinde ihtiyaçlarının giderilmesi noktasında bir sıkıntı yok. Yakın takip ediyoruz, Hürmüz Boğazı rahatlarsa onları da inşallah çıkarmış olacağız.” bilgisini paylaştı.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu, söz konusu gemilere ve uçaklara yönelik herhangi bir saldırının olmadığını da bildirdi.
İTO Başkanı Avdagiç: “İş dünyası olarak beklentimiz Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlerin hızlıca başlaması”
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, “Bizim iş dünyası olarak beklentimiz, bir an önce bu gerilimin sulhla sonuçlanması, en azından önce bir ateşkes olması ve Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlerin hızlıca fiilen başlaması.” dedi.
Avdagiç, Fransa’nın başkenti Paris’te İTO’nun milli katılım organizasyonunu gerçekleştirdiği JEC World 2026 Fuarı’nda, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Spekülatif alanlarda 119 doları gören petrol fiyatının ABD Başkanı Donald Trump’ın son açıklamasıyla 87 dolar seviyesine geri geldiğini hatırlatan Avdagiç, dünyada enflasyonist bir baskı oluşması riskinin ise devam ettiğini söyledi.
Avdagiç, bunun Türkiye’ye özgü bir durum olmadığını ama Türkiye’ye de etkileri olabileceğini aktararak, “Ülkemizde özellikle akaryakıt fiyatlarında çok hızlı alınan bir aksiyonla birbirini tetikleyebilecek bir fiyat artışının önü durduruldu. O sadece teknik anlamda değil, psikolojik açıdan da çok önemli bir hamleydi. Akaryakıt fiyatları arttığı zaman ‘her şey artıyor’ diye bir sarmala girebilirdik. O önemli ve çok değerli bir hamleydi. Onu fevkalade doğru buluyoruz.” diye konuştu.
Eşel mobil sisteminde bir marj bulunduğunu ifade eden Avdagiç, şöyle devam etti:
“Ümit ederiz ki o marjı eritip onun üzerine çıkıp fiyatlar artmak zorunda kalınmaz. Şu andaki bu aşağı doğru dalgalanmayla tekrar sanki o bandın içine girebiliriz gibi duruyor. Biraz yaşayarak göreceğiz. Çünkü karşımızda bu savaşı sürdüren ülkelerin açıkçası net ve belli olmayan, çok da dengeli olmayan bir politikaları var. Bütün bunlara rağmen bir gerçek var ki Türkiye bir istikrar adası olarak bölgemizde öne çıkmıştır. Burada NATO üyesi olmanın da karşılığını görüyoruz. İki balistik füze NATO’nun imkanlarıyla imha edildi. O anlamda da onu da teknik anlamda görmek lazım.”
“Şu andaki en kritik konu Hürmüz Boğazı”
İTO Başkanı Avdagiç, hükümetin savaşın tüm etkilerini yakından takip ettiğine işaret ederek, gerilimin makul bir şekilde son bulması için hem Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hem de Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın çok yoğun temasları olduğunu gözlemlediklerini dile getirdi.
Şu anda temkinli bir iyimserlik içinde olmaya çalıştıklarını belirten Avdagiç, “Şu andaki en kritik konu Hürmüz Boğazı. Bizim iş dünyası olarak beklentimiz, bir an önce bu gerilimin sulhla sonuçlanması, en azından önce bir ateşkes olması ve Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlerin hızlıca fiilen başlaması.” diye konuştu.
Avdagiç, savaşta tedarik kaynaklarındaki küresel zafiyet sebebiyle birçok ham maddenin tedarikinde sorunlar yaşandığını aktararak, Uzak Doğu’dan gelen pek çok petrol türevi ham maddede ton başına yüzde 25 civarında lojistik farkı eklenmeye başlandığını söyledi.
Sefer sürelerindeki uzamaya bağlı olarak denizcilik sektörünün taşıma kapasitesinde gerileme olduğunu anlatan Avdagiç, küresel sigorta maliyetlerinde de artışların yaşandığını kaydetti.
Avdagiç, bazı sigorta firmalarının poliçe bedellerini artırmak bir yana, poliçeleri iptal etme yoluna gittiğine dikkati çekti.
Hürmüz Boğazı’nda bir konteyner gemisinin “bilinmeyen” bir cisimden hasar gördüğü bildirildi
İran’ın ABD-İsrail’in saldırılarıyla bağlantılı ülkelerin gemilerine geçişlerini kapattığı Hürmüz Boğazı’nda bir konteyner gemisinin “bilinmeyen” bir cisimden hasar gördüğü ve gemide yangın çıktığı bildirildi.
İngiltere Deniz Ticaret Örgütü (UKMTO), açıklamasına göre, Birleşik Arap Emirlikleri’nin Ras el-Hayme kentinin 25 deniz mili kuzeybatısında bir kargo gemisine bilinmeyen bir cisim isabet etti ve gemide yangın çıktı.
Geminin kaptanının, geminin “bilinmeyen bir cisimden hasar gördüğünü ancak mürettebatta can kaybı ya da yaralanma olmadığını” bildirdiği ifade edildi.
Konteyner gemisindeki hasarın boyutunun incelendiği aktarıldı.
İran, ABD-İsrail’in ülkeye saldırıları sonrasında Hürmüz Boğazı’nı saldırılarla bağlantılı ülkelerin gemilerine kapatmıştı.













Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *