Sistem Bizi Dönüştürüyorsa, Neyin Mücadelesini Verdik?

Sistem Bizi Dönüştürüyorsa, Neyin Mücadelesini Verdik?

Tam da insanlığın İslâm’ın hakikatlerine, adaletine, merhametine ve ahlakına her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğu bir zamanda… Bizim makam peşinde, para pul peşinde, mevki peşinde, iktidar peşinde koşuyor olmamız ne kadar da düşündürücü!

Zafer Çam

Müslümanların hali ortada…
Bugün bir Müslüman bulunduğu yere ve bulunduğu ortama müdahale edemiyorsa, bulunduğu yerde rol model olamıyorsa, yaşadığı çevreye Kur’an’ın ruhunu, ahlakını ve adaletini taşıyamıyorsa, burada durup düşünmemiz gerekiyor.
Çünkü Müslüman, girdiği yerin şeklini alan insan değildir.
Müslüman, girdiği yere ruhunu ve şeklini veren insandır.
Müslüman bulunduğu ortamın yanlışlarına teslim olan değil, yanlışları doğrultmaya çalışan insandır.
Haksızlığın normalleştiği yerde adaleti, çıkarın öne çıktığı yerde hakkı,
Kibrin yükseldiği yerde tevazuyu, menfaatin konuşulduğu yerde ahlakı temsil etmelidir.
Eğer Müslüman girdiği yere hiçbir şey katamıyor, aksine bulunduğu ortamın rengine bürünüp çıkıyorsa burada ciddi bir sorun var demektir.
Sorun Müslümanlığımızda mı, yoksa bizim Müslümanlık anlayışımızda mı?
Asıl sorulması gereken soru belki de budur.
Biz sistemi dönüştürmeyecek idiysek, sistem bizi dönüştürecek idiyse,
O zaman biz neyin mücadelesini verdik?
Niye bu kadar koşturduk?
Niye bu kadar mücadele ettik?
Niye yıllarca “hak”, “adalet”, “ahlak”, “Kur’an” dedik?
Sonunda sistem bizi kendisine benzetmek için mi?
Para için mi?
Makam için mi?
Mevki için mi?
İktidar için mi?
Bütün koşuşturmamız bunlar için miydi?
Tam da insanlığın İslâm’ın hakikatlerine, adaletine, merhametine ve ahlakına her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğu bir zamanda…
Bizim makam peşinde, para pul peşinde, mevki peşinde, iktidar peşinde koşuyor olmamız ne kadar da düşündürücü!
Dünyanın adalete susadığı bir dönemde adaleti anlatması gerekenler makam hesapları yapıyorsa, insanlığın ahlaka ihtiyaç duyduğu bir zamanda ahlakı temsil etmesi gerekenler menfaat hesabına düşüyorsa,
Burada ciddi bir muhasebe yapmak zorundayız.
Çünkü mesele sadece Müslüman görünmek değildir.
Mesele Müslüman gibi yaşamaktır.
Mesele camide görünmek değildir.
Mesele hayatın içinde Kur’an’ın ahlakını görünür kılmaktır.
Mesele makam sahibi olmak değildir.
Mesele makamı hak ve adalet için kullanabilmektir.
Mesele iktidara gelmek değildir.
Mesele iktidarın insanı değiştirmesine izin vermemektir.
Eğer sistem bizi dönüştürecekse,
Eğer makam bizi değiştirecekse,
Eğer para bizi kendimize yabancılaştıracaksa,
Eğer iktidar bizi ilkelerimizden uzaklaştıracaksa, o zaman bir kez daha her şeyi düşünmemiz gerekiyor.
Çünkü İslâm, insanı dönüştürmek için vardır.
İslâm’ın derdi sadece bir insanın kıyafeti, görüntüsü veya bulunduğu makam değildir.
İslâm’ın derdi insanın ahlakını, adaletini, merhametini ve hayatını dönüştürmektir.
Biz bulunduğumuz yeri değiştiremiyorsak, bulunduğumuz yer bizi değiştiriyorsa, Artık kendimize şu soruyu sormalıyız: Biz mi İslâm’ı taşıyoruz, yoksa bulunduğumuz sistem mi bizi taşıyor?
Belki de artık biraz kenara çekilip kendimize bakmanın zamanı gelmiştir.
Çekilelim bir köşeye…
Ama kaçmak için değil.
Kendimize dönmek için.
Nerede yanlış yaptığımızı görmek için.
Neyi kaybettiğimizi anlamak için.
Çünkü bugün yaşadığımız durum, sadece bizim şahsi meselemiz değildir.
İslâm’ı temsil ettiğini söyleyen insanın hayatı, İslâm’a dair bir görüntü de oluşturur.
Eğer biz yanlışlarımızla İslâm’ı temsil ettiğimizi sanıyorsak, Eğer makamlarımızla, menfaatlerimizle, hırslarımızla dini ölçüyorsak,
O zaman sadece kendimize değil, İslâm’ın toplumdaki algısına da zarar veriyoruz.
İşte bu yüzden yeniden düşünelim.
Neyin peşindeyiz?
Neyi temsil ediyoruz?
Ve en önemlisi:
Sistem bizi dönüştürecekse, biz neyin mücadelesini verdik?

Paylaş :

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *