Haaretz gazetesi, onlarca ölü ve yüzlerce yaralı İsraillinin Netanyahu’nun sicilindeki en önemli maddeler arasında yer aldığını duyurdu.
İris Lial, pazar günü, bu İbranice gazetede yayımlanan makalesinde, Siyonistlerin Gazze’nin mazlum halkına karşı işlediği korkunç savaş suçlarına rağmen kendilerini mazlum göstermeye çalışarak şu değerlendirmede bulundu: Yedi Ekim’in (El-Aksa Tufanı operasyonu) ardından İsrailliler pek çok felakete tanık oldu. Bugün aramızda, kocaları savaşta öldürülmüş kadınların yaşadığını söyleyebiliriz; buna, yas tutan babaların, kardeşlerin ve kız kardeşlerin de eklenmesi gerekiyor.
Bugün (işgal altındaki Filistin’de) hastanelerin çeşitli bölümleri ve rehabilitasyon merkezleri savaş yaralılarıyla dolu.
Savaş yaralılarının yarısı hâlâ ruhsal ve psikolojik sorunlardan muzdarip; Gazze’ye gidenlerin çoğu ise döndükten sonra ailelerinin dağılmasıyla karşı karşıya kaldı.
İsrail’de (işgal altındaki Filistin’de) yüzlerce kişi intihar etti; yalnızca 2024 ile 2025 yılları arasında 279 kişi intihar girişiminde bulundu ve bunların onlarcası bu girişimde başarılı oldu.
Gazeteci şöyle devam ediyor: Bugün, yeğenim Aron’un intiharının yıl dönümü. Aron kendini evinde asmıştı; o da pek çok asker gibi, çok sayıda arkadaşı öldürüldüğü için ağır bir depresyondan muzdaripti.
Yazar şunları ekledi: Aramızda, evleri balistik füzeler ve misket bombalarıyla yıkılmış insanlar yaşıyor. Şehrin sokaklarında yürüyoruz ve eşim yıkılmış binaları işaret ediyor: Bu bina İran ve Irak’ın ilk darbelerinde hasar gördü, şu diğeri ise İkinci İran Savaşı’nda yıkıldı; ama hâlâ yeniden inşa edilmelerine dair bir haber yok.
Onların kaderi Soroka Hastanesi ile Weizmann Enstitüsü’nün kaderi gibi oldu: Füze isabet ettikten sonra aleve teslim olan binalar, tesisler ve merkezler.
Birçok kişi hâlâ siren sesiyle uyanıyor; bir başka grup ise beş hafta boyunca geceleri birkaç kez şiddetli kalp çarpıntısıyla uyandığı için uykusunun bozulduğunu anlatıyor.
Her krizin korkunç bir yönü var; Başbakan cuma günü verdiği mülakatta, bir anlık cinnet içinde İsrail ekonomisinin çöküşün eşiğinde olduğunu, vatandaşlarının yoksullaştığını ve yaptırımlar nedeniyle banka hesaplarının bloke edileceğini itiraf etti.
Siz de (İsrailliler) çöplerin arasında yiyecek aramaya, yetersiz beslenme yüzünden adını hiç duymadığınız hastalıklara yakalanmaya ve değerli eşyalarınızı karaborsada satmaya alışacaksınız.
Tıpkı 1970’lerde Sovyetler Birliği’nde hüküm süren durum gibi. Buna rağmen o, bizi İran’la yeni bir savaşla tehdit ediyor; bu savaş, bize “ona oy verin” demesi için Trump’a borçlu olduğu bedelin bir parçası.
Mezarlıklar, savaş alanları ve kabirler (bu eylemlerin kurbanlarının) ruhlarıyla dolu. Gerçekte bizler, son üç yıldır burada birer ruhtan ibaret olduk. Netanyahu ise yenilgiye uğramış kampanyasını güçlendirmek ve iktidarın düzenli devrini engellemek için hayatımızı bir kez daha tehlikeye atıyor.
(Tesnim)













Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *