Devrik hükümet, Ensarullah’ın silahsızlandırılmasını istedi!

Devrik hükümet, Ensarullah’ın silahsızlandırılmasını istedi!

Gazze’de Hamas’ın, Lübnan’da Hizbullah’ın ve Irak’ta direniş gruplarının silahsızlandırılması yönünde baskılar sürerken, Yemen’deki devrik hükümetten benzer bir talep dile getirildi. Devrik Yemen hükümetinin dışişleri bakanı Afrah el-Zouba, Ensarullah’ın bölgesel güvenliği tehdit ettiğini öne sürdü, silahsızlandırılmasını istedi.

Devrik Yemen hükümeti Dışişleri Bakanı Afrah el-Zouba, barış için beş şart sıralayarak, Husi milislerinin silahlarını teslim etmeleri ve siyasi sürece katılmaları gerektiğini söyledi.

Türkiye’ye yaptığı resmi ziyaret sırasında Anadolu Ajansı’na konuşan El-Zouba, bir çözümün aynı zamanda devlet kurumlarının yeniden inşasını, grubun Yemen’de veya bölgede terörizm olarak nitelendirdiği eylemlerini artık gerçekleştirememesinin sağlanmasını ve barış için üzerinde anlaşmaya varılan çerçevelerin uygulanmasını gerektirdiğini söyledi.

Söz konusu çerçeveler arasında BM Güvenlik Konseyi’nin 2216 sayılı kararı, Yemen Ulusal Diyalog Konferansı’nın sonuçları ve Körfez İşbirliği Konseyi girişimi yer alıyor diye belirtti.

2216 sayılı karar, Ensarullah’ın başkent Sana dahil olmak üzere kontrolündeki bölgelerden çekilmeye, askeri ve güvenlik kurumlarından aldıkları silahları teslim etmeye ve insani yardıma erişimi kolaylaştırmaya çağırıyor.

Esarullah’ı suçladı

El-Zouba, Esarullah’ı, barış görüşmelerinin ardı ardına gelen turlarını silah depolarını genişletmek için kullanmakla suçladı, “Barış sürecini defalarca tekrarladık, bir müzakere turundan diğerine geçtik” dedi.

Hükümetin ve uluslararası toplumun uzun süredir barışçıl bir çözümün mümkün olduğuna inanarak müzakereler yürüttüğünü, ancak Ensarullah’ın bu çabaları silah edinmek ve askeri kapasitelerini genişletmek için kullandığını savundu.

Komşu ülkelerin ve uluslararası ortakların, grubun “gerçek bir barış ortağı olmadığı” gerçeğini giderek daha fazla fark ettiğine inandığını söyledi.

Bakan, Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi tarafından 5 Ekim’de başlatılan “Yemen’in Şafağı” Operasyonu’nun amacının Ensarullah kontrolüne son vermek, devrik hükümetin otoritesini yeniden tesis etmek ve Yemen’in egemen kararlarını hükümete geri vermek olduğunu söyledi.

Yemen’de Temmuz ayından bu yana çatışmalar Suudi Arabistan’ın başlattığı saldırı ile şiddetlendi ve bu, Nisan 2022’de BM arabuluculuğuyla sağlanan göreceli sakinlikten bu yana yaşanan en keskin tırmanış oldu.

Suudi Arabistan devrik hükümeti destekliyor, İran da Ensarullah’ı

El-Zouba, Ensarullah’ı Yemen’i komşu ülkelere yönelik saldırılar için bir üsse dönüştürmeye çalışmakla suçladı ve Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını, Kızıldeniz ve Bab el-Mandeb Boğazı’ndaki gemi trafiğine yönelik tehditlerini örnek gösterdi.

Grubu bölgesel ve uluslararası güvenliğe tehdit olarak nitelendiren kadın, grubu Afrika Boynuzu’ndaki silahlı gruplarla işbirliği yapmakla suçladı.

İran’ın, Ensarullah’ın 2014’te başkent Sana’yı ele geçirmelerinden bu yana cephaneliklerini geliştirmelerine yardımcı olduğunu, bu kapsamda Yemen içinde bazı silah bileşenlerini üretme ve silahları monte etme yeteneği kazandıklarını savundu.

Al-Zouba ayrıca grubun, Somali’deki El-Şebab da dahil olmak üzere diğerlerini belirli ekipmanları kullanmak üzere eğitme yeteneği geliştirmeye başladığına inandığını söyledi, “Husiler, Yemen’in kaynakları aracılığıyla elde ettikleri gücü Yemen halkına, komşu ülkelere ve dünyaya karşı kullanıyorlar” ifadesini kullandı.

Kuşatma, Taiz’e yapılan tedarikleri kısıtlıyor

El-Zouba, Ensarullah’ın devam eden bombardımanları ve kısmi kuşatmanın, yaklaşık 4 milyon insanın yaşadığı güneybatı Taiz vilayetinde temel ihtiyaç maddelerine erişimi kısıtladığını söyledi.

Taiz’in yıllardır Ensarullah’ın şehri kontrol altına alma girişimlerine direndiğini belirten yetkili, ancak sakinlerin su, yiyecek, ilaç ve yakıt temininde hâlâ engellerle karşılaştığını söyledi.

Bu il son çatışmalarda önemli bir cephe oldu. Hükümet güçleri ve müttefikleri, stratejik Bab el-Mandeb Boğazı yakınlarında ve Dhubab bölgesinde kazanımlar elde ettiklerini açıklarken, kırsal kesimlerdeki Ensarullah ilerlemeleri şehir üzerindeki baskıyı artırdı.

Taiz, Yemen’in kuzeyini ve güneyini birbirine bağlar ve stratejik öneme sahip Kızıldeniz kıyı şeridini içeriyor; bu da onu ulaşım ve tedarik yolları için hayati öneme sahip kılıyor.

Türkiye’nin rolüne övgü

Al-Zouba, Türkiye’nin siyasi ve diplomatik girişimlerini övdü ve Ankara’nın bölgesel güvenlikteki rolünü “hayati ve stratejik” olarak nitelendirdi.

İki ülke arasında uzun yıllara dayanan tarihi bağlar bulunduğunu belirten yetkili, Türkiye’nin istikrarı teşvik etme çabalarını memnuniyetle karşıladığını söyledi, “Türkiye’nin bölgenin güvenliğini ve istikrarını korumada çok önemli ve stratejik bir rolü olduğuna inanıyoruz.” dedi.

Paylaş :

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *