Ensarullah’ın Yemen haber ajansı SABA’da yer alan açıklamasında, hükümet güçlerinin “kontrol altındaki özgür vilayetleri tehdit etmek amacıyla toplandığı”, söz konusu unsurların bölgeden uzaklaştırılmasıyla çatışmaların durduğu belirtildi. Devrik Yemen hükümeti ise BM Güvenlik Konseyi’nden yardım istedi.
Kızıldeniz’deki uluslararası seyrüsefer güvenliğine bağlı kalındığı ifade edilen Ensarullah açıklamasında, deniz seyrüsefer güvenliğiyle ilgilenen taraflara batı sahiline yönelik askeri yığınakların durdurulması için baskı yapılması çağrısında bulunuldu.
Ensarullah bağlı Yemen Yüksek Siyasi Konsey Üyesi Abdülaziz bin Habtur ise batı sahilinde yaşananların “Yemen’in egemenlik hakkı” olduğunu vurgulayarak, karada ve karasularında egemenlik kullanılmasının uluslararası deniz seyrüseferine tehdit oluşturmadığını söyledi.
Dış dünyadan gelen eleştirileri “çifte standart” olarak niteleyen Bin Habtur, seyrüsefer güvenliğinin tüm tarafların ortak çıkarı olduğunu belirtti.
Saha gelişmelerinin yanı sıra Yemen Esir İşleri Komitesi Başkanı Abdulkadir el-Murtaza, Ensarullah’a ait Al Masirah televizyonuna yaptığı açıklamada, batı sahilindeki cezaevlerinde tutulan tüm Husi mensuplarının düzenlenen askeri operasyonla kurtarıldığını belirtti.
Murtaza, operasyonun detaylarına ve kurtarılan esir sayısına ilişkin bilgi vermezken, Yemen hükümetinden iddialara dair bir yanıt gelmedi.
Stratejik Zukur Adası Ensarullah kontrolünde
Bölgedeki bir diğer kritik gelişme ise Kızıldeniz’de Babulmendeb Boğazı’na yakın konumda bulunan stratejik Zukur Adası’na ilişkin haberler oldu.
Yerel medya kaynakları ve “Al-Hodhod” adlı platform, adanın Ensarullah eline geçtiğini duyurdu.
Devrik hükümete ait Yemen Başkalım Konseyi Üyesi Tarık Salih liderliğindeki Ulusal Direniş Güçleri’nin kontrolünde bulunan adanın nasıl ve ne şekilde el değiştirdiğine ilişkin taraflardan henüz resmi bir doğrulama yapılmadı.
Zukur Adası, Kızıldeniz üzerindeki hakim konumu ve Babulmendeb’e yakınlığı sebebiyle deniz trafiği ve askeri hareketliliğin gözlemlenmesi açısından kritik bir nokta olarak kabul ediliyor.
Karşılıklı hava ve kara saldırıları
Saha dinamiklerindeki hareketliliğe paralel olarak Ensarullah Askeri Sözcüsü Yahya Seri, son 24 saat içerisinde Taiz, Hudeyde, Marib ve Cevf vilayetlerine toplam 64 hava saldırısı düzenlendiğini ve bu saldırıların Suudi Arabistan’a ait uçaklarca gerçekleştirildiğini duyurdu.
Ayrıca kaynaklar, Sada vilayetinin ez-Zahir ve Taiz’in Zubab ilçelerine yönelik bombardımanlar yapıldığını öne sürdü.
Devrik hükümetten, “Babulmendeb tek başına Yemen’in meselesi değildir” vurgusu
Devrik Yemen hükümeti Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da Mısır’ın Sana Büyükelçisi İhab Ebu Seri’yi kabul ettiği görüşmede, Babulmendeb Boğazı yakınındaki askeri tırmanışın doğuracağı tehlikelere dikkati çekti.
Alimi, İran’ın Ensarullah’ı batı sahiline doğru teşvik ederek Babulmendeb ve Kızıldeniz üzerinde bir nüfuz alanı oluşturmaya çalıştığını, Tahran’a yönelik uluslararası baskıların bu yolla küresel ticarete ve pazarlara bir maliyet olarak yansıtılmak istendiğini öne sürdü.
Babulmendeb’deki askeri durumun sadece Yemen’in iç meselesi olarak görülemeyeceğinin altını çizen Alimi, boğazın Kızıldeniz, Süveyş Kanalı ve Hint Okyanusu arasındaki bağlantıyı sağlayan hayati bir hat olduğunu, buradaki güvenlik risklerinin doğrudan küresel ticareti etkileyeceğini ifade etti.
BM Güvenlik Konseyi’ne acil çağrı
Devrik Yemen hükümeti Dışişleri Bakanı Efrah ez-Zube, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ve BM Güvenlik Konseyi (BMGK) Başkanlığına bir mektup göndererek, Ensarullah’ın batı sahilindeki ilerlemesine karşı kararlı bir duruş sergilenmesini istedi.
Zube, mektubunda, Taiz’in batısı ve Hudeyde’nin güneyinden Babulmendeb’e doğru ilerleyen Ensarullah hareketliliğinin lokal bir askeri hamle olmadığını, bölgesel ve küresel deniz seyrüseferini tehdit etmeyi amaçlayan geniş çaplı bir stratejinin parçası olduğunu belirtti.
Tırmanan çatışmalar nedeniyle sivillerin, sığınmacı kamplarının ve altyapı tesislerinin hedef alındığını, yeni bir insani kriz ve göç dalgası yaşandığını vurgulayan Zube, BM ve uluslararası toplumdan acil insani yardım, sivil yerleşimlere yönelik saldırıların kınanması ve Husilere giden İran silah ve finansman akışının kesilmesi için somut adımlar atılmasını talep etti.
Haritadaki değişim ve ülkedeki genel durum
Yemen’de temmuz ayından bu yana yeniden tırmanan çatışmalar sahadaki kontrol haritasını belirgin şekilde değiştirdi.
Ensarullah, Hudeyde vilayetinin tamamında kontrolü sağladıktan sonra Taiz’in batısına doğru ilerleyerek Muha gibi Kızıldeniz kıyısındaki kentleri ve Babulmendeb’e erişim sağlayan hatları ele geçirdi. Hükümet güçleri ise Cevf vilayetinde ilerleme kaydederek il merkezi Hazm kentine yaklaştı.
Ülkede 2022 yılında BM arabuluculuğunda sağlanan ateşkesin ardından yaşanan bu son gelişmeler, son yılların en kapsamlı askeri tırmanış dalgası olarak değerlendiriliyor.
Yemen, Ensarullah’ın Eylül 2014’te başkent Sana ve birçok bölgede iktidara gelmesinin ardından Mart 2015’te Suudi Arabistan liderliğindeki Arap Koalisyonu’nun devrik hükümete destek gerekçesiyle müdahale etmesinden bu yana şiddetli bir iç savaşa ve insani krize sahne olmaya devam ediyor.













Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *