Belçika ordusu, asker sayısını artırmaya çalışıyor

Belçika ordusu, asker sayısını artırmaya çalışıyor

Bugün açıklanan verilere göre, Belçika silahlı kuvvetleri 2025 yılında yaklaşık 3.000 yeni profesyonel asker, 800 yedek asker ve 700’den fazla sivil çalışanı bünyesine katarak askeri alımlarda rekor bir yıl geçirmiş. Belçika 1885 yılından itibaren Kongo’yu sömürmeye başlamış, bugünkü zenginliğinin temelini bu sömürü düzeni oluşturmuştu.

Belçikalı milletvekili Axel Weydts’in talep ettiği verilere göre, ordu 509 yeni subay ve 1.181 yeni astsubay işe aldı; bu rakamlar önceki yıllara göre daha yüksek.

Belçika merkezli De Morgen gazetesinin duyurduğu habere göre, düzenli asker olarak katılanların sayısı ise 1.303’te sabit kaldı.

Askerlik hizmetine girenlerin çoğunluğunu 2.561 kişiyle erkekler oluşturmaya devam ederken, askere giren kadınların sayısı istikrarlı bir şekilde artarak 432’ye ulaştı.

Belçika Savunma Bakanı Theo Francken, profesyonel askerler, yedek askerler ve sivil personel de dahil olmak üzere silahlı kuvvetlerin sayısını 2029 yılına kadar yaklaşık 35.000 kişiye çıkarmayı hedef olarak belirledi.

Emeklilik dalgası nedeniyle artan personel açığıyla karşı karşıya kalan ordu, teknisyen ve bilişim teknolojisi uzmanı arıyor. Geçtiğimiz yıl ordu 800 yedek asker ve 713 sivil çalışanı işe aldı.

Valon bölgesi, en yüksek oranda asker temin eden bölge oldu. Flanders’da ise Limburg, ulusal ortalamanın üzerinde bir performans sergiledi.

Buna karşılık, Brüksel’de başkentteki yüksek genç işsizlik oranlarına rağmen, çalışma çağındaki her 100.000 kişiye yalnızca 24 işe alım gerçekleşti.

Yaklaşık 12 milyon nüfusa sahip olan Belçika’nın yüzölçümü ise 30 bin kilometrekare büyüklüğünde. 1885 yılında Kral II. Leopold döneminde Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ni sömürmeye başlamış, Almanya’nın ikinci dünya savaşında yenilmesi ile Ruanda ve Burundi toprakları da Belçika mandasına girmişti.

Belçika, özellikle 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başında sömürgelerinden elde ettiği devasa kaynaklarla bugün gördüğümüz modern ve zengin çehresine kavuşmuştur. Bu zenginliğin temelinde, özellikle Kongo’daki doğal kaynakların acımasızca sömürülmesi yatmaktadır.

Belçika’nın günümüzdeki ekonomik refahının temelleri bu dönemde atılmıştır. Özellikle, ülke içindeki demiryolu ve kanal sistemlerinin genişletilmesi, Belçika bankalarının Avrupa’nın en güçlü finans kuruluşları arasına girmesi, madencilik ve metalürji alanındaki Belçika firmalarının küresel liderliğe yükselmesi.

Belçika’nın bu dönemdeki ekonomik büyümesi, tarihe “Kongo Soykırımı” olarak geçen süreçteki ağır insan hakları ihlalleri ve yerli halkın emeğinin karşılıksız sömürülmesi üzerine inşa edilmiştir. Bu nedenle bugün Belçika’daki pek çok saray, park ve müze, bazı tarihçiler ve aktivistler tarafından “kanlı sermaye ile yapılan yapılar” olarak nitelendirilmektedir.

Paylaş :

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *