Lavrov: İran’ı tecrit, Körfez’i Filistin davasına ihanete zorlama planı

Lavrov: İran’ı tecrit, Körfez’i Filistin davasına ihanete zorlama planı

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, İran’ın tecrit edilmesinin, Körfez’deki Arap devletlerini ‘Filistin davasına ihanet etmeye’ zorlama planının bir parçası olduğunu söyledi. Lavrov ayrıca, ABD’nin dünya enerji piyasasını kontrol ederek tahakküm kurmayı hedeflediğini belirtti.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD’yi Filistin sorunundan küresel dikkati dağıtmaya çalışmakla suçladı.

AA’nın aktardığına göre, Lavrov, RT India televizyon kanalına verdiği röportajda Orta Doğu’daki duruma ilişkin yaptığı yorumda, ABD’nin kışkırtmasıyla İran, Venezuela, Küba, Grönland ve Kanada arasında devam eden anlaşmazlıkların, uluslararası dikkati İsrail-Filistin çatışmasından uzaklaştırdığını söyledi.

“Şu anda Venezuela, İran, Küba, Grönland ve şimdi de Kanada konusunda yürütülen tüm çabalar… tüm bu meseleler bizi dünyanın en uzun süren, en olumsuz krizi olan Filistin krizini çözmekten uzaklaştırıyor” dedi.

Bakan, Gazze Şeridi’nin geleceğine ilişkin Amerikan önerilerini eleştirerek, bu önerilerin bir Filistin devletinin kurulması konusunu ele almadığını söyledi.

“İran’a karşı saldırganlığı kışkırtma planları yapılırken, amaçlardan birinin İran ile Arap devletleri arasındaki ilişkilerin normalleşmesini engellemek olduğundan hiç şüphem yok,” dedi.

Lavrov sözlerine şöyle devam etti:

“Şimdi, uzlaşmanın asla gerçekleşmemesini sağlamak ve diğer Körfez komşularını, öncelikle Filistin sorununu çözmeye odaklanmayacak ve ikinci olarak da İsrail ile ilişkileri normalleştirmenin bedeli olarak Filistin davasına ihanet etmeye zorlayacak yapılara çekmek için her şey yapılıyor.”

Lavrov, böyle bir devletin kurulmamasının bölgedeki istikrarsızlığı ve aşırıcılığı on yıllarca uzatacağını savundu. Lavrov, “Her şeyin güçle kararlaştırıldığı ve uluslararası hukukun hiçe sayıldığı bir döneme geri dönüyoruz.” dedi.

Hindistan ve Pakistan arasındaki gerilimler

Hindistan ve Pakistan arasındaki gerilimlere değinen Lavrov, dış aktörlerin anlaşmazlıkları körüklemeye katkıda bulunabileceğini öne sürerek, Batı ülkelerinin Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) gibi çerçeveler içinde daha derin bir Avrasya entegrasyonuyla ilgilenmediğini savundu.

“Batı, bölgedeki ülkelerin, bugün tartıştığımız konu olan Avrasya kıtasal bütünleşmesinin geliştirilmesine odaklanmak yerine kendi aralarındaki anlaşmazlıklarla meşgul olmalarını tercih eder. Böyle bir bütünleşme Batı’nın çıkarlarıyla örtüşmemektedir.” dedi.

Rusya ve Hindistan arasındaki uzun soluklu işbirliği

Dışişleri Bakanı ayrıca Rusya ve Hindistan arasındaki uzun soluklu askeri-teknik ortaklığa da dikkat çekti. İşbirliğinin silah satışından BrahMos füzeleri, Kalaşnikov tüfekleri ve Hindistan’da T-90 tanklarının lisanslı üretimi de dahil olmak üzere ortak üretim projelerine evrildiğini belirtti.

Lavrov, “Hindistan’ın savunma kabiliyeti, Hintli dostlarımızdan neredeyse hiçbir sır saklamadığımız ilişkilerimizin bir alanıdır” dedi.

Küresel enerji konusu

Lavrov, Trump yönetimini küresel enerji piyasası üzerindeki nüfuzunu “gasp etmeye” çalışmakla suçladı, Washington’ın amacının, küresel enerji akışını kontrol etmeye yönelik daha geniş bir stratejinin parçası olarak Lukoil ve Rosneft gibi Rus enerji şirketlerini uluslararası pazarlardan çıkarmak olduğunu iddia etti.

RT India televizyonuna verdiği röportajda Lavrov, “Amerika Birleşik Devletleri bir dizi doktrin belgesi benimsedi ve bunlardan biri ABD’nin küresel enerji piyasalarına hakim olması gerektiğini ilan ediyor” dedi. “Dolayısıyla hedefleri tamamen açık: Her önemli enerji tedarik yolunu kendi kontrolleri altına almak istiyorlar.” diye ekledi.

Bu stratejinin bir parçası olarak Washington’ın, hasar görmüş Nord Stream boru hatları ve Ukrayna üzerinden geçen doğalgaz taşıma altyapısı da dahil olmak üzere kilit enerji taşıma güzergahları üzerinde kontrol sağlamaya çalıştığını söyledi. 

Lavrov, Washington’ın planlarının gelecekteki Avrupa enerji fiyatlandırma ve tedarik düzenlemelerini şekillendirmeyi de içerdiğini iddia etti.

Nord Stream boru hatlarının yeniden kullanılması halinde, Avrupa’daki enerji fiyatlarının artık Rusya ve Almanya arasındaki anlaşmalarla değil, Avrupa enerji altyapısı ve arzı üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmak isteyen ABD tarafından belirleneceğini vurguladı, “Avrupalıların ödediği fiyatın yaklaşık onda birine satın almak istiyorlar” dedi.

Lavrov, “Amerikalılar havaya uçurulan iki boru hattını nasıl onarmayı planladığına bir bakın. Avrupalı şirketlere ait payı değerinin yaklaşık onda biri fiyatına satın almak istiyorlar.” ifadelerini kullandı. ABD’nin bu hamleyle Almanya’yı siyasi olarak kontrol altında tutmayı ve enerji piyasasında fiyatları dikte etmeyi hedeflediğini savundu.

Lavrov aynı zamanda Moskova’nın Trump tarafından başlatılan temasları memnuniyetle karşıladığını ve Rusya Dışişleri Bakanlığı ile ABD Dışişleri Bakanlığı da dahil olmak üzere iki ülke arasındaki iletişim kanallarının aktif kaldığını belirtti.

“Ancak gerçek hayatta hiçbir şey olmuyor. İnsanlar ve ülkeler arasındaki ilişkilerde normal olan bu düzenli diyalog dışında, her şey Başkan (Joe) Biden’ın başlattığı kalıbı izliyor” diyen Lavrov, önceki ABD yönetimi döneminde getirilen yaptırımların yürürlükte kaldığını ve o zamandan beri Rus ekonomisini hedef alan ek önlemlerin alındığını belirtti.

Lavrov, Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimlere ilişkin yaptığı yorumda, önemli deniz ticaret yolları çevresindeki istikrarsızlığın küresel enerji piyasalarını ciddi şekilde etkileyebileceği uyarısında bulundu, “Avrupa, Hürmüz Boğazı’ndaki krizden muhtemelen herkesten daha fazla etkilenecek. Bunun ötesinde, Rus doğalgaz ve petrol ithalatına getirilen yasaklar, ABD’den ithal edilen sıvılaştırılmış doğalgaza geçiş anlamına geliyor ki bu da çok daha pahalı.” dedi.

Lavrov, Rusya’nın BRICS adına Hürmüz Boğazı’ndaki durumla ilgili bir bildiri taslağı hazırlanmasını önerdiğini, ancak İran ile Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki anlaşmazlıkların buna engel olduğunu ifade etti.

“Nord Stream boru hatları havaya uçuruldu. Şimdi de Hürmüz Boğazı’nda bir saldırganlığa tanık oluyoruz. Bab-el-Mandeb Boğazı’nın da bir çatışma bölgesi haline gelebileceği ve bunun küresel enerji piyasalarına vereceği zararın ölçülemez olacağı yönünde söylentiler dolaşıyor” dedi.

Paylaş :

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *