Pezeşkiyan: Medeniyetlerin asaleti tarihi dönüm noktalarında ortaya çıkar

Pezeşkiyan: Medeniyetlerin asaleti tarihi dönüm noktalarında ortaya çıkar

Pezeşkiyan, İspanya, Çin, Rusya, Türkiye, İtalya ve Mısır’ın, Siyonist rejimin savaş çığırtkanlığına karşı tutumunun kültürel ve tarihi konumlarına dayandığını savundu. 

İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, X sosyal medya platformunda yayımladığı mesajda şu ifadelere yer verdi:

“Medeniyetlerin asaleti, önemli tarihi dönüm noktalarında kendini gösterir. İspanya, Çin, Rusya, Türkiye, İtalya ve Mısır’ın Siyonist rejimin savaş çığırtkanlığına ve cinayetlerine karşı sergiledikleri tutum, bu ülkelerin kültürel ve tarihi konumlarına dayanmaktadır.”

İran Birinci Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhammed Rıza Arif, X üzerinden yayımladığı mesajda şu ifadelere yer verdi:

“Netanyahu: ‘Vance, İslamabad’dan dönüş yolunda, her gün yaptığı gibi bana rapor sundu.’ Tarihte ilk kez üst düzey bir devlet yetkilisi, başka bir ülkenin liderine ‘günlük raporlar’ sunuyor! Mesele biz değiliz; bu durum bir tür yapısal aşağılanmayla ilgilidir. Amerikan halkı, Beyaz Saray’ın fiilen başka bir rejim için ‘rapor verme şubesine’ dönüştüğünün farkında mı?”

İrevani: Birleşmiş Milletler Şartı, ABD’nin de dürüstlük ve iyi niyetle hareket etmesini gerektiriyor

Tesnim Haber Ajansı Uluslararası Haberler Servisi’nin bildirdiğine göre, İran İslam Cumhuriyeti’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi ve Büyükelçisi Emir Said İrevani, Genel Sekreter ve Güvenlik Konseyi Başkanı’na yazdığı resmi bir mektupla, ABD temsilcisinin konseyin son oturumundaki açıklamalarına tepki gösterdi.

Söz konusu mektubun tam metni şöyle:

“Amerika Birleşik Devletleri Daimi Temsilcisi tarafından 7 Nisan 2026 tarihinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin bin yüz otuzuncu oturumunda, bir karar tasarısının oylandığı ‘Ortadoğu’daki Durum’ başlıklı gündem maddesi kapsamında yapılan açıklama hususunda sizlere hitap ediyorum. Amerika Birleşik Devletleri temsilcisi, yaptığı açıklamada mesnetsiz ve yanıltıcı bir şekilde Genel Sekreter’in raporuna atıfta bulunmuş ve art niyetli bir çabayla, söz konusu raporda ne yer alan ne de onaylanan eylemleri İran İslam Cumhuriyeti’ne atfetmeye çalışmıştır. Temsilci, Genel Sekreter’in İran İslam Cumhuriyeti’nin askeri teçhizatları hastanelere, okullara ve yerleşim alanlarına sakladığını ve sivilleri propaganda amacıyla kullandığını doğruladığını iddia etmiştir.

Bahsi geçen rapor, silahlı çatışmalarda sivillerin korunmasına ilişkin tematik bir rapor olup küresel bir kapsama sahiptir. Bu raporda, öne sürülen iddialar çerçevesinde İran İslam Cumhuriyeti’ne açık veya örtülü hiçbir atıf bulunmamaktadır. Dolayısıyla Amerika Birleşik Devletleri tarafından dile getirilen iddialar, resmi bir Birleşmiş Milletler belgesinin çarpıtılmasının açık bir örneğidir.

Özellikle Güvenlik Konseyi’nin daimi üyelerinden birinin temsilcisi tarafından sergilenen bu tür sorumsuz davranışlar, ciddi hukuki ve kurumsal kaygılara yol açmaktadır. Birleşmiş Milletler Şartı’nın 2. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, tüm üyeler yükümlülüklerini iyi niyetle yerine getirmek zorundadır. Bu ilke, üye devletlerin Şart kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirirken dürüstlük ve iyi niyetle hareket etmelerini; Birleşmiş Milletler süreçlerini her türlü aldatma, çarpıtma veya kötüye kullanmadan kaçınmalarını gerektirmektedir. Bu zorunluluk kaçınılmaz olarak, doğruluk, açıklık ve Birleşmiş Milletler belgelerinin bütünlüğüne tam riayetin elzem olduğu Güvenlik Konseyi müzakerelerine katılımlarını da kapsamaktadır. Genel Sekreter’in raporunun içeriğinin siyasi amaçlarla kasıtlı olarak çarpıtılması, bu taahhüde aykırı olup üye devletlerden beklenen iyi niyet odaklı davranış ilkesini zedelemektedir.

İran İslam Cumhuriyeti, bu tür iddialara meşruiyet kazandırmak amacıyla Genel Sekreter’in otoritesine atıfta bulunmaya yönelik her türlü girişimin, Birleşmiş Milletler mekanizmalarının siyasi amaçlar uğruna kötüye kullanılmasının ciddi bir örneği olarak değerlendirildiğini vurgulamaktadır. İran İslam Cumhuriyeti ayrıca, Güvenlik Konseyi’nin itibarının ve Genel Sekreter’in raporlarının otoritesinin her türlü çarpıtma veya siyasallaştırma girişimine karşı korunması gerektiğine dikkat çekmektedir. Güvenlik Konseyi üyeleri, dar siyasi amaçlar için öne sürülen yanlış bilgilere dayanmak yerine; nesnel gerçeklere, uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler Şartı’nın ilkelerine bağlı kalmalıdır.”

Paylaş :

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *