AB Konseyi, nükleer faaliyetlerini gerekçe göstererek İran’a bir dizi yaptırımı dün yeniden uygulamaya koydu. İran ile ABD arasında yürütülen nükleer görüşmeleri İsrail’in İran’a saldırıları ile sona erdirilmişti.
Bu hamle, BM Güvenlik Konseyi’nin Çin ve Rusya tarafından önerilen ve yaptırımların yeniden uygulanmasını ertelemeyi ve nükleer anlaşmanın şartlarını altı ay daha uzatmayı öngören bir karar tasarısı üzerinde oy kullanmasının ardından geldi, ancak metin kabul edilmedi. Sonuç olarak, anlaşma kapsamında kaldırılan BM yaptırımları otomatik olarak yeniden yürürlüğe girdi.
Yenilenen önlemler arasında bireyleri ve kurumları hedef alan seyahat yasakları ve varlıkların dondurulması ile onlara finansal veya ekonomik kaynak sağlanmasına yönelik yasaklar yer alıyor.
Ticaret, bankacılık ve ulaştırma sektörlerine yeniden ekonomik ve finansal kısıtlamalar uygulanacak.
Ticaret kuralları uyarınca AB, İran ham petrolü, doğal gazı ve petrokimya ürünlerinin yanı sıra ilgili hizmetlerin ithalatını, satın alınmasını ve taşınmasını yasaklıyor. Yaptırımlar ayrıca önemli enerji ekipmanları, altın ve elmas gibi kıymetli metaller, bazı denizcilik ekipmanları ve belirli yazılımların satışını veya tedarikini de kapsıyor.
AB ayrıca İran Merkez Bankası ve bazı büyük İran ticari bankalarının varlıklarını yeniden dondurdu.
Ulaştırma önlemleri de yeniden yürürlüğe konuldu; İran kargo uçuşları AB havaalanlarından yasaklandı ve yasaklı maddeler taşıyan İran uçak ve gemilerinin bakım ve onarımına yeniden kısıtlamalar getirildi.
Yenilenen yaptırımlara rağmen Avrupalı ve Amerikalı diplomatlar İran’a müzakerelere başlama çağrısında bulunmaya devam etti.
İran’la nükleer anlaşma, resmî adıyla Ortak Kapsamlı Eylem Planı (KOEP), Temmuz 2015’te Tahran’ın nükleer programını sadece barışçıl amaçlarla sınırlandırmak ve karşılığında yaptırımların hafifletilmesini öngören bir anlaşmaya varıldı.
Bu yılın 28 Ağustos’unda Fransa, Almanya ve İngiltere, BM’ye İran’ın taahhütlerini “önemli” ölçüde ihlal ettiğini bildirerek, ihlallerin bulunması halinde yaptırımların hızla yeniden uygulanmasını sağlayan anlaşmanın geri dönüş mekanizmasının devreye sokulması ihtiyacını haklı çıkardığını iddia etti. Ertesi gün AB Dış Politika Şefi Kaja Kallas, Fransa ve Almanya ile birlikte AB yaptırımlarının yeniden yürürlüğe konulmasını resmen tavsiye etti.
Avrupa İran’a verdiği sözleri tutmadı
ABD Başkanı Donald Trump, 2018 yılında, ilk başkanlık döneminde ülkesini tek taraflı olarak anlaşmadan çekti ve ardından İran’a yönelik ağır ekonomik yaptırımları yeniden yürürlüğe koydu. Avrupa ülkeleri, ABD’nin kararını desteklemediklerini açıklasalar da bu yaptırımların etkisini ortadan kaldıracak adımlar atmadı.
Bunun ardından İran, bir yıl sonra anlaşmadaki taahhütlerini aşamalı olarak durdurmaya başladı. 2020 yılından itibaren yüksek düzeyli uranyum zenginleştiren Tahran yönetimi, zenginleştirme oranını anlaşmada belirlenen yüzde 3,67’den yüzde 60’a kadar çıkardı.
Tahran bu süreçte ilgili yaptırımların kaldırılması halinde nükleer faaliyetlerini yeniden anlaşmayla uyumlu hale getireceğini sık sık açıkladı. Birçok kez hem İran-ABD hem de İran-Avrupa arasında görüşmeler yapıldı. En ciddi görüşmeler İsrail’in saldırılarından önce Tahran-Washington arasında yapılıyordu ancak İsrail’in İran’a saldırıları müzakere sürecini ortadan kaldırdı.
E3 ülkeleri ise “snapback’in son çare olduğunu” belirterek, İran’ı 2015 anlaşmasının “neredeyse tamamını” ihlal etmekle suçladı ve yüksek zenginleştirilmiş uranyum stoklarını “sivil gerekçe olmadan” tuttuğunu öne sürdü.
Yine de “diplomasinin sonu olmadığını” ifade ederek, Tahran’ı müzakerelere çağırdılar. İran ise yaptırımların geri getirilmesinin Avrupa’nın İran’ın nükleer meselesindeki konumunu ortadan kaldıracağını belirtiyor.
İran, mekanizmanın işletilmesine dair Avrupa ülkelerinin hukuki dayanağının bulunmadığını savunuyor. Tahran, ABD’nin 2018’de anlaşmadan çekilmesinin ardından Avrupa ülkelerinin yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve dolayısıyla anlaşmadaki “katılımcı” statülerini kaybettikleri tezini dile getiriyor. Bu bağlamda, Avrupa ülkelerinin BMGK’de bu süreci başlatma konusunda hem hukuki hem de etik yetkiye sahip olmadığını ifade ediyor. Buna rağmen yaptırımların geri getirilmesinin Avrupa’nın İran’ın nükleer meselesindeki konumunu ortadan kaldıracağını belirtiyor.
İran tarafı, Avrupa’nın ABD’nin etkisinde kaldığını ve müzakerelerde sundukları önerilere kayıtsız kaldıklarını savundu. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, son yaptığı açıklamada, “Avrupalılarla yaptığımız görüşmelerde, İran’ın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile işbirliği yapmaya ve nükleer faaliyetleri konusunda şeffaflık sağlamaya hazır olduğunu vurguladık. Buna karşılık ABD, sürekli farklı bahaneler uydurarak bir anlaşmanın oluşmasını engellemeye çalışıyor. Gerçek şu ki ABD güçlü bir İran’a tahammül edemiyor ve ülkemizi giderek zayıflatmak istiyor.” ifadelerini kullandı.
Geri dönen yaptırımlar ve etkileri
Mekanizmanın devreye girmesiyle, 2006-2010 yılları arasında İran’a karşı çıkarılan 1696, 1737, 1747, 1803, 1835 ve 1929 sayılı BMGK kararları yeniden geçerlilik kazandı. Bunlar arasında: Silah ambargosu: 2020’de süresi dolan ambargo, İran’a konvansiyonel silah sevkiyatını yeniden yasaklıyor.
Nükleer ve füze kısıtlamaları: Uranyum zenginleştirme, ağır su ve yeniden işleme faaliyetleri askıya alınıyor; nükleer başlık taşıyabilecek balistik füze geliştirme ve fırlatma yasaklanıyor.
Mali ve seyahat yasakları: Yüzlerce kişi ve kuruluşa yönelik varlık dondurma ve seyahat kısıtlamaları geri dönüyor.
Deniz ticareti denetimi: 1929 sayılı karar kapsamında, BM üyesi ülkelere İran’a ve İran’dan yapılan sevkiyatları denetleme ve el koyma yetkisi veriliyor. Bu da İran gemilerine müdahaleleri mümkün kılıyor.













Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *