İslami Cihad: Batı, Gazze’deki direnişi ortadan kaldırmak istiyor

İslami Cihad: Batı, Gazze’deki direnişi ortadan kaldırmak istiyor

İslami Cihad Genel Sekreter Yardımcısı Muhammed el-Hindi, direnişin Gazze için yeni bir ateşkes önerisi almadığını söyledi. ABD ve Batı’nın, yalnızca Filistin’de değil, bölge genelinde İsrail’e direnen tüm gruplar ortadan kaldırılıncaya kadar savaşın sona ermesini beklemediğini vurguladı.

El Cezire’ye verdiği röportajda El Hindi, müzakerelerin ne geçmişte ne de şimdi ciddi olmadığını, çünkü hem İsrail hem de ABD’nin daha önce ABD elçisi Steve Witkoff tarafından sunulan tekliflerden geri adım attığını belirtti. Hatta İsrail ordusunun, ABD Başkanı Donald Trump’a atfedilen bir teklifin görüşüldüğü sırada müzakere heyetini bombaladığını da sözlerine ekledi.

El-Hindi’ye göre, Witkoff, direnişin daha önce kabul ettiği önerileri bizzat geri çekti. Mevcut görünümü “tıkanık” olarak nitelendiren Witkoff, şu aşamada yeni bir fikir sunulmadığını söyledi.

El-Hindi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun “zaferi barışa giden bir yol olarak” ifade ettiği son açıklamasına da değindi. Netanyahu’nun bu açıklamayı geri dönüştürülmüş söylem olarak nitelendiren El-Hindi, Netanyahu’nun son iki yıldır benzer iddialarda bulunduğunu ancak Gazze’nin yıkımı ve halkını yerinden etme çabaları dışında hiçbir stratejik hedefe ulaşamadığını belirtti.

Netanyahu’nun neredeyse tüm bölgeye saldırdığını ve beş Arap başkentini bombalayarak İsrail’in suç dünyasını gözler önüne serdiğini söyledi. Batılı müttefikler bile İsrail’in Gazze’deki eylemlerini savaş suçu olarak nitelendirmeye başladı.

El-Hindi, Batı’nın Filistin devletini son dönemde tanımasının, Gazze’de devam eden soykırıma bir yanıt olduğunu savundu. İki devletli çözümün 1994’teki Oslo Anlaşmaları ve 2002’deki Arap Barış Girişimi’nden bu yana masada olduğunu, ancak bugüne kadar ciddi bir şekilde benimsenmediğini belirtti.

Tanınmaları İsrail için diplomatik bir yenilgi olarak nitelendirdi, ancak bunların başlı başına bir amaç olmadığını, aksine İsrail’in katliam, yıkım ve yerleşim genişlemesini durduracak daha geniş bir sürecin parçası olması gerektiğini vurguladı.

Bu tanımaların, Batılı ve Arap devletlerini İsrail ile ilişkilerinin normalleşmesini yeniden değerlendirmeye ve işgalci güçle siyasi, güvenlik ve ekonomik iş birliğini yeniden gözden geçirmeye zorlaması gerektiğini söyledi.

El-Hindi ayrıca, Gazze’deki soykırımı ve Batı Şeria’da hızlanan yerleşim faaliyetlerini durdurmak için kullanılmadıkları takdirde bu tanımaların pek bir anlam ifade etmediği konusunda uyardı. “Güç dinamikleri,” dedi, “bu konularda nihai belirleyicidir.”

Netanyahu’nun beş Arap ülkesini bombalayıp bölgeyi istikrarsızlaştırma ve hakimiyet altına alma tehdidinde bulunduğu şu dönemde, Arapların tutumlarının daha da önemli olduğunu vurguladı. El-Hindi’ye göre sorun sadece Hamas veya İslami Cihat’ta değil, bölgenin herhangi bir yerinde işgale direnen herkeste.

Savaşın ilk gününden itibaren ABD ve Batı’nın, Batı projesi İsrail’e direnen her türlü grubu yok etmeye karar verdiğini sözlerine ekledi.

El-Hindi, Gazze’deki korkunç soykırım sahnelerinin kasıtlı olduğunu vurguladı. “Bunlar direnişi yenmekle ilgili değil, Filistinlileri yerinden etmekle ilgili.” dedi. Ayrıca, Avrupa genelindeki özgürlük savunucularının hükümetlerine baskı yaparak tutumlarını değiştirmelerini sağladığını da sözlerine ekledi.

Filistin’in tanınmasının, özellikle İsrail ile askeri, güvenlik ve ekonomik ilişkilerin gözden geçirilmesi gibi somut adımlarla gelmesi gerektiğini ve bunun sadece kamuoyunun öfkesini yatıştırmaya hizmet etmemesi gerektiğini belirterek sözlerini tamamladı.

Son olarak, “Bu tanımalar, bölge ülkelerinin işgalle bağlarını gerçek ve ciddi bir şekilde yeniden değerlendirmelerini gerektiriyor.” diyen el Hindi, “Savaşı durdurmak, bu pozisyonların gerçek testidir ve güç dengesi gerçek hakemdir.” ifadelerini kullandı.

(FEM)

Paylaş :

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *