Özellikle son bir yıldır çete şiddetinin zirveye çıktığı, devlet başkanının evinde öldürüldüğü ve politik sistemin felç olduğu Haiti için Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, “uluslararası toplum”u göreve çağırdı, komşu Jamaika dışında kimsenin destek vermediğini söyledi.
Jamaika Başbakanı Andrew Holness ile görüşmesinin ardından açıklamalarda bulunan Guterres, Haiti hükümetinin talebine rağmen ülkedeki çete şiddetiyle mücadele için Jamaika dışında başka bir ülkeden destek açıklaması gelmediğini söyledi.
Guterres, Haiti’nin, artan çete şiddeti ve “felçli politik sistemi”nden ötürü acil insani desteğe ihtiyacı olduğunu vurgulayarak “Uluslararası toplumdan, Haiti ile etkili bir dayanışmanın sadece cömertlik meselesi olmadığını bir kez daha anlamalarını istiyorum.” dedi.
Haiti’deki “dramatik durumun” yalnızca bu ülkeyi tehdit etmediğine işaret eden Guterres, “Bu konu, esasında bir kişisel çıkar meselesi olarak ele alınmalıdır. Çünkü Haiti’deki mevcut durum, tüm bölgenin güvenliği ve hatta onun ötesi için tehdit oluşturacak nitelikte.” ifadesini kullandı.
Guterres, Haiti’de artan çete şiddetiyle mücadele konusunda çıkmazda olduklarını kaydetti.
Haiti’deki şiddet olayları
Ülkede silahlı grupların çatışması nedeniyle Nisan 2022’den bu yana yüzlerce kişi yaşamını yitirdi, 3 bini aşkın kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı.
Haiti’deki toplumsal huzursuzluk, Temmuz 2021’deki Devlet Başkanı Jovenel Moise suikastı, aynı yıl ağustosta 2 bin 200’den fazla kişinin ölümüne ve on binlerce evin yıkılmasına yol açan 7,2 büyüklüğündeki deprem, enflasyon, kolera vakaları, adam kaçırma ve şiddetin artmasıyla son yıllarda önemli ölçüde derinleşti.
Enflasyonun son yılların en yüksek seviyesine ulaştığı ülkede nüfusun yüzde 40’ı gıda yardımlarına bağımlıyken kronik hale gelen çete çatışmaları da yüzlerce kişinin ölümüne ve binlercesinin yerinden edilmesine yol açtı.
BM raporunda, başkent Port-au-Prince’deki güvenlik sorunlarının savaştaki bir ülkenin seviyesine ulaştığı belirtilmişti.
Silahlı çete üyelerinin bölgelerini genişletmek için birbiriyle mücadele ettiği aktarılan raporda, çetelerin birbiriyle ve polisle aralarındaki çatışmaların çok sayıda sivilin ölümüne neden olduğu vurgulanmış, Haitililerin ülkedeki mevcut durum nedeniyle son 10 yıldaki en kötü insani krizlerden biriyle karşı karşıya oldukları belirtilmişti.
Sonu gelmeyen şiddet döngüsü
BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliğinden 10 Mayıs’ta yapılan açıklamada, nisan ayında başkent Port-au-Prince’nin çeşitli mahallelerinde yaşanan şiddet olaylarında çok sayıda kişinin öldürüldüğü belirtildi. Acilen ülkeye destek gücünün gönderilmesi gerektiğine dikkati çeken BM, sadece nisan ayında 600’den fazla kişinin şiddet olaylarında yaşamını yitirdiğini duyurdu.
Haiti’de yılbaşından bu yana öldürülenlerin sayısının 846 olduğunu kaydeden BM, bu süre içerisinde 395 kişinin kaçırıldığını, 395 kişinin ise yaralandığını belirtti.
BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, Haiti’ye “kesin ve acil” uluslararası müdahalenin şart olduğunu vurgulayarak, “Haiti’de sonu gelmeyen bir şiddet döngüsü yaşanıyor.” ifadesini kullandı.
Bölgenin en fakir ülkesi
Bölgenin en fakir ülkesi olarak bilinen Haiti’de güvenlik, siyasetin yanı sıra, sosyal ve sağlık hizmetleri ülkenin birçok yerinde çeteler tarafından kontrol ediliyor.
Ülkede adam kaçırma, soygun, gasp, rüşvet, haraç ve çete savaşı yüzünden binlerce kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı.
Devletin kolluk kuvvetlerinin, çetelerin yol açtığı şiddet olaylarını kontrol altına alma konusunda yetersiz olduğu biliniyor.
Haiti’nin kaotik yılları
Prof. Dr. Mehmet Necati Kutlu, Devlet Başkanı Moise’e yapılan suikast sonrası Temmuz 2021’de AA’ya yaptığı değerlendirmede, ülkeye ilişkin şu bilgileri vermişti:
Haiti Latin Amerika’da, Avrupalı emperyalist ülkelerden bağımsızlığını ilk kazanan ülke (1804). Espanola adasının batı tarafında yanan bu bağımsızlık ateşinin birçok Latin Amerikalı bağımsızlık önderine ışık tuttuğu da biliniyor. Günümüzde üzerinde altı farklı ülkenin yer aldığı çok geniş bir coğrafyayı bağımsızlığına kavuşturan Simon Bolivar’ın da Haiti’den ilham ve destek aldığı bir gerçek. 1816 yılında kıta Amerikası’nın bağımsızlık mücadelesinin en zor ve kritik dönemlerinde ada ülkesini ziyaret eden ve destek isteyen Bolivar, dönemin Haiti Cumhurbaşkanı Alexandre Petion tarafından hüsnükabul görmüş ve kendisine 4 bin tüfek, 7 bin 500 kilo barut, bir matbaa makinası, üç gemi, bol miktarda erzak ve asker verilmişti. Başkan Petion yardımları karşılığında sadece bir şart öne sürmüş; Bolivar’dan özgürlüğe kavuşturacağı topraklarda köleliğe son vermesini istemişti. Bolivar, gördüğü bu desteğin hayati önemini “Gelecek nesiller ülkemin özgürlüğünün mimarının Alexandre Petion olduğunu bilsin.” ifadesiyle ölümsüzleştirmişti.
Bugün oldukça zor durumda olmasına karşın, asil tarihsel köklere sahip bu güzel ülke, Karayipler’in ikinci en büyük adası olan La Espanola’yı Dominik Cumhuriyeti ile paylaşmakta. Karayipler’de son derece verimli topraklara sahip olan ülkenin talihi ise özellikle son dönemde pek yaver gitmiyor. Yüzölçümü de nüfusu da aşağı yukarı Belçika kadar olan ülkenin gayrisafi yurtiçi hasılası (GSYH) ise 14 milyar ABD doları civarında. Belçika’da bu sayının 500 milyar Amerikan doları civarında olduğu düşünüldüğünde Haiti’nin en önemli sorunu da ortaya çıkmış oluyor. Latin Amerika’nın bu en yoksul ülkesinde kişi başına düşen milli gelir yıllık bazda yalnızca 800 ABD doları. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDO) tarafından hazırlanan İnsani Gelişim Endeksinde 189 ülke arasında 179. sırada yer alan Haiti’nin son dönemki sorunları yalnızca ekonomiyle de sınırlı değil. Ülke 2010 yılında Richter ölçeğine göre 7.0 büyüklüğünde bir depremle sarsıldı ve bu doğal felaket nedeniyle 300 binden fazla Haitili hayatını kaybetti. Haiti’nin neredeyse tüm altyapısı depremde tahrip oldu ve sonuç olarak ekonomi durma noktasına geldi. Başkentteki Port-Au Prince Katedralini, Meclis binasını, Cumhurbaşkanlığı Sarayını ve önemli hastaneleri yerle bir eden deprem bir milyondan fazla Haiti vatandaşını ise evsiz bıraktı. Sonuç olarak, 2010 yılında 41 saniye süren depremin Haiti’yi yerle bir etmenin yanı sıra, ülkenin kırılgan ekonomik ve toplumsal düzenini de kökten tahrip ettiğini söylemek yanlış olmaz.
Tüm bu etmenlerin bileşkesi ya da sonucu olarak ülkede son dönemde yaşanan siyasi istikrarsızlık ise şöyle özetlenebilir: 2010-2016 sürecinde asayiş ve istikrar açısından çok zor dönemlerden geçen ülke, 2015 yılı Cumhurbaşkanlığı seçimlerini gecikmeli olarak gerçekleştirdi. Seçimler önce ertelendi sonra da hile iddiaları nedeniyle iptal edildi. 2016’da gerçekleşen seçimlerin ardından ise Şubat ayında Cumhurbaşkanlığı koltuğuna geçici olarak işadamı Jovenel Moise oturdu.
Aynı yılın Kasım ayında düzenlenen seçimleri de Moise kazandı. Fakat kesin seçim sonuçlarının açıklanması geciktiğinden Moise Cumhurbaşkanlığı görevine resmi olarak ancak 2017 yılı Şubat ayında başlayabildi. Başkan Moise bu nedenle beş yıllık görev süresinin 2022 yılı Şubat ayında dolacağını savunurken, muhalefet geçici başkanlık sürecini de görev süresine ekleyerek Moise’nin görev süresinin 2021 yılı Şubat ayında dolduğu iddiasıyla sokaklara çıktı. Moise’nin yeni bir anayasa hazırlama çabaları ve bu amaçla kurduğu beş kişilik komisyon da gerilimin artmasına neden oldu. Moise’nin başkanlık döneminin en çarpıcı olaylarının bir diğeri ise 2020 yılı başında Millet Meclisi üyelerinin tamamının Senato üyelerinin ise üçte ikisinin dönemlerinin bitmesi ancak bu üyelerin yerlerine gelecek üyelerin seçileceği seçimlerin bir türlü yapılamamasıydı. Seçim takviminin ülkenin güvenlik zafiyetleri ve Kovid-19 salgını öne sürülerek sürekli ertelenmesi huzursuzluğu artırdı. Bu dönemde muhalefet tarafından düzenlenen grevler ve sokak gösterileri ülkedeki gerilimi artırdı. 7 Şubat 2021 tarihinde ise Başkan Moise’ye yönelik bir suikast planının ortaya çıkarıldığı ve planla ilgili olarak aralarında üst düzey yöneticilerin de bulunduğu 20 kişilik bir grubun gözaltına alındığı açıklandı. Sürekli gösteri, yürüyüş ve protestolarla artan gergin ortam, birçok önemli devlet görevlisinin tutuklanması ve yerlerine Başkan Moise tarafından yeni atamaların yapılmasıyla sürdü. Sonuç olarak Cumhurbaşkanlığı ve Parlamento seçimlerinin ilk turunun 26 Eylül 2021 tarihinde yapılacağı açıklandı ve bu açıklamanın ülkedeki gerilimi azaltacağı düşünüldü.
Son yurtdışı ziyaretini Türkiye’ye yaptı
Jovenel Moise bu şartlar altında son yurtdışı seyahatini Antalya Diplomasi Forumu’na katılmak üzere ülkemize gerçekleştirdi. Ziyaret süresince yapılan en üst düzey temaslar ve teknik düzeydeki görüşmelerle ülkelerimiz arasındaki ilişkilerin ticaret, savunma, eğitim, enerji gibi pek çok konuda geliştirilmesi öngörülmüş ve müteveffa Cumhurbaşkanı Moise bu yönde alınan kararları bir basın toplantısıyla açıklamıştı.
Suikast süreciyse ülkede tüm olan biteni yeniden altüst etti. Bundan sonra ülkenin kısa vadede istikrara kavuşabileceğini, asayiş, güvenlik ve refahın yakın zamanda tesis edilebileceğini değerlendirmek pek mümkün görünmüyor. Haiti’yi istikrarsızlığın pençesinde yaşamaya mahkûm etmeye çalışan çevrelere verilecek en iyi cevap ise tohumları atılan işbirliği süreçlerinin nihayete erdirilmesi olacak.
Nüfusunun yüzde 80’i yoksulluk sınırı altında yaşayan ülkede nüfusun yüzde 1’i ülkedeki zenginliğin yüzde 50’sini elinde tutuyor. Haitililerin yüzde 40’ı okuma yazma bilmiyor. Ortalama ömür beklentisi 63 yaş olan ülkede Temmuz 2021 itibarıyla henüz hiç Kovid-19 aşısı uygulanmadı. Sadece bu veriler bile “insani ve girişimci dış politikamızın” Latin Amerika’daki öncelikli hedeflerinden birinin neden Haiti olması gerektiğini büyük ölçüde ortaya koyuyor.













Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *