Naim Kasım: Silahlarımızı bırakmayacağız

Naim Kasım: Silahlarımızı bırakmayacağız

Hizbullah lideri Naim Kasım, ‘Direniş ve Kurtuluş Bayramı’ vesilesiyle El-Menar kanalından yaptığı konuşmada ‘İsrail’in saldırgan ve bölgede genişlemek isteyen yayılmacı bir düşman olduğunu, hiçbir otoritenin İsrail projesine hizmet etme hakkına sahip olmadığını’ söyledi.

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, ‘direnişin silahlarının’ teslim edilmesini kesinlikle reddettiğini açıkladı. Silahların teslim edilmesini Lübnan’ın savunma kapasitesinin ortadan kaldırılması ve soykırıma zemin hazırlanması olarak değerlendiren Kasım, Hizbullah’ın bu yönde hiçbir adımı ‘kabul etmeyeceğini’ vurguladı. Kasım, “Lübnan otoritesi bize şunu söylüyor: Sizi silahsızlandırmamıza yardım edin, ardından İsrail gelip sizi öldürsün ve halkınızı yerinden etsin” ifadelerini kullandı.

Saldırının durdurulması, İsrail’in tam olarak çekilmesi, esirlerin serbest bırakılması ve halkın geri dönmesi çağrısında bulunan Hizbullah Genel Sekreteri, “Ancak bunların ardından savunma stratejisini müzakere edebiliriz” dedi.

Lübnan devletinin performansını da eleştiren Kasım, ‘Lübnan devletinin, 24 Kasım 2024’te varılan çatışmayı durdurma anlaşmasının uygulanmasını dayatmaktan aciz olduğunu’ ileri sürerek “Lübnan devletinin zayıflığını anlıyoruz, ama en azından Amerikalılara aciz olduğunu söylesin” diye ekledi.

Ayrıca Lübnan otoritesini geçtiğimiz mart ayında ‘direniş hareketini suç olarak tanımlamaya’ uzanan ‘birbiri ardına tavizler vermekle’ suçlayan Kasım, hükümeti ‘silahı devletin tekeline bırakan karardan geri adım atarak halkının yanında yer almaya’ çağırdı.

Hükümeti düşürme çağrısı

Dikkat çekici siyasi bir tırmanışla Kasım, iki bakanı aracılığıyla Hizbullah’ın da bünyesinde yer aldığı hükümeti düşürmeye çağırdı. Halkın ‘sokaklara dökülerek hükümeti ve ABD-İsrail projesini düşürme hakkı olduğunu’ söyleyen Hizbullah Genel Sekreteri, “Lübnan’da siyasi egemenlik yok, ülke ABD’nin vesayeti altında” şeklinde konuştu.

Lübnan devletinin İsrail ile yürüttüğü doğrudan müzakereleri de eleştiren Kasım, ‘doğrudan müzakerelerin reddedildiğini ve bunun İsrail için safi bir kazanım olduğunu’ vurguladı. Lübnan otoritesini ‘doğrudan müzakerelerden vazgeçmeye ve ABD’nin talep ettiğini vermemeye’ davet etti.

Son Amerikan yaptırımlarına ilişkin Kasım, ‘ABD’nin Hizbullah’ın bazı milletvekilleri, Emel Hareketi’nden kardeşler ile ordu ve Genel Güvenlik subaylarına yönelik yaptırımlarının direniş üzerinde baskı kurmayı hedeflediğini’ ileri süren Kasım, “Bu yaptırımlar bizi daha da sertleştirecek” diye ekledi Kasım, “ABD daha da vahşileşirse Lübnan’da ona ait hiçbir şey kalmayacak; zira kendi elleriyle Lübnan’ı yerle bir edecek” uyarısında bulundu.

Bölgesel gelişmelere de değinen Kasım, İran’a ilişkin “ABD ve İsrail’in İran’la savaşmasına ne gerekçe var?” diye sordu. Tahran’ın ‘savaştan başı dik çıkacağını’ ve ‘ABD ile İsrail’i küçük düşürmeyi başardığını’ öne süren Hizbullah Genel Sekreteri, ABD ile İran arasındaki herhangi bir mutabakatın Lübnan sahnesine yansıyabileceğine ima ederek ‘çatışmaların tamamen durdurulmasına yönelik bir anlaşma yapılmasını ve bu anlaşmanın Lübnan’ı da kapsamasını’ umduğunu ifade etti.

Washington, hükümeti devirme tehdidinde bulunan Hizbullah’ı uyardı

İsrail, Lübnan ile ilgili projeyi Amerikan-İran anlaşmasından ayırmaya çalışıyor. İsrail’in Güney Lübnan’daki kanlı saldırıları sürerken, Tel Aviv yönetiminin Lübnan’ı ABD ile İran arasında şekillenmesi beklenen anlaşmanın dışında tutmaya çalıştığı değerlendiriliyor.

Üst düzey bir İsrailli siyasi kaynak, dün yaptığı açıklamada, Washington ile Tahran arasında üzerinde çalışılan ön mutabakat metninin Lübnan’da da ateşkesi öngördüğünü, ancak anlaşmanın İsrail’e “Hizbullah saldırılarına karşı kendini savunma hakkı” tanıdığını söyledi. Kaynak, bu nedenle İsrail ordusunun Güney Lübnan’da kontrol altına aldığı bölgelerde kalmayı sürdüreceğini belirtti.

İsrail Kamu Yayın Kuruluşu’na göre Başbakan Binyamin Netanyahu, cumartesi gecesi ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmede, “Lübnan’daki ateşkes anlaşmasının İran’la yürütülen mutabakat süreciyle ilişkilendirilmesinden” duyduğu endişeyi dile getirdi.

Şarku’l Avsat’ın haberden aktardığına göre Trump, Netanyahu’ya müzakerelerin başarıyla sonuçlanması için çalışacağı ve İsrail’in çıkarlarını korumaya büyük önem verdiği yönünde güvence verdi.

Öte yandan Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, Lübnan ile İsrail arasında olası müzakereleri bir kez daha reddederek, bunun “tamamen İsrail’in çıkarına” olduğunu savundu. “Direniş ve Kurtuluş Bayramı” arifesinde yaptığı konuşmada Kasım, “Boyun eğmeyeceğiz, sahada kalacağız ve bu savaştan başımız dik çıkacağız” ifadelerini kullandı.

Hizbullah, savaşın yeniden başlama ihtimaline karşı İsrail hava savunma sistemlerini hedef alıyor
Hizbullah, son günlerde İsrail toprakları içindeki Demir Kubbe hava savunma sistemi platformlarına yönelik saldırılarını artırdı. Uzmanlara göre bu hamle, İsrail ordusunun maddi kayıplarının maliyetini yükseltme ve gerek Lübnan içinde gerekse İran’da savaşın yeniden başlaması ihtimaline karşı ön hazırlık yapma girişimi olarak değerlendiriliyor. Bu durumun, füzelerin İsrail’in iç kesimlerine ulaşmasını kolaylaştırmayı amaçladığı belirtiliyor.

Demir Kubbe platformlarının hedef alınmasına odaklanılması, askeri çatışmanın seyrinde dikkat çekici bir değişim olarak görülüyor. Zira Hizbullah, 17 Nisan’da yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana geçen bir aylık süreçte İsrail’e ait hava savunma sistemlerine yalnızca bir saldırı düzenlemişti. Buna karşılık örgüt, son dört gün içinde İsrail sınırındaki askeri noktalarda bulunan Demir Kubbe platformlarına yönelik 6 saldırı gerçekleştirdiğini duyurdu. Hizbullah, söz konusu saldırılarda ‘kamikaze İHA’lar’ kullandığını açıkladı.

Hizbullah dün yayımladığı üç ayrı açıklamada, Lübnan sınırındaki Branit Kışlası ile Ramim Kışlası’nda bulunan 4 hava savunma sistemi platformunu hedef aldığını duyurdu. Branit Kışlası, İsrail’in kuzey sınırının doğu kısmının güvenliğinden sorumlu 91. Tümen’in (Celile Tümeni) ana komuta merkezi olarak biliniyor. Lübnan sınırındaki Ayta eş-Şaab beldesinin karşısında yer alan üs, sınır hattındaki en büyük ileri askeri karargâhlardan biri olması nedeniyle stratejik önem taşıyor ve Lübnan sınırındaki askeri operasyonların bir bölümünü yönetiyor. Hizbullah ayrıca, geçtiğimiz pazartesi günü yaptığı açıklamada, el-Celil Ormanları Kampı’ndaki Demir Kubbe sistemini kamikaze İHA ile hedef aldığını bildirmişti.

Siyasi, askeri ve stratejik nedenler

Emekli Tuğgeneral Said el-Kazah, söz konusu saldırıların yoğunlaşmasını siyasi, askeri ve stratejik nedenlere bağladı. Kazah’a göre Hizbullah, Lübnan devletinin İsrail ile yürüttüğü doğrudan müzakerelerden kaynaklanan hiçbir düzenlemeyi tanımadığı için askeri operasyonlarını sürdürmeye devam ediyor. Kazah, Hizbullah’ın özellikle ateşkes anlaşmasının uygulanmasına ilişkin süreci kabul etmediğini belirterek, örgütün müzakere kartının Lübnan devletinin değil İran’ın elinde olmasını istediğini ifade etti. Kazah, Hizbullah’ın daha önce 2006 müzakerelerinde, deniz sınırlarının belirlenmesi sürecinde ve 2024’teki çatışmaların durdurulması anlaşmasında olduğu gibi elinde tuttuğu pazarlık gücünü kaybettiğini söyledi.

Siyasi olmayan nedenlere de değinen Kazah, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Hizbullah’ın “Demir Kubbe sistemleri, tanklar, zırhlı araçlar ya da personel gibi vurabildiği her hedefi hedef almaya çalıştığını” söyledi. Kazah, örgütün şu anda başlıca saldırı aracı olarak fiber optik İHA’ları kullandığını belirterek, “Bu araçlar pistleri geçici olarak devre dışı bırakabiliyor ancak tamamen yok edemiyor. Buna karşılık Demir Kubbe sistemlerinin hedef alınmasından doğan zarar çok daha büyük oluyor… Demir Kubbe füzelerinin vurulması patlamalarına yol açarken, radar sistemlerinin vurulması ise tamamen imha edilmeleri anlamına geliyor” ifadelerini kullandı. Kazah, Hizbullah’ın, İsrail ordusuna verdiği zararın maliyetini artırmaya ve özellikle hava savunma sistemlerini devre dışı bırakarak askeri, maddi ve stratejik açıdan önemli kayıplar verdirmeye çalıştığını kaydetti.

Kazah, Demir Kubbe sistemlerine yönelik saldırıların yoğunlaşmasının arkasında başka nedenlerin de bulunduğunu belirterek, bunların başında ‘İran’da savaşın yeniden başlaması ya da Lübnan’daki savaşın genişlemesi ihtimali karşısında bu sistemleri işlevsiz hale getirme girişiminin’ geldiğini söyledi. “Her iki cephede savaşın yeniden başlaması halinde füze saldırılarının tekrar başlaması beklenir” diyen Kazah, Hizbullah’ın bu nedenle hava savunma sistemlerini etkisiz hale getirerek kendi füzelerinin ya da İran füzelerinin İsrail içlerine ulaşmasını sağlamayı hedeflediğini ifade etti. Kazah, İran’da savaşın yeniden başlamasının ‘Hizbullah’ın da çatışmalara dahil olması anlamına geleceğini’ savunarak, Tahran’ın ‘Hizbullah, Husiler ve Iraklı milisler dahil tüm unsurlarını İsrail’e, Arap ülkelerine ve bölgedeki yabancı çıkarlara yönelik saldırıları yoğunlaştırmak için kullanacağını’ öne sürdü. Kazah ayrıca, İran’ın üçüncü dalga saldırıların ‘sert ve yıkıcı olacağını’ bildiğini, bu saldırıların yalnızca askeri hedeflerle sınırlı kalmayıp ekonomik tesisler ile altyapıyı da kapsayabileceğini düşündüğünü söyledi.

Fiber optik İHA’lar

Hizbullah, tespit edilmesi zor ve diğer kablosuz İHA’larda olduğu gibi elektronik karıştırma ya da savunma sistemleriyle etkisiz hale getirilmesi neredeyse imkânsız olan fiber optik İHA’ların kullanımını artırıyor. Bu durumun, söz konusu İHA’ların hedeflerine diğer modellere kıyasla daha kolay ulaşmasını sağladığı belirtiliyor. Kazah, bu tür İHA’ların 3 ila 5 kilogram arasında patlayıcı taşıma kapasitesine sahip olduğunu belirterek, “Toplu hedeflere yönelik saldırılarda can kayıplarına yol açabiliyorlar. Ayrıca tank ve zırhlı araçlarda optik nişangâh ya da gözetleme sistemlerini hedef aldıklarında ciddi hasar verebiliyorlar” dedi. Kazah, bu tür İHA’lara karşı henüz etkili bir çözüm bulunamadığını ifade ederek, “Ne Rusya-Ukrayna savaşında ne de Lübnan cephesinde bu sistemlere karşı kesin sonuç veren bir yöntem geliştirilebildi” değerlendirmesinde bulundu.

Öte yandan İsrail, tahliye uyarılarının kapsamını Sayda yakınlarındaki Cezzin bölgesine kadar genişletti. Sınır hattından yaklaşık 45 kilometre uzaklıktaki bölgeyi de kapsayan uyarılar, Güney Lübnan’daki Güney ve Nebatiye vilayetlerinde bulunan 15 kasaba ve köyü içine alan en geniş tahliye dalgası oldu. Bu gelişme, İsrail’in gece saatlerinde düzenlediği hava saldırılarında Güney Lübnan’ın Sur kentindeki bir hastanenin zarar görmesinin ardından yaşandı.

Dün yoğun hava saldırıları devam ederken, Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), ‘Sur çevresindeki Cel el-Bahr bölgesine şiddetli bir hava saldırısı düzenlendiğini’ bildirdi. Güney Lübnan’daki farklı noktalara yönelik saldırıların sürdüğü belirtilirken, bunlardan birinin Bazuriye beldesindeki narenciye bahçelerinden birini hedef aldığı, saldırıda burada çalışan çok sayıda Suriyeli işçinin yaralandığı aktarıldı.

Sur uyarıları

İsrail ordusu, cuma gününü cumartesiye bağlayan gece yarısı saatlerinde, Sur bölgesindeki iki bina ve çevresinin tahliye edilmesi yönünde uyarı yayımlamış, söz konusu binaların Hizbullah’a ait hedefler olduğu gerekçesiyle vurulacağını açıklamıştı. NNA, tehdit edilen binalardan birinin Sur kentindeki Hiram Hastanesi yakınında bulunduğunu bildirdi. Haberde, İsrail’in saldırı tehdidini gerçekleştirmesinin ardından binada ağır hasar meydana geldiği belirtildi.

NNA, saldırının Hiram Hastanesi’nde, ameliyathanelerde, polikliniklerde, elektrik şebekelerinde ve hastane binasının camlarında ağır hasara yol açtığını bildirdi. Hastane Yönetim Kurulu Başkanı Selman Aydibi, AFP’ye yaptığı açıklamada, “Hastaları daha güvenli bölgelere naklettik” dedi. Aydibi, hastalardan hiçbirinin zarar görmediğini ancak yaklaşık 30 hastane çalışanının hafif şekilde yaralandığını belirtti. Hasar tespit çalışmalarının sürdüğünü ifade eden Aydibi, acil servis bölümünün kısa süreliğine hizmet dışı kalmasına rağmen hastanenin mevcut koşullarda faaliyetlerini sürdürdüğünü söyledi.

Aydibi ayrıca, İsrail ile Hizbullah arasında 2 Mart’ta başlayan savaşın ardından İsrail saldırılarının hastane çevresini ikinci kez hedef aldığını kaydetti. Yıkılan iki binanın, İsrail’in neredeyse her gün saldırı düzenlediği kentteki yerleşim bölgelerinde bulunduğu belirtildi. İsrail’in tahliye uyarısının ardından sivil savunma ekipleri ve belediye polisi, hoparlörler aracılığıyla halka bölgeyi terk etmeleri çağrısında bulundu. Uyarı sonrası çok sayıda kişinin evlerini terk etmeye çalışması nedeniyle sokaklarda yoğun trafik oluştu.

İsrail ordusu ise dün yaptığı açıklamada, gece saatlerinde ‘Sur bölgesinde Hizbullah’a ait altyapı hedeflerini’ vurduğunu duyurdu. Açıklamada ayrıca, Lübnan’ın doğusundaki Bekaa bölgesinde Hizbullah tarafından ‘silah üretiminde kullanıldığı’ öne sürülen yer altı tesislerinin de hava saldırılarında hedef alındığı belirtildi.

(Şarku’l Avsat)

Paylaş :

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *