Putin, ABD-Rusya arasında yürürlükteki son nükleer antlaşma olan Yeni START’ı askıya aldığını duyururken, küresel silah kontrol mimarisinin parçalanması ihtimali Batı’da endişeye yol açtı!
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Rusya’nın, ABD ile yapılan ve kıtalar arası nükleer balistik füze kabiliyetlerini dizginlemeyi amaçlayan Yeni Stratejik Silahların Azaltılması Antlaşması’nı (START) askıya aldığını duyurması, küresel silah kontrol mimarisinin parçalanması ihtimalini ve Yeni START Antlaşması’nı dünyanın gündemine getirdi.
Soğuk Savaş’ta nükleer silah stoklarını artırmak için yarışan ABD ve Sovyetler Birliği, 1990’ların başından bu yana nükleer füzelerinin kazara kullanılmamasını sağlama konusunda kontrol mekanizmasına sahip bulunuyor.
Ancak Rusya-Ukrayna savaşının birinci yıl dönümüne sayılı günler kala Putin, Yeni START Antlaşması’na Rusya’nın katılımını askıya aldığını açıkladı.
Putin, Batı’yı, “Ukrayna’yı Rusya’ya karşı bir koçbaşı ve eğitim sahası olarak kullanmakla” suçlayarak, Batı’nın Ukrayna’ya artan askeri yardımının Rusya’dan daha sert bir tepkiye yol açacağı uyarısında bulundu.
ABD ile ilişkilerin gerilmesinin “tamamen ABD’nin hatası” olduğunu vurgulayan Putin, “Elbette bunu ilk yapan biz olmayacağız ancak ABD (nükleer silah) testler yaparsa, biz de yaparız. Hiç kimse küresel stratejik eşitliğin yok edilebileceği gibi tehlikeli bir yanılsamaya kapılmasın.” ifadelerini kullandı.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da Rusya’nın Yeni START’a katılımını, “nükleer denkliği sürdürmek” için askıya aldığını söyledi.
Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı savaş ikinci yılına girerken Moskova’nın bu hamlesi, küresel silah kontrol mimarisinin parçalanması ihtimalini, nükleer endişeleri ve Soğuk Savaş döneminde imzalanan nükleer silahsızlanma antlaşmalarını uluslararası gündeme taşıdı.
Yeni START Antlaşması
ABD’nin Sovyetler Birliği ile 1991’de, Rusya Federasyonu ile 1993’te imzaladığı Stratejik Silahların Azaltılması Antlaşmaları’nın (START 1 ve START 2) devamı olan Yeni START Antlaşması, Washington ve Moskova arasında yürürlükteki son nükleer antlaşma özelliğini taşıyor.
2010’da imzalanan Yeni START Antlaşması, Rusya ve ABD’nin konuşlandırdığı stratejik nükleer savaş başlıklarının sayısını maksimum 1550 ile sınırlandırıyor. Antlaşma ayrıca rampaların ve nükleer kapasiteli ağır bombardıman uçaklarının sayısını 800 ile sınırlandırıyor.
5 Şubat 2011’de yürürlüğe giren 10 yıllık antlaşmanın süresi 5 Şubat 2021’de sona eriyordu.
Rusya Devlet Başkanı Putin, antlaşmayı 5 yıllığına uzatma kararını 29 Ocak 2021’de imzalamıştı. ABD Başkanı Joe Biden de antlaşmayı uzatma kararını 5 Şubat 2021’de bildirmişti.
ABD Dışişleri Bakanlığı, şubat ayının başında Rusya’nın iki ülke arasındaki antlaşma kapsamında kendi topraklarındaki denetim faaliyetlerine izin vermediğini açıklamıştı.
Bu antlaşmaya ne ölçüde uyuldu?
ABD Dışişleri Bakanlığı’na göre, her iki ülke de antlaşmada belirtilen sınırları Şubat 2018’e kadar karşılarken, o tarihten buyana ise bu sınırlarda veya sınırın altında kaldı.
Bununla birlikte, imzalanmasından bu yana antlaşmanın geleceği zaman zaman tehlikeye de girdi.
Eski ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, daha kısa menzilli, “taktiksel” nükleer silahları kapsamadığı için söz konusu antlaşmayı “son derece kusurlu” olarak nitelendirirken, anltaşmayı uzatma görüşmeleri Trump döneminde sekteye uğradı.
Biden yönetiminin 2021’de Yeni START Antlaşması’nı uzatma kararına karşın, antlaşmanın zorunlu kıldığı düzenli teftişler, Kovid-19 salgını ve Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı savaşla ilişkilerin bozulması nedeniyle son 3 yıldır yapılmadı.
Rusya ise Kasım 2022’de antlaşmayla ilgili ABD’yle teknik bir toplantıyı siyasi nedenleri öne sürerek tek taraflı olarak erteledi.
Stratejik Silahların Sınırlandırılması görüşmeleri ve START Antlaşması
Soğuk Savaş döneminde birçok ülkenin nükleer silaha sahip olması, dünyanın güvenliğiyle ilgili endişeleri artırdı.
2. Dünya Savaşı’nın sonlarında 1945’te Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası atılmasının ardından 1968’de Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması’nın (NPT) imzalanması, silahların kontrolü yönündeki çabalar konusunda nükleer silahsız bir dünya yolunda önemli adım oldu.
Bu silahların yalnızca yayılmasını önlemenin yeterli olmadığını düşünen ABD ve Sovyetler Birliği yetkilileri, 1969’da Stratejik Silahların Sınırlandırılması (SALT) görüşmelerine başladı.
17 Kasım 1969’dan Mayıs 1972 tarihine kadar süren SALT görüşmelerinin ardından 26 Mayıs 1972’de dönemin ABD Başkanı Richard Nixon ile Sovyetler Birliği Leonid Brejnev arasında SALT 1 Antlaşması imzalandı.
Antlaşmaya göre taraflar kendi başkentlerinin etrafında 150 kilometrelik bir alanda 100’den fazla füzesavar füzesi bulundurmayacak ve radar sayısını da 8 ile sınırlandıracaktı.
Antlaşmadaki diğer önemli husus da başka ülkelere bu füzelerden verilmeyecek ve füze rampası kurulmayacak olmasıydı. Ayrıca, her iki taraf da 5 yıl süreyle saldırgan füzeler yapmama konusunda birbirine taahhüt vermişti.
Öte yandan bunu 21 Kasım 1972’de başlayan SALT 2 görüşmeleri izledi.
İki tarafın stratejik kuvvetlerinin tüm kategorideki teslimat araç sayısını 2250’ye indiren ilk nükleer antlaşma olan SALT 2, uzun pazarlıklar ve müzakerelerin ardından 18 Haziran 1979’da Viyana’da ABD Başkanı Jimmy Carter ile Sovyetler Birliği lideri Brejnev arasında imzalandı.
İlkinden daha kapsamlı olan SALT 2 Antlaşması’yla, stratejik bombardıman uçaklarının, kıtalararası füzelerin, denizden karaya atılan füzelerin ve çok başlıklı füzelerin sayılarının sınırlandırılmasına karar verildi. Ancak ABD Kongresi tarafından onaylanmayan antlaşma yürürlüğe girmedi.
İki ülke 1982’de Cenevre’de SALT 2 Antlaşması’nın yerine geçecek olan Stratejik Silahların Azaltılması (START) görüşmelerine başladı. Müzakerelerin ardından START Antlaşması, 31 Temmuz 1991’de imzalandı ve 5 Aralık 1994’te yürürlüğe girdi.
NATO ve Batı’dan tepkiler
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Rusya’nın Yeni START Antlaşması’na katılımını askıya almasını “tüm silah kontrol mimarisinin çökmesi” olarak değerlendirerek Rusya’ya kararını gözden geçirmesi çağrısında bulundu.
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken da Moskova’nın bu kararını “gerçekten talihsiz ve çok sorumsuz” olarak nitelendirdi.
Bu ayın başlarında NATO, Rusya’ya çağrıda bulunarak Yeni START Antlaşması’na uyması ve topraklarında denetimlere izin vermesini istemişti.
ABD Dışişleri Bakanlığı ise ocak ayının sonunda AA muhabirine yaptığı açıklamada, Rusya’nın Yeni START Antlaşması kapsamında kendi topraklarındaki denetim faaliyetlerine izin vermediğini bildirmiş, Rusya’ya “yükümlülüklerini tam olarak yerine getirme ve antlaşmaya uyma” çağrısı yapmıştı.
Fransa: Esefle karşıladık
Fransa, Rusya’nın Yeni Stratejik Silahların Azaltılması Antlaşması’ndan (START) çekilme kararını esefle karşıladığını bildirdi.
Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Fransız makamlarının, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ülkesinin Yeni Start’a katılımını askıya almasından üzüntü duyduğu belirtildi.
Rusya’nın, ABD’nin nükleer bir deneme yapması durumunda benzer şekilde karşılık vermeye hazır olduğunu açıklamasının endişeye yol açtığı aktarılarak, Yeni Start’ın uluslararası nükleer silah yönetimi ve stratejik istikrarın korunması konusunda önem taşıdığına dikkati çekildi.
NATO müttefiklerinin, 3 Şubat’ta Rusya’nın yükümlülüklerine uymaması nedeniyle bu antlaşmanın zayıflamasından duyduğu endişeyi dile getirdiği anımsatılan açıklamada, NATO’nun Rusya’yı taahhütlerini yerine getirmeye ve mümkün olan en kısa sürede antlaşmaya geri dönmeye çağırdığı ifade edildi.
Açıklamada, Paris’in Moskova’yı nükleer savaş ve silahlanma yarışının önlenmesi konusundaki 3 Ocak 2022 tarihli beyanına bağlı kalmaya davet ettiği kaydedildi.
NATO’dan Rusya’ya Yeni START Anlaşması’na uyma çağrısı
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın 31 Ocak’ta, Rusya’nın, iki ülke arasındaki kıtalararası nükleer balistik füze kabiliyetlerini dizginlemeyi amaçlayan START Antlaşması kapsamında kendi topraklarındaki denetim faaliyetlerine izin vermediğini açıklamasının ardından, 3 Şubat’ta NATO’dan yapılan açıklamada, ABD ile Rusya arasındaki kıtalararası nükleer balistik füze kabiliyetlerini dizginlemeyi amaçlayan Yeni Stratejik Silahların Azaltılması Antlaşması’nın (START) uluslararası istikrara katkı sağladığı savunulmuştu.
Rusya’nın yükümlülüklerini yerine getirmediği kaydedilen açıklamada, “Rusya’ya topraklarında denetimleri kolaylaştırarak ve anlaşmanın uygulayıcısı olan İkili İstişare Komisyonu’na dönerek anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi çağrısında bulunuyoruz.” ifadesi yer almıştı.
Açıklamada, ABD’nin anlaşmaya uyduğu, Yeni START Anlaşması’nın tüm devletlerin milli güvenlik çıkarları içinde yer aldığı ileri sürülmüştü.
Yeni START Antlaşması
ABD’nin Sovyetler Birliği ile 1991’de, Rusya Federasyonu ile 1993’te imzaladığı Stratejik Silahların Azaltılması Antlaşmalarının (START 1 ve START 2) devamı olan Yeni START Antlaşması, Washington ve Moskova arasında yürürlükteki son nükleer anlaşma olma özelliğini taşıyor.
2010 yılında imzalanan Yeni START Antlaşması, Rusya ve ABD’nin konuşlandırdığı stratejik nükleer savaş başlıklarının sayısını maksimum 1550 ile sınırlandırıyor. Antlaşma ayrıca rampaların ve nükleer kapasiteli ağır bombardıman uçaklarının sayısını 800 ile sınırlandırıyor.
5 Şubat 2011’de yürürlüğe giren 10 yıllık antlaşmanın süresi 5 Şubat 2021’de sona eriyordu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, anlaşmayı 5 yıllığına uzatma kararını 29 Ocak 2021’de imzalamıştı. ABD Başkanı Joe Biden de anlaşmayı uzatma kararını 5 Şubat 2021’de bildirmişti.
ABD Dışişleri Bakanlığı, bu hafta Rusya’nın iki ülke arasındaki anlaşma kapsamında kendi topraklarındaki denetim faaliyetlerine izin vermediğini açıklamıştı.













Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *