‘Dipten Zirveye’ yükselen bir mücadele: Malcolm X

‘Dipten Zirveye’ yükselen bir mücadele: Malcolm X

Malcolm X’i bütün dünya Müslümanları için önemli kılan vasfı, çağdaş dönemde İslam’ın dönüştürücü gücünü gösteren örneklerden biri olmasıdır. O, tabiri caizse ‘bataklıkta’ yaşarken, kısa bir süre içerisinde ‘temizlenenlerden’ olabilmiştir.

Malcolm X kimdir?

Malcolm X, 19 Mayıs 1925’te ABD’nin Nebraska Eyaleti’ne bağlı Omaha şehrinde doğdu. Yedi çocuklu ailenin dördüncü çocuğu idi. Siyahların üstünlüğü düşüncesini, çocuk yaşlarında babasından aldı.

Babasının faaliyetleri ırkçı Klu Klux Klan örgütünü rahatsız ediyordu ve ailesi, örgüt baskısı yüzünden, önce Milwaukee’ye, kısa bir süre sonra da Lansing’e taşındı. Aile, burada beyazların kurduğu Siyah Lejyon’u örgütünün yoğun tacizleriyle karşılaştı. Malcolm henüz 6 yaşında iken, babası şüpheli bir araba kazası sonucu öldü. 13 yaşında iken annesi sinir krizi geçirdi ve Kalamazoo Devlet Hastanesi’ne yatırıldı. Bunun üzerine aile dağıldı ve çocuklar farklı bakıcı ailelere verildiler.

Malcolm, ilk ve ortaöğrenim döneminde başarılı bir öğrenci idi ve avukat olmak istiyordu. Lise yıllarında bir beyaz öğretmenin, avukatlığın siyahlara göre olmadığı ve marangoz olmasının daha doğru bir seçim olacağını söylemesi üzerine, okulu bıraktı. Birkaç bakıcı ailede kaldıktan sonra 18 yaşında iken Harlem’e göçtü. Burada uyuşturucu satıcılığı, kumar, haraççılık, hırsızlık vb. yasadışı işlere karıştı. Askerlik çağına gelince, yoklama heyetine silah çalıp adam öldürme isteği olduğunu söylediği için, askerlik hizmeti yapmaya zihnen elverişli olmadığına karar verildi.

Malcolm 1945 yılında Boston’a geri döndü. Burada zengin beyazların evlerini soyan bir hırsızlık çetesine girdi. 1946 yılında çalıntı bir saatle yakalandı ve 10 yıl arası hapis cezası aldı. Aynı yılın Şubat ayında Charlestown Devlet Hapishanesi’ne gönderildi. Burada tanıştığı ve her zaman saygıyla andığı John Bembry adlı bir mahkûm ona okumayı sevdirdi. Artık hapishane kütüphanesinden çıkmıyor ve sürekli okuyordu.

Hapishane yıllarında, İslam Ulusu adlı örgütle ilişki kurdu. Dine karşı düşünceleri değişmişti. 1948’te Elijah Muhammed’le bizzat yazışmaya başladı, ardından da örgüte üye oldu. 1950 yılında Malcolm Little olan ismini, Afrikalı atalarının kimse tarafından bilinmediğini simgelemek üzere Malcolm X olarak değiştirdi. 1952 yılında hapisten çıktıktan sonra, Chicago’da Elijah Muhammed’le görüştü ve Haziran 1953 yılında örgütün Detroit’teki Bir Numaralı Mabedi’nin başkan yardımcısı olarak atandı. Bir yıl sonra Boston’daki 11 Numaralı Mabedi kurdu. Mayıs 1954’te Harlem’deki 7 Numaralı Mabed’in başına getirildi. Acar kişiliği sayesinde bu mabedin üyelerinin sayısı hızla arttı.

1950 yılında Başkan Truman’a bir mektup yazarak Kore Savaşı’na karşı çıktı. Bunun üzerine FBI onunla ilgilenmeye başladı. 1955 yılında birçok eyalette örgütün şubelerini açtı ve örgüte her ay yüzlerce yeni üye kaydoldu. Bu durum popülaritesini hızla artırdı. 1958’te Betty X ile evlendi ve bu evlilikten 6 kızı oldu. Onu siyasi anlamda popüler kılan ilk olay ise, 1957 yılında, örgütün bir üyesinin polis nezaretinde dövülmesi üzerine gösterdiği tepki oldu. Polis karakolu önünde toplanan ve onun emirlerine harfiyen uyan yüzlerce kişinin tepkisi sonucu, yaralı şahıs hastaneye kaldırıldı ve tedavi gördü. Bu olayda siyahlar üzerindeki etkisini gören New York polisi onu takibe aldı.

1950’li yılların sonunda Malcolm’un ünü daha da arttı. Çeşitli olaylarla ilgili görüşleri, artık ana akım medya, radyo ve televizyon kanallarında sıklıkla yayınlıyordu. Eylül 1960’ta BM Genel Kurulu’na katılmak üzere gelen Fidel Castro ile yaptığı 2 saatlik özel görüşme sonunda Castro onu Küba’ya davet etti. Malcolm, Genel Kurul toplantılarına katılmak üzere gelen Cemal Abdünnasır, Ahmed Sekou Toure ve Kenneth Kaunda gibi Afrikalı liderlerle de görüşmeler yaptı.

Ateşli konuşmaları ve ikna edici kişiliği sayesinde 1950’li yıllar ile 1960’lı yılların başlarında örgütün üye sayısı 1.200’lerden 75.000’lere kadar çıktı. Bunlar arasında dünyaca ünlü boksör Muhammed Ali de vardı. Malcolm, 1952-1964 arasında İslam Ulusu’nun sadık bir bağlısı olarak çalıştı. Örgütün, ırkçı görüşlerini samimi şekilde savunan Malcolm, siyahların şiddet kullanmasını da meşru görüyordu. Buna karşı çıkan Martin Luther gibi siyah liderleri, beyazların yardakçılığını yapmakla suçluyordu. 1 Aralık 1963’te Kennedy’e yapılan suikastı yorumlarken “ettiğini buldu” şeklinde bir ifade kullanması üzerine, İslam Ulusu, bu açıklamanın örgütü bağlamadığını ilan etti. Malcolm bu açıklamadan sonra sansüre uğradı ve 90 gün her hangi bir beyanda bulunması yasaklandı. Örgütün lideri Elijah Muhammed’in sekreterleri ile uygunsuz ilişkilerini eleştirmesi üzerine de örgütle arası iyice açıldı. 8 Mart 1964’te Malcolm örgütten ayrıldığını ve siyahların “siyasal bilincini artıracak” yeni bir örgüt kuracağını ilan etti.

Nisan 1964’te Hacc’a gitmeye karar verdi ve orada tam bir dönüşüm yaşadı. Burada “mavi gözlü beyazlardan siyah derili Afrikalılara varıncaya kadar” tüm renklerden Müslümanları görünce ırkçılık sorununun İslam ile aşılabileceği düşüncesine ulaştı. Mekke ziyaretinden sonra Afrika’ya geçti ve Mayıs ayı sonunda ABD’ye döndü. Temmuz’da tekrar Afrika’ya gitti ve Mısır, Etyopya, Tanzanya, Nijerya, Gana, Guinea, Sudan, Senegal, Liberya, Cezayir ve Fas’ı ziyaret etti. Nijerya’yı ziyaretinde Müslüman Öğrenciler Birliği, ona Omowale (“Eve Dönen Oğul”) ismini şeref nişanesi olarak verdi. (Malcolm, daha sonra bu ismi, kendisine verilen “en değerli şeref nişanesi” olarak nitelemiştir).

Bu ziyaretinde, bütün önde gelen Afrikalı liderlerle görüşme imkânı buldu. Kasım 1964’te ABD’ye dönen Malcolm, Avrupa’dan gelen davet üzerine Fransa ve İngiltere’ye gitti. Burada yaptığı konuşmalarda, “özgürlük savunusunda aşırılığın suç olmadığı, adalet peşindeyken ılımlılığın erdem olmadığı” fikrini içeren konuşmalar yaptı. Bu konuşmalardan birinde ilgi o derece yoğundu ki, BBC televizyonu, bütün ülkede bu konuşmayı yayınladı. 5 Şubat 1965’te tekrar Avrupa’ya giden Malcolm, ayın ortalarında ABD’ye geri döndü.

1963 yılının Mart ayından itibaren Malcolm’e karşı açıkça cephe alan İslam Ulusu, onun öldürülebileceğine dair beyanlarda bulunuyordu. Malcolm, Haziran 1964’te iki kez telefonla ölüm tehdidi aldı. 14 Şubat 1965’te evi ateşe verildi, fakat o ve ailesi yara almadan kurtuldu. 21 Şubat 1965’te, Manhattan’daki Audubon Ballroom’da 400 kişilik dinleyici topluluğu önünde konuşma yaparken, silahlı kişilerce vuruldu. Malcolm, Columbia Presbytreian Hastanesi’ne kaldırıldıktan kısa süre sonra vefat etti.

Malcolm X’in İslami Hareket Açısından Önemi

Kürşad Atalar / Düşüncenin Okullaşması

Paylaş :

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *