Ali Rıza Demircan: ‘Ahiretime zarar vermek istemiyorum’

Ali Rıza Demircan: ‘Ahiretime zarar vermek istemiyorum’

Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan’ın babası, Ali Rıza Demircan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hitaben kaleme aldığı yazısında ‘hep size oy verdim, önüme koyduklarınıza oy verdim, artık Kurani vasıflar taşıyanlara oy vereceğim’ dedi.

Demircan’ın Mirat Haber’de yayınlanan işte o yazısı:

SAYIN CUMHURBAŞKANIM ARTIK KUR’ÂNÎ VASIFLARI TAŞIYANLARA OY VERECEĞİM

Bismillah /Selamün Aleyküm
Muhterem Cumhurbaşkanım!

Katıldığınız ve kazandığınız bütün seçimlerde size oy verdim. Oy vermekle de kalmadım, yazılarımla ve  özel sohbetlerimle destek de verdim. Üstelik bir de seçip önümüze koyduklarınızı da seçtim. Ama artık yalnızca vasıflarını Rabbimizin belirlediği adayları  seçmek istiyorum. Çünkü  –hüsn-ü zan besliyor isem de-hangi  vasıflar dikkate alarak aday seçimi yapıldığını tam olarak  bilmiyorum ve bu durum benim Rabbim katındaki sorumluluğumu düşürmez. Âhiretime zarar vermek istemiyorum.

Uyarı Görevimizi Unuttuk

Biz Müslümanların fert ve toplum olarak olmazsa olmaz bir görevimiz var. Orijinal adıyla Emir bil-Marûf ve Nehiy ani’l- Münker. Yani Dinimizin, ortak aklın ve ilmin gerektirdiklerine yönlendirmek ve dinimizin ortak aklın ve ilmin/bilimin sakındırdıklarından men etmek.

Biz bu görevimizi yapmaz olduk. Bir diğer anlatımla size de yardımcı olamadık.

Sayın Cumhurbaşkanım!

İstanbul seçmeniyim. Oy vermemi istediğiniz kişileri yakından tanımıyordum. Tanıtma gereği de duyulmadı. Seçtirdikleriniz  arasında önemli bir toplumsal  meseleyi irdeleyecek, inceleyecek,tespitlerini kaleme alacak ve meclis kürsüsünden dile getirecek daha da önemlisi görüşlerinize katılmadığını beyanla muhalif  görüş bildirecek kadar inançlı, bilgili, bilinçli ve izzetli kaç kişi  var? Siz batı kültürü ile şartlanmış bürokratlar ve teknokratlar  ile nasıl başarılı olacaksınız?

Yüzeysel başarılarımız varsa da eğitimde, kültürde  ve ekonomide öze ilişkin problemlerimiz devam ediyor. Size yerel yönetimlerde de ufuk açacak, problem çözecek, alternatif yol ve yöntem oluşturacak yardımcılar gerek.

Sayın Cumhurbaşkanım

Aşağıda sizlere yerel adaylarınızı seçerken öne çıkarmanız gereken Kur’ânî vasıfları özetlemeye çalıştım. Yaratan en iyi bilendir. Oy vermenin îman, ibadet ve özelde cihad olduğuna inanan ben oyumdan sorumluyum. Aklımı ve irademi  özgürce kullanmak istiyorum. Lütfen bana da yardımcı olunuz.

Sayın Cumhurbaşkanım

Anayasal  düzeni  seküler/laik olan toplumumuzda kemiyeti arzu edilen keyfiyete dönüştüremediğimiz için  her seçim bölgesinde aranılan Kur’ânî vasıflara sahip kişiler bulunmayabilir. Bu durumda niteliklerimize en yakın olan tercih edilmelidir.

Sözü, Şanlı Peygamberimizin her birimize sorumluğumuzu hatırlatan ve içeriği ile ürpertici olan hadisine bırakalım:

“Topluluğunuz içinde Kurânî vasıflara uygunluğu sebebiyle Allah’ın daha bir razı olacağı kişiler varken onları değil de vasıfsız ve yeteneksiz kişileri görevlendiren yetkililer Allah’a, Peygamberi olan  Muhammed’e ve müminlere hainlik etmiş olur.”

Seçilecek İnsanların Sahip Olması Gereken Kur’ânî Vasıflar

Seçilmek üzere seçime katılacak kişiler genç-yaşlı kadın veya erkek olabilir. Ama onların aşağıda açıklanacak Tevbe sûresinin 71. âyetindeki dört vasıf/şart ile Nisa sûresinin 58. âyetindeki liyakat şartını taşımaları gerekir.. Şimdi bu ayetlerin  anlamını sunarak içerdiği vasıfları görelim:

Tevbe 71: “Mümin erkekler ve kadınlar birbirlerinin Evliya’sıdır:  Onlar yalnızca birbirlerini temsil edebilir ve birbirleri adına hukuken tasarrufta bulunabilir.

Onlar Ma’ruf olanı emredip gerçekleştirmeye çalışırlar, Münker’den de (güçleri ölçüsünde sözlü ve fiilî olarak) sakındırırlar.

Namazı birliktelik içinde kılar ve zekâtı verirler.

(Hayatı düzenleyici emirleri ve yasaklarında) Allah’a ve Resûlü’ne itâat ederler. Onlar Allah’ın kendilerini merhametiyle kuşatacağı insanlardır. Hiç şüphesiz Allah karşı koyulamayacak güç sahibidir ve neylerse güzel eyleyendir.”

a. Mümin Olmak.

Yüce Rabbimiz Kur’ân-ı Kerîm’inin Tevbe sûresinin anlamı verilen 71. ayetinde mümin erkek ve kadınlarının birbirlerinin Evliyası olduğunu açıklamaktadır. Tekili Veli olan Evliya velayetten gelir. Birçok benzeri ayetler yanısıra (Maide51,57) özellikle de bu âyette (Tevbe 71) müminlerin kendilerini hukuken temsil ve tasarruf edebilir olma hakkını yalnızca mümin olan erkekler ve kadınlara verebilecekleri açıklanmaktadır. Bir diğer anlatımla mümin erkekler mümin kadınların, mümin kadınlar da mümin erkeklerin velîsi olabilir. Bu anlamda veliliği gerçekleştirmemenin yeryüzünde ağır zulümlere ve bozulmalara sebep olacağı da Kur’anî bildiriler arasındadır.(Enfal 73)

b. Maruf’a Çağırıcı ve Münker’den Sakındırıcı Olmak

İslâm dinin, olgun aklın ve ilmin gereği olan Marûf’a çağırıcı ve ve Marûf’un zıddı olan Münker’den sakındırıcı olabilecek konumda olmak.

Bu şart ana hatları ile sağlıklı olmayı, İslâm’ı bilmeyi ve genel kültürle donanımlı olmayı gerektirmektedir; Ayrıca demokrasilerin en büyük zaafı olan deist ve eşcinsel tipler gibi inançsız ve erdemsiz insanların seçilmesini engelleyici niteliktedir.

c. Namaz kılar ve şartları gerçekleştiğinde zekât verici olmak.

Namazla Hak ve şartları gerçekleştiğinde Zekâtla halk ile bağlantılı olmayan topluma yönetici olamaz.

d. Allah’ın emirleri ve yasaklarını itâati benimsemek.

Bunun anlamı da İslâmî emirleri ve yasakları uygulayıcı olmaktır. Daha açık bir anlatımla bu vasıf doğru ve adil olmak gibi ilahi emirleri uygulayıcı ve faiz ve zina gibi haramlardan kaçıcı olmayı gerektirir. Emirleri ve yasakları alenen çiğneyen fasıklar aday olarak da seçilemezler. Allah’ın başarı vadi yalnızca imanlı ve salih amellileredir. (Nûr 55)

e. Yönetime liyakatli olmak.

Yukarıda açıklanan dört şart liyakati içeriyorsa da Nisa 58 de “” Şüphesiz Allah size emanetleri ehil /liyakatli olanlarınıza vermenizi emreder. İnsanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hüküm vermenizi de emreder…” buyrularak liyakate özel vurgu yapıldığı için biz de zikretme gereğini duyduk.

Ali Rıza Demircan, daha geniş bilgi için aşağıdaki makalesinin de okunmasını önerdi:

Kur’ânî Vasıflar Dışlanarak Aday Belirlemek Milletimize Hainliktir I

Başlığımızı  Aziz Peygamberimizin nakledeceğimiz şu hadisinden ilhamla koyduğumuzu beyanla konumuza girelim:

“Topluluğunuz içinde Kurânî vasıflara uygunluğu sebebiyle Allah’ın daha bir razı olacağı kişiler varken onları değil de yeteneksiz kişileri görevlendiren yetkililer Allah’a, Peygamberin olan  Muhammed’e ve müminlere hainlik etmiş olur.” (Feyzü’l-Kadîr Hn.8414)

Vurgulanması Gereken Gerçekler

a.Ülkemizin hukukî ve ekonomik sistemi, eğitim ve kültürel kurumları vs. İslâm ile çelişkilidir. İslâm ile çelişkili olduğu ölçüde de insan doğası ile çatışmalıdır.

Vurgulanabilecek bir diğer gerçek de şudur:

b.İradelerimizi etkileyen ve engelleyen bilgi ve bilinç yoksunluğumuz ve toplumsal engellerimiz var ise de kullanabileceğimiz hürriyetlerimiz de vardır.

Bu hürriyetlerimiz arasında mesela Dernekler, Vakıflar, Sanayi ve Ticaret Odaları, Barolar, Sendikalar, Muhtarlık, Mahallî İdareler ve Genel Seçimlerde oy kullanabilir olmamızdır.

Oy Kullanır Olmak da Bir Nimettir

İnançlarımızı ve değer yargılarımızı yansıtabileceğimiz Oy kullanma özgürlüğü büyük bir nimettir. Her nimet gibi bu nimet de şükür ister.

Oy nimetinin şükrü ise oyumuzu, niteliklerini Yüce rabbimizin Kur’ânî buyruklarıyla belirlediği kişilerden yana kullanmaktır

Seçime Katılabilme Şartları

Muhtarlıktan Cumhurbaşkanlığına kadar seçilmek üzere seçime katılacak kişiler genç-yaşlı kadın veya erkek olabilir. Ama bizim oylarımızla destekleyebilmemiz için onların aşağıda açıklanacak Tevbe sûresinin 71. âyetindeki dört vasıf/şart ile Nisa sûresinin 58. âyetindeki liyakat şartını taşımaları gerekir. Biz tövbe sûresinin 71. âyeti ile Nisa 58’in seçilme için gerekli ve yeterli şartları içerdiği kanaatindeyiz.

Şimdi Tevbe 71’in anlamını sunarak içerdiği dört vasfı görelim:

Tevbe 71’in Anlamı

“Mümin erkekler ve kadınlar birbirlerinin Evliya’sıdır: Onlar birbirlerini temsil edebilir ve birbirleri adına tasarrufta bulunabilirler.
Onlar (İslâm dinin, olgun aklın ve ilmin gereği olan sözler, işler, ilkeler, yasalar ve kurumlar anlamına) Ma’rûf olanı emredip gerçekleştirmeye çalışırlar,(Marûf’un zıddı olan)Münker’den de (güçleri ölçüsünde sözlü ve fiilî olarak) sakındırırlar.

Namazı birliktelik içinde kılar ve zekâtı verirler.

(Hayatı düzenleyici emirleri ve yasaklarında) Allah’a ve Resûlü’ne itâat ederler.

Onlar Allah’ın kendilerini merhametiyle kuşatacağı insanlardır. Hiç şüphesiz Allah karşı koyulamayacak güç sahibidir ve neylerse güzel eyleyendir.” Bu âyetin içerdiği dört vasıf vardır:

1. Mümin Olmak,
2. Maruf’a çağırıcı ve Münker’den Sakındırıcı Olmak
3. Namaz kılar ve şartları gerçekleştiğinde zekât verici olmak,
4. Allah’ın emirleri ve yasaklarına itaati benimsemek

Bu vasıfları tek tek ve kısaca açıklayalım:

I. Mümin Olmak.

Yüce Rabbimiz Kur’ân-ı Kerîm’inin Tevbe sûresinin anlamı verilen 71. âyetinde mümin erkek ve kadınlarının birbirlerinin Evliyası olduğunu açıklamakta ve böylece sahip olunması gereken ilk vasfın Mümin olmak olduğunu beyan etmektedir.

Âyette geçen Mümin ve Evliya kavramlarını kısaca açıklayalım:

Mümin: Hz. Muhammedin Allah’ın Elçisi olduğuna ve tebliğ ettiği Kur’ân’ın içerdiği bütün iman ve hayat ölçülerine inanan insandır.

Evliya:Velî kelimesinin çoğuludur. Kur’ân dilinde velî; seven, dostluk gösteren, yardım eden, istenilen faydaları sağlayan ve de ilgi kurduğu kişinin velâyetini, daha açık bir anlatımla “kişinin işlerini üstlenen ve onu temsil ve adına tasarruflarda bunan kimse”anlamlarına gelir. Sunacağımız konumuzla alakalı âyetlerde ise açıklanan velâyete ilişkin son anlam belirgindir. Bu anlamı güncelleştirerek şöylece ifadelendirebiliriz: Velî, velîsi olduğu kimse adına kültürel, hukûkî, siyasî, ahlâkî ve ekonomik alanlarda temsile ve tasarrufa yetkili kılınan kişidir.

Müminler Yalnızca Birbirlerine Oy Verebilirler

Anlamı sunulan (Tevbe 71) müminlerin kendilerini hukuken temsil ve tasarruf edebilir olma hakkını yalnızca mümin olan erkekler ve kadınlara verebilecekleri açıklanmaktadır. Bir diğer anlatımla mümin erkekler mümin kadınların, mümin kadınlar da mümin erkeklerin velîsi olabilir. Bir diğer anlatımla onlar yalnızca birbirlerine oy verebilirler.

Mümin olma şartı son derece önemli olduğu içindir ki Allah müminler varken Kâfirlerin veli edinilemeyeceğini tekrarlayarak beyan etmektedir.

Kâfirler Evliya Edilip Seçilemezler

Önce Evliya edilemeyecek Kâfir’in anlamını açıklayalım.

Kâfir: Allah’a; O’nun yasal egemenliğine, ölüm sonrası hayata: Cennet ve Cehennem’e inanmayan veya Allah’a ve ebedî hayata inanmakla birlikte bütün içeriği ile birlikte Kur’ân-ı Kerîm’in Allah tarafından Hz. Muhammed aracılığıyla insanlığa gönderilen Kutsal Kitap olduğunu kabul etmeyen kişidir.

Anlamları açıklanan Kâfir ve Evliya sözcüklerini içeren ilgili âyetlerde Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:

[“Ey iman edeler! Müminleri bırakarak (Allah’a ve Ebedî Hayat’a inanmayan; Kur’ân’ı İlâhî Kitab olarak kabul etmeyen) kâfirleri velîler edinmeyin: (Onları kültürel, hukûkî, siyasî, ahlâkî ve ekonomik alanlarda sizleri temsile ve adınıza tasarrufa yetkili kılmayın.)Suçluluğunuz konusunda Allah’ın önüne açık bir kanıt mı koymak istiyorsunuz?”

“Ey inananlar! Yahûdileri ve Hristiyanları velîler edinmeyin: (Onları… Sizleri temsile ve adınıza tasarrufa yetkili kılmayın.) Onlar yalnızca birbirlerinin velîleridir. Hanginiz onları velî edinirse kesinlikle onlardan olur. Şüphesiz Allah böylesi zâlimlere doğru yolu göstermez.” ][1]

Kâfir Ana-Baba-Kardeş de Olsa

Müminler bırakılarak kâfirlerin evliya edinilemeyeceği: kültürel, hukûkî, siyasî, ahlâkî ve ekonomik alanlarda onlara velâyet yetkisi verilemeyeceğine ilişkin Kur’ânî düstûr öylesine açık ve kesindir ki bu düstûr öz be öz babalar ve kardeşler lehine bile ihlâl edilemez. Çünkü Yüce Rabbimiz; koyduğu bu düstûrun çiğnenmesinin müminleri zâlimlerden kılacağını beyanla şöyle buyurmaktadır:

“Siz ey imana ermiş olanlar! Eğer Allah ve ilâhî yasa tanımaz inanç ve yaşam biçimlerini İslâm’a sevip tercih edebiliyorlarsa babalarınızı ve kardeşlerinizi (bile) velîler edinmeyin. İçinizden kim onları velîler edinirse işte onlar zâlimlerin ta kendileridir.”[2]

İnsanları yöneten ve yönlendiren hiç şüphesiz inançları: dünya görüşleridir.

Devam edecek…

[1] Nisa 144, Maide 51
[2] Tevbe 23

Paylaş :

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir *

İptal

3 Yorum

  • Adatepeli
    25 Kasım 2018, 00:46

    Anlasilmayan yada ilginc olaylari anlamak icin bir formül:

    "Baba" (The Godfather) filminden… Don Corleone, oğlu Michael"a diyordu ki:

    "Parayı takip et gerçeği bulursun!"

    Yanıtla
  • Sabir
    24 Kasım 2018, 21:17

    Ey zavallı beş senedir tc da bir müslüman ariyerim öyle birini bulursan, bildir qalan ömrumu ona hizmetkar olarah geçirem.

    Yanıtla
  • Cemal Pervan
    24 Kasım 2018, 12:12

    İlginç, seküler, kapitalist, neoliberal, demokratik, laik, eğitimini inanç yapısını batı anlayışına göre düzenleyen, amaç edinen sistemi idare etmeye talip olanlardan İslama göre davranmalarını istemek gerçekten ilginç. Sonrada derlerki ateizm ve deizm yaygınlaşıyor halbuki söyleyenler, ateizm ve deizme karşı olanlar farkında olmadan deistler… İlginç…

    Yanıtla