Boşnakları zor günler bekliyor

Boşnakları zor günler bekliyor

Boşnakların birinci problemi, Boşnak toplumlarının çeşitli devletler içinde parçalanmış, sosyolojik bütünlüğünün bozulmuş olması. İkinci problemi ise, yönetemeyecekleri bir devletlerinin olması.

Bosna seçimleri ve Boşnaklar

Adelina Sfishta

Bosna seçimleri ve Boşnaklar. Esas soru: Boşnaklar Bosna projesini yönetebilecek mi?
Boşnaklar, talihsiz evlatları Balkanların…

1992-1995 savaş sürecinin katliamına uğrayan mazlum halk.

Boşnaklar paramparça, sahip oldukları topraklar ve Boşnak toplumları muhtelif devletler içerisinde parçalanmış ve birlik olabilme şansları yok gibi.

Ellerinde 3 etnik unsur arasında bölünmüş bir devlet var, yukarıdaki haritada gördüğünüz Bosna Hersek Devleti.

Seçim sonuçlarından ziyade, cevabını aramamız gereken soru şu: Boşnaklar bu devleti yönetebilecek mi? Bosna seçimlerine işte bu gözle bakmamız gerek.

Gelin önce Bosna’daki “yönetim yapısını” çok genel olarak anlatalım. Sonra seçim neticelerine bakalım.

Haritaya dikkatli bakın, bu devlet Boşnakların değil sadece, 3 etnik unsurun devleti. Çizgi ve renklerle ayrılmış bütün alanlar, ayrı yönetim birimleri.

Bosna Devletinin yasal statüsü, anayasal çerçevesi, 1992-1995 savaşı sonrası, uluslararası camia tarafından belirlenmiş ve 1995 Dayton anlaşması ile şekillenmiş.

Buna göre:

En tepede, Bosna-Hersek Devleti (Federal Devlet). Bu devlet, 3 etnik unsurun seçtiği 3 cumhurbaşkanı tarafından yönetilir ve cumhurbaşkanları 6 ay dönüşümlü olarak 4 yıl görev yapar. Federal devletin federal organları mevcuttur ve her organ 3 etnik unsur tarafından oluşturulur ve yönetilir. Federal hükümet, federal parlamento, federal mahkeme en önemli organlarıdır. Devlet televizyonu da bu kapsamdadır.

Bosna Hersek devleti düzeyinde hükümet yapısında en kritik kurumlar; dış politika, savunma, gümrük ve sınır gözetimi, seçimler, dış ticaret, mali ve parasal politikalar ile ilgili yönetim unsurlarıdır. Bu yönetim birimleri devlet düzeyinde kararlar alırlar.

Bosna-Hersek Devleti-Federal yapı, Sırp çoğunluğun yaşadığı “Bosna-Hersek Sırp cumhuriyeti” ile Boşnak ve Hırvatların birlikte oluşturduğu “Bosna-Hersek Federasyonu”ndan oluşur.

“Bosna Hersek Devleti” ile “Bosna Hersek Federasyonu” birbirine karıştırılır Türkiye’de. Ayrıca zannederler ki, Bosna’yı Boşnaklar yönetiyor tek başlarına. Eurovision Şarkı yarışmasında Bosna’dan tam puan alınamadığında, Türkiye “ya bu Boşnaklar niye bize oy vermiyor” diye gürültü çıkartır. Bilmezler ki, Bosna’da bütün yönetim organları, Boşnak-Hırvat ve Sırplar tarafından oluşturulur ve kararlar 3’lü rey ile alınır.

Bu yazıyı okuduktan sonra “canımız” Boşnaklara kızmayın.

Gelelim federasyonların yapılarına. Federasyonlar oldukça geniş yönetim yetkilerine ve haklara sahiptirler. Federasyonların parlamentoları, hükümetleri, mahkemeleri, eğitim-sağlık gibi, icracı bütün bakanlıkları bulunmaktadır. Merkezi hükümette olan ve devlet kararlarını oluşturann-dış politika gibi- bakanlıkların dışında bütün bakanlıklar vardır federasyonlarda.

Bosna Hersek Federasyonu, Washington Anlaşmasına göre, 10 Kantondan oluşmaktadır. Kantonlar geniş yönetim yetkilerine sahiptirler. Kantonların yetkileri içinde bulunan hususlarda, Federasyon ve merkezi hükümetler karar verici durumda olamaz, çelişki ve çatışmalar, yargı yolu ile çözümlenir. Yani Kantonun olumlu oy vermediği bir konu, zor aşılır Bosna’da.

Kantonların da meclisleri, hükümetleri ve mahkemeleri bulunur.

Sırp Cumhuriyetinde “kanton” yapılanması yoktur. Bosna Hersek Sırp Cumhuriyeti esasen müşterek yasaları da uygulamaz; kendi parası, kendi gümrükleri vb. bağımsızmış gibi hareket eder.

Bosna Hersek Devletinde son yönetim birimi ise “belediyeler”dir. 3 etnik unsura ait 137 belediye vardır. Bosna Hersek Federasyonunda 74, Bosna Hersek Sırp Cumhuriyetinde ise 63 belediye bulunmaktadır.

Şimdi siz Boşnak olun, siz Boşnak kontenjanından seçilmiş cumhurbaşkanı olun, parlamenter olun, kanton meclisi üyesi olun… Nasıl yöneteceksiniz bu devleti?

İşte Boşnakların birinci problemi, Boşnak toplumlarının çeşitli devletler içinde parçalanmış, sosyolojik bütünlüğünün bozulmuş olması. İkinci problemi ise, yönetemeyecekleri bir devletlerinin olması.

Bu iki esası dikkate alarak olanı biteni değerlendirmek gerek.

Gelelim seçimlere ve Bosna Hersek Devletinin geleceğine ilişkin düşüncelerime.

Seçimle ilgili sayımlar halen devam ediyor ama, Bosna Merkezi Seçim Komisyonu’nun 10.10.2018 tarihinde yayımladığı rakamlar, değerlendirme yapabilmemiz için oldukça yeterli.

Cumhurbaşkanları net olarak belli oldu. 3 etnik unsurdan 3 adet cumhurbaşkanı seçildi. Gelecek 4 yıllık dönem için dönüşümlü cumhurbaşkanlığı yapacaklar.

Sırp ve Hırvatlar oldukça milliyetçi adaylar seçtiler.

Sırplardan Milorad Dodik kazandı. %10 farkla.

DODIK MILORAD – SAVEZ NEZAVISNIH SOCIJALDEMOKRATA – SNSD % 53,74

IVANIĆ MLADEN – SAVEZ ZA POBJEDU % 43,05

Boşnaklardan Şefik Zaferoviç kazandı. %3 farkla.

DŽAFEROVIĆ ŠEFIK – SDA – STRANKA DEMOKRATSKE AKCIJE % 36,80

BEĆIROVIĆ DENIS – SDP – SOCIJALDEMOKRATSKA PARTIJA BOSNE I HERCEGOVINE% 33,70

Hırvatlardan Zeljko Komsiç kazandı. %18 farkla.

KOMŠIĆ ŽELJKO – DEMOKRATSKA FRONTA​% 53,11

ČOVIĆ DRAGAN-HDZ BIH-HRVATSKA DEMOKRATSKA ZAJEDNICA BOSNE I HERCEGOVINE %35,59

Seçilen, Sırp ve Hırvat cumhurbaşkanları, cumhurbaşkanlığı işlemlerinde ve kararların alınmasında, elbette kendi ayrılıkçı düşüncelerini ön planda tutacaklar. Bu en önemli risk Bosna’nın geleceği için.

İşin kötü tarafı bu tarz siyasetler ve ayrılıkçı söylemler, siyasilere prim de kazandırıyor. İki milliyetçi adayın önündeki tek engel, engel ise tabii, AB. AB’nin anti demokratik rejimlere karşı pasif tutumunu düşünürsek, bu milliyetçi liderlerin sebep olacağı olaylarda, AB’den aksiyoner bir çözüm bekleyemeyiz.

Oluşacak bu ortam, deyim yerinde ise, Rusların operasyonları için biçilmiş kaftan.

Sırplardan Bosna Hersek Devletinin cumhurbaşkanı olarak seçilen Milorad Dodik, daha ilk günden, Rusya ile “müthiş ilişkilerden”, “NATO üyeliğinden vazgeçmekten” bahseden, savaş kokan demeçler vermeye başladı.

Bosna Hersek Federasyonundaki Hırvatların gözü, zaten AB üyesi olan Hırvatistan’da. Hersek Hırvatları; Hırvatistan’la birleşmelerinin, kendilerini süratle AB vatandaşı haline getireceğini ve geleceği olmayan bir Bosna Hersek’in “boş hayal” olduğunu düşünüyorlar. İşte seçimlerde bu düşünceleri dillendiren bir lider Zeljko Komsiç %20’ye yakın bir farkla Hırvat cumhurbaşkanı oldu.

Stratejik kararlar ve uygulamalar için; Bosna Hersek Devleti cumhurbaşkanları, parlamentosu ve de stratejik yönetim birimleri, birinci derece öneme sahip.

Şimdi daha dikkatle düşünün, iki cumhurbaşkanı ayrılık düşüncesine sahip ve bunlardan Sırp olanı ise hem ayrılıkçı hem de Bosna Hersek Devletini Rusya’nın güdümüne sokmaya azmetmiş. Siz bir kez daha Boşnak cumhurbaşkanı olun ve bu ikiliye karşı tek başınıza Bosna Hersek Devletini Boşnaklar nasıl yönetebilir ve bu devleti nasıl bir arada tutulabilir? Kolay değil, değil mi?

Üstelik, Boşnakların hem cumhurbaşkanlığı hem de parlamenter oyları çok parçalı ve Boşnak siyasetinin dayanışma içinde hareket edebilme potansiyeli hayli zayıf.

Bu seçim sonuçları adeta Bosna Hersek Devleti için, “sonun başlangıcı” gibi. Sizi çok ürkütmeyeyim ama; toplumların arasında ve idari mekanizmalarda yoğun çatışmaların yaşanacağı bir sürece girebileceğimizi düşünüyorum.

Bu tabloyu, Hırvatların biz Hırvatistan’a katılır, işimize bakarız tavrı, Boşnaklar açısından,durumu daha da vahim hale getirecektir. Savaş döneminde öyle olmadı mı? Sırp ve Hırvatlar, Boşnaklara birlikte saldırmadılar mı?

Bu tablo içinde ne yapabilir Boşnaklar ve siz olsanız kimden medet beklerdiniz?

“Türkiye” dediğinizi duyar gibiyim. Erdoğan’ın Türkiye içinde halka verdiği politik mesajlara bakarsanız, Erdoğan’ın bu yardımı yapacağını düşünebilirsiniz. Haklısınız ama artık eski Erdoğan yok ki. Erdoğan, bir çok meselede Putin’in uluslararası politik etki alanında kararlar veriyor. Son yıllardaki Balkan politikalarının izlerini iyi okursanız, Erdoğan’ın Balkan ülkelerindeki Rusya yanlısı devlet adamları veya siyasi şahsiyetlerle görüştüğünü göreceksiniz. Birkaç örnek vereyim: Bulgaristan’ın Rusya yanlısı cumhurbaşkanı Radev, Makedonya’nın Rusya yanlısı cumhurbaşkanı İvanov, Sırbistan’ın Rusya yanlısı cumhurbaşkanı Vucic, Moldova’nın Rusya yanlısı cumhurbaşkanı Dodon ve AB karşıtı Macaristan lideri Urban.

Bu nedenle, Erdoğan’ın Rus çizgisinde Balkan politikası izlemesi, Boşnakların mevcut devleti muhafaza edebilmeleri ve AB üyeliği konusunda desteklemeyecek ve aksine negatif etkileyecektir.

İş kalıyor NATO ile AB’ne ve özelde de Merkel’e.

Merkel’in Bosna’yı kolay bırakmayacağı, hatta NATO üyeliğinin çabuklaştırılmasında ciddi katalizör rol oynamaya çalışabileceği beklenmelidir. Ancak Sırp ve Hırvat milliyetçi-ayrılıkçıların, Bosna Hersek Devleti cumhurbaşkanı seçilmiş olması, AB-NATO ile ilgili yapılacak bütün işlemlerin bloke edilmesini de beraberinde getirecektir.

Trump’lı ABD’nin ise desteğini hiç beklememek gerek. ABD medyası da Balkanlarda ABD etkisizliğini ve Rusların ciddi mesafeler aldığını yazıp duruyor.

Şartlar gerçekten hayli zorlaştı bu seçimlerle. Allah Boşnak kardeşlerimize yardımcı olsun.

Benim Boşnaklara iki tavsiyem var:

Birincisi: Boşnakların, Arnavutlarla dayanışmalarını güçlendirmeleri ve böylece bölgesel güç geliştirmeleri olacaktır. Bu konuda, Kosova’nın en etkili politik lideri Albin Kurti’nin, Bosna meselesinde oldukça iyi bir şuura sahip olması ve Bosna ile Sancaklı çok sayıda Boşnak dosta sahip olması şanstır. Albin Kurti bu meselede, ilişkileri güçlendirmede kolaylaştırıcı olarak kullanılabilir. Arnavut-Boşnak birlikteliği güçlendirilmelidir.

İkincisi ise: Daha stratejik bir adımın atılması. Bu da Sancak Boşnaklarının, daha etkin hale getirilmesi ve NATO üyesi olmuş Karadağ ile daha yakın-özel ilişkiler kurulması. Karadağ’ın toplumsal dinamiklerine pozitif katkı verilirken, Karadağ Sancaklıları kullanılarak, Sancak geneli için hazırlıklar artırılmış olur. Bu yolla, Bosna’yı bölmeye çalışanlara, Sırp Cumhuriyetini Bosna’dan koparmaya çalışanlara, Sancak kartı ile cevap verilmiş olacaktır.

Boşnakların AB ile de daha özel ilişkiler geliştirmeleri, artık daha fazla önem kazanmıştır.

Boşnakları zor günler bekliyor velhasıl.

Adelina Sfishta: 1987 yılında Kosova-Podujeva’da doğdu. Kosova savaşını militan bir kız çocuğu olarak yaşadı. Üniversitede radyo televizyon eğitimi aldı. 2009 yılında Balkan TV’de çalışmaya başladı. 9 yıldır TV haber ve programcılığı yapmaktadır. Araştırmaları Balkan ülkeleri ve Türkiye eksenlidir.

OCAK MEDYA

Paylaş :

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir *

İptal