Hazar denizi anlaşmasına İran’da tepki var

Hazar denizi anlaşmasına İran’da tepki var

Bu adımın hemen ardından İran içindeki farklı siyasi gruplar seslerini yükselterek söz konusu anlaşmanın Rusya’ya boyun eğmek olduğu görüşünde bulundu ve yönetimi eleştirdi.

Londra’dan yayın yapan Şarku’l Avsat gazetesinde Emir Tahiri imzası ile yayınlanan bir makalede İran Cumhurbaşkanının bu anlaşmayı imzalamasının arkasında yatan 10 sebebe işaret edilirken, Rusya’nın amacının ise Hazar Denizi’ni ele geçirmek olduğu iddia edildi.

Anlaşmayla ilgili detaylara da yer verilen söz konusu makale şöyle:

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani pazar günü, Rusya tarafından hazırlanan Hazar Denizi Antlaşması’nı imzaladığında bunun diplomatik bir işlemden ibaret olması sebebiyle söz konusu adıma dikkat çekilmesi konusunda umutlu olabilir.

Bununla birlikte antlaşma fiili olarak imzalanmadan önce bile bu adım; bir dizi siyasi, ekonomik ve sosyal mesele karşısında zaten kızgın olan bir ulusun vicdanını derinden yaraladı.

Bu adımın hemen ardından İran içindeki farklı siyasi gruplar seslerini yükselterek söz konusu anlaşmanın Rusya’ya boyun eğmek olduğu görüşünde bulundu ve yönetimi eleştirdi. Bu gruplar arasında bazı yargı kurumu daireleri de bulunuyor. Örnek olarak Devrim Muhafızları’na bağlı Raja News adlı internet sitesinde yayınlanan başmakalede Hazar Denizi Antlaşması’nın İran’ın ulusal güvenliğini tehdit ettiği belirtildi. Site, İran Dışişleri Bakanlığı’nın İran’ın Dini Lideri Ayetullah Hamaney’in Hazar Denizi Antlaşması’nı onayladığına yönelik iddiaları yalanladı.

Söz konusu anlaşma sonrasında sosyal medyayı kasıp kavuran öfke rüzgarı nedeniyle İslami meclise bağlı ulusal güvelik komitesi Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’i gelecek hafta için, sert geçeceği düşünülen bir toplantıya çağırdı.

Bununla birlikte Zarif ve Ruhani söz konusu öfkenin kendiliğinden dineceği umuduyla tartışmadan uzak durma taraftarıydı. Ancak bunun yakın zamanda gerçekleşmesi muhtemel değil. Zira söz konusu antlaşmanın imzalanması çeşitli sebeplerden dolayı İslami sisteme muhalif güçler arasındaki ortak bir davaya dönüşmüş durumda.

Peki, şu an söz konusu antlaşmayı dikkatli bir şekilde okuduğumuzda ne görüyoruz?

İlk nokta belgenin tek kaynağının olması. Antlaşma metni Rusya Savunma Bakanlığı’nda Hazar Denizi’ne kıyısı olan dört devletin, yani Azerbaycan, İran, Kazakistan ve Türkmenistan’ın katılımı olmadan yazıldı.

Bu minvalde Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, dört ülkenin görüşünün yaklaşık 20 senedir süren müzakerelerde netleştiğini belirtti. Gerçek şu ki anlaşmanın nihai metninin belirlenmesinde 4 ülkeye herhangi bir öneri ve maddeler konusunda açıklama isteme fırsatı verilmedi. Bu uluslararası düzeyde yapılan görüşmelerde karşılaşılabilecek nadir bir durumdur.

İkinci önemli nokta şu: Antlaşmanın metni Hazar Denizi konusunda yeni bir sistem ortaya koyarken dünyanın farklı bölgelerindeki denizler, göller ve nehirlerin ortaklığı konusunda geçerliliğini sürdüren uluslararası belgeleri görmezden geliyor. Rusya’nın bunun karşısındaki delili ise Hazar Denizi’nin göl sayılamayacak büyük, deniz sayılamayacak kadar da küçük olması.

Bununla birlikte uluslararası kabul gören kanuni tanımlamalara baktığımızda göl, kapalı su bölümleri olarak tanımlanıyor ve bu tanım Hazar Denizi’ne tamamen uyuyor. Böylece Hazar Denizi’nin ABD ve Kanada arasındaki büyük göller, Kazakistan ve Özbekistan arasındaki Aral Gölü ve Afrika’daki Albert Gölü’nde bulunan ortaklık sistemine ilişkin benzer anlaşmalara uydurulması mümkün. Söz konusu tanımlamaların bir özelliği de Hazar Denizi’ni uluslararası kanun ve belgelere bilfiil bağlı kılması.

Üçüncü önemli nokta ise antlaşmanın metni. Metin, Rusya savunma bakanlığının Hazar denizine ilişkin belgelerden sorumlu güç olduğunu belirtiyor. Bunlar arasında haritalar ve arazi incelemeleri de var. Bu da İran’ın elindeki tarihi belgelerin de aralarında bulunduğu diğer belgelerin yok edilerek hiçbir siyasi değerinin kalmadığını gösterir ki 1828 yılı ile Sovyetler’in yıkılması arasında İran ve Rusya bu iç denizin hakimiyetinde farklı şekillerde ortak olmuşlardı.

Bununla birlikte belirtmemiz gerekir ki Hazar Denizinin yüzde 50’den fazlasındaki İran hakimiyeti semboliktir. İran’dan çok daha güçlü olan Rusya zayıf komşusunu bilerek görmezden geliyor.

Beşinci önemli nokta ise Ruhani’nin imzaladığı antlaşma metni gizli olarak; Rusya, Kazakistan, Türkmenistan ve Azerbaycan’ın aralarında imzalanan ikili antlaşmalarda bir statüko belirlenmesini onaylanmasını da içeriyor. Söz konusu ikili anlaşmalar bilfiil Hazar Denizi’nin yüzde 87’sinin statükosunu belirliyor. Bu da gelecekte ne olacağına bakılmaksızın İran’ın antlaşmada belirtilen bölgelerin Hazar Denizi’nin yüzde 13’ünden fazlasında söz sahibi olamayacağını gösteriyor.

Beşinci önemli nokta şu: İran, Hazar Denizi’nde sahili olan 5 ülke arasında bir koy gibi iki tarafı da topraklarla çevrili olan su alanlarına sahip olmayan tek ülke konumunda.

Bu su alanlarının en meşhuru da tabi ki tüm hakları Türkmenistan’da olan ve söz konusu belgelerin koyduğu sistemin dışında kalan Kara Boğaz Gölü. Bununla birlikte İran sahili neredeyse düz bir çizgi durumuna geldi. Gilan’daki göl hariç. Bu durum bölgesel sular konusunda anlaşmaya varıldıktan sonra İran’ın payının antlaşmada belirtilen 15 mil ile sınırlı kalacağını gösteriyor.

Altıncı önemli nokta ise antlaşmada denize sahili olan devletlere verilen özel balıkçık hakları için 10 millik alan ayrılırken bunun yanında bölgesel sular adı altında 15 millik bir bölge de belirlenmesi. Bu paylaşım, İran’ın Hazar Denizi’ndeki balıkçılık endüstrisi için bir yıkım niteliğinde. Aynı zamanda bu İran’ın aşırı avlanma, kaçakçılık ve belki de ulusal güvenliği tehdit eden gruplar tarafından yapılacak düşmanca eylemlere karşı verdiği mücadeleyi de engelleyecek.

Ruhani ise bu gibi endişelerin temelsiz olduğunu çünkü antlaşmanın şu anki metninin bu gibi sınırların belirlenmesi için birçok müzakere ile kararlaştırılması gerektiğini içerdiğini söyledi. Görünüşe göre bu ilginç bir bahane. Antlaşmanın metnini oluşturmayanlar, bu gibi uygulamaların arkasında en azından ileri süreçte yazılacak kanuni bir temelinin olduğunu kastediyorlar ise neden bunu antlaşmada zikretmediler?

Yedinci önemli nokta ise Rusya’nın hazırladığı antlaşma metninin uluslararası olarak tanınan, bilinen, teknik ve kanuni kavramları değiştirerek yerine Rusya savunma bakanlığın ürettiği kavramları yerleştirmesi.

Örnek olarak “kıta sahanlığı” yerine “deniz yatağı” terimi kullanılmış ki bu kavram yasal değil. “Su yatağı” ifadesinin yerine de “su derinliği” kullanılmış ki antlaşma metnini hazırlayan Rus yetkililerin bununla antlaşma taraflarının metni ve Birleşmiş Milletler (BM) tarafından izin verilen deniz kanunlarına ilişkin metinde kullanılan kavramları anlamalarını zorlaştırmayı istemiş olabilirler.

Sekizinci önemli nokta da antlaşmanın kullanılan tanımların herhangi birini destekleyen hiçbir güç tanımamasıdır. Bu da bu kavramların daha güçlü olan ortaklar tarafından istenildiği gibi yorumlanmasına açık kapı bırakıyor. Bu ortakların en güçlüsü ise Rusya.

Dokuzuncu nokta ise şu: Antlaşmanın Hazar Denizi’ne sahili olan devletler arasında anlaşmazlık çıkması durumunda bir tahkim mekanizmasına ihtiyaç duyuyor. Bu durum özellikle de İran için büyük önem arz ediyor. Çünkü Azerbaycan ve Türkmenistan ile suyun derinliklerindeki petrol sahaları konusunda görüş ayrılıklarına sahip. Eğer antlaşma tam bir şekilde uygulanırsa İran’ın Hazar Denizi’ndeki petrol ve doğalgaz rezervlerindeki payı yüzde 1’e kadar gerileyecek. İran’ın 371 bin kilometrekare olan Hazar Denizi’ndeki payı 14 bin 800 kilometrekare olacak. Hazar Denizi’nin güney kısımlarının en derin yerler olduğu dikkate alınırsa İran’ın payı suların yaklaşık yüzde 22’sini oluşturuyor.

Deniz’in Rusya’ya yakın kuzey kısımları sığ iken çoğu kısmı kışın donuyor.

Ruhani’nin altına imza attığı antlaşma İranlıların milli duygularını küçümserken söz konusu antlaşma bölgeyi tamamıyla ele geçirme planlarının üstünü örtmek için Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in eline verilmiş diplomatik bir belge niteliği taşıyor. Rusya daha önceden yapılan referandum ile Kırım’ı topraklarına katmıştı. Bugün de antlaşma ile Hazar Denizi’ni ele geçirmeye çalışıyor.

Paylaş :

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir *

İptal