Kimse çıkıp da “Biz kardeşiz! Sana ne oluyor? Çekil aramızdan!” diyemiyor. Bir olmalıyız, kardeş olmalıyız diyenler ise çoğu zaman siyasetin dışında kalıyor. Çünkü çuvalı Amerika salladıkça kargaşa bitmiyor!
Zafer Çam
İslam dünyası, bu fare çuvalı sistemiyle çok güzel bir şekilde sömürülmeye devam ediyor.
Üstelik din de bu sömürünün ballı böreği oluyor.
Mezhep çatışmaları, bunun en güzel örneği değil mi?
Bugün İslam coğrafyası yeniden aynı oyunlarla karşı karşıya.
İran’a karşı Sünni ittifakı…
İran Şii, Suudi Arabistan ve Amerika ise farklı hesapların peşinde.
Kim kimin dostu, kim kimin düşmanı?
İslam coğrafyasına baktığınızda gerçeği görmektesiniz.
Amerika’nın çıkarlarına yakın iktidarlar ayakta kalıyor; menfaatlerine ters düşen yöneticiler ise alaşağı ediliyor.
Kimileri darağacına gönderiliyor, kimileri ülkelerinden uzaklaştırılıyor.
Bugün yanı başımızda yaşanan olayların perde arkasında Amerika’yı aramaya gerek yok; artık Amerika sahada da görülüyor.
İran karşısında istediği sonucu alamayan Amerika, yeni düşmanlıkların ve yeni çatışmaların önünü açıyor.
Sünni-Şii ayrılığını körükleyen politikalar, Müslüman coğrafyasındaki kardeşliği daha da zedeliyor.
Peki, İslam dünyası ne yapıyor?
Balıklama bu çatışmaların içine dalıyor.
Kimse çıkıp da “Biz kardeşiz! Sana ne oluyor?
Çekil aramızdan!” diyemiyor.
Bir olmalıyız, kardeş olmalıyız diyenler ise çoğu zaman siyasetin dışında kalıyor.
Çünkü çuvalı Amerika salladıkça kargaşa bitmiyor!
Peki, bu çuval hikâyesini hiç duydunuz mu?
Mısır’ın bir köyünde tarım mühendisi olarak çalışan bir adam, Kahire’ye gitmek üzere trene biner. Yanına köyün yaşlı çiftçilerinden biri oturur.
Mühendis, çiftçinin ayaklarının arasında bir çuval olduğunu fark eder.
Yol boyunca çiftçi, her çeyrek saatte bir çuvalı çevirip içindekileri karıştırır, ardından tekrar ayaklarının arasına yerleştirir.
Bu durum yolculuk boyunca devam eder.
Mühendis, çiftçinin bu hareketini garipser ve çuvalın hikâyesini sorar.
Çiftçi, “Fareleri ve sıçanları yakalayıp Kahire’deki Ulusal Araştırma Merkezi’ne satıyorum.
Orada laboratuvar deneylerinde kullanılıyorlar.” diye cevap verir.
Mühendis merakla sorar: “Peki, bu çuvalı neden sürekli sallayıp çeviriyorsun?”
Çiftçi anlatmaya başlar: “Bu çuval fareler ve sıçanlarla dolu.
Eğer çuvalı çeyrek saatten fazla sallamaz ve çevirmezsem fareler rahatlayacak, birbirlerine alışacaklar.
Gerginlikleri azalacak ve çuvalı kemirip delmeye başlayacaklar.
Bu yüzden korkularını ve gerginliklerini artırmak için her çeyrek saatte bir çuvalı sallıyorum.
Böylece birbirleriyle çatışıyor, içgüdülerine kapılıyor ve çuvalı unutuyorlar.”
Şimdi soruyorum: Günümüzde Amerika merkezli oyunlar da buna benzemiyor mu?
İslam topraklarını karıştıran, Müslümanları birbirine düşüren bu düzenin maşası İsrail değil mi?
Amerika gücünü İran’da denemek istedi.
Ancak İran, karşısında başka ülkelerden farklı bir direnç gösterdi.
Aldığı cevabın ardından hesaplarını yeniden gözden geçirmek zorunda kaldı.
Bölgedeki en önemli maşalarından biri olan İsrail ise Filistin topraklarında işgalini ve saldırılarını sürdürürken, İslam dünyası kendi içindeki ayrılıklarla uğraşıyor.
Bir tarafta Filistin’de kan ve gözyaşı, diğer tarafta mezhep kavgaları…
Bir tarafta Müslümanların kanı dökülüyor, diğer tarafta Müslüman ülkeler birbirlerine karşı saf tutuyor.
Peki, kazanan kim?
Ne İran’ın ne Suudi Arabistan’ın ne de başka bir Müslüman ülkenin halkı…
Kazanan, Müslümanların bölünmesinden çıkar sağlayan güçler oluyor.
Âşık Mahsuni Şerif’in 1970’lerde söylediği şu dizeler, Amerika’ya yönelik eleştirisini bugün de hatırlatıyor:
“Tuz diye yutturur buzu,
Gafil düştük kuzu kuzu,
Dünyanın en namussuzu,
Amerika katil katil.”
Aradan geçen yıllara rağmen Amerika’nın dış politikası ve çıkar mücadelesi üzerine yapılan bu eleştirilerin hâlâ güncelliğini koruması düşündürücü değil mi?
İslam coğrafyasında çuval hâlâ sallanıyor.
Fareler birbirine saldırırken çuvalı sallayanlar kendi hesaplarını yapıyor.
Artık uyanmanın zamanı gelmedi mi?
Mezhepçilikle kardeşliği boğmak yerine, Müslümanların ortak akılda buluşması gerekmiyor mu?
Şii’siyle Sünni’siyle, Arabıyla Türküyle, İranlısıyla Pakistanlısıyla bu coğrafyanın insanları aynı soruyu sormalı: Biz birbirimizle uğraşırken kim kazanıyor?
Unutmayalım: Birbirine düşman edilen Müslümanların kaybettiği yerde, onları birbirine düşürenlerin kazancı büyür.
Çuvalı sallayanlar olduğu sürece fareler birbirini kemirmeye devam eder.
İslam coğrafyasının kurtuluşu, çuvalın içindeki kavganın değil, kardeşliğin kazanmasındadır.













Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *