Rusya ile Çin’in baştan beri ŞİÖ ile ilgili görüşleri farklı olsa da her ikisi de bu örgütü Avrasya’daki konumlarını pekiştirmek için başarılı bir şekilde kullandı ve kullanmaya da devam ediyor.
Marmara Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlyas Kemaloğlu, Şanghay İşbirliği Örgütünün (ŞİÖ) Bişkek Zirvesi’ni ve zirvede ele alınması beklenen konuları şöyle değerlendirdi:
***
Kırgızistan’ın başkenti Bişkek, 31 Ağustos-1 Eylül tarihlerinde Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Zirvesi’ne ev sahipliği yapacak. Zirve ile aynı günlerde Kırgızistan’da Göçebe Oyunları da gerçekleşecek. Bu sene örgütün kuruluşunun 25. yıl dönümü kutlandığından dolayı katılımın en üst seviyede gerçekleşmesi bekleniyor. Başta Rusya, Çin ve Hindistan olmak üzere üye ülkelerin liderlerinin yanı sıra Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da zirveye katılması ve ikili görüşmeler gerçekleştirmesi, zirvenin önemini daha da artırıyor.
ŞİÖ’nün kuruluşu ve genişlemesi
2001 yılında Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Tacikistan’ın katılımıyla kurulan ŞİÖ, özellikle Batı’da baştan beri “NATO’ya karşı alternatif” olarak değerlendirildi. Kuruluşunun, Rusya ve Çin’in giderek güçlendiği bir döneme denk gelmesi ve özellikle Moskova’nın, Varşova Paktı’nın parçalanmasına rağmen NATO’nun genişlemeyi sürdürmesinden rahatsız olması da bu şüpheleri artırdı. Ancak Rusya ile Çin yetkilileri baştan itibaren örgütün ne NATO ne de başka bir güce alternatif ve karşı olmadığını dile getirdiler. Çin bu tür yorumlardan rahatsız olduğu gibi baştan itibaren ŞİÖ’yü daha çok Türkistan’da etkisini artırma aracı olarak gördü.
Rusya, eski Sovyet cumhuriyetleriyle siyasi ve ekonomik işbirliğini Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT), askeri işbirliğini ise Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGÖA) çerçevesinde geliştirirken, bu yapıların NATO’ya alternatif olacak ölçüde güçlenmesini hedeflemese de yalnızca ekonomik ve kültürel konularla sınırlı, “masum” oluşumlar olarak kalmasını istemedi.
Bu yaklaşımın neticelerinden biri de aralarında sorun olmasına rağmen 2017’de dünyanın iki nükleer gücü olan Hindistan ile Pakistan’ın üyeliği oldu. Yine 2023’te İran ve 2024’te Belarus gibi Batı ile açıkça sorun yaşayan iki ülkenin de üye olmasıyla örgüt iyice Batı ile sorun yaşayan ülkeler birliğine dönüştü. Üye ülkelerin yanı sıra başta Türkiye, Mısır, Azerbaycan, Suudi Arabistan olmak üzere 15 ülke diyalog ortağı ve 2 ülke de gözlemci ülke statüsünde ŞİÖ çalışmalarına katılmaktadır.
ŞİÖ kim için neden önemli?
Rusya ile Çin’in baştan beri ŞİÖ ile ilgili görüşleri farklı olsa da her ikisi de bu örgütü Avrasya’daki konumlarını pekiştirmek için başarılı bir şekilde kullandı ve kullanmaya da devam ediyor.
Moskova, Batı tarafından kendisine uygulanan uluslararası izolasyon ortamında, ŞİÖ ve üye ülkeler sayesinde bu izolasyonu kırmaktadır. Ayrıca, tüm sorunlara rağmen Rusya, Çin ve Hindistan gibi dünyanın üç önemli oyuncusunun aynı yapı içerisinde yer alması, ŞİÖ’ye ve üye ülkelere önemli bir güç kazandırmaktadır.
Nitekim Türk cumhuriyetleri ile Tacikistan da bu örgüt sayesinde Çin, Rusya, Hindistan gibi bölgenin en önemli güçleriyle daha kolay bir şekilde işbirliklerini sürdürmekte, her şeye rağmen dışarıdan bir tehdit karşısında burayı “güvenlik çatısı” olarak görmektedir. Aynı şeyi Pakistan ile İran için de söylemek mümkün.
Hindistan ise ŞİÖ üyeliğini Çin’in bölgede artan etkisini azaltma imkanı olarak değerlendiriyor. Dolayısıyla aslında her bir üyenin ŞİÖ ile ilgili farklı amaç ve niyetleri vardır, ki bu husus ve örgütün genişlemeye devam etmesi işleyişi zorlaştırmaktadır.
ŞİÖ nereye geldi?
Her şeyden önce geçen 25 yılda ŞİÖ, Avrasya’nın en önemli ülkeleri için iyi bir diyalog ortamı yarattı. Üye ülkelerin toplam nüfusu yaklaşık 3,5 milyardır. Üye ülkelerin kapladığı coğrafya, toplam nüfus, yer altı kaynakları, nükleer ve askerî güç açısından baktığımızda da ŞİÖ, dünyanın önemli oluşumları arasında yer alan ve potansiyel olan bir oluşumdur.
Başta Rusya ve Çin olmak üzere üye ülkeler arasındaki sınır ve güvenlik sorunlarının azaltılmasında da etkili olan örgüt, üye ülkeler arasında terörle mücadele, enerji, ticaret ve ulaşım alanlarındaki işbirliğini artırdı ve bölgede çatışma risklerini azalttı.
Diğer taraftan ŞİÖ’nün kuruluşu, hatta genişlemesi ses getirse de tüm bu süreçler, uluslararası örgütlerin gittikçe önemlerini kaybettiği bir döneme denk geldi. Ayrıca örgüt, ekonomik alanda Avrupa Birliği (AB) kadar entegrasyon sağlayamadığı gibi askeri alanda da üyelerden birine yapılan saldırının tüm üyelere yapılmış sayılacağı yönünde bir güvenlik mekanizması oluşturamadı. Bunlar da örgütün daha başarılı olmasının önündeki önemli engeller olarak duruyor.
Bişkek Zirvesi: Sürdürülebilir barış, kalkınma ve refah
Her ne kadar BM de dahil olmak üzere uluslararası örgütlerin uluslararası sistemdeki rolleri azalsa ve ŞİÖ kendisinden beklenen nitelikte bir yapıya dönüşemese de örgüte üye ülkelerin küresel siyasette taşıdığı ağırlık ve örgütün mahiyeti bile varlığını önemli kılıyor. Zira ŞİÖ üye sayısını artırmaya ve faaliyet alanını genişletmeye devam ediyor. Bişkek Zirvesi, zirveye sağlanan geniş katılım ve ele alınan konular açısından bu genişlemenin ve faaliyet alanındaki çeşitlenmenin iyi bir örneğini oluşturmaktadır.
Bişkek Zirvesi’nde üye ülkelerin nükleer güvenlik, enerji güvenliği, uyuşturucu ticareti ile mücadele, iklim değişikliğine karşı ortak tutum, ortak yapay zeka politikası gibi konuları görüşmeleri beklenmektedir. Dolayısıyla zirvede ŞİÖ için artık geleneksel hale gelen güvenlik meselelerinin de dışına çıkılması öngörülüyor. Çince ve Rusçanın yanı sıra İngilizcenin de örgütün resmi dilleri arasına dahil edilmesi planlanıyor ki bu durum örgütün bürokratik işleyişini kolaylaştıracaktır.
Bağımsız ödeme sistemi ile ŞİÖ Gelişim Bankasının hayata geçirilmesi de bir diğer gündem konusudur. Bu konu bir yıl önceki zirvede kararlaştırılmış olsa da bu kararın hayata geçirilmesi için ciddi bir aşama kaydedilmesi gerekiyor. Zira Batı’nın bu konuda üye ülkelere yaptırım tehdidi olduğu gibi hangi para biriminin esas alınacağı konusunda da tartışmalar var. Halbuki ortak para birimi uygulamasının hayata geçirilmesi, örgütün statüsünü de işlevselliğini de artıracaktır.
ŞİÖ üye ülkeleri zirvesi kadar “ŞİÖ +” oturumunun gündemi de yoğundur. Temel konulardan biri, adil ve çok kutuplu bir dünya düzeninin inşasında BM’nin rolüdür. Özellikle İran ve Filistin meselelerinde BM’nin de diğer uluslararası örgütler gibi yetersiz kaldığı görülmektedir.
Zirve kapsamındaki ikili görüşmeler
Bişkek Zirvesi, ikili görüşmelere de ev sahipliği yapacaktır. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in zirve kapsamında 9 ülkenin liderleriyle bir araya gelmesi bekleniyor. Bu görüşmelerin en önemlilerinden biri ise Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yapacağı görüşmedir. Bu görüşmenin gündemlerinden biri de şüphesiz Ukrayna meselesinin yanı sıra Türk gemilerine yapılan saldırılar ve Karadeniz’de güvenli seyrüseferin sağlanması konusu olacaktır.
Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ankara’nın arabuluculuk rolünü sürdürmesini gündeme getirmesi beklenirken, Kremlin’in açıklamasına göre görüşmede Türkiye-Rusya ilişkilerinin temelini oluşturan enerji, ticaret ve turizm başlıkları da ele alınacaktır. Muhtemelen iki lider, karşılıklı ziyaret meselesini de ele alacaklardır. Zira iki ülke arasında çok yönlü işbirliğinin sürdürülmesine rağmen bundan yaklaşık 5 yıl öncesine göre uluslararası arenadaki gelişmelere de paralel olarak ilişkiler daha soğuk seyretmektedir. Ayrıca, Putin’in İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Moskova ile uzaklaşan Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile görüşmesi de dikkat çekici olacaktır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ise Putin’le görüşmesinin yanı sıra Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov’la bir araya gelecektir.
ŞİÖ’nün geleceği
Kırgızistan’ın Bağımsızlık Günü’nde başlayan ŞİÖ Zirvesi, yaklaşık bir hafta boyunca bir taraftan önemli uluslararası konuların görüşüleceği, diğer taraftan da ikili görüşmelerin gerçekleştirileceği bir platform olacaktır. Kırgızistan, bu zirve sonrasında başkanlığı Pakistan’a bırakacaktır.
ŞİÖ, Bişkek Zirvesi’nin de göstereceği gibi 25 yıl önce Rusya, Çin ve Türkistan’ın bir araya gelerek kurduğu güvenlik platformundan uluslararası mesele ve bölgesel işbirliklerinin tartışıldığı büyük bir oluşuma dönüşmüş bulunmaktadır. Diğer taraftan üye ülkeler arasında sorunların devam etmesi, ortak para birimi uygulamasına bir türlü geçilememesi, İran meselesinin gösterdiği gibi güvenlik garantilerinin tam hayata geçirilememesi gibi konular, üye ülkeler arasında entegrasyonun ve işbirliğinin istediği seviyede ve hızda gitmediğini göstermektedir.
Dolayısıyla ŞİÖ’nün önündeki asıl konu daha fazla büyümek değil, büyüklüğünü asıl güce dönüştürmek olmalıdır. Örgüt, şüphesiz 25 yıldır devam ettirdiği alanlarda (enerji, ticaret, ulaşım, dijitalleşme, güvenlik) işbirliğini sürdürecek ve BRICS ile birlikte Batı merkezli kurumlara alternatif bir güç olarak kalmaya devam edecektir.













Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *