Tel Aviv Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve akademisyen siyonist Eyal Zisser, ABD’nin İran politikasını eleştirerek siyonizmin İran’la yaşanan çatışmalarda bedel ödediğini ancak ardından yürütülen müzakerelere dahil edilmediğini savundu.
Siyonist Yedioth Ahronot gazetesinde yer alan değerlendirmelerde, siyonist rejimin, ABD ile İran arasındaki olası mutabakata yönelik şüphelerinin sürdüğü aktarıldı.
Gazeteye konuşan siyonistlere göre, Tel Aviv söz konusu anlaşmayı istemiyor, görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanması ve anlaşmanın mevcut haliyle kabul edilmemesini umuyor.
ABD ve İsrail, İran’ın nükleer ve füze programlarının İsrail ile bölgedeki ABD müttefikleri için tehdit oluşturduğunu iddia ederken, Tahran yönetimi nükleer programının barışçıl amaçlı olduğunu, nükleer silah üretmeyi hedeflemediğini ve diğer ülkelere tehdit oluşturmadığını savunuyor.
Siyonist siyasi analist Itamar Eyhner, İsrail’in Katar arabuluculuğunda yürütülen ABD-İran temaslarında ilerleme yaşandığını bildiğini ancak, Trump’ın açıklamasının zamanlamasına ve içeriğine hazırlıksız yakalandığını vurguladı.
Eyhner, İsrail’in bundan sonraki süreçte müzakereleri etkilemeye çalışacağını savunarak, bu durumda anlaşmanın şekillenmesinde belirleyici bir rol oynayamama ihtimaliyle karşı karşıya kalabileceğini belirtti.
İsrailli analist, “İsrail bu anlaşmayı istemedi ve hala görüşmelerin çökmesini umuyor.” ifadesini kullandı.
Eyhner, gündemdeki anlaşmanın ateşkes, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve İran’ın nükleer silah elde etmeye çalışmayacağı yönünde taahhütlerini içerebileceğini söyledi.
Söz konusu maddelerin Trump’a hızlı bir diplomatik başarı ilan etme fırsatı verebileceğini ifade eden Eyhner, İran’ın ise şimdiye kadar müzakereleri kendi çıkarlarına hizmet edecek şekilde yönettiğini, zaman kazanma ve ekonomik kazanımlar elde etme çabası içinde olduğunu savundu.
İsrail müzakerelerden dışlanmaktan endişeli
Tel Aviv Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve akademisyen Eyal Zisser ise ABD’nin İran politikasını eleştirerek İsrail’in İran’la yaşanan çatışmalarda bedel ödediğini ancak ardından yürütülen müzakerelere dahil edilmediğini savundu.
Zisser, İsrail’in İran’a yönelik saldırılarda ve karşı saldırılarda yer aldığını ancak müzakere sürecinden haberdar edilmediğini belirterek, bunun müttefiklik ilişkisiyle bağdaşmadığını kaydetti.
“Biz paralı asker miyiz? Gerektiğinde bombalıyoruz ve füzeleri karşılıyoruz, bize ihtiyaç duyulmadığında ise müzakere süreci hakkında bilgi verilmiyor.” ifadelerini kullanan Zisser, Washington’un yaklaşımını eleştirdi.
Zisser, Trump’ın öncelikle kendi siyasi tabanına hitap ettiğini, İran üzerindeki baskının uzun vadede sonuç verebileceğini düşündüğünü ancak Trump’ın tutumunun İsrail ve bölge ülkeleri açısından güçlü ve kararlı bir lider görüntüsü vermediğini savundu.
Dünya Kupası zamanlaması tartışılıyor
İsrail’de bazı siyasi analistler, Trump’ın İran’a ilişkin açıklamasının 2026 FIFA Dünya Kupası’nın başlangıcına denk gelmesine de dikkati çekti.
Analistler, ABD’nin küresel spor organizasyonu öncesinde bölgede istikrarın hakim olduğu ve tansiyonun düştüğü algısını oluşturmayı hedeflemiş olabileceği görüşünü dile getiriyor.
Ancak İsrail basını, Washington’un İran politikasındaki kararlarının Dünya Kupası ile bağlantılı olduğuna dair resmi bir bilgi bulunmadığını belirtiyor.
Bazı medya kuruluşları, ABD’nin Dünya Kupası sürecinde güvenlik ve istikrar görüntüsünü korumak isteyebileceğini savunurken, bu değerlendirmenin resmi bir bilgiye dayanmadığını aktarıyor.
İsrail basınında ayrıca ABD-İran geriliminin daha önce İran Milli Takımı’nın turnuvaya katılımı, vize ve ulaşım süreçleri konusunda soru işaretlerine neden olduğuna da vurgu yapılıyor.













Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *