Küba: ABD’nin suçlamaları alçakça

Küba: ABD’nin suçlamaları alçakça

Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodriguez, ABD’nin Küba yetkililerini “Amerikan vatandaşlarını öldürmek amacıyla komplo kurmakla” suçlamasının “alçakça” olduğunu söyledi. Trump, Küba konusunda uzman olduklarını belirterek “Küba’yı özgürleştireceğiz” derken, Çin Dışişleri Bakanlığı Küba’nın onuru ve egemenliği korunsun açıklaması yaptı. Pentagon da Küba açıklarına bir savaş gemisi gönderdi.

Rodriguez, x hesabından yaptığı paylaşımda, ABD’nin eski lider Castro’ya yönelik suçlamalarına değindi. Castro’yu hedef alan suçlamaları “alçakça” ifadesiyle nitelendiren Rodriguez, şunları söyledi:

“Devrimci Hükümet, ABD Adalet Bakanlığı tarafından 20 Mayıs’ta açıklanan ve haftalardır propagandası yapılan, Küba Devrimi’nin lideri General Raul Castro Ruz’a yönelik alçakça suçlamayı en sert şekilde kınamaktadır. Bu asılsız suçlama, haksız ve soykırım niteliğindeki enerji ablukasını ve askeri saldırı tehditlerini içeren tek taraflı zorlayıcı tedbirleri ağırlaştırarak, asil Küba halkına yönelik uygulanan acımasız ve kolektif cezalandırmayı meşrulaştırma çabası içindeki Küba karşıtı odakların, düzmece bir anlatı inşa etmeye yönelik çaresiz girişimlerinin bir yenisidir.”

Rodriguez, Castro’ya “tam ve koşulsuz” destek verdiklerini vurgulayarak, “Küba, barışa olan bağlılığını ve Birleşmiş Milletler Şartı tarafından tanınan, devredilemez meşru müdafaa hakkını kullanma konusundaki kararlılığını bir kez daha teyit ediyor. Küba halkı, Vatanı ve Sosyalist Devrimi savunma konusundaki sarsılmaz kararlılığını, Küba Devrimi’nin lideri General Raul Castro Ruz’a olan tam, koşulsuz ve değişmez desteğini en güçlü ve en kararlı şekilde yeniden ilan ediyor.” açıklamasında bulundu.

Küba’dan 1996’da düşürülen Brothers to the Rescue’ya ait uçaklarla ilgili açıklama

Prensa Latina’da yer alan habere göre Küba hükümeti, ABD Adalet Bakan Vekili Todd Blanche’nin, eski Küba lideri Raul Castro ve bazı yetkilileri, 1996’da “Brothers to the Rescue (Kurtarma Kardeşleri)” grubuna ait uçakların düşürülmesiyle bağlantılı suçlamalarla itham ettiğini açıklamasının ardından konuya ilişkin değerlendirmede bulundu.

Küba hükümeti açıklamasında, “Daha önce, yerel saatle 10.15 ile 11.27 arasında aynı tipten üç uçağın daha Küba hava ve deniz sahasına girdiği bildirilmişti. O sırada Hava Kuvvetlerine ait bir uçak bölgeye sevk edilmiş ve korsan uçakların geri çekilmesi sağlanmıştır.” ifadelerine yer verdi.

Açıklamada, Küba hükümetinin bu tür ihlallere artık müsamaha gösterilmeyeceği yönünde Washington’ı defalarca uyardığı belirtilerek, 24 Şubat 1996’daki olaydan önce de benzer ihlallerin birçok kez yaşandığı kaydedildi.

ABD’de konuşlu Küba karşıtı grupların hava sahası ihlallerinin Washington yönetimine bildirildiğini vurgulayan Havana yönetimi, yaşananların ciddiyeti ve olası sonuçları konusunda ABD makamlarının zamanında uyarıldığını savundu.

Küba hükümeti, olayın önüne geçebilmek amacıyla ülkenin sivil havacılık yetkililerinin ABD Federal Havacılık İdaresi (FAA) yöneticilerine iki kez resmi başvuruda bulunduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Tüm uyarı mekanizmaları tüketildikten ve ABD’de faaliyet gösteren Küba kökenli terör örgütlerinin tekrarlanan saldırgan açıklama ve eylemleri karşısında, Küba hükümeti ülkenin egemenliğini ihlal eden ve vatandaşların hayatını tehlikeye atan uçuşlara son verme kararı aldı. Küba, bu olayda yaşanan can kayıpları nedeniyle üzüntüsünü dile getirdi. 1996’daki uçakların düşürülmesi keyfi bir saldırı değildi. Küba’nın egemenliğini korumak için alınmış bir güvenlik önlemiydi. ABD ise provokasyonları engellemedi ve hatta dolaylı şekilde destekledi.”

Küba yönetimi, uçakların düşürülmesinden önceki 20 ay içinde ABD’den gelen 25 hava unsurunun Küba hava sahasını ihlal ettiğini hatırlatarak, Washington’ın bu ihlallere kayıtsız kaldığını iddia etti.

Castro’ya suçlama

Blanche, Küba Bağımsızlık Günü kutlamaları çerçevesinde Florida eyaletinin Miami kentinde düzenlenen basın toplantısında konuşmuştu.

Küba’nın eski lideri Castro hakkında ABD Adalet Bakanlığının iddianame duyurusu yapan Blanche, “Bugün, Raul Castro ve diğer bazı kişileri 4 ABD vatandaşını öldürmek amacıyla komplo kurmakla suçlayan bir iddianameyi duyuruyoruz.” ifadelerini kullanmıştı.

Blanche, Fidel Castro’nun kardeşi olan 94 yaşındaki Castro ve isimlerini belirtmediği bazı diğer kişilerin, Küba’nın 1996’da insani yardım grubu “Brothers to the Rescue’ya (Kurtarma Kardeşleri) ait uçakları düşürmesi ve başka suçlarla” itham edilmekte olduğunu söylemişti.

ABD Başkanı Trump “Küba’yı özgürleştireceklerini” savundu

ABD Başkanı Donald Trump, Küba’daki durumun “çok kötü” olduğunu ve halkın ABD’den yardım istediğini savunarak, “Küba’yı özgürleştireceğiz.” dedi.

ABD Başkanı Trump, Connecticut eyaletinde katıldığı bir mezuniyet töreninden Washington’a dönüşünde havalimanında basın mensuplarının Küba ile ilgili sorularını yanıtladı.

Küba’da ekonomik ve siyasi durumun “çok kötü” olduğunu savunan Trump, Küba halkının kendilerinden yardım istediğini ifade ederek, “Onlara yardım edeceğiz.” dedi.

Küba’da gıda ve elektrik sıkıntısı olduğunu anlatan Trump, Küba halkının ise “harika insanlar” olduğunu söyledi.

ABD Başkanı, Küba konusunda uzmanlıklarının olduğunu ve halkın 65 yıldır bugünü beklediğini dile getirerek, “Küba’yı özgürleştireceğiz.” yorumunu yaptı.

Küba’ya yönelik ambargonun ne zaman kaldırılacağına ilişkin soru üzerine Trump, somut bir tarih vermekten kaçındı, ancak yakında bu konuyla ilgili açıklama yapacaklarını dile getirdi.

Trump, ABD’nin Küba’da tansiyonu artırıp artırmayacağı konusunda ise “Tansiyon yükselmeyecek, buna gerek yok. Bakın, ülke parçalanıyor. Orası tam bir felaket, (yönetim) kontrolü kaybetmiş durumdalar, Küba’nın kontrolünü gerçekten kaybettiler.” değerlendirmesini yaptı.

Trump’ın Küba ile ilgili değerlendirmeleri, ABD Adalet Bakanı Vekili Todd Blanche’nin, eski Küba Devlet Başkanı Raul Castro ve diğer yetkilileri “ABD vatandaşlarını öldürmek amacıyla komplo kurmak”la suçlayan iddianameyi açıklamasından kısa süre sonra geldi.

ABD basınına göre, 2021’de Küba Komünist Partisi liderliğinden resmen istifa eden Raul Castro, hala ülkenin en güçlü figürlerinden biri olarak kabul ediliyor.

ABD Dışişleri Bakanı Rubio, Castro’yu ve GAESA şirketini hedef aldı

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, x hesabından, her yıl 20 Mayıs’ta kutlanan “Küba Bağımsızlık Günü” dolayısıyla İspanyolca video mesaj yayımladı.

Küba halkına İspanyolca seslenen Rubio, “Günde 22 saat elektriksiz yaşamak zorunda kalmanızın nedeni ABD’nin uyguladığı petrol ablukası değil. Bildiğiniz gibi, yıllardır elektrik kesintilerinden muzdaripsiniz.” ifadelerini kullandı.

Rubio, 30 yıl önce Castro’nun GAESA adında bir şirket kurduğunu, bu şirketin Küba ordusu tarafından işletildiğini ve gelirlerinin ülkedeki “mevcut hükümetinizin bütçesinin üç katı” olduğunu söyledi.

GAESA’nın 18 milyar dolarlık varlığa sahip olduğunu ve Küba ekonomisinin yüzde 70’ini kontrol ettiğini öne süren Rubio, “Dünyadaki diğer tüm ülkeler gibi petrol almak için para kullanmak yerine, parayı ellerinde tutmak için (Eski Venezuela Başkanları) Hugo Chavez ve (Nicolas) Maduro’dan gelen bedava petrole bağımlıydılar. Ancak şimdi bedava petrol gelmeyince, hem halktan fedakarlık istiyor hem de jeneratörleri ve araçları için yakıt satın alıyorlar.” değerlendirmesinde bulundu.

Küba halkına ABD ile “yeni bir sayfa açmayı” teklif etti

ABD Dışişleri Bakanı Rubio, Küba’nın herhangi bir “devrim” tarafından değil, GAESA şirketi tarafından yönetildiğini belirterek, bu şirket yöneticilerinin lüks içinde bir hayat sürdüğünü, Küba halkının ise büyük sıkıntılar yaşadığını vurguladı.

Rubio, “Ancak Başkan (Donald) Trump ABD ile Küba arasında yeni bir yol öneriyor. Yeni bir Küba’da, sadece GAESA üyeleri değil, sıradan bir Kübalı da benzin istasyonu, giyim mağazası veya restoran sahibi olabilir.” sözlerine yer verdi.

Küba halkını ABD safında yer almaya çağıran Rubio, Trump yönetiminin Küba ile ilişkilerde “yeni bir sayfa açmaya hazır olduğunu” vurgulayarak, şu anda Kübalıların önündeki tek engelin “ülkeyi kontrol eden yapı” olduğunu kaydetti.

Bu gelişme, kendisi de Kübalı göçmen bir ailenin çocuğu olan Rubio’nun, ABD Dışişleri Bakanı sıfatıyla Küba halkına doğrudan hitap ettiği ilk konuşma olarak öne çıktı.

Öte yandan ABD medyası, söz konusu gelişmeyi Küba’ya yönelik baskıların artacağının göstergesi olarak yorumlarken, ABD Adalet Bakanlığı’nın bugün Miami’de düzenlenecek bir etkinlikte Küba’nın eski lideri Castro’ya yönelik bazı suçlamaları açıklamasının beklendiğini duyurdu.

ABD Dışişleri Bakanı Rubio dün de, NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı’na katılmak üzere İsveç’e hareketinden önce havalimanında basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtlarken Küba’nın 100 milyon dolarlık Amerikan insani yardımını kabul ettiğini söyledi.

Rubio, Küba’nın insani yardımı kabul etmesine ilişkin, “Bunun ne anlama geldiğini göreceğiz. Bizim insani yardımımız, onların askeri şirketinin eline geçip, o şirketin bu malzemeleri alıp dolar mağazalarında satarak parayı cebine atmasına izin vermeyeceğiz. Bu iş böyle olmayacak.” dedi.

Çin, ABD’nin eski Küba lideri Raul Castro’yu yargılamasına karşı çıkıyor

Çin, ABD’nin eski Küba lideri Raul Castro’yu yargılamasına karşı olduğunu bildirdi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Ciakun, Pekin’de düzenlenen basın toplantısında, ABD Adalet Bakanlığının Castro hakkında hazırladığı iddianameye ilişkin değerlendirmede bulundu.

Çin’in yargı süreçlerinin bir ülke üzerinde baskı kurmak üzere kötüye kullanılmasına karşı olduğunu vurgulayan Sözcü Guo, “Çin, Küba’nın ulusal egemenliğini ve onurunu korumasını destekliyor.” dedi.

Guo, “Çin, uluslararası hukukta bir temeli olmayan ve Birlemiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) yetki vermediği tek taraflı yaptırımlara daima karşıdır.” diye konuştu.

Pentagon, USS Nimitz uçak gemisini Karayipler’e konuşlandırdı

ABD ile Küba arasındaki gerilim sürerken Washington yönetimi, “USS Nimitz (CVN 68)” uçak gemisini Karayipler’e konuşlandırdığını duyurdu.

ABD Güney Saha Komutanlığının (SOUTHCOM) x hesabından konuyla ilgili açıklamada bulunuldu. Açıklamada, ABD’nin 17. Uçak Gemisi Hava Kanadı (CVW-17) biriminin bulunduğu USS Nimitz uçak gemisini, USS Gridley (DDG 101) ve USNS Patuxent (T-AO 201) savaş gemileriyle Karayipler’e konuşlandırdığı bildirildi.

USS Nimitz’in, Tayvan Boğazı’ndan Arap Körfezi’ne kadar dünyanın dört bir yanında görevlerde bulunarak “savaş yeteneğini kanıtladığı” öne sürülen açıklamada, bu durumun “hazırlık ve varlığın” en iyi örneği olduğu savunuldu.

ABD Donanmasından martta yapılan açıklamada, dünyanın en büyük savaş gemileri arasında yer alan “USS Nimitz”in görev süresini yaklaşık 1 yıl daha uzatma kararı alındığı duyurulmuş ancak bu süreçte yeni görev yerine dair detay paylaşılmamıştı.

ABD’nin Küba ile başlattığı kriz

ABD Başkanı Donald Trump, 30 Ocak’ta Küba’ya petrol satan veya sağlayan ülkelerden gelen tüm mallara gümrük vergisi uygulanmasını öngören başkanlık kararnamesini imzalamıştı.

Beyaz Saray, bu kararın, Küba’nın “zararlı eylem ve politikalarına” karşı ABD’nin ulusal güvenlik ve dış politika çıkarlarını korumayı amaçladığını savunmuştu.

Küba ile ilgili açıklamalarında, İran’dan sonra bu ülkeye yönelerek Havana yönetimiyle görüşeceklerini ifade eden Trump, Küba’nın “çökmüş bir devlet” olduğunu ve ancak ABD’nin bu ülkedeki siyasi ve ekonomik sorunları çözebileceğini savunuyor.

Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel ise ABD’nin ülkesine askeri olarak müdahalede bulunmak için “bahane” aradığını belirterek, böyle bir durumda bölgenin “kan gölüne döneceği” uyarısı yapıyor.

Politico: Trump yönetimi, Küba’ya yönelik askeri harekatı değerlendiriyor

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, Küba’ya yönelik ekonomik ve diplomatik baskının sonuç vermemesi nedeniyle askeri harekat seçeneğini eskisine göre daha ciddi şekilde değerlendirdiği öne sürüldü.

Politico’ya konuşan kaynaklar, ABD-Küba ilişkileri ve Trump yönetiminin Küba’ya yönelik tavrındaki değişikliğe ilişkin iddialarda bulundu.

ABD’nin, Küba’ya petrol engeli gibi baskıların sonuç vermemesinden rahatsız olduğunu öne süren kaynaklar, askeri harekat seçeneğinin eskisine göre daha ciddi bir şekilde değerlendirildiğine işaret etti.

Yönetimin tavrında değişiklik olduğunu belirten ve adını vermek istemeyen bir yetkili, şu ifadeleri kullandı:

“Küba konusunda başlangıçtaki düşünce, liderliğin zayıf olduğu ve yaptırımların daha sıkı uygulanması ile ABD’nin Venezuela ve İran’da elde ettiği zaferlerin birleşiminin Kübalıları korkutup bir anlaşma yapmaya zorlayacağı yönündeydi. Şimdi İran’da işler tersine döndü ve Küba ilk başta düşünülenden çok daha dirençli olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla, askeri müdahale, daha önce hiç olmadığı kadar gündemde.”

Öte yandan kaynaklar, olası bir askeri harekatın kapsamının tam olarak belli olmadığını, bu olasılıkların rejimi taviz vermeye zorlamak amacıyla yapılacak tek bir hava saldırısından, tamamen devirmeyi amaçlayan bir kara harekatına kadar uzanabileceğini ileri sürdü.

Paylaş :

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *