ABD ve İsrail saldırılarının 11. gününde konuşan Avrupa Birliği görevlilerinden Antonio Costa, “Özgürlük ve insan hakları bombalarla sağlanamaz. Bu değerleri koruyabilecek olan yalnızca uluslararası hukuktur” iddiasında bulundu. Mark Carney, Davos’ta yaptığı konuşmada, uluslararası hukukun güçlülere çalıştığını söylemişti.
Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Antonio Costa, Avrupa Birliği’nin her yıl Belçika’nın baş şehri Brüksel’de düzenlenen Büyükelçiler Konferansı’nda konuştu.
Güç siyasetinin, uluslararası hukukun yerini aldığı bir düzenin kabul edilemez olduğunu öne süren Antonio Costa, çok kutuplu dünya için çok taraflı çözümlerin gerekli olduğunu dile getirdi.
Rusya ve Çin’i suçlamayı tercih eden Antonio Costa, dünyanın yeni bir “gerçeklikle” karşı karşıya olduğunu, Rusya’nın barışı ihlal ettiğine, Çin’in ticareti sekteye uğrattığına ve ABD’nin uluslararası kurallara dayalı düzeni zorladığı bir dönemden geçildiğine dikkati çekti.
Bu durumda Avrupa, eski düzeni savunacak
Bu durumda AB’nin ne yapması gerektiğine ilişkin ise Antonio Costa, ilkeleri korumaktan söz ederek şöyle dedi:
“Öncelikle kurallara dayalı uluslararası düzeni savunmalıyız. Antlaşmalarımızda da belirtildiği gibi Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nda yer alan ilkelerin korunmasına katkı sağlamalıyız. Uluslararası hukuk ihlalleri nerede olursa olsun kabul edilemez. İster Ukrayna’da ister Grönland’da, Latin Amerika’da, Afrika’da, Gazze’de ya da Orta Doğu’da olsun. İnsan hakları ihlalleri de nerede yaşanırsa yaşansın kabul edilemez, ister İran’da, Sudan’da ya da Afganistan’da.”
Ortadoğu’daki savaş için İran’ı sorumlu tuttu
Costa, Orta Doğu’daki savaşın en büyük endişe kaynaklarından biri olduğunu iddia ederek “İran kuşkusuz bu durumun temel nedenlerinden sorumludur ancak tek taraflılık dünyada asla bir çözüm yolu olamaz. İran’ın ve Hizbullah gibi vekil aktörlerin komşularına yönelik saldırıları kabul edilemez.” ifadelerini kullandı.
İnsan haklarını korumak için uluslararası hukuk gerekiyor
İnsan hakları ve özgürlüklerin korunması gerektiğini öne süren Costa, “Özgürlük ve insan hakları bombalarla sağlanamaz. Bu değerleri koruyabilecek olan yalnızca uluslararası hukuktur.” dedi.
Sivillerin korunması, nükleer güvenliğin sağlanması ve uluslararası hukuka saygı gösterilmesinin hayati önem taşıdığını savunan Costa, gerginliğin daha fazla tırmanmasının engellenmesi gerektiğini söyledi. Costa, gerginliğin artmasının Orta Doğu’yu, Avrupa’yı ve ötesini tehdit edeceğine işaret ederek bunun ekonomik sonuçlarının da ağır olacağı uyarısında bulundu.
Avrupa insan haklarını Avrupalılara has kılmıştı
Gazze’de siyonist barbarlık tarafından on binlerce insan katledilirken, İsrail’i kınamaktan geri durduğu gibi, İsrail’e engel olmak için hiçbir adım atmayan Avrupa Birliği, kendi kurmuş olduğu insan hakları teorisini kendisi çiğneyip atmıştı. Bu nedenle Avrupa’nın insan hakları konusunda yaptığı çıkışlar artık dünya kamuoyu tarafından ikiyüzlülük şeklinde değerlendiliyor.
Ukrayna cephesine ilgi zayıflıyor
Antonio Costa insan haklarını vurguladıktan sonra sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Bu savaşta aslında tek kazanan Rusya’dır. Rusya, uluslararası hukuku ihlal ederek Ukrayna’nın konumunu zayıflatmaktadır. Enerji fiyatlarının yükselmesiyle savaşını finanse etmek için yeni kaynaklar elde etmektedir. Ayrıca Ukrayna’ya gönderilebilecek askeri kapasitenin başka yerlere yönlendirilmesinden fayda sağlamaktadır ve Orta Doğu’daki çatışmanın gündemi domine etmesiyle Ukrayna cephesine yönelik ilginin azalmasından yararlanmaktadır.”
Rusya’ya baskı sürmeli
Rusya’ya yönelik baskının sürmesi gerektiğinin altını çizen Costa, yarın Rusya’ya yönelik mevcut yaptırımların uzatılmasının onaylanması ve 20’nci yaptırım paketinin kabul edilmesi yönünde ilerleme sağlanmasını umduğunu kaydetti.
Birleşmiş Milletler’i teslim etmemeliyiz
Costa, diğer taraftan çok taraflı işbirliğinin güçlendirilmesi ve BM’nin reform sürecinin desteklenmesi gerektiğini savundu. BM’nin yerini başka bir yapının alamayacağını iddia eden Costa, “BM, evrensel meşruiyete sahip tek forum ve etkili çok taraflı işbirliğini sürdürebilecek temel yapı olmaya devam etmelidir.” mesajını verdi.
Avrupa’nın çıkarı için
Costa, “Dünyanın daha fazla parçalanmasını önlemek bizim çıkarımızadır. Bu nedenle küresel ortaklık ağımızı genişletmeye devam etmeliyiz.” dedi.
AB’nin genişlemesine de değinen Costa, Ukrayna’nın üyelik başvurusunun AB’nin genişleme sürecine yeni bir dinamizm ve ivme kazandırdığını ileri sürdü. Costa, “Bu ivme yalnızca Ukrayna ile sınırlı değildir; Moldova ve Batı Balkanlar’daki altı ortağımızı da kapsamaktadır. Bu ülkelerin geleceği Avrupa Birliği içindedir. Genişleme süreci liyakat esasına dayalı bir yaklaşımla yürütülmelidir. En yüksek standartların sağlanması gerekir. Önümüzdeki yıllarda genişlemeyi gerçeğe dönüştürmek için kararlı adımlar atmalıyız. Bu ivmeden yararlanmalıyız. Liyakat esasını korurken genişlemenin aciliyetini de anlamalıyız.” diye konuştu.
Güç siyaseti ortaya çıktıkça Avrupa pozisyon arıyor
Uluslararası sistemin dramatik biçimde değiştiğine ve güç siyasetinin yeniden öne çıktığına işaret eden Costa, AB’nin bu değişimlere daha özerk ve daha dayanıklı hale gelerek yanıt verdiğini savundu.
Costa, “Bazen ortak bir pozisyona zamanında ulaşmanın ne kadar zor olabileceğinin farkındayım. Ancak Gazze konusunda gördüğümüz gibi acil durumlara hızlı yanıt verme gerekliliği gibi önemli dersler çıkardık.” değerlendirmesinde bulundu.
İngiliz kanadından itiraf: Kurguladığımız düzen artık işe yaramıyor













Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *