529 sayfalık bir rapor yayınlayan İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), insan haklarına saygı duyan demokrasileri, kurallara dayalı uluslararası düzeni korumak için birleşmeye çağırdı. HRW görevlisi Bolopion, Trump yönetiminin ABD demokrasisinin tüm temellerini baltaladığını söyledi.
İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Çarşamba günü yayınladığı 2026 Dünya Raporu’nda, Trump yönetiminin eylemlerinin yanı sıra Çin ve Rusya’dan gelen artan baskıyı gerekçe göstererek, küresel insan hakları korumasının “nesiller boyu sürecek bir zorlukla” karşı karşıya olduğunu uyardı.
529 sayfalık rapor, 100’den fazla ülkedeki insan hakları uygulamalarını inceledi ve insan haklarına saygı duyan demokrasileri, kurallara dayalı uluslararası düzeni korumak için birleşmeye çağırdı.
HRW İcra Direktörü Philippe Bolopion’un “İnsan hakları Trumpçı bir dünyada varlığını sürdürebilecek mi?” başlığıyla kaleme aldığı yazıyla yayımlanan raporda, 100’den fazla ülkede insan haklarının durumu mercek altına alındı.
DW Türkçe’nin aktardığına göre, New York merkezli örgüt, 2026 raporunda küresel ölçekte demokrasinin son kırk yılın en düşük seviyesine gerilediğine ve Başkan Donald Trump’ın “ABD’yi otoriter bir devlete dönüştürdüğüne” de dikkat çekti.
Raporda Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşünün, Rusya ve Çin’in baskısı altında hâlihazırda zayıflamış olan insan hakları alanındaki “aşağı yönlü sarmalı hızlandırdığı” belirtildi.
HRW İcra Direktörü Philippe Bolopion “Kurallara dayalı uluslararası düzenin tahrip edildiğine” işaret ederken raporda Trump’ın ABD’de “insan haklarına açık bir saygısızlık ve vahim ihlaller sergilediğine” dikkat çekildi.
HRW raporunda “Trump yönetiminin ırksal ve etnik grupları günah keçisi ilan ettiğine” dikkat çekilerek, “İktidarı ele geçirme amacı taşıyan, gerekçelendirilmiş hamlelerle Ulusal Muhafız güçlerini ülke içinde konuşlandırması, siyasi rakip olarak algılanan kişilere ve kendisini eleştiren yetkililere yönelik tekrarlanan misilleme eylemleriyle yürütmenin zorlayıcı yetkilerini genişletme ve demokratik denge ve denetim mekanizmalarını işlevsizleştirme girişimleri, ABD’de otoriterliğe doğru belirgin bir kaymanın temelini oluşturuyor” ifadeleri kullanıldı.
Demokrasinin, Sovyetler Birliği’nin hâlâ var olduğu 1985 seviyesine gerilediğini gösteren ölçütlere işaret edilen raporda “Rusya ve Çin bugün 20 yıl öncesine göre daha az özgür. Aynı şekilde ABD de” denildi.
AA’nın aktardığına göre, Philippe Bolopion, 2025 yılının birçok açıdan “bir dönüm noktası gibi hissettirdiğini, özellikle insan hakları örgütleri ve insan hakları hareketi için son derece tehlikeli bir an olduğunu” söyledi.
Bolopion, demokrasinin gerilemesi, liberal olmayan güçlerin küresel yükselişi ve Trump yönetiminin iktidara geri dönmesinin tetiklediği “mükemmel bir fırtına”dan bahsetti, “ABD daha az demokratik. Bu küresel bir faktör.” dedi.
Bolopion, “Sadece bir yıl içinde, Trump yönetiminin ABD demokrasisinin tüm temellerini nasıl baltaladığını görmek gerçekten inanılmaz” diyerek yargıya, gazetecilere, siyasi rakiplere ve üniversitelere yönelik saldırıları ve seçimlere olan güveni sarsma çabalarını örnek gösterdi.
Bolopion, ABD’nin ihlallerinin sınırlarının ötesine uzandığını belirterek, “yargısız infazları” ve “ABD’den El Salvador’daki Mega hapishanesine gönderilen Venezuelalı göçmenlere yapılan işkenceleri” örnek gösterdi.
İsrail
Ayrıca Gazze Şeridi ve işgal altındaki Batı Şeridi’ni de vurgulayan Bolopion, İsrail’in buralarda “soykırım eylemleri, insanlığa karşı suçlar, etnik temizlik gerçekleştirdiğini ve 7 Ekim saldırısından bu yana 70.000’den fazla insanın öldürüldüğünü” söyledi.
“Trump yönetimi, İsrail hükümetine bu suçları durdurması için baskı yapmak yerine, bazı durumlarda neredeyse alkış tutuyor, hatta Gazze’yi Ortadoğu’nun Rivierası’na dönüştürme olasılığından bile bahsediyor” diye ekledi.
Bolopian ayrıca “kitlesel vahşetlerin geri döndüğünü” belirterek, uluslararası kurumların fonlarının kesildiğini ve zayıflatıldığını, bunun da küresel insan hakları sistemini giderek daha savunmasız hale getirdiğini kaydetti.
Türkiye
Raporun Türkiye bölümünde İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından başlayan protesto dalgasında çoğu öğrenci çok sayıda eylemcinin protesto hakkını kullandığı için gözaltına alındığı hatırlatıldı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve diğer bazı partililere yönelik davalar ile belediye başkanlarının gözaltına alınması “Yetkililerin ana muhalefet partisinin siyaset alanından dışlanmasına yönelik koordineli bir çaba yürüttüğü yönündeki kaygıları güçlendiriyor” ifadeleri kullanıldı.
RTÜK’ün muhalif kanallara “keyfi cezalar verdiği” öne sürülen raporda, PKK’nın silah bırakması ve yeni çözüm sürecine de değinildi.
Sığınmacıların koruma taleplerinin giderek daha fazla göz ardı edildiği ve sığınmacıların “keyfi biçimde ‘düzensiz göçmen’ ya da ‘güvenlik tehdidi’ olarak etiketlenerek ‘gönüllü’ geri dönüş formlarını imzalamaya zorlandığı ileri sürüldü.
Almanya
Yine DW Türkçe’nin aktardığına göre raporda, Almanya’da insan haklarının durumuna ilişkin de aşağı yönlü bir tabloya işaret edildi. Örgütün değerlendirmesine göre, Almanya’da göçmenlerin ve onların çocuklarının yaşam koşulları kötüleşti. HRW’nin ırkçılık araştırmacısı Almaz Teffera, bunun nedeninin aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin siyasi söyleminin demokratik partiler tarafından giderek daha fazla benimsenmesi olduğuna işaret etti.
Teffera, geçen yıl Başbakan Friedrich Merz’in başlattığı “şehir görüntüsü” tartışmasına da atıfta bulunarak göçmen kökenlileri önce topyekûn bir sorun olarak tanımlamanın, ardından “elbette çalışkan bir şekilde emek veren iyi göçmenlerin kastedilmediğini söylemenin” sorunlu olduğunu belirtti.
HRW Almanya Direktörü Philipp Frisch ise, dış politikada hem sosyal demokrat Olaf Scholz liderliğindeki bir önceki koalisyon hükümetinin hem de muhafazakâr Merz liderliğindeki mevcut yönetimin uluslararası alanda “ahlaki kredi kaybettiğini” ve bunun sonucunda etkisini de yitirdiğini söyledi. Frisch’e göre bunun başlıca nedeni, Gazze Şeridi’nde Filistinli sivillere yönelik sistematik saldırılar karşısında Alman hükümetinin İsrail hükümetine verdiği “neredeyse koşulsuz destek”. Frisch, pek çok ülkede artık Almanya’nın insan hakları konusunda çifte standart uyguladığı yönünde eleştirilerin dile getirildiğine dikkat çekti.
Raporda Alman makamlarının, “özellikle Filistin’le dayanışma gösterilerini hedef alarak ifade özgürlüğünü, toplanma ve örgütlenme özgürlüğünü zayıflattığı” kaydedildi.
Sınır Tanımayan Gazeteciler (Reporters Without Borders) örgütünün 2024 yılında Almanya’da gazetecilere ve medya kuruluşlarına yönelik toplam 89 saldırı vakası belgelediği, bu sayının 2023’e kıyasla iki katından fazla olduğuna da dikkat çekildi.













Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *