Rusya: İşte size en katı Atlantikçileri bile dehşete düşüren dünya düzeni

Rusya: İşte size en katı Atlantikçileri bile dehşete düşüren dünya düzeni

ABD’nin eylemi üzerine acil toplanan BM Güvenlik Konseyi Venezuela konusunu değerlendirdi. Rusya ve Çin temsilcileri açıkça ABD’yi kınarken, Kolombiya, Brezilya, Pakistan, Somali, Fransa ve Danimarka da eleştiri ile yetindi. Rusya temsilcisi, “İşte size, en katı Atlantikçileri bile dehşete düşüren, tüm ihtişamıyla kurallara dayalı dünya düzeni.” dedi. ABD temsilcisi ise, Maduro’yu kaldırma nedenlerini savundu.

Konsey’de konuşan Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Vassily Nebenzia, “Bu yeni yılın başlangıcı, uluslararası hukuka saygı, diğer devletlerin iç işlerine müdahale etmeme, diplomasiye güvenme ve uzlaşma arayışının temel ilkelerine umut besleyen tüm dünyayı şok etti.” dedi.

ABD’nin Venezuela’ya askeri müdahalesinin uluslararası hukuk normlarına aykırı olduğunu belirten Nebenzia, “İşte size, en katı Atlantikçileri bile dehşete düşüren, tüm ihtişamıyla kurallara dayalı dünya düzeni.” ifadesini kullandı.

Süreci “uluslararası haydutluk” olarak niteleyen Nebenzia, BM mekanizması ve diğer çok taraflı formatların devreye sokularak, ABD’nin Venezuela’ya askeri müdahalesinin derhal uluslararası hukuk düzeyinde objektif ve kapsamlı bir değerlendirmeye tabi tutulmasını umduklarını kaydetti.

Çin: Hiçbir devlet uluslararası yargıç olma iddiasında bulunamaz

BM’nin Çin Daimi Temsilcisi Fu Cong, ABD’nin uluslararası toplumun ciddi endişelerini hiçe sayarak Venezuela’nın egemenliğini kasten çiğnediğini aktararak, “Çin, ABD’nin tek taraflı, yasa dışı ve zorbalık içeren eylemlerinden derin şok duyuyor ve bunları şiddetle kınıyor.” dedi.

Fu, ABD’ye uluslararası toplumun sesine kulak verme, uluslararası hukuk ile BM Şartı’na uyma ve Venezuela hükümetini devirmeye yönelik girişimlere son verme çağrısında bulunarak mevcut sorunların ancak müzakereler yoluyla çözülebileceğini vurguladı.

Venezuela Devlet Başkanı Maduro ve eşinin derhal serbest bırakılması çağrısı da yapan Fu, “Hiçbir ülke dünyanın polisi olamaz, hiçbir devlet uluslararası yargıç olma iddiasında bulunamaz.” ifadelerini kullandı.

Rusya ve Çin’in yanı sıra Kolombiya, Brezilya, Pakistan, Somali, Fransa ve Danimarka gibi diğer üye ülkeler de ABD’nin uluslararası hukuka aykırı davranarak Venezuela’ya yönelik gerçekleştirdiği askeri müdahaleyi eleştirdi, diğer üyeler ise sözü, eylemin haklı olduğuna getirdi.

ABD kendini savundu

ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Mike Waltz, Maduro’yu ABD halkına yönelik saldırılardan, Batı Yarımküre’nin istikrarsızlaştırılmasından ve Venezuela halkının gayrimeşru biçimde baskı altına alınmasından sorumlu tuttu. Waltz, ABD’nin Venezuela’ya veya halkına karşı bir savaşı olmadığını savunarak, “Bu ülkeyi işgal etmiyoruz. Bu, on yıllardır var olan yasal iddianamelerin uygulanması amacıyla gerçekleştirilen bir kolluk operasyonuydu.” ifadelerini kullandı.

Maduro’nun yalnızca uyuşturucu kaçakçılığıyla suçlanan bir isim olmadığını savunan Walt, 2024 seçimlerinde seçim sistemini manipüle ettiğini ve bu yolla gayrimeşru biçimde iktidara geldiğini öne sürdü.

Waltz, Avrupa Birliği (AB) dahil yaklaşık 50 ülkenin Maduro’nun seçilmesini meşru kabul etmediğini belirterek, BM’nin buna rağmen Maduro’yu tanımasını eleştirdi.

Maduro’yu “adaletten kaçan bir firari” ve “uyuşturucu örgütlerinin başı” olarak niteleyen Waltz, Batı Yarımküre’nin ABD’nin düşmanları ve rakipleri için bir operasyon üssü olarak kullanılmasına izin vermeyeceklerini ifade etti.

Venezuela’nın İran, Hizbullah, suç çeteleri, Küba istihbarat ajanları ve ülkeyi kontrol eden diğer kötü niyetli aktörler için bir operasyon merkezi haline getirilemeyeceğini söyleyen Waltz, “Dünyanın en büyük enerji rezervlerinden bazılarının ABD’nin düşmanları ve gayrimeşru liderlerin kontrolünde kalmasına ve bu kaynakların Venezuela halkı yerine ülke içindeki dar bir oligark grubunun çıkarlarına hizmet etmesine izin veremezsiniz.” diye konuştu.

ABD Başkanı Donald Trump, 3 Ocak’ta, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya karşı büyük çaplı bir saldırı düzenlendiğini, Maduro ile eşinin ülke dışına çıkarıldığını duyurmuştu.

Maduro ve eşi, ABD tarafından yargılanmak üzere New York’un Brooklyn bölgesindeki Metropolitan Gözaltı Merkezi’ne sevk edilmişti.

Küba temsilcisi

Küba temsilcisi, Washington’ın Venezuela’ya yönelik “hegemonik ve suç teşkil eden planlarının” bölgesel istikrar için ciddi ve öngörülemeyen sonuçlar doğurduğu konusunda Konseyi uyardı.

Amerika Birleşik Devletleri’ni tek taraflı zorlayıcı önlemler, “ekonomik boğma” ve hatta deniz terörizmiyle suçlayan temsilci, bu eylemlerin BM Şartı’na ve uluslararası hukuka saygısızlık gösterdiğini söyledi.

Başkan Nicolás Maduro ve Cilia Flores’in kaçırılmasını “Venezuela’nın toprakları ve doğal kaynakları üzerindeki kontrol arayışı” olarak nitelendiren temsilci, bunu “emperyalist ve faşist saldırganlık” olarak adlandırdı ve derhal serbest bırakılmalarını talep etti.

Meksika temsilcisi

Meksika temsilcisi, ABD’nin bu eyleminin kabul edilemez olduğunu belirterek, bunun BM Şartı’nın ihlali ve çok taraflılığa bir tehdit olduğunu söyledi.

Konseyin “kararlı ve çifte standart uygulamadan hareket etme yükümlülüğü” olduğunu vurgulayan temsilci, “egemen halkların kaderlerini insan haklarına tam saygı göstererek belirlemesi” gerektiğini belirtti.

Dış aktörler tarafından rejim değişikliğine ve uluslararası alanda uygulanabilecek önlemlere karşı uyarıda bulunan temsilci, bu tür eylemlerin “tarihsel olarak” yalnızca çatışmaları şiddetlendirdiğini ve toplumları zayıflattığını söyledi.

Brezilya temsilcisi

Brezilyalı Sérgio França Danese, ülkesinin Venezuela’ya yapılan silahlı müdahaleyi kesinlikle reddettiğini belirterek, bunun BM Şartı ve uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu söyledi.

“Güney Amerika bir barış bölgesidir” diyerek, Venezuela topraklarına yapılan bombalamaların ve Cumhurbaşkanının yakalanmasının “kabul edilemez bir sınırı aştığını” vurguladı. Uluslararası normların, çıkarlar veya ideolojiye dayalı hiçbir istisnaya izin vermediğini söyledi.

Etki alanlarına karşı uyarıda bulunan Danese, zayıflayan küresel yönetişimi rekor düzeydeki çatışmalar, artan insani ihtiyaçlar ve 2,7 trilyon dolara yaklaşan askeri harcamalarla ilişkilendirdi.

Şili temsilcisi

Şili temsilcisi, ABD’nin Venezuela’daki tek taraflı askeri müdahalesini kınayarak, Santiago’nun Maduro rejimini tanımadığını ancak “ciddi insan hakları ihlallerinin… askeri bir çözümü olmadığını” vurguladı.

Venezuela’daki krizin, halkın “meşru özlemleri” yoluyla, yani özgür seçimler ve vatandaş katılımıyla ele alınması gerektiğini söyledi.

Uluslararası destek ve örgütlü vatandaşlarla Şili’nin demokrasiyi yeniden kazanmasını hatırlatarak, Genel Sekreter ve Konsey’i durumun yatıştırılmasına yardımcı olmaya çağırdı.

Arjantin temsilcisi

Francisco Fabián Tropepi (Arjantin), Başkan Donald J. Trump’ın “kararlı eylemini” memnuniyetle karşıladı ve bunun milyonlarca Venezuelalıyı yoksulluğa sürükleyen ve yaklaşık 8 milyonunu kaçmaya zorlayan baskıyı sona erdirmeye yardımcı olabileceğini söyledi.

Venezuela’dan gelen uyuşturucu kaçakçılığının tüm bölgeye zarar verdiğine dikkat çeken Tropepi, Buenos Aires’in oradaki “özgürlük eksikliğini kesin bir dille kınadığını” belirtti.

Arjantin’in muhalif figürlere verdiği sığınma hakkını hatırlatan Tropepi, “kurumsal normalleşmeyi yeniden sağlamak” için barışçıl bir yola uluslararası destek çağrısında bulundu ve 2024’ten beri tutuklu bulunan bir Arjantin vatandaşının serbest bırakılmasını istedi.

Venezuela temsilcisi

Samuel Moncada (Venezuela), ülkesinin egemenliğinin yanı sıra “uluslararası hukukun güvenilirliğinin” ve Birleşmiş Milletler’in otoritesinin de tehlikede olduğunu söyledi.

Moncada, Venezuela’nın 3 Ocak’ta ABD tarafından “gayrimeşru bir silahlı saldırıya” maruz kaldığını, bunun hiçbir yasal gerekçesi olmadığını ve BM Şartı, Cenevre Sözleşmeleri ve egemen eşitlik ilkesinin açık bir ihlali olduğunu belirtti.

“Bir devlet başkanının kaçırılmasına” ve sivillere yönelik saldırılara müsamaha göstermenin “hukukun isteğe bağlı olduğu” anlamına geleceği uyarısında bulunan Moncada, saldırganlığın Venezuela’nın doğal kaynakları ve jeopolitik konumu tarafından yönlendirildiğini savundu.

İngiltere temsilcisi

James Kariuki (Birleşik Krallık), Maduro’nun eylemlerinin aşırı yoksulluk, şiddetli baskı ve temel hizmetlerin aksamasına yol açtığını ve tüm bölgeyi etkileyen bir yerinden edilme krizine neden olduğunu söyledi.

“Maduro’nun iktidar iddiası sahtekarlıktı,” diyen Kariuki, ülkesinin Venezuela halkının iradesini yansıtan meşru bir hükümete güvenli ve barışçıl bir geçiş görmek istediğini belirtti.

Ayrıca ülkesinin uluslararası hukuka ve Şart’ta yer alan ilkelere bağlılığını da yineledi. “Bu temeller, küresel barış, güvenlik ve hukukun üstünlüğünün korunması için elzemdir,” dedi.

Letonya temsilcisi

Sanita Pavļuta-Deslandes (Letonya), Bay Maduro rejiminin “kitlesel baskı, yolsuzluk ve uyuşturucu kaçakçılığı da dahil olmak üzere organize suçlara dayandığını ve bölgenin ve dünyanın güvenliği için ciddi bir tehdit oluşturduğunu” söyledi.

Rejim, Rusya Federasyonu’nun Ukrayna’ya yönelik saldırganlığına açık desteği de dahil olmak üzere, BM Şartı’nı defalarca ihlal etti ve uluslararası hukuku baltaladı.

Ülkesinin, Venezuela’da barışçıl, demokratik ve adil bir geçişi desteklemek için ortaklarıyla çalışmaya devam etmeye hazır olduğunu belirtti.

Panama temsilcisi

Eloy Alfaro de Alba (Panama), Venezuela’daki olayların bölgesel barış üzerindeki potansiyel etkileri nedeniyle üzücü olduğunu belirterek, yapıcı ve ileriye dönük bir yaklaşım çağrısında bulundu.

Ülkesinin çok taraflılığa, egemenliğe ve BM Şartı’na bağlılığını yeniden teyit eden Alfaro, Venezuela’daki krizin sürekli demokratik erozyondan kaynaklandığını ve gayrimeşru, otoriter bir rejim olarak nitelendirdiği rejimin tanınmasını reddettiğini söyledi.

Siyasi tutukluların derhal serbest bırakılmasını talep eden Alfaro, Panama da dahil olmak üzere bölgeyi etkileyen insani ve göçmenlik sorunlarına dikkat çekti ve Venezuela’nın 2024 seçimlerinde ifade edilen iradeyi yansıtan barışçıl, demokratik bir geçiş çağrısında bulundu.

Kolombiya temsilcisi

Kolombiya Dışişleri Bakanı Leonor Zalabata Torres, 3 Ocak olaylarını şiddetle kınayarak, BM Şartı’nın güç kullanımına yalnızca öz savunma gibi istisnai durumlarda izin verdiğini, başka bir devletin siyasi kontrolünü ele geçirmek için izin vermediğini vurguladı.

“Saldırıların” yol açtığı belirsizliğin, ev sahibi toplulukları desteklemek için önemli kaynaklar gerektirecek büyük bir göçmen akınına neden olabileceği konusunda uyardı.

Önleyici bir tedbir olarak, Kolombiya’nın sınır boyunca istikrarı korumak ve göçmenler de dahil olmak üzere potansiyel insani ihtiyaçları karşılamak için adımlar attığını söyledi.

STK temsilcisi konuşturuldu

Transparencia Venezuela’nın Kurucusu ve İcra Direktörü Mercedes De Freitas, Güvenlik Konseyi’ne yaptığı açıklamada, suç örgütlerinin Nicolás Maduro rejimiyle “ortak bir ilişki” içinde olduğunu ve uyuşturucu kaçakçılığı, gasp ve insan ticareti için devlet yapılarını kullandığını öne sürdü.

Yolsuzluğun kamu maliyesini tükettiğini, vatandaşları yetersiz hizmetler, gıda güvensizliği ve silahlı gruplar tarafından günlük gasp ile karşı karşıya bıraktığını savundu. “Birçok aile günde sadece bir öğün yemekle geçiniyor,” diye uyardı ve artan cezasızlığın baskıyı, işkenceyi ve tıbbi bakım eksikliğinden kaynaklanan ölümleri körüklediğini, bu vakaların Birleşmiş Milletler tarafından belgelendiğini sözlerine ekledi.

Hesap verebilirliğin sağlanması çağrısında bulunan De Freitas, “şeffaf bir devlet” kurulmasını ve tüm siyasi tutukluların serbest bırakılmasını istedi.

Jeffrey Sachs’ın konuşması

Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı Başkanı ve Columbia Üniversitesi Sürdürülebilir Kalkınma Merkezi Direktörü Jeffrey Sachs, bugün tartışılan meselenin Venezuela’nın karakteri olmadığını vurguladı.

“Mesele, herhangi bir Üye Devletin, güç, baskı veya ekonomik boğma yoluyla Venezuela’nın siyasi geleceğini belirleme veya işleri üzerinde kontrol uygulama hakkına sahip olup olmadığıdır,” dedi.

Konseyin, herhangi bir Devletin toprak bütünlüğüne veya siyasi bağımsızlığına karşı güç tehdidini veya kullanımını yasaklayan BM Şartı’nın 2. Maddesinin 4. Bölümünü destekleyip desteklemeyeceğine veya terk edip etmeyeceğine karar vermesi gerektiğini söyledi.

Konsey bugün 16.35’te ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırısının ardından Güvenlik Konseyi bugün “Uluslararası Barış ve Güvenliğe Yönelik Tehditler” gündem maddesi altında toplandı. Çin ve Rusya Federasyonu’nun desteğiyle Kolombiya, toplantıyı talep etmişti. Üye devletlerin temsilcilerinin konuşmalarından özetler, BM’nin internet sayfasından paylaşıldı.

BM Güvenlik Konseyi üyeleri:

Veto hakkına sahip olanlar: Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, Çin, Birleşik Krallık (İngiltere), Fransa

Veto hakkı olmayanlar (Her yıl 5 üye değişir): Danimarka (2025–2026), Yunanistan (2025–2026), Pakistan (2025–2026), Panama (2025–2026), Somali (2025–2026), 2026-2027 dönemi üyeleri: Bahreyn, Kolombiya, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Letonya, Liberya.

Venezuela’ya düzenlenen ABD saldırısını 8 devlet kınadı

Paylaş :

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *