İsrail’in uluslararası STK’ları yasaklama kararı üzerine, İngiltere’den İsrail’e, yardım kısıtlamalarını kaldır çağrısı yapıldı. Çağrıya İngiltere yanında Fransa, Kanada, Danimarka, Finlandiya, İzlanda, Japonya, Norveç, İsveç ve İsviçre imza attı. Almanya ve İtalya’nın çağrıda yer almaması normal karşılanırken, İspanya ve Belçika’nın neden imza atmadığı açıklanmadı.
İsrail’den uluslararası STK’lara 1 Ocak itibarıyla faaliyetlerini yasaklama tehdidi
İsrail, uygulamaya girecek yeni uluslararası sivil toplum kuruluşları (STK) yasası kapsamında ülkede kaydını yenilemeyen kuruluşların 1 Ocak itibarıyla faaliyetlerinin sonlanacağını, 1 Mart itibarıyla da ülkeyi terk etmeleri gerektiğini açıkladı.
İsrail Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre uygulamaya konulacak STK yasasıyla İsrail nezdinde kaydını yenilemeyen STK’ların faaliyetleri 1 Ocak itibarıyla durdurulacak. Yasa uyarınca ayrıca bu STK’ların 1 Mart itibarıyla da ülkeyi terk etmesi gerekecek.
İsrail söz konusu adımıyla “terörle bağlantılı şüpheli unsurların bu STK’ların çatısı altında faaliyet göstermelerinin önleneceğini” savunarak yasadan “Gazze’deki insani yardımların etkilenmeyeceğini” ileri sürdü.
Diaspora İşleri ve Antisemitizmle Mücadele Bakanlığı, Sınır Tanımayan Doktorlar’ın (MSF) bu yeni kayıt sürecini tamamlamadığını, kuruluşun fonlanması ve bazı çalışanlarıyla ilgili bilgi taleplerine yanıt vermediğini, bunun üzerine kuruluşa ihtar gönderildiğini açıkladı.
İsrail’in yeni yasal düzenlemesiyle MSF, Oxfam, Norveç Mülteci Konseyi (NRC), Caritas, CARE, International Rescue Committee (IRC) gibi 25’ten fazla yardım kuruluşunun faaliyetlerinin durdurulacağı aktarılıyor.
İsrail’in Mart 2025’te kabul ettiği yasaya göre, bölgede faaliyet gösteren yardım kuruluşlarının lisanslarını yenilemesi ve bunu yaparken de tüm Filistinli çalışanlarının kimlik bilgilerini “güvenlik soruşturması için” sunması isteniyor.
Uluslararası yardım kuruluşları ise İsrail’in bu listeleri, kişisel verilerin korunması prensibine aykırı şekilde keyfi kullanabileceği endişesini vurguluyor.
Filistin coğrafyasında faaliyet gösteren STK’ların bir araya geldiği çatı kuruluş AIDA, “işgalci güç konumundaki çatışmanın bir tarafının STK’ları incelemesinin insani faaliyetlerin tarafsızlığı ve bağımsızlığına etki edeceği” eleştirisinde bulundu.
Lisansları iptal edilen uluslararası yardım kuruluşları, İsrail ve İsrail işgali altındaki Doğu Kudüs’teki ofislerini kapatmak zorunda kalacak, Gazze’ye herhangi bir uluslarası uzman, doktor ya da insani yardım gönderemeyecek.
İsrail, Ekim 2023’te başladığı ve iki yıl süren saldırıları boyunca Gazze Şeridi’nde 500’den fazla insani yardım görevlisini öldürmüştü.
Yardımları üzerindeki kısıtlamaları kaldır çağrısı
İngiltere, Kanada, Danimarka, Finlandiya, Fransa, İzlanda, Japonya, Norveç, İsveç ve İsviçre dışişleri bakanları, Gazze’ye insani yardım konusunda ortak açıklama yaptı. Açıklamada, “Gazze’deki insani durumun yeniden kötüleşmesinden ve felaket boyutlarına ulaşmasından ciddi endişe duyuyoruz.” ifadesine yer verildi. Avrupa’da Filistin konusunda öne çıkan İspanya ve Belçika imza atmadığı gibi, Almanya ve İtalya da açıklamaya katılmadı.
Açıklamada ise, kış yaklaşırken, Gazze’deki sivillerin şiddetli yağışlar ve düşen sıcaklıklar nedeniyle korkunç koşullarla karşı karşıya kaldığı vurgulanarak 1,3 milyon kişinin hala acil barınma desteğine ihtiyaç duyduğunun altı çizildi.
Sağlık tesislerinin yarısından fazlasının sadece kısmen işlevsel olup, temel tıbbi ekipman ve malzeme sıkıntısı çektiği belirtilen açıklamada, sanitasyon altyapısının tamamen çökmesinin 740 bin kişiyi zehirli sel sularına maruz bıraktığı bildirildi.
Açıklamada, Birleşmiş Milletlere (BM) bağlı kuruluşların hazırladığı Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması’nın (IPC), ağustosta yayımladığı kıtlık raporlarından bu yana bazı iyileşmeler olsa da durumun hala umutsuz olduğunu gösteren son raporunu 19 Aralık’ta yayımladığı hatırlatıldı.
Açıklamada, “Gazze Şeridi’ndeki nüfusun çoğunluğu (1,6 milyon kişi) ciddi düzeyde gıda güvensizliği ile karşı karşıya. Ateşkesin ardından Gazze’ye giden yardım miktarı artmış olsa da insani yardım erişimine yönelik süregelen engeller nedeniyle yardımlar ciddi şekilde kısıtlanmaya devam ediyor.” ifadeleri yer aldı.
Gazze’deki sivillerin içinde bulunduğu zor duruma da odaklanmaya devam edileceğine işaret edilen açıklamada, bu nedenle İsrail hükümetinden bazı acil ve gerekli adımları atmasını talep edildi.
Açıklamada, ilk olarak, İsrail’in uluslararası sivil toplum kuruluşlarının (STK) Gazze’de sürdürülebilir ve öngörülebilir şekilde faaliyet gösterebilmesini sağlaması gerektiği vurgulanarak, yıl sonu yaklaşırken birçok köklü uluslararası STK ortağının, İsrail’in kısıtlayıcı yeni şartları nedeniyle “kayıtlarının silinme riskiyle karşı karşıya olduğuna” dikkat çekildi.
Kayıtların silinmesinin, uluslararası STK’lerin Gazze ve Batı Şeria’daki faaliyetlerinin 60 gün içinde zorla kapatılmasına neden olabileceği vurgulanan açıklamada, bu durumun, sağlık hizmetleri dahil temel hizmetlere erişimi ciddi şekilde etkileyeceği uyarısında bulunuldu.
Açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:
“Uluslararası STK’lerin faaliyetleri durdurulursa, Gazze’deki sağlık tesislerinin 3’te 1’i kapanacak. Uluslararası STK’ler insani yardım çalışmalarının ayrılmaz parçasıdır ve BM ve Filistinli kuruluşlarla işbirliği içinde her yıl Filistin genelinde yaklaşık 1 milyar dolarlık yardım sağlarlar. Bu kuruluşların faaliyetlerini engellemeye yönelik her türlü girişim kabul edilemez. Onlar olmadan, acil ihtiyaçların tamamını gerekli ölçekte karşılamak imkansız olacak.”
İsrail’in ikinci olarak, BM ve ortaklarının hayati önem taşıyan çalışmalarını sürdürebilmelerini sağlama yükümlülüğü olduğu belirtilen açıklamada, bunun, Gazze’nin tamamında yardımların tarafsız, bağımsız ve adil şekilde ulaştırılmasını sağlamak için çok önemli olduğu bildirildi. Açıklamada buna, milyonlarca Filistinli mülteciye sağlık ve eğitim gibi temel hizmetler sunan Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansının (UNRWA) da dahil olduğunun altı çizildi.
Açıklamada, üçüncü olarak, İsrail’in çift kullanımlı olduğu düşünülen ithalat üzerindeki makul olmayan kısıtlamaları kaldırması çağrısında bulunularak, buna acil olarak ihtiyaç duyulan tıbbi ve barınma ekipmanlarının da dahil olduğu kaydedildi. Kısıtlamaların, her sektörde temel tedarikleri engellediği, kritik altyapının rehabilitasyonunu ve onarımını önlediği belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Son olarak, sınır geçişleri açılmalı ve Gazze’ye insani yardım akışı artırılmalıdır. Allenby (işgal altındaki Batı Şeria ile Ürdün arasında bulunan Kral Hüseyin Köprüsü) Sınır Kapısı geçişinin kısmen açılmasını memnuniyetle karşılıyoruz, ancak Gazze’ye mal taşınması için diğer koridorlar kapalı kalmaya devam ediyor veya insani yardım için ciddi kısıtlamalar getiriliyor. Buna, Gazze Çatışmasını Sonlandıracak Kapsamlı Plan’da açıkça belirtilen Refah da dahildir. Bürokratik gümrük işlemleri ve kapsamlı kontroller gecikmelere neden olurken, ticari kargolar daha serbest şekilde giriş yapabilmektedir. Günde 250 BM kamyonu dahil haftada 4 bin 200 kamyon hedefi, bir tavan değil, bir taban olmalıdır. Hayati öneme sahip malzemelerin ihtiyaç duyulan büyük ölçekte giriş yapacağından emin olabilmemiz için bu sınırlar kaldırılmalıdır.”
Bu kısıtlamaların, uluslararası insani hukuk uyarınca ihtiyaç duyulan ölçekte yardımın ulaştırılmasını veya iyileştirme ve yeniden inşa çabalarını desteklemek için onarımların yapılmasını sınırladığının altı çizilen açıklamada, “Şimdi İsrail hükümetine insani yardım erişim kısıtlamalarını kaldırması ve Gazze Çatışmasını Sonlandıracak Kapsamlı Plan’ı uygulamaya koyması ve yerine getirmesi çağrısında bulunuyoruz. Bu, etkili insani yardım müdahalesi, başarılı bir iyileşme ve yeniden yapılanma ile kalıcı barış ve istikrar için gereklidir.” değerlendirmesinde bulunuldu.













Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *