Beyaz Saray’ın önünde muhabirlere konuşan ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack, Orta Doğu’nun meşru bir sosyopolitik bölge olduğu fikrini reddetti. Bunun yerine, Avrupalılar tarafından yapay olarak ulus-devletlere dönüştürülmüş bir kabile ve köy kümesi olduğunu söyledi.
Suudi Arabistan’ın Asharq News gazetesinin aktardığı röportajda Barrack, bölgedeki 100’den fazla etnik grubun kendi aralarında siyasi bir ittifak kurmasını beklemenin gerçekçi olmayacağını söyledi. Bölgeyi bugün rahatsız eden sorunların sorumlusu olarak Sykes-Picot Paktı’nı (1916) gösterdi.
Barrack’ın açıklaması, Donald Trump’ın İsrail ile Suriye arasında bir barış anlaşması arabuluculuğu yaptığı ve Gazze Şeridi’ndeki savaşı sona erdirmeye çalıştığı bir dönemde geldi.
Barrack ayrıca, İsrail ile Batı Asya ve Afrika ülkeleri arasındaki ilişkileri normalleştiren ve ilk kez imzalanan bir dizi anlaşma olan İbrahim Anlaşmaları’nın genişletilmesine başkanlık etmek istediğini de belirtti.
Barrack, Asharq News’e verdiği röportajda, bölgedeki ulus devletlerin 1916’da İngiliz ve Fransız diplomatlar tarafından yapay olarak oluşturulduğunu ve Orta Doğu diye bir bölgenin gerçekte bulunmadığını söyledi. “Orta Doğu diye bir şey yok. Bunu biliyorsunuz. Kabileler ve köyler var. Ulus devletler 1916’da İngilizler ve Fransızlar tarafından kuruldu. Sykes-Picot, ‘Tamam, Osmanlı İmparatorluğu’nu alıp etrafına düz çizgiler çizeceğiz ve bunlara ulus devletler diyeceğiz’ diyordu. Ama Orta Doğu böyle işlemiyor,” dedi.
Barrack, Avrupa’daki gibi ulus-devletler yerine, Ortadoğu olarak adlandırılan bölgede yaşamın önce birey, sonra aile, sonra köy, sonra kabile, sonra topluluk, sonra din ve en sonunda da bu ulusun ne olduğunun etrafında döndüğünü söyledi.
Barrack, bu nedenle bölgede 100’den fazla etnik grubun yaşadığı 27 farklı ulusun siyasi bir ittifaka sahip olmasının bir yanılsama olacağını söyledi.
Sykes-Picot Paktı neydi?
Sykes-Picot Paktı, Birleşik Krallık ve Fransa arasında 1916 yılında imzalanan gizli bir antlaşmaydı. Adını, baş müzakerecileri olan İngiliz diplomat Sir Mark Sykes ve Fransız diplomat Francois Georges-Picot’tan alıyordu.
I. Dünya Savaşı sırasında varılan anlaşmaya göre, İngiltere ve Fransa, Rusya ve İtalya’nın da onayıyla Osmanlı İmparatorluğu’nu kendi aralarında paylaştılar. Eski Osmanlı topraklarında doğrudan bölgeler, nüfuz alanları ve bazı uluslararası yönetim bölgeleri oluşturdular.
Birçok bilim insanı, Sykes-Picot paktını bölgedeki karışıklıkların, etnik şiddetin, savaşların ve süregelen istikrarsızlık ve gerginliklerin sorumlusu olarak görüyor. Sykes ve Picot’nun kağıt üzerinde yapay çizgiler çizdiğini ve etnik tutarsızlıktan bağımsız olarak yapay devletler kurduğunu, bunun da onlarca yıl sürecek şiddet ve gerginliğe yol açtığını söylüyorlar.
Bölgedeki devlet oluşumunu eleştirenler ise Irak, Lübnan ve Ürdün’ün sınırlarının ve etnik yapısının istikrarsızlık yarattığını ileri sürmüşlerdir. Ancak bu düşüncenin eleştirmenleri, bölgedeki gerginliklerin suçunu tamamen Sykes-Picot Paktı’na yüklemenin, tarihsel ve güncel süreçleri aşırı basitleştirdiğini ve etnik çeşitliliğe tahammül edemeyen, Hüseyin gibi soykırım kampanyaları yürüten veya Suriye’deki eski Esad hanedanlığı gibi en ufak bir muhalif kesime bile acımasızca davranan bu ülkelerin modern liderlerine temiz bir sayfa açtığını söylüyorlar.
Sykes-Picot Paktı’nın kusurlu olduğunu, ancak her şeyi ona yüklemenin, bölge yöneticilerinin onlarca yıldır yaşadıkları siyasi başarısızlıkların karmaşıklığını ve diğer etnik gruplara karşı besledikleri hoşgörüsüzlüğü aşırı basitleştirdiğini ve görmezden geldiğini belirtiyorlar.
Kaynak: FirstPost
Lübnanlı analistler: Barrack Lübnan’ı iç savaşa sürüklemeye çalışıyor













Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *