‘ABD, diğer devletlerin siyasi iradesini bastırıyor’

‘ABD, diğer devletlerin siyasi iradesini bastırıyor’

Kore savaşında kullanılan “Barış için Birleşme” kararının ABD’nin Rusya vetosunu aşması için ihtiyaç duyduğundan çıkarıldığını, Koruma Sorumluluğu’nun da Kaddafi’ye karşı NATO müdahalesi için yine ABD tarafından çıkarıldığını belirten Prof. Noura Erakat, Gazze için bu uygulamaların ABD’ye rağmen işletilemeyeceğini belirtti.

Rutgers Üniversitesi Öğretim Üyesi Profesör Noura Erakat, İrlanda Cumhurbaşkanı Michael Higgins’in Gazze için koruma sorumluluğu çağrısına ilişkin olarak, bu önerilerin “Filistinlileri kurtarmak için değil, üçüncü taraf devletlerin uluslararası hukuk yükümlülüklerini yerine getirmek ve devam eden soykırıma suç ortaklığını sona erdirmek için” olduğunu vurguladı.

Erakat, temel engelin ABD’nin süper güç olarak uyguladığı baskı olduğunu söyleyerek, “ABD, yasal mekanizmaların yanı sıra ekonomik, askeri ve ticari boykot gibi yaptırım gücünü kullanarak harekete geçme imkanı, yetkisi ve görevi olan diğer devletlerin siyasi iradesini bastırıyor.” ifadesini kullandı.

Güvenlik Konseyi’nde 14’e karşı 1 oy oranının (ABD’nin vetosu) durumu net şekilde gösterdiğine işaret eden Erakat, “Barış için Birleşme” kararının Kore Savaşı sırasında Rusya’nın vetosunu aşmak için ABD’nin öncülüğünde geliştirildiğini hatırlattı.

Koruma sorumluluğu konusunda uyarıda bulunan Erakat, bunun 2000’li yılların başında ortaya çıkan bir norm olduğunu ve Libya’da Muammer Kaddafi’ye karşı NATO müdahalesinde kullanıldığını aktardı.

Erakat, başlangıçta sadece Libya’nın doğusundaki protestocuları korumak amacıyla başlayan müdahalenin daha sonra Kaddafi’yi devirmek için genişletildiğini kaydederek, “Koruma sorumluluğu büyük eleştiri konusu çünkü Libya’da gördüğümüz gibi sadece Batılı güçler tarafından liberal değerler uğruna yapılan bir müdahale görüntüsü veren ama aynı zamanda başka politika arzularını içinde barındıran bir Truva atı gibi kullanıldı.” dedi.

Profesör Erakat, yasal gerekçe eksikliğinin sorun olmadığını dile getirerek, “‘Barış için Birleşme’ ya da koruma sorumluluğu kararları çıkmasa da İsrail’in devam eden soykırımı nedeniyle istikrarsızlaştırılan, saldırıya uğrayan Orta Doğu devletleri, kolektif meşru müdafaa hakkını kullanabilir.” şeklinde konuştu.

BM Şartı’nda kuvvet kullanma yasağının sadece iki istisnası olduğunun altını çizen Erakat, “Bunlar, silahlı saldırı altındaki devletin kendini savunmasına imkan veren ‘bireysel meşru müdafaa’ veya birden fazla devletin söz konusu saldırıya karşı ortaklaşa yaptıkları ‘kolektif meşru müdafaa’dır. Lübnan, Suriye ve Ürdün gibi Filistin’i çevreleyen bölgedeki devletlerin kolektif meşru müdafaa haklarını kullanarak İsrail’e karşı askeri müdahale düzenleme hakkı var.” ifadelerini kullandı.

Paylaş :

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *