İtalya, Portekiz ve Belçika’da yoğun katılımlı eylemler

İtalya, Portekiz ve Belçika’da yoğun katılımlı eylemler

İspanya’da konut krizi ile, Fransa’da öğrencilerin eğitimdeki sorunlar gerekçesiyle başlattığı ve uzun zamandır devam eden eylemlere, İtalya’da Meloni karşıtı, Portekiz’de yüksek kiralar ve hayat pahalılığı, Belçika’da ise eğitim politikalarına ve bütçe kesintilerine karşı geniş protestolar eklendi.

İtalya eylemleri

Ülkenin kuzeyindeki Milano, Bologna ve Torino kentlerinde 17 Ekim Cumartesi günü olaylı protesto gösterilerine sahne oldu.

İtalyan ANSA ajansının haberine göre, dün hayat pahalılığına karşı “İtalya meydanlara” çağrısıyla binlerce kişi sokağa çıktı. Özellikle Milano, Torino, Bologna’da şiddet olaylarına dönüşen gösterilerde 28 kişi gözaltına alındı. Haberde, bu kişilerden 12’sinin reşit olmayan gençler, 6’sının da yabancı uyruklu olduğu belirtildi.

Ayrıca ülke genelindeki protestolarda şiddet olaylarına başlamasına vesile oldukları aktarılan 197 kişinin de kimliklerinin tespit edildiği kaydedildi.

Milano ve Bologna kentlerinde bazı mağazaların vitrinlerinin kırıldığı, bazılarının yağmalanmaya çalışıldığı, çöp kutularının ateşe verildiği şiddet olaylarında iki şehirde tahmini en az 500’er bin avro olmak üzere toplamda 1 milyon avroluk maddi hasar oluştuğu ifade edildi.

Çıkan olaylarda 141’i güvenlik görevlisi, 20’si gösterici olmak üzere en az 161 kişinin yaralandığı bildirildi.

Cumartesi günü protesto gösterilerinde savaş alanına dönen Milano’da ertesi gün de bazı gençlerin yine Duomo Meydanı ve etrafında 10’arlı ve 20’şerli gruplar halinde toplanması üzerine güvenlik güçlerinin meydanda ek önlemler aldığı öğrenildi.

Göstericilerle güvenlik güçleri arasında özellikle Via Torino Caddesi’nde zaman zaman tansiyonun yükseldiği ve yer yer kovalamacaların yaşandığı, bazı göstericilerin taş, ses bombası attığı kaydedildi.

Yüzlerini kapatan bazı göstericilerin caddedeki bazı mağazaların vitrinlerini kırdıkları, restoranların masalarını sokaklara bariyer yapmak için kullandıkları ve bazı mağazaların da yağmalandığı basına yansıdı.

Milano’daki olaylar siyasette polemik başlattı

Milano Belediye Başkanı Giuseppe Sala, dünkü olayları değerlendirirken, “Özellikle Duomo Meydanı’nda, çok sayıda aşırı şiddet yanlısı protestocu ve az sayıda polis memuru vardı. Emniyet Müdürüyle hiçbir sorunum yok, aksine her gün birlikte çalıştığım bir kişi, ancak durumun hafife alındığı ve Milano polis merkezindeki mevcut güçlerin yetersiz olduğu izlenimine sahibim.” dedi.

Sala’nın bu çıkışına İtalya İçişleri Bakanı Matteo Piantedosi, yanıt vererek, “Milano Belediye Başkanı, Duomo Meydanı’ndaki çok sayıda şiddet yanlısı protestocuyla başa çıkmak için sayıca yetersiz olan polis gücünü doğrudan suçladı. Bu, şiddet eylemlerini bir ayrım yapmadan kınayamayan, her zaman devletin ve temsilcilerinin sözde sorumluluklarına odaklanmayı tercih eden belirli radikal şık solun olağan doğal ve içgüdüsel refleksidir.” ifadelerini kullandı.

Bu arada, Başbakan Giorgia Meloni’nin son günlerde yaşanan olaylar doğrultusunda kamu güvenliğiyle ilgili birimleri toplantıya çağırdığı basına yansıdı.

Portekiz eylemleri

Fransa’da hayat pahalılığına karşı düzenlenen kitlesel gösterilerin, protestocular ile çevik kuvvet polisi arasında çıkan çatışmaların ardından şiddet olaylarına sahne olduğu bir dönemde Portekiz’de benzer gelişmeler Cumartesi günü yaşandı.

Euronews’un aktardığına göre, Avrupa genelinde hayat pahalılığına karşı protestolar sürerken, Portekiz’de konut hakkı savunucuları da cumartesi günü CGTP sendikalar konfederasyonuna bağlı sendikaların düzenlediği gösterilere katılıyor. Porto, Coimbra ve Lizbon’da düzenlenmesi planlanan eylemlerde ücretlerin artırılması, emekli maaşlarının iyileştirilmesi ve kamu hizmetlerinin güçlendirilmesi talep ediliyor.

Avrupa’nın büyük bölümünü etkileyen hayat pahalılığı krizi; artan fiyatlar, yükselen akaryakıt maliyetleri ve uygun fiyatlı konut sıkıntısıyla derinleşiyor. Binlerce kişi, taleplerini duyurmak için sokaklara çıkıyor.

CGTP’den bir sözcü, cumartesi sabahı Coimbra’da SICN’e yaptığı açıklamada, “Hayat pahalılığı, konut ve akaryakıt fiyatlarındaki artış karşısında temel ihtiyaç maddelerinden oluşan bir alışveriş sepeti bile fahiş fiyatlara ulaştı,” dedi.

Porto’daki yürüyüş, yerel saatle 10.30 civarında Praça da Batalha Meydanı’ndan başladı. Gösterinin, hafta boyunca konut krizine karşı protestoların düzenlendiği Praça D. João I Meydanı’nda sona ermesi planlanıyor.

Kentteki protestonun organizatörlerinden Pedro Manuel, cuma günü yaptığı açıklamada, herhangi bir siyasi partiden bağımsız biçimde yurttaşların desteğiyle halk meclisi çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi.

Manuel, “Farklı gruplardan insanlar aramıza katılıyor ancak bu grupların hiçbirine kurumsal olarak bağlı değiliz. Bu tepki, yetkinin kötüye kullanılmasının bir sonucu ve ‘Bu kriz artık yeter’ demenin bir yolu,” diye konuştu.

Sol Blok Partisi’nden José Manuel Pureza ise Associated Press’e yaptığı açıklamada, bazı çevrelerin protestocuları başka konuları tartışmaya çekmek istediğini belirtti.

Pureza, “Ancak insanların tartışılmasını istediği konu, herkes için konut hakkı,” dedi.

Kiraların giderek yükselmesi nedeniyle zorlananlara ve konut kredisi ödemelerini aile bütçesine sığdırmakta güçlük çekenlere dikkat çeken Pureza, “Bizim konuştuğumuz konu bu. İnsanlar bu nedenle protesto ediyor. Her zaman barışçıl biçimde, her zaman barışçıl biçimde,” ifadelerini kullandı.

Coimbra’daki gösteri, Portugal dos Pequenitos’un önünde başladı. Yürüyüşün, belediye binasının bulunduğu Praça 8 de Maio Meydanı’nda sona ermesi bekleniyor.

Başkent Lizbon’da ise yerel saatle 14.30’da başlayacak yürüyüşe binlerce kişinin katılması bekleniyor. Cais do Sodré’den başlayacak gösteri, Rossio Meydanı’nda sona erecek. Ancak Lizbon Belediye Başkanı, protestoları “haklı bir dava” olarak gördüğünü belirtirken, gösterilerin “yasalara uygun şekilde” düzenlenmesi gerektiği uyarısında bulundu.

CGTP Genel Sekreteri Tiago Oliveira, Lusa haber ajansına yaptığı açıklamada, gösterilerin konut fiyatlarında ve hayat pahalılığında yaşanan “çok sert artış” nedeniyle düzenlendiğini söyledi.

Oliveira, kamu hizmetlerinde giderek artan “bozulmaya” da dikkat çekerek, gösterilerin vatandaşlara “hükümetin politikalarına karşı mücadele etme” fırsatı sunduğunu ifade etti.

Belçika eylemleri

Başkent Brüksel’de gösteriye izin verilmemesine rağmen aralarında sendika üyeleri ve öğretmenlerin de bulunduğu yüzlerce genç, sabah saatlerinde Merkez Tren İstasyonu’nda toplanarak yürüyüşe geçti.

Polisin defalarca engellediği yürüyüşler sırasında bazı göstericiler, şantiye bariyerlerini kullanarak topluca polise doğru ilerledi ve çeşitli cisimler attı.

Polis, göz yaşartıcı gaz ve tazyikli suyla göstericileri geri püskürttü.

Günün ilerleyen saatlerinde kentin farklı bölgelerine yayılan olaylar, akşam saatlerinde kent merkezindeki Borsa Meydanı ve çevresinde devam etti.

Saat 17.00 sıralarında durumun kısmen sakinleşmesinin ardından meydanda toplanan kalabalık, polis karşıtı sloganlar attı. Akşam saatlerinde polisle göstericiler arasında yeniden çatışmalar çıktı.

Polis, göstericilere defalarca göz yaşartıcı gaz ve tazyikli suyla müdahale ederken sivil polis ekipleri de kalabalığın arasından bazı kişileri gözaltına aldı. Olaylarda birkaç kişinin yaralandığı öğrenildi.

Belçika İçişleri Bakanı Bernard Quintin, olayları kınayarak gösterilerin şiddet olaylarına dönüştüğünü belirtti. Quintin, “Bu artık bir protesto eylemi değil. Bu, toplumumuzu istikrarsızlaştırmak amacıyla düzenlenen ve tekrarlanan düpedüz şiddettir.” ifadesini kullandı.

Federal polisin yerel polise destek verdiğini aktaran Quintin, kamu düzeninin yeniden sağlanması için gerekli tüm imkanların kullanılacağını kaydetti.

Resmi haber ajansı Belga’ya göre, öğleden sonra Merkez İstasyonu ve Marolles semtine yayılan olaylarda göstericiler, Sosyalist Parti’nin (PS) binasına saldırarak camlarını kırdı.

Göstericiler, kent merkezinde çöp konteynerini, Marolles’te üç otomobili ateşe verirken, Anderlecht ilçesine geçen bazı göstericiler paylaşımlı bisiklet ve skuterlerle barikatlar kurdu. Bu araçlar daha sonra ateşe verildi.

Olaylar nedeniyle toplu ulaşımda da aksamalar yaşandı. Brüksel Toplu Taşıma Şirketi’nden (STIB) yapılan açıklamada, polisin talebi üzerine bazı istasyonların tamamen, bazılarının ise kısmen ulaşıma kapatıldığı ifade edildi. Bazı otobüs ve tramvay hatlarında da seferler durduruldu.

Liege’de de eğitim politikaları ve bütçe kesintilerine karşı protesto düzenlendi.

Guillemins Tren İstasyonu önünde yerel saatle 10.00 sıralarında toplanan, çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu 200 ila 250 kişilik grup, eğitim alanındaki kemer sıkma politikalarına tepki gösterdi.

Saat 11.00 sıralarında kent merkezine doğru yürüyüşe geçen göstericiler, oturma eylemi yaparak otobüs seferlerini engelledi.

Göstericiler, saat 13.15 sıralarında bir otoyol bağlantısı da dahil olmak üzere çeşitli yolları trafiğe kapattı. Bazı göstericilerin yol bariyerlerini taşıyarak barikat kurmaya çalışmasının ardından polis kalabalığı dağıttı.

Polis, göstericilere tazyikli suyla müdahale ederken çevrede toplanan kişiler, “Arkadaşlarımızı serbest bırakın” sloganları attı.

Fransa’da eğitim koşullarına tepki olarak başlayan öğrenci protestoları, 1 Ekim’de Belçika’da Fransızca konuşulan kesime de yayılmıştı.

Kamu düzeninin bozulduğu gösterilerde çok sayıda kişi gözaltına alınmış, bazıları tutuklanmıştı.

Paylaş :

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *