Atina’da düzenlenen dev protestolara rağmen ABD Dışişleri Bakanı, Yunan yetkililerle görüşmelerde bulundu. Rubio’nun görüştüğü Yunanistan Dışişleri Bakanı, uygun şartlar olursa Hürmüz’deki ‘operasyona’ katılabileceklerini söyledi. Rubio da Yunanistan için “harika bir müttefik” ifadesini kullandı.
Bölgesel sorunlar, enerji, teknoloji, askeri yatırımlar, ticaret vb. konularda görüşmeler yapacağı belirtilen Rubio’yu protesto etmek için salı akşamı başkent Atina’da iki ayrı gösteri düzenlendi.
Tüm İşçiler Mücadele Cephesi (PAME) ve Barış Derneği tarafından alınan karar doğrultusunda Meclisin bulunduğu Sintagma Meydanı’nda bir araya geldi. Bazı sendika şubeleriyle sol örgüt ve kuruluşların çağrısıyla toplananlar ise Atina Üniversitesinin bulunduğu Propilya Meydanında protesto gösterisi düzenledi. Her iki gösteriye katılan binlerce kişi ABD’yi ve iş birlikçisi Yunan hükümetini protesto etti.
Evrensel gazetesinin aktardığına göre, gösterinin yapılacağı alanlarda trafik akışını durduran ve yoğun önlemler alan polise rağmen oldukça kitlesel geçen gösterilerde “ABD, NATO, AB teröristtir”, “Emperyalistler halkların kanıyla yeni sınırlar çiziyor”, “Halkların katillerine ne toprak ne su”, “Savaşlar, cuntalar, katliamlar işte NATO’nun tarihi bunlar” sloganları atıldı.
Polisin Meclisin önünde bulunan caddeyi çevik kuvvet otobüsleri ve barikatlarla kapatarak ABD ve İsrail konsolosluğuna gidişi engellemesi nedeniyle arbedeler yaşandı. Polis kitleye çok sayıda gaz bombası atarken, PAME’ye bağlı bir grup işçi barikatları aşarak ABD konsolosluğunun karşısına pankart asmayı başardı. Göstericiler meclisin bulunduğu alandan ayrılmayarak eyleme devam etti.
Bu arada Selanik kentinde de kitlesel protesto gösterileri yapıldı.
Yunan basını Rubio’nun ziyaretini nasıl yorumladı?
Yunan basınında çıkan yorumlarda imzalanacak anlaşmalarla Yunanistan’ın, Güneydoğu Avrupa’da ve Doğu Akdeniz’de rolünün artacağı, güvenlik ve istikrar alanında bölgesel güç olacağı ileri sürülüyor. ABD Dışişleri Bakanı Rubio’nun ise gündeminde Türkiye’ye ziyaretin de olmaması “Yunan diplomasisinin başarısı” olarak gösteriliyor. Ayrıca Amerika’nın Yunanistan, Kıbrıs ve İsrail ittifakına tam destek vermesinin Erdoğan hükümetini rahatsız ettiği de vurgulanıyor.
Bakanlardan ortak basın toplantısı
Bakan Yerapetritis, ABD-Yunanistan Stratejik Diyaloğunun 6’ncı turu vesilesiyle başkent Atina’da bulunan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile yaptıkları ikili görüşmenin ardından ortak basın toplantısında konuştu.
AA’nın haberine göre, Yerapetritis, görüşmede, savunma işbirliği, enerji, bölgesel gelişmeler, ikili ilişkiler gibi konuların ele alındığını kaydetti. Rubio’nun Atina ziyaretinin uluslararası alanda istikrarsızlıkların yoğun olduğu bir döneme denk geldiğine dikkati çeken Yerapetritis, Yunanistan’ın ABD ile stratejik ilişkisini derinleştirmek istediğini dile getirdi.
Görüşmede, ABD enerji şirketlerinin Yunanistan’daki faaliyetlerinin de ele alındığını aktaran Yerapetritis, iki ülkenin savunma alanındaki işbirliğinin temelini ise Karşılıklı Savunma İşbirliği Anlaşması’nın oluşturduğunu ifade etti.
Yerapetritis, Girit Adası’ndaki Suda Üssü ile Dedeağaç’ın ABD’nin bölgedeki stratejik varlığı açısından önemli olduğunu savunarak, Yunanistan’ın F-16 Viper tipi savaş uçaklarını modernize etmesinin ve F-35 uçaklarını envanterine katmasının iki ülke arasındaki savunma işbirliğine işaret ettiğini söyledi.
Bölgesel gelişmeler
Orta Doğu, Ukrayna ve Afrika’daki gelişmelerin de görüşmede ele alındığını aktaran Yerapetritis, Yunanistan’ın seyrüsefer serbestisine büyük önem verdiğini belirtti.
Yerapetritis, deniz ulaşımında yaşanabilecek engellemelerin, tedarik zincirinde sorun oluşturabileceğini ve hatta gıda krizine yol açabileceğini kaydetti.
Yunanistan’ın, NATO’nun öngördüğünün üzerinde savunma harcaması yaptığına dikkati çeken Yerapetritis, ülkesinin, Avrupa Birliği’nin (AB) deniz harekatlarına da katıldığını hatırlattı.
Yerapetritis, Hürmüz Boğazı içinse “Gerekli olursa, şartlar elverirse ve sürdürülebilir barış süreci olursa, Hürmüz Boğazı’nda gerekli deniz gücünü sağlamak için ABD ile işbirliği yapabiliriz.” dedi.
Yerapetritis, Yunanistan, İsrail, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve ABD arasındaki 3+1 formüllü işbirliğinin, enerji alanında işbirliği oluşumundan güçlü ve çok yönlü jeopolitik oluşuma evrildiğini ileri sürdü.
Yunanistan’ın İsrail ile stratejik ilişkisi olduğunu kaydeden Yerapetritis, Orta Doğu’ya ilişkin meselelerde bölgeye barış gelmesinin gerekliliği konusunda Rubio ile hemfikir olduklarını belirtti.
Gazze’deki barış sürecinde ikinci aşamaya geçilerek kalıcı barış sağlanması ve Gazze’nin yeniden yapılandırılması gerektiğini vurgulayan Yerapetritis, “BM Güvenlik Konseyi kararları doğrultusunda çözüm bulunmasına engel teşkil edecek şartlar doğuran Batı Şeria’daki eylemler son bulmalı.” dedi.
Yerapetritis, ABD’den getirilen sıvılaştırılmış doğal gazın (LNG) Yunanistan’daki terminaller üzerinden Balkanlar ve Orta Avrupa’ya ulaştırılmasını amaçlayan “Dikey Gaz Koridoru” projesine değinerek, ABD’li enerji şirketlerinin hidrokarbon araması alanında Yunanistan’a olan ilgisine de dikkati çekti.
Rubio da ortak basın toplantısında konuştu
ABD ve Yunanistan’ın dostluk, ortaklık ve ittifaka dayalı köklü bir geçmişi paylaştığını belirten Rubio, “Aslında bu tarihi ittifakın önemi, İran ile Hürmüz’de, Yemen ile Kızıldeniz’de veya Ukrayna-Rusya arasında yaşanan çatışmaların bir sonucu olarak günümüz dünyasında gördüğümüz istikrarsızlıkla daha da belirginleşmekte.” dedi.
Rubio, Yunanistan’ın “harika bir müttefik” olmaya devam etmesinden ve ortak bir anlayışı paylaşıyor olmasından dolayı minnettar olduklarını dile getirerek “Örneğin, üzerinde mutabık kaldığımız bir husus şudur. Avrupa ulusları, kıtalarının savunulmasında daha büyük bir yük üstlenmeli ve Yunanistan da tam olarak bunu yapmakta.” diye konuştu.
Yunanistan’ın sınır güvenliği, kitlesel göç ve suç örgütleriyle mücadele gibi konularda önemli bir müttefik olduğunu söyleyen Rubio, “Uluslarımıza yönelik bu ortak tehditlerle mücadele çabalarımızın bir parçası olarak, ilgili kolluk kuvvetlerimiz arasında terörle mücadelede bilgi paylaşımını güçlendirecek ortak bir güvenlik programı oluşturmaya yönelik yeni bir mutabakat zaptını duyurmaktan gurur duyuyoruz.” ifadelerini kullandı.
ABD’den getirilen sıvılaştırılmış doğal gazın (LNG) Yunanistan’daki terminaller üzerinden Balkanlar ve Orta Avrupa’ya ulaştırılmasını amaçlayan “Dikey Gaz Koridoru” projesine atıfta bulunan Rubio, LNG ithalatını artırarak bölgesel enerji güvenliği ile enerji altyapısını güçlendirecek yeni gaz ve elektrik bağlantı hatları inşa etmeyi hedeflediklerini belirtti.
‘Örnek bir Nato müttefiki’
Rubio, “Yunanistan, gerçek, güçlü ve örnek bir NATO müttefikidir. (Yunanistan) Yük paylaşımının önemini kavrayan bir ülke. Aynı zamanda askeri operasyonların ötesinde, tüm üye devletlerle kritik tehditlere yönelik birlikte çalışmaya istekli bir ülke.” değerlendirmesinde bulundu.
Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail ile elektrik hattı projesine ilişkin soruya verdiği yanıtta Rubio, güvenlik alanındaki işbirliğinin yanı sıra enerji güvenliğinin de ulusal güvenlikle bağlantılı olduğunu belirterek, dünyanın herhangi bir bölgesindeki enerji akışının kesilmesinin küresel ölçekte tehdit oluşturabileceğini ifade etti.
ABD’nin enerji arzına yönelik farklı güzergahların geliştirilmesini desteklediğine dikkati çeken Rubio, Yunanistan’ın bu alanda Washington için önemli bir ortak olduğunu söyledi.
ABD’nin söz konusu enerji projelerinin başarıya ulaşmasına ve Yunanistan ile enerji güvenliği alanındaki ortaklığına bağlılığını sürdürdüğünü kaydeden Rubio, bu ortaklığın iki ülkenin ulusal çıkarlarına hizmet ettiğini ve küresel güvenliğe katkı sağladığını dile getirdi.
İran’la ilgili iddialar
İran’a ilişkin de konuşmaya devam eden Rubio, “İran hiçbir zaman nükleer silaha sahip olmayacak, nokta. Başkan Donald Trump görevde olduğu sürece buna sahip olamayacaklar ve bu, bizim için kırmızı çizgidir.” dedi. Rubio, Tahran’ın geçmişte bu konuda anlaşmaya varmak için birçok fırsatı değerlendiremediğini öne sürdü.
İran’ın kendisini “dokunulmaz” hale getirecek ölçüde büyük bir konvansiyonel askeri kapasite oluşturmaya çalıştığını savunan Rubio, Tahran’ın füze ve insansız hava aracı (İHA) kapasitesini güçlendirerek nükleer programına yönelik olası müdahaleleri caydırmayı amaçladığını ileri sürdü. Rubio, İran’ın İHA programı ve üretim kapasitesi ile füze kapasitesinin yok edildiğini ve mevcut fırlatma sistemlerinin zayıflatıldığını savunarak, ülkenin bugün askeri açıdan geçmişe kıyasla çok daha güçsüz olduğunu belirtti.
İran’ın “ağır yaptırımlarla” karşı karşıya olduğunu söyleyen Rubio, bu ülkenin ekonomisinin “düşüş halinde” olduğunu savundu.
Hürmüz Boğazı’nın açık olduğunu ve buradan geçen petrol miktarının çatışma öncesindeki seviyelere yaklaştığını belirten Rubio, İran’ın Boğaz üzerindeki kontrolünü “tamamen kaybettiğini” ileri sürdü.
Rubio, İran yönetiminin kaynaklarını halkın yaşam koşullarını iyileştirmek yerine silahlı gruplara harcadığını öne sürdü.
Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *