Etiyopya siyaseti: İttifaklar ortak düşman üzerinden kuruluyor

Etiyopya siyaseti: İttifaklar ortak düşman üzerinden kuruluyor

Etiyopya’da Tigray Halk Kurtuluş Cephesi’nin (TPLF) havalimanlarını ele geçirmesiyle dikkatleri üstüne toplayan süreç, yalnızca bir iç savaşın yeniden alevlenmesi anlamına gelmiyor. Bu süreç, Afrika Boynuzu’nda keskinleşen bölgesel bloklaşmanın yeni cephesidir.

SETA Dış Politika Araştırmacısı Dr. Tunç Demirtaş, Etiyopya siyasetini ve yedi silahlı ve muhalif yapının Başbakan Abiy Ahmed’e karşı kurduğu ortak ittifakı şöyle değerlendirdi:

***

Etiyopya’nın kuzeyinde 23 Eylül sabahı yaşananlar, Kasım 2022’de imzalanan Pretoria Barış Anlaşması’nın fiilen çöktüğünü gösterdi. TPLF güçleri Mekelle, Aksum ve Şire havalimanlarının kontrolünü federal polisten aldı ve buradaki federal personeli alıkoydu. Etiyopya Havayolları bölgeye tüm uçuşları durdurdu. Çatışmalar kısa sürede Afar’daki Abala ve Erebti’ye, Güney Tigray ile Amhara sınırındaki Alamata ve Kobo çevresine taştı. Tigray yönetimi de “savunma savaşına” girdiğini ilan etti. Ancak havalimanları, hikayenin yalnızca görünen yüzü… Süreci doğru okumak için beş ayrı başlığa bakmak gerekiyor.

Asıl kırılma: Hayatta Kalma İttifakı

20 Eylül’de yedi silahlı ve muhalif yapı, “Etiyopya Halklarının Hayatta Kalma İttifakı” adıyla ortak bir cephe kurduğunu duyurdu. İttifakta TPLF, Amhara Fano Ulusal Hareketi, Oromo Kurtuluş Cephesi (OLA), Ogaden Ulusal Kurtuluş Cephesi (ONLF), Afar, Benishangul ve Gumuz hareketleri yer alıyor. Hedef Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed yönetimini devirmek ve kapsayıcı bir geçiş hükümeti kurmak olarak görülüyor. İttifak üyeleri, ülkenin on iki bölgesel devletinin yarısında faaliyet gösteriyor.

İttifakın kuruluş bildirisini Tigray televizyonunda Fano lideri Zemene Kassie okudu. Bu ayrıntı, ittifakın belki de en çarpıcı yönü. Fano, 2020-2022 savaşında Abiy Ahmed’in en önemli müttefiklerinden biriydi; Amhara güçleriyle birlikte federal ordunun yanında TPLF’ye karşı savaştı ve Batı Tigray’ın kontrolünü ele geçirdi. Ancak 2023’te federal hükümetin bölgesel özel kuvvetleri dağıtma kararı bu ittifakı kopardı ve Fano, Abiy’ye karşı silahlı isyana başladı. Bugün dünün müttefiki, dünün düşmanıyla aynı cephede. Bu dönüşüm iki açıdan kritik. Birincisi, Abiy’yi 2020’de zafere taşıyan koalisyonun önemli bir ayağı artık karşı safta. Addis Ababa hükümetinin muhalefetin arkasında gördüğü Eritre de hesaba katıldığında, dünün müttefikleri bugün artık karşı cephede yer alıyor. İkincisi, Amhara ile Tigray arasındaki derin husumet, en azından şimdilik, ortak düşman karşısında askıya alınmış görünüyor. Bu durum, federal ordunun Tigray-Amhara hattında hem kuzeyden hem güneyden baskıyla karşılaşması anlamına geliyor. Etiyopya siyasetinin temel bir gerçeği bir kez daha görünür hale geliyor; ittifaklar ortak bir gelecek tasavvurundan çok ortak bir düşman üzerinden kuruluyor.

Savaşı kim başlattı?

Savaşı kimin başlattığı hususunda iki keskin anlatı var. Addis Ababa hükümeti, TPLF’nin Afar ve Amhara’daki federal mevzilere topyekun saldırı başlattığını söylüyor. Mekelle ise federal güçlerin İHA, savaş uçağı ve topçu bombardımanının ardından kara harekatına geçtiğini savunuyor. Henüz iki anlatı da doğrulanmış değil. Sahadan gelen kayıp ve toprak kontrolü iddialarına da aynı temkinle yaklaşmak gerekiyor.

Öte yandan bu savaş bir gecede başlamadı. Kırılmanın arka planı aylardır birikiyordu. TPLF mayısta barış anlaşmasıyla kurulan geçici yönetimi devre dışı bıraktı. 1 Ağustos’ta Sudan sınırındaki Shererina’da ağır silahların kullanıldığı çatışmalar yaşandı. Ardından Mekelle çevresine kadar uzanan İHA saldırıları meydana geldi. Muhalefetin boykot ettiği haziran seçimleri de meşruiyet tartışmasını derinleştirdi.

Sahadaki iki hat ayrıca önemli. Amhara’da Fano’nun, başkenti kuzeye bağlayan Dessie-Woldiya kara yolunu kesmeye çalıştığı, sahadan gelen bilgiler arasında. Afar’da ise Tigray güçlerinin yerel bir silahlı grupla birlikte savaştığı aktarılıyor. Addis Ababa’nın Assab’a erişim hedefi nedeniyle Afar, aynı zamanda Eritre ile olası bir savaşın geçiş koridoru konumunda.

Bölgesel boyut: Sudan’dan Nil’e, Kızıldeniz’e

Etiyopya’nın Benishangul-Gumuz’da Sudan’da devletin egemenliği ve toprak bütünlüğüne zarar vermek için faaliyet gösteren Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) milisleri için eğitim kampı barındırdığını ortaya koyan göstergeler mevcut. Yale Üniversitesinin uydu analizleri de bu bulguları destekliyor. Addis Ababa hükümeti ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) bulguları reddediyor olsa da tablo artık iddia düzeyini aşmış durumda. Nitekim komşusunun savaşına alan açan ülke, kendi kırılganlığını da büyütmüş oldu.

Olayların zamanlaması da dikkati çekici. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) 18 Eylül’de Eritre ordusu ve iktidar partisine yönelik yaptırımları kaldırdı. İki gün sonra ittifak kuruldu, beş gün sonra çatışmalar başladı. Addis Ababa ittifakın arkasında Eritre finansmanı görüyor, ancak Eritre bunu reddediyor. Bununla birlikte bu durumun Asmara’nın hareket alanını genişlettiği açıktır.

Denklemin bir diğer kritik aktörü ise Mısır. Etiyopya hükümetinin Sudan sınırına yakın Mavi Nil üzerinde inşa ettiği Rönesans Barajı’nın açılması ve Addis Ababa’nın Nil üzerinde yeni barajlar planlaması, Kahire için meseleyi varoluşsal bir su sorunu haline getirdi. Mısır, Eritre ile ittifakını derinleştirdi, 2024’te Somali ile güvenlik anlaşması imzaladı ve Eritre-Suudi Arabistan yakınlaşmasını kolaylaştırdı. Zayıflayan bir Addis Ababa, Nil müzakerelerinde Kahire’nin elini güçlendirir. Ancak Etiyopya’nın kontrolsüz çözülmesi; mülteci akınları ve baraj güvenliği üzerinden Mısır’ı da doğrudan etkiler. O nedenle bu süreç, var olan insani krizlerin üzerine yenilerini ekleyebilecek çok hassas bir denklemde ilerliyor.

Öte yandan genel tablo keskin bir bloklaşmaya işaret ediyor. Bir yanda BAE-Etiyopya iş birliği ve Aralık 2025’te Somaliland’i tanıyan İsrail’in bölgeyi istikrarsızlaştırması bulunuyor. Diğer yanda ise Mısır, Eritre ve Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz hesapları duruyor.

Abiy hükümetinin geleceği

Abiy Ahmed yönetiminin akıbetini söylemek için henüz erken. TPLF ağır silahlarının büyük bölümünü 2022’de kaybetti. Federal hava gücü ise sahada belirleyici. İttifakın içinde Batı Tigray gibi çözülmemiş toprak anlaşmazlıkları duruyor. OLA’nın sahaya ne ölçüde ineceği de belirsiz.

Gelecek haftalarda üç gösterge belirleyici olacaktır: İlk olarak Raya-Alamata-Kobo hattı ile Dessie-Woldiya karayolundaki çatışmaların seyri, ikinci olarak OLA’nın Oromia’da yeni bir cephe açıp açmayacağı, üçüncü olarak ise Eritre’nin açık bir askeri müdahalede bulunup bulunmayacağı.

Üçüncü seçenek gerçekleşirse çatışmalar iç savaştan ziyade bölgesel bir boyut kazanabilir. Ancak asıl mesele, ülke içindeki silahlı çatışmaların komşu devletlerin güvenlik politikalarıyla nasıl etkileşime gireceği ve bölgesel diplomatik mekanizmaların bu tırmanmayı sınırlandırıp sınırlandıramayacağıdır.

Paylaş :

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *