Raporda, ülkenin trafik sorununun ekonomik kayıplardan sürücü davranışlarına, trafik kültüründen denetim ve şehir planlamasına kadar çok boyutlu olduğu belirtildi.
Esenler Belediyesi Prof. Dr. Sadettin Ökten Şehir Düşünce Merkezi tarafından hazırlanan “Türkiye Trafik Durum Raporu”nda, ülkenin trafik sorununun ekonomik kayıplardan sürücü davranışlarına, trafik kültüründen denetim ve şehir planlamasına kadar çok boyutlu olduğu belirtildi.
Yaklaşık 3 bin kişinin katıldığı saha araştırmasıyla İstanbul, Ankara, Eskişehir ve Malatya’da trafik polisleri, sürücüler, sürücü kursu temsilcileri, zabıta görevlileri ve motokuryelerle gerçekleştirilen odak grup görüşmelerine dayanan raporda, İstanbul’daki trafik sıkışıklığının yıllık ekonomik maliyetine ve trafik yoğunluğunun yol açtığı zaman kaybına ilişkin veriler de ortaya konuldu.
Raporda, katılımcıların yüzde 55,5’inin yaşadığı bölgedeki en önemli trafik sorunları olarak sürücülerin dikkatsizliğini, kasıtlı kural ihlallerini ve trafik bilinci eksikliğini gösterdiği, yol kapasitesinin yetersizliği ve otopark sorununu belirtenlerin oranının yüzde 46,3 olduğu kaydedildi.
Çalışmada yer alan Ulaşım Uzmanı Dr. Fatih Gündoğan, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, raporun 6 kişilik bir ekip tarafından Prof. Dr. Mazhar Bağlı’nın öncülüğünde, ulaşım alanında uzman akademisyenlerle hazırlandığını söyledi.
Türkiye’nin farklı bölgelerinde benzer trafik sorunları yaşandığını belirten Gündoğan, büyük kentlerde sorunların daha yoğun görüldüğünü dile getirdi.
Trafikte yaşanan zaman kaybının çok yüksek olduğuna işaret eden Gündoğan, “İstanbullular kişi başına yaklaşık olarak 120 saat zaman kaybı yaşıyorlar. Bu çok büyük bir rakam. Bunun mali boyutları ise çok fazla.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de araç sayısındaki artışa dikkati çeken Gündoğan, yaklaşık 10 yıl önce 20 milyon civarında olan araç sayısının bugün 33 milyona çıktığını belirtti.
Ulaşımda 1000 kişiye düşen araç sayısının Türkiye’de yaklaşık 200, Avrupa’da 400, ABD’de ise 700 civarında olduğunu aktaran Gündoğan, “Eğer bizde Avrupa ortalaması gibi 1000 kişiye 400 araç düştüğünde İstanbul’daki araç sayımız 2 katına çıkacak demektir. Ve öyle bir trafikle karşılaşacağız demektir.” dedi.
Trafik kazalarının en önemli nedeninin sürücü davranışları olduğunu vurgulayan Gündoğan, altyapının da sürücü davranışlarını etkileyen önemli unsurlardan biri olduğunu söyledi.
Gündoğan, kavşak ağızlarına kadar park edilmesine izin verilmesi veya şeritlerin düzgün çizilmemesinin sürücülerin davranışlarını etkileyebileceğini belirterek, “Mümkün olduğunca altyapının çok temiz, çok berrak, levhalandırmasının düzgün bir şekilde yapılması gerekiyor ki sürücüleri bu anlamda bilinçlendirmiş olalım.” diye konuştu.
“Ailelere çok büyük iş düşüyor”
Trafik eğitimlerinin ilkokul seviyesinde başladığını anlatan Gündoğan, ailelerin rolüne dikkati çekti.
Ailelerin çocuklarına trafikte sabretme, sorumluluk, yayaya yol verme, yanlış yere park etmeme, hız yapmama ve emniyet kemeri kullanımı gibi konularda örnek olması gerektiğini ifade eden Gündoğan, “Bir çocuğun babasından gördüğü şeyin, öğretmeninden dinlediğinden daha etkili olduğunu düşünüyorum. O yüzden ailelere çok büyük iş düşüyor.” dedi.
Cezaların caydırıcılığına da değinen Gündoğan, sürücünün ihlal yaptığında ceza alacağından emin olması gerektiğini belirtti. Gündoğan ayrıca, trafik güvenliği konusunda kurumlar arasındaki koordinasyonun sağlanması için üst bir kurula ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Trafiğin maliyeti
Marmara Üniversitesi (MÜ) Teknoloji Fakültesi Otomotiv Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdullah Demir ise araştırmada öne çıkan iki bulgunun sürücü dikkatsizliği ve trafik bilinci eksikliği ile yol kapasitesi ve otopark sorunu olduğunu söyledi.
Demir, kadınların daha çok trafik kurallarına uyulmamasını ve sürücülerin dikkatsizliğini, erkeklerin ise yol kapasitesinin yetersizliğini öne çıkardığını aktardı.
İstanbul’daki trafik sıkışıklığının ekonomik maliyetinin de çok büyük olduğunu dile getiren Demir, şunları aktardı:
“Türkiye geneli için 50-60 milyar dolarlara varan bir seviye. İstanbul ölçeğinde bizim öngörümüz, tahminlerimiz, 10 milyar dolar düzeyinde bir maliyete sebep oluyor. Bunun aslında görünen tarafı trafikte kaldığınız süre. İkinci somut maliyet, yakıt tüketimi. Görünmeyenler bunlardan daha büyük. Sağlık sorunları, stres, verimlilik, çevresel bozulmalar, yani havanın bozulması, bir başka şey tedarik zincirindeki kopmalar, yani lojistikteki gecikmeler. Buralardaki maliyetlere koyduğumuzda 10 milyar dolarlık büyük bir maliyet olarak önümüze çıkıyor.”
Demir, 2024’te Türkiye’de trafik kazalarında yaklaşık 6 bin 400 kişinin, günde ortalama 17,5 kişinin hayatını kaybettiğini ifade ederek, 2025’te ölüm sayısının 6 bin 35’e düştüğünü söyledi.
Bu düşüşte araçlardaki güvenlik sistemleri, acil servislerin hızlı çalışması ve denetimlerin çeşitlendirilmesinin etkili olabileceğini belirten Demir, kaza sayısının ise azaltılamadığını kaydetti.
Demir, trafik sıkışıklığının yalnızca yoğun saatlerde oluşmadığını, sürücülerin istem dışı frenlemeleri, yanlış şerit değiştirmeleri ve takip mesafesine uymamalarının da trafik dalgalarına yol açabildiğini ifade etti.
“Motokuryelerin çok yoğun bir para kazanma baskısı yaşadığını düşünüyoruz”
Motokuryeler üzerine de çalıştıklarını belirten Demir, yüksek teslimat baskısı, güvencesiz çalışma şartları ile uygun park ve şerit düzenlemelerinin bulunmamasının motokuryeleri zaman zaman risk almaya zorladığını söyledi.
Demir, motokuryelerin baskı ve risk içerisinde olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:
“Motokuryelerin çok yoğun bir para kazanma baskısı yaşadığını düşünüyoruz. Bir kurye, ‘Biz canımızdan fedakarlık ediyoruz.’ ifadesini kullandı. Yani bu çok ağır bir ifade aslında. Candan fedakarlık yapılabilir mi? Son noktası bu. Bonus yani ekstra para kazanmak için kendilerini trafikte riske atıyorlar. Kuralları da ihlal ediyor, süratli de gidiyorlar. Canından da fedakarlık ediyor yani.”













Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *