Suudi Arabistan’ın talebiyle toplanan BM Güvenlik Konseyinde, Suudilerin Yemen’e saldırması için baskı yaptığı ABD’den alt düzey bir temsilci, Suudilerin destek verdiği devrik hükümeti desteklediklerini açıklamakla yetindi. Devrik Yemen hükümetinin sözcüsü ise, Ensarullah’ı ‘terör örgütü’ olarak niteleyerek uluslararası toplumdan yardım istedi.
ABD temsilcisinden Suudi Arabistan’a sözlü destek
BM Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) acil oturumunda konuşan ABD’nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilciliği Kıdemli Politika Danışmanı Morgan Ortagus, Yemen’deki durumun son 5 günde daha da kötüleştiğini, Ensarullah güçlerinin Kızıldeniz boyunca ilerleyerek bölgedeki varlıklarını genişlettiğini belirtti.
Ortagus, Husi saldırılarının siviller üzerinde ağır kayıplara yol açtığını ve bölgenin gıda ile temel insani yardım ithalatında kritik rol oynayan liman altyapılarının da milyonlarca dolarlık zarara uğratıldığını ifade ederek, bölgede yaklaşık 100 bin Yemenlinin yerinden edildiğini ve çok sayıda sivilin yaşamını yitirdiğini aktardı.
ABD’nin seyrüsefer serbestliğini korumak için ortaklarıyla birlikte çalıştığını kaydeden Ortagus, “ABD, İran destekli Husi milislerine karşı mücadele eden Yemen’in meşru hükümetini desteklemektedir.” ifadesini kullandı.
Husilerin ABD’nin en az 20 yerel elçilik personeli ile 70’ten fazla yerel BM çalışanını haksız yere alıkoymaya devam ettiğini savunan Ortagus, “ABD, bu kişilerin derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılması çağrısında bulunmaktadır.” ifadesini kullandı.
Saldırıların uluslararası deniz taşımacılığı ile enerji güvenliğini de tehdit ettiğini dile getiren Ortagus, tankerlere düzenlenen saldırılarda en az 3 denizcinin öldüğünü, gemilere yönelik tehditlerin dünya genelinde ulaşım, sigorta, gıda, yakıt ve ilaç maliyetlerini tırmandırdığını bildirdi.
Husilerin bölgesel istikrarı baltalayan eylemleri olduğunu savunan Ortagus, 14 ve 15 Eylül’de Suudi Arabistan’ın çeşitli şehirlerine düzenlenen füze ve İHA saldırılarında 13 sivilin yaralandığını aktardı.
8 Eylül’deki saldırıda da 70’ten fazla kişinin yaralandığını ve kritik petrol tesislerinde yangın çıktığını hatırlatan Ortagus, “bu eylemlerin Suudi Arabistan’ın egemenliğinin ve sivil yaşamın açıkça ihlali olduğunu” belirtti.
Husilerden ilerlemelerini durdurmalarını, ele geçirdikleri bölgelerden çekilmelerini ve saldırılara son vermelerini talep ettiklerini anlatan Ortagus, şöyle dedi:
“İran İslam Cumhuriyeti’nden de Husi faaliyetlerine verdiği desteği kesmesini istiyoruz. Bu Konsey, Husileri silahlandırarak, finanse ederek ve yönlendirerek bu çatışmayı sürdüren İran’ın rolü konusunda net olmalıdır. Dış desteğin kesilmesi, Husi kapasitesinin ortadan kaldırılması için elzemdir.”
Ortagus, İran rejimini BMGK’nin silah ambargolarını ihlal etmekle suçlayarak, “İran rejimi, 2216 sayılı karar altındaki silah ambargosuna karşı gelmiş ve 2140 sayılı karar kapsamındaki yaptırım kararını baltalamıştır. Güvenlik Konseyi bu gerçeklere göz yumamaz.” değerlendirmesinde bulundu.
Devrik Yemen hükümeti sözcüsü: Dünyanın çıkarlarını savunuyoruz
Devrik Yemen hükümetinin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Abdullah Ali Fadhel Al Saadi, BM Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) Orta Doğu’daki durumu ele almak üzere düzenlenen acil oturumda konuştu.
Babulmendeb Boğazı’ndan geçen kargo ve enerji sevkiyatının küresel tedarik zincirlerinin merkezinde yer aldığını vurgulayan Al Saadi, “Buradan kaynaklanan tehdit, ticaret aksadığında ve enerji fiyatları yükseldiğinde geminin milliyetini veya faturayı ödeyecek devleti sormaz.” dedi.
Al Saadi, uluslararası toplumun deniz koridorlarını koruma sorumluluğuna dikkati çekerek “Bu Konsey’in gözden kaçırmaması gereken bir gerçek var. Yemen dünyadan kendisini savunmasını istemiyor. Yemen zaten dünyanın çıkarlarını savunuyor. Soru, dünyanın bu çıkarı korumanın ortak bir sorumluluk olduğunu kabul edip etmeyeceğidir. Babulmendeb ve Kızıldeniz’in güvenliği Yemen’i aşan bir sorumluluk.” ifadelerini kullandı.
Sorunun artık birkaç kilometrelik kıyı şeridinin kontrolü olmadığını dile getiren Al Saadi, dünyanın en önemli ticaret kapılarından birinin şantaj aracına dönüşmesine izin verilmemesi gerektiğini vurguladı.
Al Saadi, Husilere karşı kınama mesajlarının ötesine geçilmesi gerektiğini savunarak, “Bugün gerekli olan, milislerin Yemen topraklarını bir tehdit platformuna dönüştürmesini engelleyecek bir caydırıcılık sistemi kurmaktır. Caydırılmayan tehdit, kapsama alanını genişletir, bugün ödüllendirilen herhangi bir şantaj, yarın çok daha tehlikeli bir şekilde geri dönecektir. Bu tehlikenin oluşmasını bugün engellemek, yarın onunla mücadele etmeye çalışmaktan çok daha az maliyetli olacaktır.” dedi.
Yemen’de insani tabloya ve çocukların silah altına alınması konusuna da değinen Al Saadi, “Bir Yemenli çocuğun doğal yeri barikatlar ve mezarlıklar değil, ailesinin yanı ve okuldur.” dedi.
Al Saadi, konuşmasının sonunda BMGK’ye Husi tırmanışının, sivillerin, Suudi Arabistan’ın ve ticari gemilerin hedef alınmasının kınanması, tırmanıştan Husi milislerinin sorumlu tutulması ve meşru devlet ile terör örgütünü eşitleyen dilden kaçınılması, 2140, 2216 ve 2722 sayılı BMGK kararları uyarınca silahlara, teknolojiye ve finansman akışına yönelik ambargonun tam uygulanması, Yemen hükümetinin kıyılarda, limanlarda ve kara sularında egemenliğini sağlaması için kolluk kuvvetlerinin ve sahil güvenliğin desteklenmesi, yerinden edilmiş kişilerin ve bölgedeki toplulukların insani ihtiyaçlarına acilen yanıt verilmesi adımlarının atılması çağrısında bulundu.
BM temsilcisi Husileri ‘şiddetle’ kınadı
BM Orta Doğu, Asya ve Pasifik’ten Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Mohamed Khaled Khiari de oturumda yaptığı konuşmada, “Babulmendeb Boğazı’ndaki ve çevresindeki durum son günlerde giderek daha da istikrarsız bir hal almıştır.” dedi.
Yemen’de Husiler ve Yemen güçleri arasındaki çatışmaların sivillerin yerinden edilmesine ya da ölmesine yol açtığına işaret eden Khiari, “Tüm taraflara, sivilleri korumaları, uluslararası insani hukuka uymaları ve acil olarak ihtiyaç duyulan yardımın muhtaç topluluklara ulaşabilmesi için güvenli ve engelsiz insani yardım erişimini kolaylaştırmaları çağrısında bulunuyoruz.” ifadelerini kullandı. Khiari, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Suudi Arabistan’daki sivil ve enerji altyapısına yönelik Husi gruplarının sınır ötesi saldırılarını bir kez daha şiddetle kınıyoruz. Kızıldeniz ve Babulmendeb Boğazı’nda ve çevresinde seyrüsefer hakları ve özgürlükleri, uluslararası hukuka uygun olarak ve 2722 sayılı karar da dahil olmak üzere bu Konsey’in ilgili kararlarıyla tutarlı bir şekilde, herkes tarafından tam olarak yeniden tesis edilmeli ve bunlara saygı gösterilmelidir.”
Hürmüz Boğazı’ndaki istikrarsızlıktan da endişe duyduklarını belirten Khiari, “Uluslararası denizcilik koridorlarında, seyrüsefer hakları ve özgürlükleri tamamen sağlanmalı ve uluslararası hukuk uyarınca buna saygı duyulmalıdır.” dedi.
Khiari, Hürmüz Boğazı kapalı kaldıkça bunun küresel çaptaki bedellerinin de ağırlaştığını vurgulayarak, “Tüm taraflar, sivil gemileri, mürettebatı ve altyapıyı korumak için alabilecekleri her türlü önlemi almalıdır.” çağrısında bulundu.
Babulmendeb’deki gelişmelerin Yemen’deki gerginliğin daha fazla tırmanmadan sona erdirilmesinin önemine işaret ettiğini belirten Khiari, “Şu anda ihtiyaç duyulan şey, gerilimleri azaltan, daha fazla tırmanmayı önleyen ve seyrüsefer özgürlüğünü koruyan sürdürülebilir bir diyalogdur. Yemen’deki taraflar, diyaloğa öncelik vermeli ve müzakere yoluyla siyasi bir çözüme yönelik BM öncülüğündeki çabalara yapıcı bir şekilde katılmalıdır.” değerlendirmesinde bulundu.
Suudi Arabistan temsilcisinin konuşması
Suudi Arabistan’ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Abdülaziz el-Vasıl, Husilerin saldırılarının bölgesel sınırları aştığını belirterek, ülkesinin güvenliğini korumak için her türlü tedbiri alma hakkını saklı tuttuklarını söyledi.
Vasıl, BM Güvenlik Konseyi’nin acil oturumunda yaptığı konuşmada, Kızıldeniz ve Babülmendeb Boğazı’ndaki seyrüsefer güvenliğine yönelik tehditlerin küresel ticareti, dünya ekonomisini ve tedarik zincirlerini olumsuz etkilediğini vurguladı.
Ensarullah’ın Suudi Arabistan’daki sivil altyapıları da doğrudan hedef aldığını iddia eden Vasıl, 8 Eylül’de Abha ve Hamis Muşayt’a düzenlenen saldırılarda kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu çok sayıda sivilin yaralandığını, 17 Eylül’de ise Taif, Hamis Muşayt ve Abha’yı hedef alan yeni saldırılarda 13 sivilin yaralandığını ve evlerin zarar gördüğünü anlattı.
Vasıl, Husi milislerinin saldırılarının küresel ekonomiyi şantaj altına almayı hedeflediğini ve küresel tedarik zincirlerini bozduğunu vurgulayarak, “Yaklaşımımız barıştan yana olsa da ulusal güvenliğimizi, toprak bütünlüğümüzü, vatandaşlarımızı ve varlıklarımızı koruma kararlılığımız tamdır. BM Şartı ve uluslararası hukuk uyarınca her türlü tedbiri alma hakkımızı saklı tutuyoruz.” ifadelerini kullandı.
BM’nin Yemen halkının beklentilerini karşılayacak kapsamlı ve sürdürülebilir bir çözümün yolunu açma çabalarını desteklemeye hazır olduklarını aktaran Vasıl, bölgenin güvenliğini ve seyrüsefer emniyetini korumak amacıyla uluslararası toplumla çalışmaya devam edecekleri mesajını verdi.
Vasıl, Suudi Arabistan’ın bölgesel barış ve istikrara olan bağlılığını yineleyerek, “Yemen Cumhuriyeti’nin birliğini, egemenliğini, bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü destekleyen sarsılmaz tutumumuzu yineliyoruz.” ifadesini kullandı.
Rusya temsilcisinin konuşması
Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Vasili Nebenzya da Rusya’nın sivil gemilere yönelik saldırıları kınadığını belirtti. Nebenzya, “Kızıldeniz ve Babülmendeb Boğazı’ndaki seyrüsefer sorunu, Yemen’in kendi içindeki gelişmelerden ayrı değerlendirilemez.” ifadesini kullanarak, Yemen’de ve çevresinde mümkün olan en kısa sürede gerilimin azaltılması çağrısında bulundu.













Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *