Barrack’ın yeniden atanması neye işaret ediyor?

Barrack’ın yeniden atanması neye işaret ediyor?

Barrack’ın görev süresinin Trump tarafından uzatılması, mevcut ABD yönetiminin Suriye politikasında devamlılığa işaret ediyor. Barrack Ankara’da büyükelçilik yanında Suriye ve Irak temsilciliklerini de birlikte yürütecek.

​​​​Cincinnati Üniversitesinden Bekir İlhan, Tom Barrack’ın Suriye ve Irak’taki görevlerinin Trump yönetiminin bölgesel yaklaşımı açısından ne ifade ettiğini AA Analiz için şöyle ele aldı:

***

ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack aynı zamanda Suriye Özel Temsilciliği görevini de yürütüyordu. Barrack’ın Özel Temsilci olarak görev süresinin dolmasının ardından bu sürenin uzatılmadığına ilişkin iddialar gündeme geldi. Bu sırada ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Barrack’a teşekkür eden bir sosyal medya paylaşımında bulundu. Söz konusu paylaşımda özel temsilcilik görevinin devam edeceğine dair net bir ifade yoktu. Bu da Barrack’ın temsilci olarak görev süresinin uzatılmayacağı kanaatini pekiştirdi. Kısa bir süre sonra ABD Başkanı Donald Trump tarafından yapılan sosyal medya duyurusuyla resim netleşti. Trump, Barrack’ın Suriye Özel Temsilciliğinin yanı sıra Irak Özel Temsilciliği görevini de sürdüreceğini ilan etti.

Ne var ki ilk etaptaki bu kısa süreli belirsizlik, çeşitli spekülasyonlara yol açtı. Öncelikle ABD’de uzun süredir özellikle Suriye konusunda Trump yönetiminin çizgisinden hoşnut olmayan çevreler Barrack’ın görev süresinin uzatılmadığı iddiasını olumlu karşıladılar. Fakat Barrack bu tarz tepkilere yabancı bir isim değil, öyle ki mevcut görevlerine geldiğinden beri zaman zaman İsrail, Rum ve Ermeni lobisine yakın çevrelerin hedefinde oldu. Kendisine yönelik negatif kampanyalar her fırsatta yapıldı. Bunun en net gözlemlendiği alan sosyal medya oldu. Nitekim görev süresine ilişkin iddialar da sosyal medyada dolaşıma sokuldu.

Tom Barrack, Trump yönetimi ve Suriye politikası

Özellikle Suriye’de devrim sonrası dönemde Trump yönetiminin yeni Suriye yönetimine yaklaşımı, Suriye’nin toprak bütünlüğüne bakışı ve Suriye’deki Amerikan askeri varlığı gibi hususlarda Obama ve Biden çizgisinden ayrışıyor.

Barrack da bu hususlarda doğal olarak yönetimin politikaları ekseninde ve bu politikaları kolaylaştırıcı şekilde hareket ediyor.

Bunda kendisinin bir kariyer diplomatı olmaması ve bir iş adamı olarak Trump’la geçmişe dayanan dostluğu da önemli bir faktör. Özellikle siyasi iradeyle daha uyumlu bir profilin sahada olması alınan dış politika kararlarının gerekliliklerinin yerine getirilmesi noktasında oldukça önemli. Birebir aynı ünvanla olmasa da aynı sorumluluk alanında önceki dönemlerde görev üstlenen Brett McGurk gibi bir isimle kıyaslandığında Tom Barrack’ın tutumu farklılık gösteriyor. Bu noktada Türk-Amerikan ilişkilerinde Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki lider diplomasisi bağlamında şekillenen yeni dönemde şu ana kadar daha yapıcı bir rolde olduğu söylenebilir.

ABD dış politikasında kariyer diplomatları ve siyasi atamalar

ABD Dışişleri geleneğinde kariyer diplomatı olmayan kişilerin atanma örnekleri var. Bu kişiler siyasi atanmışlar (political appointees) olarak anılıyor. Başkanların çeşitli ülke ve kurumlara yaptığı üst düzey atamaların genelde üçte biri kadar kısmı siyasi atama olmuştur. Dahası bu atamaların ABD için siyasi ve ekonomik anlamda önemli ülkelere yapılması da nadir bir durum değildir.

Bu tip atamaların en önemli avantajı, başkanla doğrudan ve hızlı iletişim şansının daha fazla olması gösterilebilir. Bu noktada hem Beyaz Saray’dan sahaya hem de sahadan Beyaz Saray’a giden enformasyon akışı daha az bürokratik filtreden geçmiş oluyor. Bu da siyaset yapımı ve uygulama aşamasında koordinasyonu oldukça kolaylaştıran bir husus. Yine söz konusu şahısların başkanla olan münasebetlerinden kaynaklanan güven faktörü de bu durumu güçlendiren başka bir unsur.

Diğer taraftan kariyer diplomatlarının da kurumsal tecrübe ve saha bilgisi gibi konularda avantajları olabilir. Ama bu avantajların yanı sıra bürokratik ezberlere meyilli de olabiliyorlar. Bu da onları kurumsal teamülleri aşmada isteksiz davranmalarına sebep olabiliyor. Bu noktada kurumsal kültür adı altında yerleşik inanç ve politikaları sürdürebiliyorlar.

Her iki atama tipinin çeşitli avantaj ve dezavantajları olduğu görülebiliyor. Yine de tüm bunları bireysel düzlemde ve günlük siyaset rutini içinde değerlendirmek lazım. Günün sonunda esas olan dış politikayı belirleyen siyasi iradedir. Büyükelçiler belirli kişiler olduğu için politikalar buna göre şekillenmiyor. Aslında politikalar belirli bir yönde şekillendiği için büyükelçiler buna uyumlu şekilde atanıyor. Yani aşağıdan yukarıya değil yukarıdan aşağıya doğru şekillenen bir irade tesisi mevcut.

Bu bağlamda değerlendirildiğinde Barrack’ın görev süresinin Trump tarafından uzatılması mevcut ABD yönetiminin Suriye politikasında devamlılığa işaret ediyor. Suriye’nin yanı sıra Irak Özel Temsilciliği görevi de Trump’ın Barrack’a yönelik desteğinin bir başka tezahürü olduğu söylenebilir. Yine Trump’ın tüm dezenformasyon teşebbüslerine rağmen bunu sosyal medya hesabından bizatihi duyurması Barrack’a yönelik tepkilere rağmen arkasında durduğunun bir göstergesi hatta bilinçli bir mesajı olarak da okunabilir.

Bu durum önümüzdeki dönem Barrack’ın da atacağı adımlar konusunda siyasi olarak daha güvende hissetmesini sağlayabilir. Başkan tarafından kendisine verilen siyasi kredinin yenilenmesi çeşitli çevrelerce üzerinde kurulmaya çalışılan baskıyı hafifletmese de bunları daha rahat göğüsleyebileceği bir ortam sunacaktır. Neticede başkan tarafından yenilenen bir siyasi sermaye ve meşruiyet zemininde hareket ediyor olacak.

Sonuç olarak Barrack özellikle Suriye Özel Temsilciği görevindeyken ABD içinde Suriye politikasından rahatsız çevrelerin hedefinde olmuştu. Kendisi bu süre zarfında Suriye konusunda değişen siyasi iradenin sahaya daha etkili yansıması noktasında Trump’la uyumlu hareket etmişti. Zaten Trump’ın oldukça çetrefilli bir bölgede Suriye dosyasını kendisine havale etmesi ona duyduğu güveni gösteriyordu. Yine Türkiye gibi önemli bir ülkede büyükelçilik görevine atanması da bu çerçevede okunabilir. Görev süresinin uzatılması ve bunun doğrudan Trump tarafından duyurulması da bu destek ve güvenin tüm baskılara rağmen hala sürdüğünün göstergesi.

Paylaş :

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *