Gezi Parkı olaylarına ilişkin yargılandığı davada, menajer Ayşe Barım’ın, “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs etme” suçlaması ile ağırlaştırılmış müebbet hapis talep edildi. 11 Şubat’ta yapılan duruşmada 12 yıl 6 ay hapse çarptırıldı.
İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesinde 11 Şubat 2026’daki duruşmaya tutuksuz sanık Ayşe Barım ve avukatları katıldı.
Davanın esasına ilişkin savunmasını yapan Barım, Ocak 2025’ten beri, daha önce yaşamadığı bir sürecin içinde olduğunu söyledi. Barım, birlikte çalıştığı oyuncuları Gezi Parkı’na yönlendirmediğini, sadece işiyle ilgilendiğini ifade etti.
Sağlık durumunu gözeterek tahliyesine karar veren mahkeme heyetine teşekkür eden Barım, “Bundan sonra sıradaki ameliyatlarıma hazırlanıyorum. Tüm tanık ifadeleri lehimeyken dosyada somut delil yokken ağır şekilde cezalandırılmam istenmiş. Ben suçsuzum avukatlarım zaten gerekli açıklamaları yapacaklardır. Sadece işiyle ilgilenen bir kadınım. Hakkımda beraat verilerek, her şeyden uzak sağlık sorunlarımla ilgilenecek bir hayat istiyorum.” dedi.
Barım’ın avukatlarından Sedat Özyurt ise HTS ve tape kaydı ayrıntıları ile sanatçıların Gezi Parkı’na katılımı gibi delillerin “cebir ve şiddet uygulamak suretiyle hükümeti devirmeye teşebbüs” suçunda iradi birliktelik unsuru göstermediğini savundu.
Barım’ın, Çiğdem Mater Utku ve diğer hükümlülerle birlikte hareket ettiğini gösteren delil olmadığını da öne süren avukat Özyurt, müvekkili hakkında beraat kararı verilmesini istedi.
Sanık avukatlarından Deniz Ketenci de müvekkilinin üzerine atılı suçun doğrudan ya da dolaylı delili olmadığını, suçlamaların Sedat Gül isimli ihbarcının çeşitli sosyal medya hesaplarına gönderdiği Barım hakkındaki iddialara dayandığını ileri sürdü.
İhbarcının mahkemede yalan söylediğini ve iddialarının KOM tarafından araştırılmaya değer görülmediğini öne süren avukat Ketenci, müvekkili hakkında beraat kararı verilmesini talep etti.
Mahkeme başkanı, davanın karara bağlanacağını bildirerek, Barım’a son sözünü sordu.
Barım son sözünde, “Avukatlarıma katılıyorum, beraatimi talep ediyorum.” dedi.
Karar
Mahkeme heyeti, Barım’ın “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasına karar verdi.
Ayşe Barım’ın, suçu “yardım eden” sıfatıyla işlediğine karar vererek cezayı 15 yıla indiren heyet, Barım’ın sabıkasız kişiliği ile yargılama sürecindeki tutum ve davranışlarını göz önüne alarak hapis cezasını oy birliğiyle 12 yıl 6 aya indirdi.
Heyet, Barım hakkında “yurt dışına çıkış yasağı” şeklindeki adli kontrol tedbirinin mevcut delil durumu, sanığın rahatsızlığı ve devam eden tedavi süreci ile buna ilişkin dosyaya sunulan evraklar ve Adli Tıp Kurumu raporu doğrultusunda devamına karar verdi.
Kararda ayrıca, sanık ve avukatlarının 2 hafta içinde itiraz hakkının bulunduğu bildirildi.
Ayşe Barım, duruşmada kararın okunmasının ardından ağladı.
Ağırlaştırılmış müebbet talep edildi
Barım’ın yargılandığı İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nin duruşma savcısı esas hakkındaki mütalaasını celse arasında dosyaya sundu.
Mütalaada, Gezi Parkı eylemlerinin bir organizasyon dahilinde, sistemli ve planlı olarak yürütüldüğü, sanık Barım’ın da bu süreçte kitleleri peşinden sürükleme potansiyeli yüksek olan halkın sempati duyduğu oyuncular adına sosyal medyada ve sahada irade göstererek planlama, organizasyon ve yönlendirme yönünde faaliyet gösterdiği ifade edildi.
Barım’ın önceye ilişkin hiçbir iletişim kaydının bulunmadığı Gezi Parkı ana aktörleriyle, eylemlerin hazırlık ve başlangıcı sürecinde sık sık ve sistemli olarak irtibat kurduğu belirtilen mütalaada, ilk kez Gezi Parkı eylemleri sürecinde yapılan bu görüşmelerin hayatın olağan akışı içerisinde tesadüfi görüşmeler olarak değerlendirilemeyeceği vurgulandı.
Mütalaada, eylemlerin görünürde demokratik hak ve masum protesto gösterileri şeklinde lanse edilmesine rağmen, asıl amacın, yurt genelinde kaos ve kargaşa ortamı meydana getirilmesi ve bu şekilde ‘Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmanın’ amaçlandığı kaydedildi.
Barım’ın şirketine bağlı sanatçılarla sosyal medya hesapları üzerinden Gezi kalkışmasının başından itibaren gösterilerin temel olarak örgütlendiği alan olan X’te “occupyturkey “ve “DirenGeziParkı” isimli etiketleri sistemsel olarak paylaştığı aktarıldı.
Barım’ın böylece sanatçılar camiası adına aktif rol üstlenerek sürecin yayılması kapsamında yönlendirme faaliyetlerinde bulunduğu, iletişim kayıtlarıyla uyumlu olarak sahibi olduğu menajerlik şirketine bağlı sanatçılarla organize bir şekilde Gezi Parkı’nda buluştuğu ifade edilen mütalaada, bu kişilerden bir kısmının bildiri okuduğunun anlaşıldığı, sanığın süreci destekleyerek yayılmasını sağladığı belirtildi.
Mütalaada, Barım hakkında, “Şirketine bağlı sanatçılar aracılığı ile eylem çağrıları yaparak şiddet olaylarının tırmanmasına zemin hazırladığı, Gezi Parkı olaylarının sanatçılar hareketinde planlama, organizasyon, yönlendirmesi için de kendisine bağlı oyuncuları etkin bir şekilde sahaya yönlendirdiği, ID İletişim Danışmanlık AŞ’ye ait kurumsal sosyal medya hesaplarını, şirketine bağlı sanatçılarının sosyal medya hesaplarını ve eylemlere katılan sanatçıları sahada koordine ederek oluşan bu karmaşada sahada her daim terör eylemi gerçekleştirmeye hazır PKK/KCK, DHKP-C, TKP/ML-TİKKO ve MLKP gibi yasa dışı silahlı terör örgütleri ile marjinal grupların bu faaliyetlerine uygun ortam sağlanması ve toplumun kaos ortamına sokulması suretiyle ‘Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme’ suçuna iştirak ettiği” değerlendirmesi yapıldı.
Gezi Parkı ana davasının sanıklarından firari sanık Mehmet Ali Alabora ve hükümlü Çiğdem Mater Utku ile doğrudan irtibatlı olan sanık Barım’ın irade gösteren, danışılan ve onayı alınan kişi olarak tespit edildiği mütalaada anlatıldı.
Mütalaada, Barım’ın kendi şirketine bağlı toplumda tanınan sanatçı ve oyuncuları eylemlere yönlendirerek bu kişilerin toplumda tanınırlığını ve etki gücünü de kullanarak daha fazla kitleselleşmeyi amaçladığı belirtildi.
Söz konusu sanatçı ve oyuncuların alınan ifadelerinde kendi iradeleriyle eylemlere katıldıklarını beyan etseler de sanıkla eylemlerin başladığı döneme dair yoğun irtibatlarının bulunmasının hayatın olağan akışına uygun olarak açıklanamayacağı mütalaada yer aldı.
Gezi Parkı eylemlerinin gerçekleştirilmesindeki organizasyonda baş aktör olan ve bu eylemleri finanse eden hükümlü Mehmet Osman Kavala’nın yanı sıra firari sanık Mehmet Ali Alabora ve hükümlü Çiğdem Mater Utku ile irtibatlı olarak birlikte hareket eden Barım’ın sanatçılar camiası adına sahada aktif planlama, organizasyon ve eylem yönlendirmelerinin, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 2023’teki kararı da gözetilerek “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs etme” suçunu oluşturduğu ifade edildi.
Mütalaada, Barım’ın, “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs etme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması istendi.
İddianameden
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 171 sayfalık iddianamede, Gezi Parkı süreci ile eylemlerin planlanması ve organize edilmesinde sorumlu bulunan sanıklar anımsatılıyor.
HTS kayıtlarının yer aldığı iddianamede, sanık Barım’ın, Gezi Parkı ana davasının ana aktörlerinden Memet Ali Alabora, Çiğdem Mater ve Osman Kavala’yla Gezi Parkı eylemleri süreci ve devamında irtibatlı olduğu belirtiliyor.
İddianamede, Barım’ın Alabora’yla olan konuşmalarıyla ilgili, “HTS incelemelerinde sanık Ayşe Barım’ın Gezi davası sanıklarından Memet Ali Alabora ile Gezi Parkı eylemlerinin başlangıç tarihi olan 30 Mayıs 2013’te ilk irtibatı kurduğu, son irtibatının da 19 Haziran 2013 olduğu ve Gezi Parkı olayları süreci dışında Alabora ile irtibat kurmadığı”na ilişkin tespitlere yer veriliyor.
Barım’ın, sahibi olduğu ID İletişim Danışmanlık Anonim Şirketine bağlı sanatçılarla birlikte sosyal medya hesapları üzerinden Gezi kalkışmasının başından itibaren gösterilerin temel olarak örgütlendiği alan olan X’te “occupyturkey “ve “DirenGeziParkı” isimli etiketleri sistemsel olarak paylaştıkları da iddianamede yer alıyor.
‘Sanatçı camiası’
İddianamede, Gezi Parkı eylemlerinin aktif şekilde başlangıç günü olarak kabul gören 27 Mayıs 2013 itibarıyla alınan HTS kayıtları doğrultusunda, “Sanık Ayşe Barım’ın ID İletişim Danışmanlık şirketine bağlı sanatçıları Gezi Parkı eylemleri sırasında sık sık arayarak Gezi Parkı’na sistemli bir şekilde toplamak suretiyle bir plan ve organizasyon dahilinde yürütülen kalkışma hareketinin başlamasına tüm ülke sathında sanatçılar camiası adına aktif rol üstlenerek sürecin yayılarak derinleştirilmesi kapsamında yönlendirme faaliyetlerinin bulunduğu”na ilişkin değerlendirmeye yer veriliyor.
Gezi Parkı olaylarının toplum refleksiyle bir anda oluştuğuna dair basın-yayın organları ve sosyal medyada kanaat oluşturulmaya çalışıldığı belirtilen iddianamede, olayı başlatan ve yayılmasında rol oynayan Barım’a ait ID İletişim Danışmanlık şirketine bağlı sanatçıların ve kurumsal hesabın, sürece ilişkin etkili olarak seçilen slogan ve imgeleri eylemin ilk gününden itibaren meydanlarda ve sosyal medyada paylaştığı, kitlesel yayılım sağlamak amacıyla organize şekilde hareket edildiği aktarılıyor.
İddianamede, bu itibarla sorumluluğu kabul edilen Barım’ın, Gezi Parkı olaylarında planlama ve organizasyon çerçevesinde kendisine bağlı oyuncuları etkin şekilde sahaya yönlendirerek yardım eden konumunda bulunduğu kaydediliyor.
Barım’ın önceye ilişkin hiçbir irtibatı olmamasına karşın ilk kez Alabora ile Gezi Parkı döneminde 3, Kavala ile 39, Mater ile 14 kez görüşme gerçekleştirdiği iddianamede yer alıyor.
İddianamede, tutuklu sanık Barım’ın “cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüse yardım etme” suçundan 22 yıl 6 aydan 30 yıla kadar hapisle cezalandırılması istenmişti.













Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *