Siyonist rejimin, Hamas’a karşı koymak iddiasıyla Gazze Şeridi’nde faaliyet gösteren karşıt silahlı milisleri gizlice para, silah ve saha korumasıyla desteklediğini belirten İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth, bu stratejinin etkisine dair şüphelerini dile getirdi. İsrail’in işgal ettiği bölgelerde faaliyet gösteren milislerin görevleri arasında, İsrail askerlerine yönelik risklere karşı Filistinlileri gözaltına almak da var.
Gazete, yabancı kaynaklardan gelen haberlere göre İsrail’in milislere tüfek ve mühimmatın yanı sıra yakıt, yiyecek, araç ve diğer malzemeler gibi lojistik yardım sağladığını belirtti.
Rapora göre, bu destek milislerin İsrail birliklerinin konuşlandığı bölgelere yakın alanlarda faaliyet göstermesine ve İsrail kontrolündeki bölgelerin yakınlarında mevzilenmelerine olanak sağlamıştır. Desteğin maliyetinin on milyonlarca şekel olduğu tahmin ediliyor ve bu tutar İsrail ordusunun bütçesinden karşılanıyor.
Milis güçlerinin, İsrail’in 10 Ekim ateşkes anlaşması uyarınca Gazze topraklarının %53’ünden fazlasını kontrol etmeye devam ettiği, İsrail askeri varlığının bulunduğu bölgelerde faaliyet gösterdiği bildiriliyor.
Yedioth Ahronoth gazetesine göre, bu gruplar resmi komuta yapılarının dışında ve İsrail ordusunun veya Şin Bet güvenlik teşkilatının doğrudan gözetimi dışında faaliyet gösteriyor ve dar kapsamlı taktiksel roller için görevlendiriliyor.
Raporda, bu görevlerin İsrail mevzilerinin yakınındaki tünellerde veya moloz yığınları arasında Hamas militanlarını aramanın yanı sıra İsrail askerlerine yönelik riskleri azaltmak amacıyla gözaltı işlemlerini gerçekleştirmeyi de içerdiği belirtildi.
Gazete, Yasser Ebu Şebab’ın öldürülmesinden önce liderliğini yaptığı milislerin, Hamas’a karşı güven ve meydan okuma sinyali vermeyi amaçlayan videolar yayınlayarak bu kadar açık bir şekilde faaliyet gösteren tek grup olduğunu belirtti.
Hamas’ın yerini alabilirler mi?
Raporda, bu politikanın İsrail içinde eleştirilere yol açtığı ve milislerin Hamas’a veya silahlı kanadına gerçek bir meydan okuma oluşturacak örgütsel kapasiteye veya halk desteğine sahip olmadığı yönünde değerlendirmeler yapıldığı belirtildi.
Sonuç olarak, gazetenin alıntı yaptığı analistler, bu grupların Hamas’ın yerini almasının olası olmadığını, çünkü Hamas’ın ateşkes döneminde etkisini yeniden kazandığını ve kontrolü sıkılaştırdığını söyledi.
Raporda, “Merkezi bir liderlik veya tutarlı bir yapının yokluğunda, değerlendirmeler milislerin Hamas’ı yerinden etme şansının sınırlı kaldığını gösteriyor” denildi.
Falanjistlere de destek verilmişti
Gazete ayrıca, İsrail’in 1980’lerde Lübnan’daki müttefik milislere olan bağımlılığına da değinerek, Sabra ve Şatilla katliamının mirasının kamuoyu ve uluslararası algıları şekillendirmeye devam ettiğini belirtti.
Açıklamada, İsrail destekli milislerin ilk Lübnan savaşı sırasında Filistinlilere karşı kitlesel katliamlar gerçekleştirdiği ve bunun da uluslararası alanda geniş çaplı kınamalara ve İsrail ile ordusuna yönelik suçlamalara yol açtığı hatırlatıldı.
Sabra ve Şatilla katliamı, 16 Eylül 1982’de, İsrail’in Lübnan’ı işgalinin ardından İsrail güçleri tarafından desteklenen Lübnan milislerinin (Falanjistler) Beyrut’un batısındaki Sabra ve Şatilla Filistinli mülteci kamplarına girmesiyle gerçekleşti.
Çoğunluğu Filistinli olmak üzere kadınlar, çocuklar ve yaşlılar da dahil 2.000 ila 3.500 sivil, üç gün içinde hunharca katledildi.













Leave a Comment
Your email address will not be published. Required fields are marked with *